Tek başına duran insan ile kalabalığın içine karışan insan aynı kişi midir?
Binlerce insan nasıl aynı anda aynı yönde hareket eder?
Neden bazı kalabalıklar korkuya kapılırken bazıları saldırır, bazıları kaçar, bazılarıysa bir anda kendilerini yöneten güce başkaldırır?
Ve bütün bunların üzerinde duran iktidar, insanların itaat etmesini nasıl sağlar?
Elias Canetti, Kitle ve İktidar’da insan topluluklarının en eski ve en güçlü davranışlarından birini anlamaya çalışıyor:
Bir araya gelme ve hükmetme arzusunu.
Canetti’ye göre insan, gündelik yaşamında başkalarının kendisine fazla yaklaşmasından rahatsız olur. Arasına mesafe koyar, sınırlarını korur.
Fakat kitle içinde bu sınırlar değişir.
İnsan kalabalığın içine karıştığında kendisini tek başına olduğundan farklı hisseder. Korkular azalabilir, sorumluluk duygusu dönüşebilir ve bireysel davranışların yerini ortak bir hareket alabilir.
Kitle büyümek ister.
Dağılmaktan korkar.
Bir yön arar.
Bazen bir düşmana ihtiyaç duyar.
Bazen de onu yıllardır yöneten gücü devirmek için harekete geçer.
Canetti yalnızca modern siyasi hareketlere bakmaz. Dinlerden savaşlara, kabilelerden uluslara, ritüellerden mitlere kadar insanlık tarihinin farklı dönemlerinden örneklerle kitlenin değişen biçimlerini inceler. Kitlelerin zaman zaman tiranlara ve ideolojilere boyun eğebildiği gibi kendi dinamiklerini geliştirerek hükümetleri de devirebildiğini gösterir.
Fakat kitabın diğer büyük sorusu iktidardır.
İnsan neden emir verir?
Daha önemlisi:
Neden itaat eder?
Canetti, emri yalnızca söylenen bir söz olarak görmez. Çocukluktan başlayarak insanın hayatına giren emir ve itaat ilişkilerinin kişiliğimizde iz bıraktığını; iktidarın da korku, tehdit, hayatta kalma ve üstünlük duygusuyla yakın bir ilişki içinde bulunduğunu araştırır.
Hükmeden insanın temel tutkularından biri hayatta kalmaktır.
Başkaları düşerken ayakta kalmak…
Başkaları ölürken yaşamaya devam etmek…
Canetti için iktidarın karanlık yüzlerinden biri tam da burada ortaya çıkar: insanın kendi varlığını, başkalarının üzerinde ve bazen onların yokluğu üzerinden güvence altına alma arzusu.
Bu nedenle Kitle ve İktidar, yalnızca siyaset üzerine bir kitap değildir.
Kalabalıkların psikolojisini, savaşları, dinleri, liderleri, emirleri, korkuyu, ölümü ve insanın başka insanlar üzerinde egemenlik kurma arzusunu aynı büyük soru etrafında toplar.
Canetti hazır bir siyasal teori sunmaz.
Daha temel bir şeyi araştırır:
İnsanın neden yönetmek ve neden yönetilmek istediğini.
Ve okuru rahatsız edici bir gerçekle karşı karşıya bırakır:
Kitle dediğimiz şey her zaman başkalarından oluşmaz.
Biz de onun içindeyiz.
İktidar dediğimiz şey de yalnızca kralların, diktatörlerin ya da devletlerin elinde değildir.
Bir emirde, bir tehditte, bir korkuda, bir ailede, bir kalabalıkta ve başka bir insan üzerinde kurduğumuz en küçük üstünlükte bile ortaya çıkabilir.
Kitle ve İktidar, insanın kalabalığın içinde nasıl değiştiğini ve iktidarın insan üzerindeki etkisini anlamaya çalışan; sınırları kolayca çizilemeyen, yoğun ve sarsıcı bir düşünce eseri.
Çünkü iktidarı anlamak için yalnızca yönetenlere bakmak yetmez.
İtaat edenleri de anlamak gerekir.
- Çevirmen
- Gülşat Aygen