İnsanları tanımak için bazen uzun hikâyelere ihtiyaç yoktur.
Bir hareket yeter.
Bir alışkanlık.
Bir cümle.
Ya da insanın kendisinden bile gizleyemediği küçük bir saplantı…
Elias Canetti, Kulakmisafiri: Elli Karakter’de insan denen tuhaf varlığı elli ayrı karakter tipi üzerinden gözlemliyor.
Bunlar bildiğimiz anlamda öykü kahramanları değildir.
Canetti onlara isimler verir, belirgin özelliklerini büyütür ve birkaç sayfa içinde bütün bir insan tipini karşımıza çıkarır. Malmülkçü, Gözyaşıbağımlısı, Atıptutan, Hileavcısı gibi tuhaf adların arkasında, ilk bakışta abartılı görünen ama biraz düşününce günlük hayatta karşılaştığımız insanlara şaşırtıcı derecede benzeyen kişilikler belirir.
Kimi yalnızca konuşmak ister.
Kimi dinler ama hiçbir şeyi unutmaz.
Kimi acılardan beslenir.
Kimi sahip olduklarıyla kendisini tanımlar.
Kimi hayatını başkalarının açıklarını aramakla geçirir.
Canetti, bu karakterleri psikolojik ya da sosyolojik açıklamalara boğmaz. Kısa, keskin ve zaman zaman gerçeküstü tasvirlerle onların en belirgin özelliklerini ortaya çıkarır. Alman yayıncısı Fischer de eserin gücünü, Canetti’nin psikoloji ve sosyoloji terminolojisine başvurmadan, kısa ve yer yer sürreal imgelerle unutulmaz karakterler yaratmasında görür.
Ortaya çıkan tablo hem komik hem rahatsız edicidir.
Çünkü okur bir süre sonra yalnızca başkalarını görmez.
Kendisinden de parçalar bulmaya başlar.
Bir karakter tanıdık gelir.
Bir başkası yıllardır görüştüğümüz birini hatırlatır.
Sonra bir tanesi çıkar ve insan ister istemez kendisine dönüp bakar.
Kulakmisafiri: Elli Karakter, insan davranışlarının küçük tuhaflıklarından yola çıkarak kibri, açgözlülüğü, korkuyu, gösterişi, takıntıyı ve güç arzusunu ince bir mizah ve keskin bir gözlemle ortaya koyan sıra dışı bir eser. Sel Yayıncılık da kitabı, gerçeküstü imgelerle örülü ve insanın aşina olduğu tuhaflıkları elli ayrı portrede sergileyen bir karakterler geçidi olarak tanımlıyor.
Canetti insanları yargılamak için karşısına dizmez.
Onları biraz büyütür.
Biraz çarpıtır.
Sonra aynayı bize doğru çevirir.
Ve insan, elli farklı karakteri okurken belki de en rahatsız edici soruyla karşılaşır:
Bunlardan hangisi bana benziyor?
- Çevirmen
- Anıl Alacaoğlu