Beynimiz, hayatımız boyunca bizimle birlikte değişir.
Öğrendiklerimiz, yaşadıklarımız, kurduğumuz ilişkiler ve tekrar tekrar yaptığımız davranışlar yalnızca anılarımızı değil, dünyayı algılama ve ona tepki verme biçimimizi de etkiler.
Peki beynimizi gerçekten ne kadar tanıyoruz?
Neden bazı şeyleri kolayca öğrenirken bazılarını unutuyoruz? Alışkanlıklarımız nasıl oluşuyor? Dikkatimiz neden dağılıyor? Zihnimiz gördüğümüz dünyayı olduğu gibi mi algılıyor, yoksa bize kendi yorumladığı bir gerçeklik mi sunuyor?
Sinan Canan, **Değişen Be(y)nim**’de insan beyninin şaşırtıcı dünyasına gündelik hayatın içinden bakıyor. Sinirbilimin karmaşık görünen konularını anlaşılır örneklerle ele alırken beynin yalnızca kafatasımızın içinde çalışan biyolojik bir organ olmadığını; davranışlarımızdan kararlarımıza, öğrenme biçimimizden dünyayla kurduğumuz ilişkiye kadar hayatımızın her alanında belirleyici olduğunu gösteriyor.
Anne karnından başlayıp yaşamın sonuna kadar devam eden bu büyük değişim, insan beyninin en dikkat çekici özelliklerinden biridir. Beyin deneyimlerden etkilenir, yeni bağlantılar kurar, alışkanlıklar geliştirir ve karşılaştığı koşullara uyum sağlamaya çalışır. Bu nedenle insanın kendisini tanıması, bir bakıma beyninin nasıl çalıştığını anlamaya başlamasıdır.
Canan, bilimsel bilgiyi yalnızca teorik bir merak olarak bırakmaz. Beynimizin çalışma biçimini bilmenin öğrenme, üretme, düşünme ve gündelik yaşamımızı düzenleme konusunda bize nasıl farklı bir bakış kazandırabileceğini de sorgular.
**Değişen Be(y)nim**, beynin gizemli yapısını merak eden fakat ağır bilimsel metinlerin arasında kaybolmak istemeyen okurlar için insan zihnine açılan anlaşılır ve merak uyandırıcı bir kapı.
Çünkü beynimiz yalnızca hayatımızı yönetmez.
Yaşadığımız her şeyden etkilenerek bizimle birlikte değişir.
Ve belki de kendimizi değiştirebilmenin ilk adımı, değişen beynimizi tanımaktır.