Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
18 Gösterim

Peter Kien için dünya kitaplardan ibarettir.

İnsanlar değişkendir, gürültülüdür ve güvenilmezdir. Kitaplar ise düzenlidir. Sessizdir. İnsanlardan hiçbir şey istemezler.

Bu yüzden Kien, hayatını binlerce kitabın arasında, dış dünyayla mümkün olduğunca az temas ederek geçirir. Bilgi onun için yalnızca bir uğraş değil, insanlardan korunmasını sağlayan bir duvardır.

Ta ki evindeki düzen değişene kadar.

Yıllardır yanında çalışan Therese, Kien’in kitaplara karşı zaafını çok iyi bilir. Kien ise onun kitaplara gösterdiğini düşündüğü özeni yanlış yorumlayarak hayatının belki de en büyük hatasını yapar:

Onunla evlenir.

Böylece yıllardır kapısının dışında tuttuğu dünya, kendi evinin içine girer.

Kien’in kusursuz sandığı düzen kısa sürede parçalanmaya başlar. Para, sahip olma arzusu, kıskançlık ve güç mücadelesi; kitapların arasındaki sessiz hayatı giderek grotesk bir çatışmaya dönüştürür.

Kien gerçeklikle karşılaştıkça ona uyum sağlamak yerine kendi zihninin içine daha fazla çekilir.

Dışarıdaki dünya ise ondan daha akılcı değildir.

Karşılaştığı insanlar başka tutkuların esiridir. Para, iktidar, cinsellik, şiddet, ün ya da hayaller… Her biri kendi küçük dünyasının içine kapanmış, karşısındaki insanı gerçekten göremez hâle gelmiştir.

Canetti böylece yalnızca bir adamın zihinsel çözülüşünü anlatmaz.
Herkesin başka bir biçimde kör olduğu bir dünya kurar.
Kien bilginin içinde körleşir.
Therese sahip olma arzusunun içinde.

Başkaları kendi tutkularının, korkularının ve saplantılarının içinde…

İnsanlar aynı sokaklarda yaşar, birbirleriyle konuşur, kavga eder, pazarlık yapar; fakat neredeyse hiçbiri karşısındakini gerçekten anlamaz.

Körleşme, bilgi ile bilgelik arasındaki farkı, insanın kendisini gerçeklikten soyutlamasının sonuçlarını ve zihnin kendi kurduğu dünyaya nasıl hapsolabileceğini sert, karanlık ve yer yer grotesk bir anlatıyla ele alan bir roman.

Canetti’nin dünyasında çok şey bilmek, gerçeği görmek anlamına gelmez.

Bazen insan gözlerini dünyaya kapatmak için karanlığa ihtiyaç duymaz.
Binlerce kitabın ortasında da körleşebilir.
Çünkü en aşılması güç duvarlar taşlardan değil…
insanın kesinlikle doğru olduğuna inandığı düşüncelerden yapılır.