Uzak ülkelerde, bilinmeyen zamanlarda yollar aşılır, dağlar geçilir, sarayların kapıları çalınır. Kimi zaman yoksul bir delikanlı umudunun peşine düşer, kimi zaman iyilikle kötülük, akılla zorbalık karşı karşıya gelir. Görünen dünyanın sınırları ortadan kalktığında insanın gerçek değeri; cesareti, dürüstlüğü ve karşısına çıkan güçlüklerle nasıl mücadele ettiğiyle ölçülür.
Fakir Baykurt, **Dünya Güzeli**’nde Anadolu’nun zengin masal geleneğini kendine özgü anlatımıyla yeniden kurar. Olağanüstü güzellikler, erişilmesi güç ülkeler ve beklenmedik sınavlarla örülü bu masallarda yalnızca hayal dünyasının kapıları açılmaz; insanın açgözlülüğü, kibri, korkuları ve adalet arayışı da görünür hâle gelir.
Baykurt’un kahramanları çoğu zaman güçlerini zenginlikten ya da sahip oldukları konumdan değil; akıllarından, sabırlarından ve doğru bildikleri yoldan ayrılmamalarından alırlar. Büyük görünen engeller küçük bir zekâ kıvılcımıyla aşılır, güçlülerin kurduğu düzen beklenmedik biçimde değişir. Her masal, iyiliğin kolay kazanılmadığını; fakat umudunu kaybetmeyenler için başka bir yolun daima bulunabileceğini hatırlatır.
Sözlü anlatının canlılığını, Anadolu insanının mizahını ve düş gücünün sınırsızlığını bir araya getiren **Dünya Güzeli**, çocukları masalların büyülü dünyasına çağırırken yetişkinlere de unutulmuş gerçekleri yeniden düşündürüyor. Çünkü bazen gerçeği bütün açıklığıyla görebilmek için önce bir masala inanmak gerekir.