Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
5 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 1971
Doğum yeri İstanbul

Filiz Aygündüz, 1971 yılında İstanbul'da doğdu. Gazetecilik, kültür-sanat yayıncılığı ve romancılığı birlikte sürdüren mesleki yaşamının ilk döneminde matematik öğretmenliği yaptı.

Mimar Sinan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümünden mezun oldu. Üniversite eğitiminin ardından çeşitli liselerde matematik öğretmeni olarak çalıştı.

Öğretmenlik yaptığı yıllarda gazeteciliğe de yöneldi. Topaz, Go ve Cosmopolitan gibi dergilerde serbest muhabir olarak çalışarak kadın, kültür ve gündelik yaşam konularında yayıncılık deneyimi kazandı.

1995 yılında Duygu Asena'nın çıkardığı Kim dergisinde ve kültür-sanat dergisi Negatif'te yazmaya başladı. Bu dönem, öğretmenlikle gazeteciliği birlikte yürüttüğü meslek yaşamının kültür-sanat gazeteciliğine doğru belirgin biçimde yöneldiği aşama oldu.

1999 yılında öğretmenlikten ayrıldı. Aynı yıl Milliyet gazetesinin kültür-sanat servisinde ve Milliyet Sanat dergisinde muhabir olarak çalışmaya başladı.

Milliyet Sanat bünyesinde muhabirlikten editörlüğe ve yayın koordinatörlüğüne uzanan farklı görevler üstlendi. 2007 yılında Milliyet gazetesinin kültür-sanat servisi müdürü oldu.

2008 yılında Milliyet Sanat dergisinin genel yayın yönetmenliğine getirildi. 2017-2020 yılları arasında Milliyet gazetesinin hafta sonu eklerini ve Milliyet Kitap'ı da yönetti.

Aygündüz daha sonraki dönemde Milliyet Sanat'ın genel yayın yönetmenliğini sürdürdü. Milliyet gazetesindeki Bir Kahve İçimi başlıklı köşesinde kültür ve sanat üzerine yazılar kaleme aldı.

Gazeteciliğinin merkezinde edebiyat, tiyatro, sinema, müzik ve görsel sanatlar yer aldı. Uzun yıllar boyunca sanatçılar ve yazarlarla yaptığı söyleşiler, kültür-sanat haberciliği ve editörlük çalışmaları yazıyla kurduğu profesyonel ilişkinin temel alanlarından biri oldu.

Aygündüz, meslek yaşamının ilerleyen döneminde psikoloji alanında da eğitim aldı. İstanbul Aydın Üniversitesinde psikoloji yüksek lisansını tamamladı. Bu eğitim, romanlarında zaten belirgin olan insan ilişkileri, bağlanma, kayıp, kimlik ve görülme ihtiyacı gibi psikolojik konularla akademik düzeyde de temas kurmasını sağladı.

Bununla birlikte Aygündüz'ün temel mesleki ve yazınsal kimliği psikologluk değil, gazetecilik, editörlük ve romancılıktır. Psikoloji yüksek lisansı eserlerinin düşünsel arka planlarından biridir; romanları da klinik veya akademik psikoloji çalışmaları olarak değerlendirilmez.

İlk romanı Kaç Zil Kaldı Örtmenim? Aralık 2010'da Doğan Kitap tarafından yayımlandı. Roman, Diyarbakır'ın küçük bir yerleşimine atanan yirmi üç yaşındaki genç bir öğretmenin yeni çevresi, öğrencileri ve farklı bir dille karşılaşması üzerinden kimlik, yabancılık, eğitim, ölüm, aşk ve birlikte yaşama meselelerini ele alır.

Romanın merkezindeki öğretmen, İstanbul'da uzaktan ve haberler aracılığıyla bildiği bir coğrafyanın içine girdiğinde kendisini aynı ülkenin sınırları içinde yabancı hisseder. Kürtçeyle karşılaşması, dilin yalnızca iletişim aracı değil aidiyetin ve insanın dünyadaki yerinin parçası olduğunu fark etmesini sağlar.

Kaç Zil Kaldı Örtmenim?, siyasal bir inceleme kitabı değildir. Türkiye'nin toplumsal meselelerinden birine öğretmen, çocuklar, gündelik yaşam ve insan ilişkileri üzerinden yaklaşan edebî bir romandır.

Aygündüz'ün ikinci romanı Prens Prensesi Sevmedi Şubat 2015'te yayımlandı. Genç mimar Deniz ile doktor Ömer'in ilişkisini merkeze alan roman, aşkın yanında bağlılık ve bağımlılık, değersizlik ve suçluluk duyguları, kaybetme korkusu ve kişinin kendisini mutsuz eden bir ilişkiden neden ayrılamadığı üzerinde durur.

Deniz, bir ilişki istemediğini açıkça belirten Ömer'in koyduğu sınırları kabul ederek onunla kalmaya çalışır. Böylece romanın asıl gerilimi yalnızca iki kişinin birbirini sevip sevmediğinden değil, insanın sevilme ihtiyacı uğruna kendi sınırlarından ne ölçüde vazgeçebildiğinden doğar.

Aygündüz, psikiyatr ve psikoterapist Alper Hasanoğlu ile birlikte Gel Hayattan Konuşalım adlı nehir söyleşi kitabını hazırladı. Ağustos 2020'de yayımlanan kitapta Aygündüz soruları yöneltirken Hasanoğlu aşk, kimlik, ilişki, ölüm, yas, evlilik, kaygı, mutluluk ve varoluş gibi konuları psikiyatri ve psikoterapi perspektifinden ele aldı.

Gel Hayattan Konuşalım, Aygündüz'ün romanlarıyla aynı türde değildir. Eser kurmaca değil, gazetecilik ve söyleşi deneyiminin psikoloji alanıyla buluştuğu bir nehir söyleşi çalışmasıdır.

Üçüncü romanı Annem Beni Görsün Ağustos 2021'de yayımlandı. Romanın merkezinde yazar Zeynep ile Alp bulunur; iki karakterin aşk ilişkisi, çocuklukta anne ve babalarıyla kurdukları bağlar ve yetişkinlikte görülme ihtiyaçlarıyla birlikte ele alınır.

Zeynep yazı aracılığıyla hem başkalarını hem kendisini anlamaya çalışan bir karakterdir. Annesinin sevgisi ve çocukluk anıları onun yetişkin ilişkilerine uzanırken, aşklarında baba figürüyle ilişkili duygular da yeniden ortaya çıkar.

Alp ise çocuklukta annesinin bakışını kaybetmiş olmanın yarattığı boşluğu yetişkinlik ilişkilerinde taşır. Sevildiğini bilmekten çok bir başkası tarafından gerçekten fark edilme ve görülme ihtiyacı, karakterin Zeynep'le kurduğu ilişkinin temel psikolojik katmanlarından birini oluşturur.

Bu nedenle Annem Beni Görsün yalnızca romantik aşk anlatısı değildir. Anne-çocuk ilişkisi, çocukluk deneyimlerinin yetişkinliğe taşınması, aile, ölüm korkusu, dostluk, yalnızlık, kadın-erkek ilişkileri ve insanın başka biri tarafından görülme ihtiyacı romanın temel meselelerini oluşturur.

Aygündüz'ün romancılığı 2026 yılında Nisa ile devam etti. Mayıs 2026'da Doğan Kitap tarafından yayımlanan eser, Hayrünnisa adlı bir kadının çocukluğundan başlayarak farklı sosyal sınıflar ve İstanbul semtleri arasında ilerleyen yaşamını anlatır.

Nisa'nın hikâyesi Sivas'ın Pusat köyünden İstanbul'daki Nişantaşı, Etiler ve Çağlayan'a uzanır. Coğrafi hareket aynı zamanda sınıfsal değişimin, kadınlık rollerinin ve karakterin kendi kimliğini kurma mücadelesinin anlatı haritasına dönüşür.

Hayrünnisa'nın on üç yaşından itibaren adındaki “hayırlı” bölümünü bırakarak kendisine yalnızca Nisa demesi, romanın kimlik meselesini daha baştan görünür kılar. Bir başkasının veya toplumun verdiği tanımdan uzaklaşıp kendi adını ve yaşamını seçmek, karakterin sonraki mücadelesinin simgesel başlangıcıdır.

Nisa'nın evlilik deneyimleri ve ailesinden devraldığı koşullar, romanın kadınların hayatını belirleyen sosyal ve ekonomik yapılara yönelmesini sağlar. Eser bireysel dayanıklılığın yanında kadınlara biçilen roller, ekonomik bağımsızlık, aile, sınıf ve kuşaktan kuşağa taşınan yaşam biçimlerini ele alır.

Nisa'nın kurduğu Hırka Ören Kadınlar atölyesi, kişisel mücadelenin kolektif dayanışmaya dönüşmesini sağlar. Kadınların üretim üzerinden bir araya gelmesi, yalnız bırakılan bireyin başka kadınlarla birlikte ekonomik ve duygusal bir hareket alanı oluşturması açısından romanın önemli unsurlarındandır.

Kaç Zil Kaldı Örtmenim?'den Nisa'ya uzanan romanlarında Aygündüz farklı toplumsal çevrelere yönelmesine rağmen insanın kendisi için belirlenmiş hayatla ilişkisini tekrar tekrar sorgular. Öğretmenin alışılmış dünyasından çıkması, Deniz'in bağımlı ilişkiden kurtulma sorunu, Alp'in görülme ihtiyacı ve Nisa'nın kendisine verilen kadınlık rollerine karşı çıkması aynı geniş özgürleşme sorusunun farklı biçimleridir.

Gazetecilik ve kültür-sanat editörlüğü de Aygündüz'ün yazarlık profilinden ayrı düşünülemez. On yıllara yayılan röportaj ve gözlem deneyimi, farklı insan hikâyelerine yönelmesini ve romanlarında gündelik yaşam ile bireysel psikolojiyi birlikte ele almasını sağlayan mesleki arka planın parçasıdır.

Filiz Aygündüz'ün kitapları roman ve söyleşi türlerine yayılır. Romanlarında insan ilişkileri, aile, kadınlık, çocukluk, aşk, kimlik, görülme ve toplumsal farklılıklar öne çıkarken Gel Hayattan Konuşalım gazeteci-söyleşici kimliğinin psikoloji alanıyla kurduğu doğrudan ilişkiyi temsil eder.

#FilizAygündüz #Nisa #AnnemBeniGörsün #PrensPrensesiSevmedi #KaçZilKaldıÖrtmenim #Roman #KadınEdebiyatı #Aile #Kimlik #İlişkiler #Psikoloji #Gazetecilik