Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
1 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 23-03-1876
Doğum yeri Diyarbakır
Ölüm tarihi 25-10-1924

Ziya Gökalp, asıl adıyla Mehmet Ziya, 23 Mart 1876’da Diyarbakır’da doğdu. Babası Diyarbakır Vilayeti Evrak Müdürlüğünde çalışan ve Diyarbekir gazetesinin yayın faaliyetlerine katılan Mehmet Tevfik Efendi, annesi Zeliha Hanım’dı.

İlk eğitimini ailesinin gözetiminde ve mahalle mektebinde aldı. 1886’da Mekteb-i Rüştiye-i Askeriyeye başladı; babasının ölümünden sonra eğitimini amcası Hacı Hüseyin Hasib Efendi’nin desteğiyle sürdürdü.

Amcasından Arapça, Farsça, geleneksel ilimler ve felsefe dersleri aldı. Daha sonra Diyarbakır İdâdî-i Mülkîsine devam ederek Fransızca ve modern bilimlerle tanıştı.

Geleneksel düşünceyle modern bilim arasında yaşadığı çatışma, gençlik yıllarında ağır bir düşünsel bunalıma dönüşerek intihar girişiminde bulunmasına yol açtı. Hayatta kalmasının ardından eğitimini İstanbul’da sürdürmeye karar verdi.

Maddi koşulları nedeniyle ücretsiz eğitim veren Mülkiye Baytar Mekteb-i Âlisine kaydoldu. İstanbul’daki öğrencilik yıllarında dönemin siyasal hareketleriyle ilgilenerek İttihat ve Terakki Cemiyetinin çevresine katıldı.

Siyasal faaliyetleri ve yazıları nedeniyle tutuklandı; yaklaşık on ay cezaevinde kaldıktan sonra Diyarbakır’a gönderildi. Eğitimini tamamlayamadı ve 1900’de amcasının kızı Vecihe Hanım’la evlendi.

Diyarbakır’da yerel yönetimin uygulamalarına ve bölgede etkili olan silahlı grupların baskılarına karşı mücadele etti. Arkadaşlarıyla gerçekleştirdiği telgrafhane eylemleriyle bölgedeki sorunların merkezi yönetime duyurulmasını amaçladı.

1908’de İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra İttihat ve Terakki Cemiyetinin Diyarbakır şubesinin çalışmalarını açık biçimde yürütmeye başladı. Peyman gazetesinde siyaset, toplum ve eğitim meseleleri üzerine yazılar yayımladı.

1909’da İttihat ve Terakki’nin Selanik kongresine Diyarbakır delegesi olarak katıldı. Sonraki kongrede cemiyetin merkez yönetimine seçilerek Selanik’teki siyasal ve kültürel çalışmaların içinde yer aldı.

Genç Kalemler çevresindeki yazılarıyla Yeni Lisan hareketini destekledi. Konuşma diline dayanan, yabancı dil kurallarından arındırılmış ve geniş toplum kesimlerince anlaşılabilecek bir yazı dilinin geliştirilmesini savundu.

1911’de yayımlanan Altun Destan adlı manzumesinde ilk defa Gökalp imzasını kullandı. Bu tarihten sonra Mehmet Ziya adı yerine büyük ölçüde Ziya Gökalp adıyla tanındı.

İttihat ve Terakki merkezinin İstanbul’a taşınması üzerine 1912’de ailesiyle İstanbul’a yerleşti. Aynı yıl Ergani Madeni milletvekili seçildi; meclisin kısa süre sonra feshedilmesi nedeniyle milletvekilliği uzun sürmedi.

Darülfünunda sosyoloji dersleri verdi ve Türkiye’de sosyolojinin akademik bir disiplin olarak kurumsallaşmasına öncülük etti. İçtimaiyat Darülmesaisinin ve İçtimaiyat Mecmuası’nın kurulmasına katkıda bulunarak sosyolojik araştırma ve eğitimin kurumsal altyapısını geliştirdi.

Sosyoloji anlayışında özellikle Émile Durkheim’ın toplum, ortak bilinç ve toplumsal dayanışma görüşlerinden yararlandı. Batı sosyolojisinin kavramlarını Osmanlı ve Türk toplumunun tarihsel ve kültürel şartlarını açıklamak amacıyla yeniden yorumladı.

Türk Yurdu, Halka Doğru, İslâm Mecmuası, Yeni Mecmua ve İçtimaiyat Mecmuası gibi yayınlarda dil, kültür, eğitim, ahlak, din, ekonomi, aile ve milliyet meselelerini ele alan çok sayıda yazı yayımladı.

İlk şiir kitabı Kızıl Elma 1914’te yayımlandı. Kitaptaki şiirlerde Türk tarihi, Turan düşüncesi, millet, vatan, dil ve kültürel birlik gibi kavramları hece ölçüsü ve halk şiirinden yararlanan öğretici bir anlatımla işledi.

Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak 1918’de yayımlandı. Eserde Türk kimliğinin güçlendirilmesi, İslam dünyasıyla kültürel bağların korunması ve çağdaş Batı medeniyetinin bilimsel ve teknik birikiminden yararlanılması arasında bir sentez kurmaya çalıştı.

Aynı yıl yayımlanan Yeni Hayat’ta din, dil, vatan, millet, ahlak, aile, kadın, eğitim, köylü ve toplumsal görev gibi kavramları şiir biçiminde ele aldı. Şiiri, yeni toplum düzenine ilişkin düşüncelerini geniş kesimlere aktaran bir araç olarak kullandı.

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından 30 Ocak 1919’da tutuklandı. Önce Limni’ye, daha sonra Malta’ya gönderilerek 1921’e kadar diğer Osmanlı siyasetçi ve aydınlarıyla birlikte sürgünde tutuldu.

Sürgün yıllarında Türk tarihi, sosyoloji ve felsefe üzerine dersler verdi; kitaplar okudu, notlar hazırladı ve ailesine çok sayıda mektup yazdı. Bu mektuplar daha sonra Limni ve Malta Mektupları adıyla yayımlandı.

1921’de serbest bırakılarak Türkiye’ye döndü. Bir süre Ankara’da çalıştıktan sonra Diyarbakır’a geçti ve 1922’de Küçük Mecmua’yı yayımlamaya başladı.

Küçük Mecmua çevresinde öğretmenleri ve yerel araştırmacıları halk türküleri, masallar, inanışlar ve gelenekler üzerine derleme yapmaya yönlendirdi. Halk kültürünü millî kültürün başlıca kaynağı olarak değerlendirdi.

1923’te Ankara’ya dönerek Maarif Vekâleti Telif ve Tercüme Heyeti Başkanlığına getirildi ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin ikinci döneminde Diyarbakır milletvekili seçildi. Eğitim programlarının, ders kitaplarının ve kültür kurumlarının hazırlanmasına yönelik çalışmalara katıldı.

Türkçülüğün Esasları 1923’te yayımlandı. Kitabın ilk bölümünde Türkçülüğün tarihini, millet, kültür, medeniyet ve millî bilinç kavramlarını; ikinci bölümünde ise dil, sanat, ahlak, hukuk, din, ekonomi, siyaset ve felsefe alanlarındaki programını açıkladı.

Aynı yıl yayımlanan Türk Töresi’nde eski Türk toplumunun hukukunu, geleneklerini, dinini ve destanlarını; Altın Işık’ta ise halk masallarını, efsaneleri ve tarihsel anlatıları şiir ve düzyazı biçiminde işledi.

Doğru Yol’da yeni siyasal düzenin ilkelerini yorumladı. Ölümünden sonra 1925’te yayımlanan Türk Medeniyeti Tarihi’nde İslamiyet öncesi Türk toplumunun dini, töresi, aile düzeni, ekonomisi ve siyasal kurumları üzerine yaptığı araştırmaları bir araya getirildi.

Ziya Gökalp, sağlık durumunun ağırlaşması üzerine İstanbul’daki Fransız Pasteur Hastanesine kaldırıldı ve 25 Ekim 1924’te öldü. İstanbul’da Sultan II. Mahmud Türbesi’nin haziresine defnedildi.

Sosyoloji, düşünce, edebiyat, eğitim ve siyaseti ortak bir kültür programı içinde ele alan eserleri, geç Osmanlı döneminden Cumhuriyet’e uzanan düşünsel dönüşümün başlıca kaynakları arasında yer aldı. Dilin sadeleşmesi, halk kültürünün araştırılması ve Türkçülüğün sistemli bir düşünce alanına dönüştürülmesi üzerindeki etkisi sonraki kuşaklarda devam etti.

#ZiyaGökalp #TürkçülüğünEsasları #TürkSosyolojisi #TürkDüşünceTarihi #MillîEdebiyat #YeniLisan #HarsVeMedeniyet #Türkçülük #HalkBilimi #Eğitim #Şiir #CumhuriyetDönemi