Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
10 Gösterim

Geçmişte yaşamış birinin izini sürerken insan kendi hayatıyla karşılaşabilir mi? Aradan yüz yıl geçse bile kadınların verdikleri mücadeleler, hayalleri ve karşılaştıkları engeller birbirine ne kadar benzeyebilir?

Menekşe Toprak, Dejavu’da işini kaybetmiş bir kadın akademisyenin Berlin sokaklarında gazeteci ve yazar Suat Derviş’in izini sürmesiyle başlayan çok katmanlı bir hikâye kuruyor. İki farklı dönemde yaşayan iki kadının yaşamı, İstanbul ile Berlin arasında ve yaklaşık yüz yıllık bir zaman aralığında birbirine yaklaşmaya başlıyor.

Roman, Suat Derviş’in edebiyat dünyasını ve yaşam mücadelesini günümüzün kadın deneyimleriyle buluştururken; yazarlık, özgürlük, aidiyet, aşk ve kadınların kendilerine ait bir hayat kurma çabası üzerine yoğunlaşıyor. Değişen zamanlara rağmen bazı beklentilerin ve mücadelelerin nasıl benzer biçimlerde yeniden ortaya çıkabildiğini sorguluyor.

Dejavu, geçmişle bugünü, İstanbul’la Berlin’i ve iki farklı kuşaktan kadının hikâyesini özgün bir kurguda buluşturan; edebiyat, hafıza ve kadınların kendi yollarını çizme cesareti üzerine düşündüren etkileyici bir roman.