Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
10 Gösterim

Avrupa büyük bir felaketin eşiğindedir.

1929’da Wall Street çökerken yalnızca servetler yok olmaz. İşsizlik, korku ve öfke büyür; siyasal düzenler sarsılır. İnsanlar geleceğe duydukları güveni kaybederken Almanya’da başka bir güç yükselmeye başlar.

Adolf Hitler ve Nasyonal Sosyalistler, toplumun umutsuzluğunu yeni bir iktidarın aracına dönüştürmektedir.

Lanny Budd bütün bunları uzaktan izleyen sıradan bir gözlemci değildir. Varlıklı bir Amerikalı silah üreticisinin oğlu, sanat dünyasını yakından tanıyan ve Avrupa’nın seçkin çevrelerinde rahatlıkla dolaşabilen genç bir adamdır. Politikacılarla, iş insanlarıyla ve sanatçılarla kurduğu ilişkiler sayesinde tarihin kapalı kapılar ardında şekillenen yüzüne tanıklık eder.

Fakat Almanya’daki gelişmeler giderek kişisel hâle gelir.

Lanny’nin Yahudi dostları için bir zamanlar evleri olan ülke artık güvenli değildir. Sokaklardaki nefret büyür, insanların hakları ellerinden alınır, tutuklamalar başlar. Dün komşu olanlar bugün düşman ilan edilirken korku, gündelik hayatın bir parçasına dönüşür.

Lanny, yükselen Nazi yönetiminin çevresine yaklaştıkça görünen düzenin ardındaki şiddeti daha açık biçimde fark eder. Hitler’in çevresindeki güç mücadeleleri, propaganda, para ve siyasal çıkar ilişkileri; yeni rejimin yalnızca fanatik kalabalıkların desteğiyle değil, korkunun ve fırsatçılığın birleşmesiyle de büyüdüğünü gösterir.

Bir noktadan sonra yalnızca olup biteni izlemek mümkün değildir.

Dostlarının hayatı tehlikeye girdiğinde Lanny, kendisini Nazi Almanyası’nın karanlık dünyasının içinde bulur. Artık vereceği kararların bedeli yalnızca kendisi için değil, kurtarmaya çalıştığı insanlar için de ağır olacaktır.

Upton Sinclair, Ejderhanın Dişleri’nde tarihin en karanlık dönemlerinden birinin nasıl adım adım oluştuğunu geniş bir insan panoraması içinde anlatıyor. Ekonomik krizden antisemitizme, siyasal propagandadan büyük sermayenin hesaplarına kadar uzanan roman, diktatörlüğün bir gecede ortaya çıkmadığını; korkuların, suskunlukların ve küçük tavizlerin içinde yavaş yavaş güç kazandığını gösteriyor.

Ejderhanın Dişleri, tarihsel romanla siyasal gerilimi buluşturan, faşizmin yükselişine insanların gündelik hayatlarının içinden bakan güçlü bir eser.

Çünkü büyük felaketler başladığında herkes onların nereye varacağını göremez.

İlk başta yalnızca birkaç diş ekilir.

Sonra topraktan ejderhalar yükselir.