İnsan kendini bulmaya çalışırken ailesinden, geçmişinden ve kendisine öğretilenlerden ne kadar uzaklaşabilir? İnandıklarımız gerçekten bize mi aittir, yoksa başkalarının bizim için çizdiği hayatların içinde mi şekillenir?
Defne Suman, Saklambaç’ta farklı dünyalarda yetişmiş iki genç kadının hayatı anlamlandırma çabasını anlatıyor. Batılı ve seküler bir aile çevresiyle muhafazakâr bir dünyanın kesiştiği hikâyede; aile bağları, inanç, aşk, aidiyet ve kimlik arayışı iç içe geçiyor.
Karakterlerin kendilerine ait bir yol bulmaya çalışırken yaşadıkları çatışmalar, yalnızca kişisel seçimlerin değil, içinde yetiştikleri ailelerin ve toplumun da izlerini taşıyor. Roman, gençliğin huzursuzluğunu ve özgürleşme arzusunu anlatırken insanın kim olduğunu keşfetmesinin ne kadar karmaşık bir yolculuk olabileceğini gösteriyor.
Saklambaç, farklı hayatların ve farklı inançların arasında kendine bir yer arayan insanların hikâyesini anlatan; aidiyet, özgürlük ve kendin olabilme üzerine düşündüren bir roman.