Bir insanı gerçekten tanımadan onun hakkında verilen bir hüküm ne kadar doğru olabilir? Adalet, vicdan ve merhamet karşı karşıya geldiğinde insan hangi sese kulak vermelidir?
Stephen King, Yeşil Yol’da 1930’ların Amerika’sında, Cold Mountain Cezaevi’nin idam mahkûmlarının bulunduğu E Blok’ta geçen unutulmaz bir hikâye anlatıyor. Burada gardiyanlık yapan Paul Edgecombe’un yolu, iki küçük kızın ölümünden suçlu bulunarak idama mahkûm edilen John Coffey’le kesişiyor. Dev cüssesine rağmen sakin ve duyarlı bir kişiliğe sahip olan Coffey’nin sıra dışı özellikleri, Paul’ün hem mahkûma hem de yaşananlara bakışını değiştirmeye başlıyor.
King, hapishanenin sınırlı dünyası içinde adalet, insanlık, dostluk, iyilik ve vicdan gibi evrensel kavramları güçlü karakterler üzerinden ele alıyor. Mahkûmlar ve gardiyanlar arasındaki ilişkiler ilerledikçe, görünüşlerin ardındaki gerçekler ve insanların birbirlerine karşı aldıkları tavırlar hikâyenin temel meselelerinden biri hâline geliyor.
İlk kez 1996 yılında altı bölüm hâlinde yayımlanan Yeşil Yol, olağanüstü olanla son derece insani duyguları aynı anlatıda buluşturan; merhamet, adalet ve insanın iyiliğe duyduğu inanç üzerine düşündüren, Stephen King’in en sevilen ve hafızalarda iz bırakan romanlarından biri.
- Çevirmen
- Gülden Şen