İnsan, ailesi hakkında bildiklerinin ne kadarından emin olabilir? Geçmişin üzeri yıllarca örtülse bile, bir ölüm haberi unutulduğu sanılan hikâyeleri yeniden gün yüzüne çıkarabilir mi?
Hamdi Koç, Çıplak ve Yalnız’da Ankara’da yaşayan Mesut Akarsu’nun, amcasının ölüm haberini almasıyla başlayan yolculuğunu anlatıyor. Kendisini hayatta hiçbir yakını kalmamış yalnız bir adam olarak gören Mesut, amcasının ardından memleketine döndüğünde ailesi ve geçmişi hakkında bilmediği pek çok şeyle karşılaşmaya başlıyor. Hikâye, 27 Mayıs 1960 döneminden günümüze uzanan geniş bir zaman diliminin izlerini taşıyor.
Aile sırları, hatıralar ve geçmişten kalan izler bir araya geldikçe Mesut’un kişisel hikâyesi Türkiye’nin yakın tarihiyle kesişiyor. Hamdi Koç, bireysel hafızayla toplumsal belleği yan yana getirirken aile, yalnızlık, aidiyet ve insanın kendi geçmişini anlama çabası üzerine çok katmanlı bir anlatı kuruyor.
2014 Orhan Kemal Roman Armağanı’na değer görülen Çıplak ve Yalnız, bir insanın ailesinin izlerini takip ederken kendi kimliğine de yeniden bakmasını anlatan; geçmişle bugünü ustalıkla buluşturan, zengin kurgusu ve güçlü karakterleriyle dikkat çeken etkileyici bir roman.