Bir insanın hikâyesini yazmak, onu gerçekten tanımaya yeter mi? Geçmişten kalan bir sır, yıllar sonra başka birinin hayatının yönünü değiştirebilir mi?
İrem Uzunhasanoğlu, Ufkun Öte Yanı’nda yazar olma hayali kuran genç Aren ile deneyimli yazar Refika Karahisar’ın yollarını kesiştiriyor. Refika’nın Aren’e emanet ettiği geçmişe ait bir hikâye, genç adamı yalnızca edebiyatın dünyasına değil; yıllar öncesine uzanan sırların, yolculukların ve unutulmayan bir aşkın izlerine de götürüyor.
Geçmişle bugünü iç içe geçiren roman; İstanbul’dan Kıbrıs’a, Meteora’dan Edirne’ye uzanan farklı coğrafyalarda ilerlerken aşk, dostluk, yazarlık, hafıza ve aidiyet gibi temaları bir araya getiriyor. Türkiye’nin yakın tarihinden izler taşıyan anlatıda 6-7 Eylül olayları da karakterlerin yaşamlarına dokunan tarihsel arka planın önemli parçalarından biri olarak yer alıyor.
Ufkun Öte Yanı, geçmişin izlerini edebiyatın iyileştirici ve birleştirici gücüyle buluşturan; farklı zamanlar ve coğrafyalar arasında ilerleyen, merak uyandırıcı ve duygu yüklü bir roman.