Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
21 Gösterim

Abdullah için küçük kız kardeşi Peri, dünyadaki en değerli insandır.

Annelerinin yokluğunda ona yalnızca ağabeylik etmez; onu korur, avutmaya çalışır ve elindeki küçücük şeyleri bile onunla paylaşır. Yoksulluğun ağırlaştığı, kışların sert geçtiği Şadbağ köyünde iki kardeş birbirlerine tutunarak büyür.

Sonra babaları Peri’yi yanına alıp Kabil’e doğru yola çıkar.

Abdullah da peşlerinden gider.

Fakat bu yolculuk, onların hayatını sonsuza dek değiştirecektir.

Verilen bir karar iki kardeşi birbirinden ayırırken geride yalnızca büyük bir özlem bırakmaz. Yıllar geçer, insanlar başka şehirlere ve ülkelere savrulur, yeni aileler kurulur. Ancak geçmişte yapılan seçimler kaybolmaz; çocukların, kardeşlerin ve sonraki kuşakların hayatlarında başka biçimlerde yaşamaya devam eder.

Khaled Hosseini, **Ve Dağlar Yankılandı**’da tek bir ailenin hikâyesinden yola çıkarak sevginin ne kadar güçlü, fedakârlığın ise ne kadar karmaşık olabileceğini anlatıyor. Anne babalar çocukları için karar verir, kardeşler birbirlerini korumaya çalışır, insanlar sevdiklerine iyilik yaptıklarını düşünürken bazen onların hayatlarında kapanması zor yaralar açar.

Kabil’den Paris’e, San Francisco’dan Yunanistan’a uzanan roman; farklı zamanlarda ve farklı coğrafyalarda yaşayan insanların hikâyelerini birbirine bağlar. Her yeni anlatı, geçmişte yaşananların başka bir yüzünü gösterirken aile dediğimiz bağın yalnızca kan bağıyla değil; hatırlamakla, özlemekle, terk etmekle ve bazen geri dönmeye çalışmakla da kurulduğunu ortaya koyar.

**Ve Dağlar Yankılandı**, kardeşlik, ayrılık, aile ve aidiyet üzerine kuşaklar boyunca ilerleyen güçlü bir roman.

Bazı kararlar verildiği anda sona ermez.

Yıllar boyunca başka hayatların içinde yankılanır.

Tıpkı dağlara bırakılan bir ses gibi…

Kaynağı çoktan uzaklaşsa bile yankısı kalır.