Azize Şahin, bilinçli farkındalık, meditasyon, stres yönetimi, öz farkındalık ve insanın kendi deneyimiyle kurduğu ilişki üzerine çalışan Türk yazar, eğitmen ve danışmandır. 1978’de İstanbul’da doğdu. Çalışmalarında uygulamalı psikoloji, mindfulness pratikleri, beden farkındalığı, meditasyon ve son döneminde ikiliksizlik yaklaşımını bir araya getirir.
Profesyonel yaşamının ilk döneminde özel sektörde çalıştı. Yoğun iş yaşamının oluşturduğu stresle başa çıkmak amacıyla 2006’da meditasyon öğrenmeye başlaması, daha sonraki mesleki yöneliminin başlangıcı oldu.
Meditasyon başlangıçta kişisel stres yönetimi amacıyla hayatına girdi. Ancak uygulamanın dikkat, duygu ve kişinin kendi iç deneyimini gözlemleme biçimi üzerindeki etkisi, Şahin’in konuya daha sistematik biçimde yönelmesine neden oldu.
2009’da katıldığı bir çalışma için Hindistan’a gitti. Bu yolculuğun ardından yoga ve meditasyonu yalnızca kişisel uygulama olarak sürdürmek yerine bu alanlarda eğitmenlik yapmaya karar verdi.
İlk eğitmenlik çalışmalarında Zeynep Aksoy’dan eğitim aldı ve daha sonra Cihangir Yoga’da dersler vermeye başladı. İzleyen yıllarda meditasyon, mindfulness, danışmanlık ve beden odaklı çalışma alanlarında farklı eğitimlere katıldı.
David Cornwell ile meditasyon eğitmenliği; Svagito Liebermeister ile danışmanlığın Zen yaklaşımı, insanlarla çalışma ve travma odaklı uygulamalar; Mindful Schools üzerinden mindfulness gibi alanlarda eğitimler aldı.
Aktif meditasyonlar, beden farkındalığı ve somatik yaklaşımlar da zamanla çalışma alanına dâhil oldu. Şahin’in mesleki çizgisi böylece yalnızca oturarak yapılan meditasyon uygulamalarından daha geniş bir farkındalık ve beden-zihin ilişkisi çerçevesine yöneldi.
Bu uygulamalı çalışmalarını akademik psikoloji eğitimiyle desteklemek amacıyla Üsküdar Üniversitesinde psikoloji alanında bilimsel hazırlık dersleri aldı ve Uygulamalı Psikoloji yüksek lisans programına devam etti.
2018’de Üniversite Öğrencilerinde Bilinçli Farkındalık ile Yaşam Doyumu ve İyi Oluş Arasındaki İlişkiler başlıklı yüksek lisans tezini tamamladı.
Araştırmada üniversite öğrencilerinin bilinçli farkındalık düzeyleri ile yaşam doyumu ve mental iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkiler incelendi. Bilinçli Farkındalık Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği ve Mental İyi Oluş Ölçeğinin kullanıldığı çalışma ilişkisel tarama modeliyle yürütüldü.
Yüksek lisans çalışması daha sonra aynı başlıkla akademik makaleye dönüştürüldü ve 2019’da Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisinde yayımlandı.
Bu çalışma Şahin’in daha sonraki popüler yayınlarından tür bakımından ayrılır. Akademik araştırma, belirli bir örneklem ve psikometrik ölçüm araçları üzerinden bilinçli farkındalık ile yaşam doyumu ve iyi oluş arasındaki ilişkileri inceleyen bilimsel bir çalışmadır.
2019’da Prof. Dr. Sinan Canan ile birlikte Kendimi Keşfediyorum: Çocuklar İçin Nörobilim Temelli Duygu, Farkındalık ve Dikkat Egzersizleri adlı kitabı hazırladı.
Kitap, özellikle çocukların kendi duygu ve düşüncelerini tanımalarını, dikkatlerini yönetmelerini ve farkındalık becerilerini geliştirmelerini amaçlayan egzersizlerden oluşur. Çalışmanın hedef kitlesi yalnızca çocuklar değil, çocuklarla çalışan yetişkinler ve ebeveynlerdir.
Kendimi Keşfediyorum’da nörobilim bilgisi, duygu farkındalığı ve dikkat uygulamaları çocukların anlayabileceği etkinliklere dönüştürülür. Böylece Şahin’in yetişkinlerle yürüttüğü farkındalık çalışmalarının bazı temel kavramları çocuklara yönelik uygulama biçimine taşınır.
Şahin sonraki yıllarda AçıkBeyin bünyesinde farkındalık ve stres yönetimi üzerine eğitimler vermeyi sürdürdü. Çalışma başlıkları arasında nörobilim temelli farkındalık, nörojenik stres yönetimi, farkındalık temelli öfke yönetimi, mindfulness ve bireysel danışmanlık yer aldı.
Yeni Dünyada Stres Yönetimi başlığı altında yürüttüğü eğitimlerde nefes, beden ve zihnin stres tepkileriyle ilişkisini; anda kalma becerisini ve farkındalık pratiklerini bir araya getiren programlar geliştirdi.
Bu çalışmalarında mindfulness yalnızca rahatlama tekniği olarak ele alınmaz. Kişinin kendi düşüncelerini, bedensel tepkilerini ve duygularını otomatik biçimde takip etmek yerine bunları fark edebilme kapasitesi temel meselelerden biridir.
Şahin’in düşünsel ilgisi ilerleyen yıllarda klasik mindfulness uygulamalarından benlik ve bilinç sorununa doğru genişledi.
2025’te yayımlanan Ayrı Ben: Beynin Kurguladığı En Güçlü Yanılsama başlıklı yazısında benlik algısı, karar verme, özgür irade ve kişinin kendisini ayrı ve değişmez bir özne olarak deneyimlemesi gibi meseleleri nörobilim çalışmalarıyla birlikte ele aldı.
Aynı dönemde ikilik ve ikiliksizlik, başka bir deyişle duality ve non-duality, çalışmalarının daha görünür bir parçasına dönüştü. Kişinin kendisini dünyadan, düşüncelerinden ve deneyimlerinden ayrı sabit bir “ben” olarak algılaması sorgulanmaya başladı.
Bu düşünsel çizgi 2026’da yayımlanan Fark Eden “Ben” adlı kitabında geniş kapsamlı biçimde ele alındı.
Kitap insanın kendisini düşünceleri, duyguları, kişisel geçmişi, kimlikleri ve zihinsel hikâyeleriyle özdeşleştirmesiyle bunları fark eden bilinç arasındaki ayrımı merkezine alır.
Şahin, okuru düşüncelerinin içeriğini sürekli değiştirmeye çalışmaktan önce düşüncenin farkında olan tarafı gözlemlemeye çağırır.
Kitabın temel meselelerinden biri “Ben kimim?” sorusudur. Ancak burada amaç kişiye yeni ve daha olumlu bir kimlik tanımlamak değildir. Kimlik olarak taşınan düşünce ve hikâyelerin ne ölçüde kişinin kendisi olduğunu sorgulamaktır.
Fark Eden “Ben”, bilinçli farkındalık ve meditasyon uygulamalarının yanında nörobilim, psikoloji, felsefe ve kadim düşünce geleneklerinden kavramları aynı popüler anlatı içinde buluşturur.
Bununla birlikte eser akademik psikoloji kitabı veya nörobilim monografisi değildir. Bilimsel çalışmalara başvuran ancak bunları meditasyon deneyimi, kişisel gözlem, öz farkındalık uygulamaları ve ikiliksizlik yaklaşımıyla bir araya getiren kişisel gelişim ve farkındalık kitabıdır.
Bu ayrım Şahin’in bibliyografisinde önemlidir. 2019 tarihli akademik makalesi araştırma metodolojisine dayalı bilimsel çalışmadır; Kendimi Keşfediyorum uygulamalı çocuk ve ebeveyn kitabıdır; Fark Eden “Ben” ise yetişkin okura yönelik farkındalık, bilinç ve kişisel gelişim çalışmasıdır.
Yaklaşık yirmi yıllık farkındalık pratiği boyunca Şahin’in çalışmalarında belirgin bir gelişim çizgisi görülür: önce stresle başa çıkmak için meditasyon, ardından mindfulness ve beden farkındalığı, daha sonra akademik olarak iyi oluş araştırmaları ve son olarak benlik ile bilinç üzerine ikiliksizlik merkezli bir yaklaşım.
2026 itibarıyla AçıkBeyin bünyesinde eğitim ve danışmanlık çalışmalarını sürdürmekte; bilinçli farkındalık, stres yönetimi, mindfulness, beden-zihin ilişkisi ve non-dual yaklaşım çevresinde içerikler üretmektedir.
#AzizeŞahin #FarkEdenBen #KendimiKeşfediyorum #BilinçliFarkındalık #Mindfulness #Meditasyon #İyiOluş #StresYönetimi #ÖzFarkındalık #Bilinç #NonDuality #KişiselGelişim
Azize Şahin’in düşünsel profili bilinçli farkındalık, mindfulness, meditasyon, öz farkındalık, iyi oluş, yaşam doyumu, dikkat, duygu farkındalığı, stres yönetimi, beden-zihin ilişkisi, benlik ve bilinç eksenlerinde şekillenir. Çalışmalarının temelinde insanın kendi düşüncelerini, duygularını ve bedensel tepkilerini daha açık biçimde fark ederek yaşamıyla daha bilinçli bir ilişki kurabilmesi düşüncesi bulunur.
Şahin’in çalışmalarında dikkat çeken temel özelliklerden biri akademik psikolojiyle uzun yıllara yayılan kişisel meditasyon deneyimini aynı düşünsel çizgi içinde buluşturmasıdır. Farkındalığı yalnızca teorik bir kavram olarak değil, günlük yaşamda uygulanabilen ve kişinin kendi deneyimini gözlemleyebilmesine imkân sağlayan bir beceri olarak ele alır.
Meditasyonla başlayan kişisel yolculuğu zamanla sistematik bir çalışma alanına dönüşmüştür. Stres yönetimi, beden farkındalığı, dikkat, duygu düzenleme ve mindfulness uygulamaları bu gelişimin farklı aşamalarını oluşturur. Daha sonraki eserlerinde ise bu uygulamalı alan benlik ve bilinç gibi daha kapsamlı sorulara doğru genişler.
Bu gelişim çizgisi Azize Şahin’in eserleri arasında güçlü bir düşünsel süreklilik oluşturur. İlk dönem çalışmalarında kişinin ne hissettiğini ve ne düşündüğünü fark etmesi ön plandayken, sonraki çalışmalarında “Bu düşünceleri ve duyguları fark eden nedir?” sorusu daha merkezi hâle gelir.
Üniversite Öğrencilerinde Bilinçli Farkındalık ile Yaşam Doyumu ve İyi Oluş Arasındaki İlişkiler başlıklı akademik çalışması, yazarın farkındalık konusuna yalnızca kişisel deneyim üzerinden yaklaşmadığını gösterir. Bilinçli farkındalık ile yaşam doyumu ve mental iyi oluş arasındaki ilişkileri araştırması, daha sonraki çalışmalarındaki temel kavramların akademik bir zeminle de bağlantı kurmasını sağlamıştır.
Bu akademik yön, Şahin’in sonraki popüler çalışmalarında kullandığı dili de etkiler. Farkındalık, dikkat, stres ve iyi oluş gibi kavramlar yalnızca soyut manevi ifadeler olarak kalmaz; psikolojik süreçlerle birlikte ele alınır. Böylece bilimsel kavramlarla günlük yaşam deneyimi arasında erişilebilir bir köprü kurulur.
Kendimi Keşfediyorum, bu yaklaşımın çocuklara yönelik uygulamalı biçimini temsil eder. Sinan Canan ile birlikte hazırlanan eser, çocukların kendi duygularını tanımaları, dikkatlerini geliştirmeleri ve iç dünyalarını fark etmeleri üzerine kuruludur. Kitabın temel gücü, karmaşık psikolojik ve nörobilimsel kavramları çocukların uygulayabileceği basit egzersizlere dönüştürmesidir.
Çocukların kendi duygu ve düşüncelerini tanımaları, Şahin’in genel düşünce sisteminde oldukça önemli bir yere sahiptir. Farkındalık yetişkinlikte sonradan kazanılması gereken bir beceri olarak değil, erken yaşlardan itibaren geliştirilebilecek bir yaşam alışkanlığı olarak değerlendirilir.
Bu yaklaşımda kişinin duygularından kaçması veya onları bastırması yerine önce onları fark etmesi önemlidir. Duygunun adını koyabilmek, bedende nasıl hissedildiğini gözlemlemek ve düşünceyle duygu arasındaki ilişkiyi anlayabilmek, öz farkındalığın temel basamaklarını oluşturur.
Şahin’in yetişkinlere yönelik çalışmalarında da aynı yaklaşım sürer. Stres yönetimi, zihni susturmaya çalışmak yerine zihinsel hareketliliği fark etmeye; duyguları ortadan kaldırmak yerine onların nasıl ortaya çıktığını gözlemlemeye dayanır. Bu nedenle farkındalık, kontrol etmekten çok bilinçli ilişki kurma becerisi olarak görünür.
Beden farkındalığı bu yapının önemli parçalarından biridir. Stres yalnızca zihinsel bir olay olarak değil, nefes, kas gerginliği, kalp ritmi, bedensel uyarılma ve kişinin genel fizyolojik durumu ile birlikte ele alınır. Böylece beden ile zihin birbirinden ayrı iki alan olmaktan çıkar.
Şahin’in yaklaşımında beden, kişinin kendi iç durumunu anlayabileceği önemli bir bilgi kaynağıdır. Bedensel belirtileri fark etmek, stresin veya yoğun bir duygunun erken aşamada görülmesini sağlayabilir. Bu düşünce, meditasyon ve mindfulness uygulamalarını yalnızca zihinsel egzersizler olmaktan çıkarıp bütüncül bir deneyime dönüştürür.
Şahin’in düşünsel gelişiminde benlik kavramı giderek daha merkezi bir yer kazanır. İnsan kendisini çoğu zaman geçmişi, düşünceleri, mesleği, ilişkileri ve kişisel hikâyeleri üzerinden tanımlar. Şahin ise bu tanımların fark edilebilir olması üzerinden insanın bunlardan daha geniş bir bilinç alanına sahip olup olmadığını sorgular.
Bu yaklaşım **Fark Eden “Ben”**de belirginleşir. Kitabın temel hareket noktası insanın yalnızca düşüncelerinden ve duygularından ibaret olmayabileceği fikridir. Düşünce fark edilebiliyorsa, düşünceyi fark eden konumun ne olduğu sorusu kitabın ana eksenlerinden birine dönüşür.
Bu soru Şahin’in mindfulness yaklaşımını daha derin bir öz farkındalık alanına taşır. Kişi “Ben başarısızım” dediğinde düşünceyle tamamen özdeşleşmiş olabilir; “Şu anda başarısız olduğumu düşündüğümü fark ediyorum” dediğinde ise düşünce ile kendisi arasında küçük fakat önemli bir mesafe oluşur.
Bu mesafe Şahin’in çalışmalarında özgürleştirici bir alan olarak görülür. Kişi düşüncesini hemen gerçek kabul etmek yerine onu gözlemlemeyi öğrenebilir. Böylece otomatik tepkiler ile bilinçli seçim arasında daha geniş bir alan oluşur.
Fark Eden “Ben” bu süreci yalnızca psikolojik teknik düzeyinde bırakmaz. “Ben kimim?”, “Düşüncelerim ben miyim?”, “Duygularım değiştiğinde ben de tamamen değişiyor muyum?” gibi sorular üzerinden benliğin doğasını daha kapsamlı biçimde ele alır.
Bu noktada Şahin’in çalışmalarında non-dual, yani ikiliksizlik yaklaşımı daha görünür hâle gelir. Gözlemleyen ile gözlemlenen arasındaki ayrımın ne ölçüde gerçek olduğu, kişinin kendisini yaşamdan tamamen ayrı bir özne olarak görmesinin nasıl oluştuğu ve farkındalığın bu algıyı nasıl dönüştürebileceği üzerinde durulur.
Şahin’in non-dual yaklaşımı meditasyon deneyimiyle yakından ilişkilidir. Zihin sürekli olarak geçmiş ve gelecek hakkında hikâyeler üretirken farkındalık kişinin o anda gerçekleşen deneyime yeniden dönmesini sağlar. Böylece yaşam yalnızca zihinsel yorumlardan oluşan bir süreç olmaktan çıkar.
“Anda olmak” bu nedenle Şahin’in çalışmalarında önemli bir kavramdır. Geçmişi unutmak veya geleceği planlamamak anlamına gelmez; kişinin zihninin geçmiş ve gelecek arasında nasıl hareket ettiğini fark edebilmesi anlamına gelir. Bu farkındalık, düşüncelerin insan davranışı üzerindeki otomatik etkisini azaltabilir.
Şahin’in eserlerinde nefes de sık kullanılan farkındalık araçlarından biridir. Nefes her zaman mevcut olduğu için dikkatin dağılması durumunda kişinin tekrar şimdiki ana dönmesini sağlayan doğal bir referans noktası oluşturur. Bu basit yöntem, daha kapsamlı meditasyon uygulamalarının temelinde de bulunur.
Dikkat kavramı Şahin’in çocuklara yönelik çalışmalarından yetişkinlere yönelik eserlerine kadar süreklilik gösterir. Dikkatin nereye yöneldiği, kişinin neyi fark ettiği ve hangi düşünceyi sürekli beslediği yaşam deneyimini doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle dikkat yalnızca akademik başarıyla ilgili bir bilişsel beceri değil, yaşamla ilişki kurma biçimidir.
Duygu farkındalığı da aynı şekilde önemli bir temadır. Şahin duyguları iyi ve kötü biçiminde kesin kategorilere ayırmak yerine onların görülmesini ve anlaşılmasını öne çıkarır. Öfke, kaygı veya üzüntü gibi zorlayıcı duygular da kişinin iç dünyası hakkında bilgi taşıyan deneyimler olarak değerlendirilir.
Bu yaklaşım öz şefkat düşüncesiyle de yakınlık taşır. Kişinin kendi duygularını sürekli yargılaması yerine onları merakla gözlemleyebilmesi, kendisiyle daha dengeli bir ilişki kurmasını sağlayabilir. Şahin’in farkındalık anlayışında kişinin kendisine karşı kullandığı dil de bu nedenle önem kazanır.
Stres yönetimi alanındaki çalışmaları farkındalığın gündelik yaşamla en doğrudan buluştuğu yerlerden biridir. Yoğun iş temposu, sürekli uyarılma, dijital dikkat dağınıklığı ve gelecek kaygısı gibi modern yaşam koşulları kişinin sinir sistemini sürekli hareket hâlinde tutabilir. Şahin’in yaklaşımı bu hızın içinde kişinin kendi durumunu fark edebileceği küçük duraklar oluşturmayı amaçlar.
Farkındalık burada yaşamdan uzaklaşma yöntemi değildir. Tam tersine kişinin yaptığı işe, konuştuğu insana, bedenine ve çevresine daha fazla dikkat verebilmesiyle ilişkilidir. Bu nedenle meditasyon ile günlük yaşam arasında keskin bir ayrım kurulmaz.
Şahin’in düşünce yapısında kişisel gelişim, kişinin sürekli yeni özellikler ekleyerek daha kusursuz bir benlik yaratması biçiminde ele alınmaz. Daha çok zaten mevcut olan zihinsel ve duygusal süreçleri görebilmek, otomatik alışkanlıkları fark etmek ve kişinin kendi deneyimine daha açık yaklaşabilmesi üzerinde durulur.
Bu yönüyle Fark Eden “Ben”, klasik başarı odaklı kişisel gelişim anlayışından farklı bir çizgi taşır. Amaç daha güçlü bir kimlik oluşturmak yerine kişinin kimlik olarak taşıdığı düşünce ve hikâyeleri fark edebilmesidir. Böylece değişim dışarıdan yeni bir kişilik kurmak yerine içerideki süreçleri daha açık görmekle başlar.
Şahin’in çalışmaları aynı zamanda teori ile pratiği bir arada tutar. Kavramların yanında meditasyon, nefes, beden taraması, dikkat çalışmaları ve farkındalık egzersizleri gibi uygulamalara yer verilmesi, düşünsel çerçevenin günlük yaşamda deneyimlenebilmesini sağlar.
Bu uygulamalı yaklaşım yazarın eğitmenlik deneyimiyle yakından bağlantılıdır. Yıllar boyunca bireylerle ve gruplarla çalışması, eserlerde kullanılan dilin doğrudan ve uygulanabilir olmasına katkıda bulunur. Okur yalnızca bir kavramı öğrenmekle kalmaz, onu kendi deneyimi içinde gözlemlemeye davet edilir.
Şahin’in dili genel olarak sade, açıklayıcı ve doğrudan iletişime dayalıdır. Karmaşık bilinç ve benlik meselelerini ağır akademik terminolojiyle anlatmak yerine günlük yaşamdan örneklerle somutlaştırır. Bu yaklaşım mindfulness ve bilinç konularını daha geniş bir okur kitlesi için erişilebilir hâle getirir.
Eserleri arasında belirgin bir gelişim çizgisi bulunur. Çocuklara yönelik duygu ve dikkat çalışmalarından akademik bilinçli farkındalık araştırmasına, oradan yetişkinlerde stres yönetimi ve beden farkındalığına, son olarak da benlik ve bilinç sorununa uzanan bir düşünsel genişleme görülür.
Bu gelişim aynı temel sorunun farklı yaş ve deneyim düzeylerinde ele alınması olarak da okunabilir: İnsan kendi içinde olup biteni ne kadar fark ediyor? Çocuk için bu soru “Şu anda ne hissediyorum?”, yetişkin için “Bu stres bedenimde nasıl ortaya çıkıyor?”, daha ileri düzeyde ise “Bu düşünceleri fark eden kim?” biçimini alır.
Azize Şahin’in çalışmalarındaki süreklilik tam olarak bu noktada belirginleşir. Duygu, dikkat, stres, beden, düşünce ve benlik birbirinden bağımsız alanlar olarak değil, kişinin kendi deneyimini fark etmesinin farklı katmanları olarak ele alınır.
Yazarın akademik araştırma, çocuklara yönelik uygulama kitabı, yetişkin eğitimleri ve Fark Eden “Ben” gibi daha düşünsel eserleri birbirinden farklı formatlarda olsa da ortak bir hedef taşır. İnsanların otomatik yaşam alışkanlıklarının dışına çıkarak kendileriyle ve çevreleriyle daha bilinçli, daha açık ve daha dikkatli bir ilişki kurabilmeleri bu çalışmaların ortak merkezidir.
Azize Şahin’in düşünsel dünyasının temel alanları bilinçli farkındalık, mindfulness, meditasyon, kişisel gelişim, uygulamalı psikoloji, iyi oluş, yaşam doyumu, dikkat, duygu farkındalığı, stres yönetimi, beden-zihin ilişkisi, benlik, bilinç ve non-dual yaklaşım şeklinde belirginleşir. Eserlerini ayırt eden temel özellik, farkındalığı yalnızca bir meditasyon tekniği olarak değil; çocukluktan yetişkinliğe, bedensel deneyimden düşünce ve duygu süreçlerine, oradan benlik ve bilinç sorgulamasına uzanan bütüncül bir kendini tanıma yolu olarak ele almasıdır.
Fark Eden “Ben”