İnsan, inanmadığı bir geleneği yıllarca sürdürebilir mi? Minnet ve vefa, insanın düşüncelerinden daha güçlü bir bağ kurabilir mi?
Honoré de Balzac, Ateist Ayini’nde ünlü cerrah Desplein ile öğrencisi Bianchon’ın hikâyesini anlatıyor. Katı bir ateist olarak tanınan Desplein’in belirli zamanlarda Saint-Sulpice Kilisesi’nde ayine katıldığını gören Bianchon, hocasının düşünceleriyle davranışları arasındaki bu şaşırtıcı çelişkinin nedenini merak etmeye başlıyor.
Bu küçük gizemin ardında Desplein’in gençlik yıllarına, yoksulluk içinde verdiği mücadeleye ve hayatında derin iz bırakan bir insana uzanan geçmiş saklıdır. Balzac, kısa anlatısı boyunca inanç ile inançsızlık arasındaki tartışmadan çok insanın başka bir insana duyduğu minneti, vefayı ve iyiliğin unutulmayan gücünü öne çıkarıyor.
Ateist Ayini, görünüşte bir çelişkinin ardında saklanan güçlü bir insan hikâyesini anlatan; dostluk, vefa ve iyiliğin insan hayatında bıraktığı izler üzerine düşündüren, Balzac’ın kısa ama etkileyici klasiklerinden biri.
- Çevirmen
- Yağmur Alev
- Editör
- Esra Damla İpekçi