Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
17 Gösterim

Hal Warner yoksulluğun ne demek olduğunu bilmez.

Varlıklı bir ailenin çocuğudur; güvenli bir hayatın, eğitimin ve önünde açık duran bir geleceğin sahibidir. Fakat kömür madenlerinde çalışan insanların hangi koşullarda yaşadığını merak ettiğinde, bunu uzaktan öğrenmekle yetinmez.

Kimliğini gizler.

Ve işçilerden biri olarak madene iner.

Hal’ın karşısına çıkan dünya, bildiği Amerika’dan çok farklıdır.

Yeraltında saatlerce çalışan madenciler, ölümle burun buruna gelmelerine rağmen düşük ücretlerle yaşamaya çalışır. Şirket yalnızca madeni değil, işçilerin evlerini, alışveriş yaptıkları dükkânları ve hayatlarının neredeyse her alanını kontrol etmektedir. Borç, korku ve işten çıkarılma tehdidi insanları aynı düzene bağlayan görünmez zincirlere dönüşür.

Hal başlangıçta yalnızca görmek istemiştir.

Fakat gördüklerinden sonra seyirci kalmak giderek zorlaşır.

Madencilerle yakınlaştıkça onların yalnızca birer işçi olmadığını; aileleri, korkuları ve umutları olan insanlar olduğunu fark eder. Özellikle mücadeleci Mary Burke, Hal’ın dünyaya bakışını değiştiren kişilerden biri olur. İşçilerin uğradığı haksızlıklar karşısında sessiz kalmayan Mary, ona yeraltındaki asıl karanlığın kömür tozundan kaynaklanmadığını gösterir.

Madende yaşanan bir felaket ise bütün dengeleri değiştirir.

İnsan hayatıyla şirket çıkarı karşı karşıya geldiğinde Hal artık hangi tarafta duracağına karar vermek zorundadır. Doğduğu sınıfın ayrıcalıklarıyla tanıdığı işçilerin hayatları arasında yaptığı seçim, onu yalnızca maden sahipleriyle değil, kendi geçmişiyle de karşı karşıya getirir.

Upton Sinclair, Kömür Kralı’nda Amerikan sanayisinin büyümesinin ardında kalan insanları görünür kılıyor. İş güvenliğinden ücret adaletsizliğine, şirketlerin siyasal nüfuzundan sendikal örgütlenmeye kadar uzanan roman, kömürün nasıl çıkarıldığını değil, o kömürün gerçek bedelini kimin ödediğini sorguluyor.

Kömür Kralı, sınıf ayrıcalıklarıyla emek mücadelesini karşı karşıya getiren, madenlerin karanlığından bütün bir ekonomik düzenin işleyişine bakan güçlü bir toplumsal roman.

Yeraltından çıkarılan kömür şehirleri aydınlatır.

Fabrikaları çalıştırır.

Servetler yaratır.

Ama Sinclair’in sorduğu soru başkadır:

O ışığın yanabilmesi için karanlıkta kimler kalmaktadır?