Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Okunma
0 Beğeni
30 Gösterim

Brooke Sullivan’ın yeni işinde uyması gereken üç önemli kural vardır:

Mahkûmlara saygılı davran.

Kişisel bilgilerini asla paylaşma.

Ve hiçbir koşulda onlarla yakınlaşma.

Brooke daha ilk gününden bu kurallardan birini çiğnemiştir.

Çünkü azami güvenlikli cezaevindeki mahkûmlardan birini herkesten daha yakından tanımaktadır.

Shane Nelson bir zamanlar okulun gözde öğrencisi, başarılı bir sporcu ve Brooke’un âşık olduğu genç adamdı. Şimdi ise bir dizi korkunç cinayetten hüküm giymiş, hayatının geri kalanını parmaklıkların ardında geçirecek tehlikeli bir mahkûmdur.

Onu cezaevine gönderen kişi de Brooke’tur.

Yıllar önce verdiği ifade, Shane’in suçlu bulunmasında belirleyici olmuştur. Brooke o geceden sonra geçmişini geride bırakmaya, olanları unutmaya ve kendisine yeni bir hayat kurmaya çalışmıştır.

Fakat Shane hiçbir şeyi unutmamıştır.

Brooke cezaevinin soğuk koridorlarında onunla yeniden karşılaştığında geçmişte bildiği gerçeklerden şüphe etmeye başlar. Shane suçsuz olduğunu söylemektedir. Anlattıkları, Brooke’un yıllardır zihninde taşıdığı anılarla uyuşmaz. O gece gerçekten ne yaşanmıştır? Suçlu olarak gördüğü adam, korkunç bir hatanın kurbanı olabilir mi?

Brooke cevapları aradıkça geçmişin kapalı kalmış ayrıntıları yeniden ortaya çıkar. Güvendiği insanların anlattıkları değişir, unuttuğunu sandığı anılar farklı anlamlar kazanır ve Shane’in mahkûmiyetine yol açan olayın göründüğünden çok daha karmaşık olduğu anlaşılır.

Ancak bir mahkûmun sözlerine inanmak tehlikelidir.

Özellikle de o mahkûm sizi bir zamanlar öldürmeye çalışmışsa.

Freida McFadden, **Mahkûm**’da suçluluk, hafıza ve güven kavramlarını geçmişten gelen karanlık bir ilişki etrafında örüyor. Kurbanla suçlunun sürekli yer değiştirdiği bu psikolojik gerilimde her yeni gerçek, yıllardır inanılan başka bir yalanı ortaya çıkarıyor.

Brooke, Shane’in parmaklıkların ardında olduğuna inanarak kendisini güvende hissediyordu.

Şimdi onun gerçekten suçlu olup olmadığını öğrenmek zorunda.

Çünkü en tehlikeli insanlar her zaman cezaevinde değildir.

Ve en ağır cezayı her zaman suçlular çekmez.