Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
9 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 19-09-1911
Doğum yeri Newquay
Ölüm tarihi 19-06-1993

William Gerald Golding, 19 Eylül 1911’de İngiltere’nin Cornwall bölgesindeki Newquay’de, anneannesinin evinde doğdu. Babası Alec Golding bilim öğretmeni ve eğitimci, annesi Mildred Golding ise kadınların oy hakkını savunan bir toplumsal hareket destekçisiydi. Jose adlı bir ağabeyi vardı.

Golding’in ailesi doğumundan kısa süre sonra Wiltshire’daki Marlborough kasabasına yerleşti. Babası Marlborough Grammar School’da ders veriyor, aile okulun ve bir mezarlığın yakınındaki 29 The Green adlı evde yaşıyordu. Evin mahzenleri, çevredeki mezarlar ve kasabanın tarihsel atmosferi Golding’in çocukluk hayal dünyasında kalıcı izler bıraktı.

Marlborough Grammar School’da öğrenim gördü. Bilimsel düşünceye önem veren babasının etkisiyle başlangıçta doğa bilimlerine yönlendirildi; buna karşılık edebiyat, dil, tarih, mitoloji ve müzikle de yakından ilgilendi.

1930’da Oxford Üniversitesine bağlı Brasenose College’a girdi. İlk iki yıl doğa bilimleri okudu; ancak bu alanı kendi eğilimlerinden çok babasının beklentisi nedeniyle seçtiğini düşünerek 1932’de İngiliz dili ve edebiyatına geçti.

Oxford yıllarında Anglo-Sakson edebiyatına, Eski İngilizceye, Antik Yunan kültürüne ve klasik metinlere ilgi duydu. Bilim ile edebiyat arasındaki bu erken geçiş, sonraki romanlarında maddi dünya ile ruhsal deneyim, akıl ile mit ve tarih ile hayal arasındaki ilişkileri araştırmasına zemin hazırladı.

1934’te Oxford’dan mezun oldu. Aynı yıl ilk kitabı olan Poems, Macmillan tarafından yayımlandı. Bu şiir kitabı geniş bir edebî etki yaratmasa da Golding’in kitap hâlindeki ilk yayını oldu.

Üniversiteden sonra oyunculuk, tiyatro yazarlığı ve müzik alanlarında çalışmayı denedi. Küçük tiyatro topluluklarında yazar, oyuncu ve yapımcı olarak görev aldı; ancak geçimini kalıcı biçimde bu alanlardan sağlayamadı.

1937’de Londra’nın güneyindeki bir Steiner okulunda öğretmenliğe başladı. Bir yıl sonra Maidstone Grammar School’da görev aldı. Derslerin yanında okulun müzik ve tiyatro etkinliklerine katıldı ve Julius Caesar gibi oyunların sahnelenmesine katkıda bulundu.

Golding, Ann Brookfield ile Eylül 1939’da evlendi. Ann Golding, yaşamı boyunca onun ilk okurlarından, eleştirmenlerinden ve başlıca destekçilerinden biri oldu. Çiftin David ve Judy adlı iki çocuğu dünyaya geldi.

İkinci Dünya Savaşı başladıktan sonra Golding 1940’ta Kraliyet Donanmasına katıldı. Başlangıçta sıradan denizci olarak görev yaptı; daha sonra subaylığa yükseldi ve savaşın farklı cephelerinde bulundu.

Bismarck zırhlısına karşı yürütülen deniz harekâtına, denizaltı ve uçaklara karşı operasyonlara, Normandiya Çıkarması’na ve Walcheren harekâtına katıldı. Bir dönem askerî silah araştırmaları yürüten bir kuruluşta da görev yaptı.

Savaş deneyimi, insanın eğitim ve uygarlık görüntüsü altında şiddete ne kadar hızlı yönelebileceği hakkındaki düşüncelerini derinden etkiledi. Golding daha sonra savaşta insanların birbirlerine yapabileceklerinin sözle anlatılamayacak ölçüde ağır olduğunu gördüğünü belirtti.

1945’te donanmadan ayrıldı ve Salisbury’deki Bishop Wordsworth’s School’da öğretmenliğe döndü. Erkek öğrencilerle çalışması, çocuk gruplarındaki rekabeti, korkuyu, dostluğu, otorite arayışını ve güç ilişkilerini yakından gözlemlemesini sağladı.

1952 ve 1953 yıllarında daha sonra Lord of the Flies adını alacak roman üzerinde çalıştı. İlk başta Strangers from Within adını taşıyan dosya çok sayıda yayınevi tarafından reddedildi.

Faber and Faber’ın genç editörü Charles Monteith, yayınevinin ilk değerlendirmesinde reddedilen dosyayı yeniden ele aldı. Golding’in kapsamlı değişiklikleri ve Monteith’in editoryal yönlendirmesinin ardından roman Lord of the Flies adıyla Eylül 1954’te yayımlandı.

Türkçede Sineklerin Tanrısı adıyla tanınan roman, savaş sırasında ıssız bir adaya düşen İngiliz okul çocuklarının kendi toplumsal düzenlerini kurma girişimini anlatır. Ralph, Piggy, Simon ve Jack çevresinde gelişen olaylar; yönetim, korku, şiddet, topluluk, kurbanlaştırma ve uygarlığın kırılganlığı üzerine yoğunlaşır.

Roman, R. M. Ballantyne’ın Mercan Adası gibi çocukların ıssız bir adada İngiliz uygarlığının başarılı bir örneğini kurduğu macera anlatılarını tersine çevirdi. Golding, yetişkin denetiminden uzak kalan çocukların kendiliğinden uyumlu ve adil bir toplum oluşturacağı düşüncesini sorguladı.

Deniz kabuğu ortak konuşma ve yönetim düzenini, Piggy’nin gözlüğü bilgi ve teknolojiyi, ateş kurtuluş umuduyla yıkıcı gücü, canavar korkunun toplumsal biçimini temsil etti. “Sineklerin Tanrısı” olarak adlandırılan domuz başı ise çocukların dışarıda aradığı kötülüğün kendi içlerinde bulunduğunu Simon’a gösteren bir simgeye dönüştü.

Sineklerin Tanrısı başlangıçta olumlu eleştiriler almasına rağmen zaman içinde büyüyen bir okur kitlesine ulaştı. Roman farklı dillere çevrildi; sinema, tiyatro, radyo, televizyon, bale ve çizgi roman gibi çeşitli anlatı biçimlerine uyarlandı.

Golding’in ikinci romanı The Inheritors 1955’te yayımlandı. Roman, son Neandertal topluluklarından biriyle Homo sapiens üyeleri arasındaki karşılaşmayı büyük ölçüde Neandertallerin sınırlı algısı ve dil dünyası içinden anlattı.

The Inheritors, insan türünün tarihsel başarısını yalnızca ilerleme öyküsü biçiminde sunmadı. Yeni insan türünün teknik becerisi, soyut düşüncesi ve örgütlenme yeteneğiyle birlikte şiddet, aldatma ve tahakküm kapasitesini de görünür kıldı. Golding bu romanı kendi eserleri arasında özellikle önemsedi.

Pincher Martin 1956’da yayımlandı. İkinci Dünya Savaşı sırasında gemisi batırılan Christopher Martin’in Atlantik’teki bir kaya üzerinde yaşamını sürdürme mücadelesini anlatan eser, zamanla benliğin ölüm karşısındaki direnişini inceleyen psikolojik ve metafizik bir romana dönüştü.

The Brass Butterfly adlı oyunu 1958’de sahnelendi ve yayımlandı. Antik Roma’da geçen oyun, teknik buluşların siyasal iktidar tarafından nasıl karşılanabileceğini mizah, tarih ve düşünsel tartışma aracılığıyla ele aldı.

Free Fall 1959’da yayımlandı. Ressam Sammy Mountjoy’un çocukluğunu, aşklarını, siyasal bağlılıklarını, savaş deneyimini ve esaretini geriye dönüşlerle anlatan roman, insanın özgürlüğünü hangi anda ve hangi seçimlerle kaybettiği sorusuna yöneldi.

Golding 1961’de Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Hollins College’da misafir yazar olarak bulundu ve üniversitelerde konferanslar verdi. Yazarlığının uluslararası görünürlüğünün artması üzerine öğretmenlik görevinden ayrılarak çalışmalarını tam zamanlı sürdürmeye başladı.

The Spire 1964’te yayımlandı. Türkçede Kule adıyla da bilinen roman, Orta Çağ İngiltere’sinde bir katedralin temelsiz yapısı üzerine dev bir kule inşa ettirmek isteyen başrahip Jocelin’i merkezine aldı.

Jocelin, kendisini Tanrı tarafından seçilmiş bir kişi olarak görür ve yapının maddi sınırlarını, ustaların itirazlarını ve çevresindeki insanların zarar görmesini ikincil sayar. Roman böylece inanç, sanatsal yaratım, kibir, takıntı ve insan hayatı üzerinde kurulan otoriteyi birlikte inceledi.

The Hot Gates 1965’te yayımlandı ve Golding’in edebiyat, eğitim, savaş, toplum ve kendi yazarlığı üzerine denemelerini bir araya getirdi. Bu metinler, romanlarında örtük biçimde bulunan düşünsel sorunları kurgu dışı bir anlatımla ele aldı.

The Pyramid 1967’de yayımlandı. Marlborough’dan esinlenen Stilbourne adlı İngiliz kasabasında geçen üç parçalı roman; sınıf ayrımlarını, cinsel arzuyu, toplumsal saygınlığı, müziği ve insanların birbirlerine verdiği zararı daha gerçekçi bir anlatımla işledi.

The Scorpion God 1971’de yayımlandı. Üç uzun anlatıdan oluşan kitap; tarih öncesi bir topluluğu, Antik Mısır’ı ve Roma İmparatorluğu’nu farklı toplumsal düzenlerin, inançların ve iktidar yapılarının incelendiği kurmaca alanlara dönüştürdü.

1970’li yıllar Golding’in yazmakta güçlük çektiği, sağlık sorunları yaşadığı ve yayımlanabilir bir romanı tamamlamakta zorlandığı bir dönem oldu. 1971’den itibaren düşlerini, düşüncelerini, yazma sürecini ve kişisel krizlerini kaydettiği günlükler tutmaya başladı.

Darkness Visible 1979’da yayımlandı. Londra’nın savaş sırasındaki bombardımanında yanan bir alandan çıkan Matty ile ikiz kardeşler Sophy ve Toni’nin yaşamlarını birleştiren roman; iyilik, kötülük, kutsallık, terör, bedensel yara ve ruhsal karanlık üzerine çok katmanlı bir anlatı kurdu.

Darkness Visible, James Tait Black Memorial Prize’a değer görüldü. Eser, Golding’in uzun süren yaratıcı krizinin ardından roman yazarlığına güçlü dönüşünü temsil etti.

Rites of Passage 1980’de yayımlandı. Türkçede Geçiş Ayinleri adıyla bilinen eser, 19. yüzyılın başında İngiltere’den Avustralya’ya giden eski bir savaş gemisindeki sınıfsal ve ahlaki çatışmaları Edmund Talbot’un günlüğü aracılığıyla anlattı.

Geminin kapalı toplumsal yapısı içinde aristokratlar, subaylar, denizciler, göçmenler ve din adamları bir araya geldi. Rahip Colley’nin aşağılanması ve ölümü; sınıf, cinsellik, utanç, topluluk baskısı ve anlatıcının kendi önyargılarını görememesi üzerinden işlendi.

Rites of Passage, 1980 Booker Ödülü’nü kazandı. Golding daha sonra anlatıyı Close Quarters ve Fire Down Below romanlarıyla sürdürdü. Üç eser birlikte Deniz Üçlemesi olarak yayımlandı.

Close Quarters 1987’de, Fire Down Below ise 1989’da yayımlandı. Deniz yolculuğu boyunca gemideki fiziksel bozulma, sınıfsal ilişkiler, aşk, sömürgecilik ve Edmund Talbot’un ahlaki dönüşümü genişletildi.

Golding, 1983’te Nobel Edebiyat Ödülü’ne değer görüldü. İsveç Akademisi, gerçekçi anlatımın açıklığını mitin çeşitliliği ve evrenselliğiyle birleştirerek çağdaş dünyadaki insanlık durumunu aydınlatan romanlarını ödüllendirdi.

The Paper Men 1984’te yayımlandı. Roman, kendisini izleyen genç bir biyografi yazarıyla çatışan, alkolle ve kendi değersizlik duygusuyla mücadele eden yaşlı bir romancıyı anlattı. Eser, yazarlık, mahremiyet, eleştiri ve edebî şöhret üzerine kara mizahi bir kurgu oluşturdu.

A Moving Target adlı ikinci deneme kitabı ile An Egyptian Journal adlı gezi ve gözlem eseri, Golding’in roman dışındaki üretimini genişletti. An Egyptian Journal, Nil yolculuğunu tarih, gündelik yaşam, arkeoloji ve kişisel gözlemle birleştirdi.

Golding, edebiyata hizmetleri nedeniyle 1988’de Kraliçe II. Elizabeth tarafından şövalye ilan edildi. Aynı dönemde Cornwall’daki Tullimaar adlı eve yerleşerek eşi Ann ile yaşamını burada sürdürdü.

Son romanı The Double Tongue üzerinde 1993’te çalışmaya başladı. Türkçede Çatal Dil adıyla bilinen eser, Roma’nın Yunan dünyası üzerindeki hâkimiyetini genişlettiği dönemde Delphi’de yaşayan Arieka adlı kadının yaşamına odaklandı.

Sevilmediğini düşünen ve çevresi tarafından dışlanan Arieka, kendisinde kehanet yeteneği bulunduğuna inanılması üzerine Delphi’ye götürülür. Apollon’un sözcüsü sayılan Pythia görevini üstlenir ve yaşamının büyük bölümünü tapınak düzeni içinde geçirir.

Yaşlı Arieka’nın birinci tekil şahıs anlatımı; çocukluğunu, Yüksek Rahip İonides ile ilişkisini, kehanetlerini, tanrılara duyduğu ikircikli inancı ve Roma egemenliği altında Delphi’nin güç kaybını geriye dönük olarak aktarır.

Çatal Dil, Golding’in yalnızca kadın bir anlatıcının sesinden kurduğu ilk roman oldu. Kehanetin gerçekten tanrısal bir kaynaktan mı geldiği, rahipler tarafından mı biçimlendirildiği yoksa Arieka’nın kendi bilinç dışından mı doğduğu kesin bir cevaba bağlanmadı.

Golding ilk taslağı 1993’ün başlarında, ikinci taslağı ise ölümünden kısa süre önce tamamladı. Bir üçüncü düzenleme yapmayı planlıyordu; ancak bunu gerçekleştiremeden öldü. Roman, ailesi ve Faber and Faber’ın kararıyla 19 Haziran 1995’te ölümünden sonra yayımlandı.

The Double Tongue, Türkçede E. Efe Çakmak’ın çevirisiyle Çatal Dil adı altında Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlandı. Sineklerin Tanrısı’nın yaygın Türkçe baskısı ise Mina Urgan çevirisini kullanmaktadır.

William Golding, 19 Haziran 1993’te Cornwall’daki evinde kalp yetmezliği nedeniyle öldü. Wiltshire’daki Bowerchalke köyünün kilise mezarlığına defnedildi.

Golding ardında on üç roman, şiirler, oyunlar, denemeler, gezi yazıları ve geniş bir günlük külliyatı bıraktı. Eserleri tarih öncesinden Antik Yunan’a, Orta Çağ’dan dünya savaşlarına ve sömürgecilik dönemine uzanan farklı mekân ve çağlarda insanın uygarlık, inanç, özgürlük, utanç ve şiddetle ilişkisini araştırdı.

#WilliamGolding #SineklerinTanrısı #ÇatalDil #İngilizEdebiyatı #ModernRoman #AlegorikRoman #Distopya #TarihîRoman #İnsanDoğası #Uygarlık #Mit #NobelEdebiyatÖdülü