Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
19 Gösterim

Bir aydın, toplumun hızla değiştiği ve herkesin bir taraf seçmeye zorlandığı bir dönemde nerede durur? Düşünmekle eyleme geçmek arasındaki mesafe ne kadar açılabilir?

Oğuz Atay, tamamlanamayan romanı Eylembilim’de 12 Mart öncesinin siyasal ve toplumsal atmosferini bir üniversite çevresinden anlatıyor. Öğrenci olayları, üniversite işgalleri ve forumların gölgesinde gelişen hikâye, matematik profesörü Server Gözbudak’ın anıları üzerinden ilerliyor. Akademisyenlerin yaşananlar karşısında tavır alma, uzak durma ya da kendi konumlarını koruma çabaları romanın temel çatışmalarından birini oluşturuyor.

Atay, üniversite dünyasını ve aydınların toplumsal olaylarla kurduğu ilişkiyi kendine özgü ironisiyle ele alırken düşünce, sorumluluk, korku, aidiyet ve eylem kavramlarını da sorguluyor. Bireyin kendi iç dünyasıyla dışarıda giderek büyüyen toplumsal hareketlilik arasındaki gerilim, eserin düşünsel zeminini oluşturuyor.

Oğuz Atay’ın ölümü nedeniyle tamamlanamayan ve daha sonra gün ışığına çıkan bölümleriyle yayımlanan Eylembilim, yazarın insanı, aydını ve toplumu anlamaya yönelik sorgulamalarını güçlü ironisiyle buluşturan; onun edebiyat dünyasını daha yakından tanımak isteyen okurlar için özel bir eser.