Tegan’ın hayatı parçalanmak üzeredir.
Sekiz aylık hamile, yalnız ve geleceği konusunda çaresizdir. Yaşadığı her şeyi geride bırakabilmek için arabasına atlar ve bir süre yanında kalabileceği kardeşine doğru yola çıkar.
Fakat önünde giderek şiddetlenen bir kar fırtınası vardır.
Issız bir yolda kontrolünü kaybeden Tegan’ın arabası kaza yapar. Telefonu çekmez, ayağı ağır biçimde yaralanmıştır ve dondurucu soğukta yardım gelmesini beklemekten başka çaresi yoktur.
Tam bütün umutlarını kaybetmek üzereyken bir yabancı tarafından bulunur.
Adam ve karısı, yollar açılıncaya kadar Tegan’ı yakınlardaki sıcak evlerinde ağırlamayı teklif eder. Tegan için bu, kendisini ve doğmamış bebeğini kurtarabilecek büyük bir şanstır.
En azından başlangıçta öyle görünür.
Saatler geçtikçe evde bir şeylerin yolunda olmadığını fark eder. Hastaneye gitme isteği sürekli ertelenir. Dış dünyayla bağlantı kurmasına izin verilmez. Kendisine yardım ettiğini söyleyen insanların davranışları giderek daha kuşkulu hâle gelir.
Tegan kar fırtınasının dinmesini beklediğini sanırken aslında hiç tanımadığı insanların arasında kapana kısılmıştır. Üstelik bu evde yalnızca onun sakladığı sırlar yoktur.
Freida McFadden, **Kaza**’da annelik, çaresizlik ve hayatta kalma mücadelesini karlarla çevrili, dış dünyadan kopmuş bir evin içine taşıyor. Güvenli görünen her ayrıntının yeni bir tehdide dönüştüğü roman, gerçeği her bölümde yeniden sorgulatıyor.
Tegan kaçtığı hayatın geride kaldığını düşünüyordu.
Oysa peşinden geldiği felaket, karşılaşacağı tehlikenin yanında hiçbir şeydi.
Şimdi yalnızca kendisini değil, doğmamış bebeğini de kurtarmak zorunda.
Fakat dışarıda ölümcül bir fırtına, içeride ise kim olduklarını bilmediği insanlar var.