Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
16 Gösterim

Billy Budd iyi bir denizcidir.
Gençtir.
Güçlüdür.
İnsanlarla kolayca anlaşır ve bulunduğu yerde sevgi uyandırır.
Onun dünyasında kötülük henüz öğrenilmesi gereken yabancı bir dildir.

Bir ticaret gemisinden alınarak savaş gemisi Bellipotent’ta görevlendirildiğinde de bu doğallığını kaybetmez. Mürettebat onu kısa sürede benimser.

Fakat herkes Billy’ye aynı gözle bakmaz.
Geminin silah ustası John Claggart, Billy’nin saflığında başkalarının gördüğü iyiliği görmez.
Onda açıklayamadığı bir şey kendisini rahatsız eder.
Hayranlık mı?
Kıskançlık mı?
Nefret mi?

Melville kesin cevaplar vermekten kaçınır.
Ama Claggart’ın Billy’ye karşı içinde büyüttüğü karanlık duygu giderek tehlikeli bir hâl alır.
Sonunda Billy’yi gemide bir isyan hazırlamakla suçlar.
Bu son derece ağır bir suçlamadır.
Üstelik savaş zamanıdır.

Kaptan Edward Vere, Billy’yi karşısına alarak kendisini savunmasını ister.
Fakat Billy’nin bir kusuru vardır:
Şiddetli heyecan karşısında konuşmakta zorlanır.

Kendisini kelimelerle savunamadığı o anda bütün öfkesi tek bir harekete dönüşür.
Ve bir an içinde yaşanan olay, gemideki herkesin kaderini değiştirir.
Artık Kaptan Vere’nin karşısında son derece ağır bir ikilem vardır.
Billy’nin kötücül bir niyet taşımadığını bilir.
Onun ahlaki anlamda masum olduğunu görebilir.
Ama karşısında bir de askerî hukuk vardır.

Kanun insanın niyetine mi bakmalıdır, yaptığı eyleme mi?
Bir kaptan vicdanının sesini mi dinlemelidir, yoksa düzeni korumak için yasanın gereğini mi yapmalıdır?
Ve bir yasa adaletsiz bir sonuca götürdüğünde ona uymak hâlâ adalet midir?

Denizci Billy Budd, kısa hacmine rağmen bütün ağırlığını bu soruların üzerine kurar.
Billy yalnızca masum bir denizci değildir.
Claggart yalnızca kötü bir adam değildir.
Vere de yalnızca karar veren bir kaptan değildir.

Melville üç karakter üzerinden insanın en eski çatışmalarından birini kurar:
Masumiyet ile kötülük, vicdan ile yasa, birey ile otorite arasındaki çatışmayı.

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları da eseri, iyilikle kötülük ve saflıkla hinlik karşıtlığı üzerine kurulu, alegorilerle yüklü; adalet, masumiyet ve otorite konusunda kolay cevaplar vermek yerine yeni sorular ortaya çıkaran bir anlatı olarak tanımlıyor.

Melville’in dili ise bir deniz macerasının sınırlarını aşar.
Geminin kapalı dünyası giderek küçük bir topluma dönüşür.
Disiplin vardır.
Hiyerarşi vardır.
Emirler vardır.
Ve bütün bunların ortasında, doğru olduğuna inanılan şeyle yapılması zorunlu görülen şey arasındaki mesafe vardır.

Denizci Billy Budd – İçrek Bir Anlatı, denizde geçen trajik bir hikâyenin içinden adaletin doğasını sorgulayan; masumiyetin her zaman insanı korumaya yetmediğini gösteren yoğun ve karanlık bir Melville klasiği.

Çünkü bazı davalarda suçluyu bulmak kolaydır.

Zor olan başka bir şeydir:
Kanunun verdiği karar ile adaletin verdiği karar aynı olmadığında hangisine uyulacağını seçmek.