Yağmur Alkır, 26 Ocak 1993'te İzmir'de doğdu. Çalışmalarını Türk halk bilimi, halk inanışları, somut olmayan kültürel miras, Balkan Türkleri, ritüeller ve kültürel belleğin aktarımı üzerinde yoğunlaştırdı.
2012 yılında İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde lisans eğitimine başladı. Bölümden 2016 yılında mezun oldu.
Lisans yıllarında edebiyat eğitiminin yanında halk kültürü ve folklor araştırmalarına yöneldi. Daha sonraki akademik çalışmalarının merkezi doğrudan Türk halk bilimi oldu.
2017'de Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Halk Bilimi Ana Bilim Dalında yüksek lisans eğitimine başladı. Yüksek lisans danışmanlığını Dr. Öğr. Üyesi Rabia Uçkun yürüttü.
Yüksek lisans çalışması için Bulgaristan Türklerinin halk inanışlarını araştırmaya yöneldi. 2018 yılında Bulgaristan'da saha araştırması yaparak özellikle Şumnu ve çevresindeki Türk topluluklarından halk kültürü ve inanışlara ilişkin malzeme derledi.
Bu saha çalışması 2020 yılında tamamlanan Bulgaristan Türklerinin Halk İnanışları: Şumnu ve Çevresi başlıklı yüksek lisans tezinin temelini oluşturdu. Çalışma, Bulgaristan Türklerinin yaşam çevresinde sürdürülen inanış ve uygulamaları halk bilimi yöntemleriyle kayıt altına aldı.
Alkır araştırmasında halk inanışlarını yalnızca tek tek “inanılan şeylerin” listesi olarak ele almadı. İnanışların ritüel, gündelik yaşam, toplumsal hafıza, kültürel kimlik ve kuşaklar arası aktarım içindeki yerini incelemeye yöneldi.
Doğum, evlenme ve ölüm gibi insan yaşamının geçiş dönemleri araştırmanın önemli alanlarından biridir. Bu dönemlerin çevresinde oluşan uygulamalar, korunma davranışları, uğur ve uğursuzluk düşünceleri, bereket, nazar ve ölümle ilgili inanışlar kültürel bütünlük içinde değerlendirilir.
Şumnu ve çevresindeki Hıdırellez uygulamaları da Alkır'ın araştırmalarında yer aldı. Baharın gelişi, bereket, kısmet, su, bitkiler, yiyecekler ve kadınların ritüellerdeki etkinliği üzerinden halk inanışlarının yaşayan yapısı görünür hâle getirildi.
Ölüm ve cenaze çevresindeki inanışlar da çalışmalarının sürekli konularından biri oldu. Ölünün hazırlanması, ruhla ilgili tasavvurlar, defin ve yas ritüelleri gibi uygulamaları Bulgaristan Türklerinden Anadolu Türklerine uzanan karşılaştırmalı bir halk kültürü alanı içinde ele aldı.
2020 yılında Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Halk Bilimi Ana Bilim Dalında doktora eğitimine başladı. YÖK 100/2000 programında UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras alanında doktora bursiyeri oldu.
Doktora çalışmasını Prof. Dr. Metin Ekici danışmanlığında sürdürdü. Araştırmasının merkezinde somut olmayan kültürel miras unsurlarının icrası ve aktarımında kadınların rolü, özellikle İzmir örneklemi bulunmaktadır.
Bu yönelim, Bulgaristan Türkleri üzerine yaptığı araştırmayla da bağlantılıdır. Halk inanışlarının, ritüellerin ve geleneklerin aktarılmasında kadınların aile ve topluluk içindeki rolü, sonraki çalışmalarında bağımsız bir araştırma konusu hâline geldi.
Alkır'ın ilk akademik makalelerinden Kahramanın Cehenneme Yolculuğu: Altay Destanı Maaday Kara'da ve İlahi Komedya'da Cehennem Tasviri 2021'de yayımlandı. Çalışmada Altay Türklerinin Maaday Kara destanındaki yeraltı yolculuğu ile Dante'nin İlahi Komedya'sındaki cehennem tasviri karşılaştırıldı.
Aynı yıl Anadolu Türklerinde Ölüm: Defin ve Yas Ritüelleri başlıklı çalışması yayımlandı. Ölümün yalnızca biyolojik bir son değil, çeşitli inanışlar, tabular, korunma davranışları ve toplumsal ritüeller üreten önemli bir geçiş dönemi olduğunu halk bilimi açısından ele aldı.
2022'de Nagihan Baysal Yurdakul ile birlikte Ölümsüzlük Arayışında Bir Kahraman: Dede Korkut başlıklı makaleyi yayımladı. Dede Korkut çevresindeki anlatıları ölüm, ölümsüzlük arayışı ve geleneksel Türk dünya görüşü bağlamında değerlendirdi.
Halk hekimliği de çalışmalarının önemli alanlarından biri oldu. Türk Halk Hekimliğinde Kültler ve daha sonra Türk Halk Hekimliğinde Zaman gibi çalışmalarında geleneksel sağaltma bilgisini inanç, kutsallık, doğa, ritüel ve kültürel zaman kavramlarıyla ilişkilendirdi.
Kadınların kültürel mirasın taşınmasındaki rolüne ilişkin araştırmaları Hıdırellez geleneği üzerinden de sürdü. Hıdırellez'in uygulanması ve kuşaktan kuşağa aktarılmasında kadınların konumunu somut olmayan kültürel miras yaklaşımıyla değerlendirdi.
İzmir üzerine yürüttüğü çalışmalar, halk bilimi ile kent belleğini birbirine yaklaştırdı. Kemeraltı'nın geleneksel meslekleri ve sözlü tarih çalışmaları aracılığıyla geleneksel bilgi, meslek kültürü, kent kimliği ve kültürel mirasın modern şehir ortamındaki sürekliliği üzerinde çalıştı.
2018-2020 yılları arasında Ege Üniversitesi Etnografya Müzesinde arşiv görevlisi ve rehber olarak görev aldı. Kuşadası Geleneksel Meslekler Projesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Kemeraltı Sözlü Tarih Projesi gibi kültürel miras çalışmalarında araştırmacı olarak yer aldı.
2023'ten itibaren İzmir Büyükşehir Belediyesi Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesiyle bağlantılı müze ve sergi çalışmalarında görev almaya başladı. Akademik halk bilimi araştırmalarını arşiv, müzecilik, sergi ve kent belleği çalışmalarına taşıdı.
Bulgaristan Türklerinin Halk İnanışları, 2024'te Mavi Gök Yayınları tarafından kitap olarak yayımlandı. Mavi Gök Balkan Kitaplığı'nın üçüncü kitabı olan eser, yazarın yüksek lisans döneminde gerçekleştirdiği saha araştırmasını daha geniş okur kitlesine ulaştırdı.
Kitap Bulgaristan Türklerinin halk inanışlarını yalnızca geçmişten kalmış folklorik kalıntılar olarak değerlendirmez. Göç, siyasal baskılar, toplumsal değişim ve asimilasyon süreçleri karşısında gelenek ve inanışların topluluk belleğini ve kültürel kimliği korumadaki yerini de dikkate alır.
Alkır'ın akademik üretimi Bulgaristan Türkleri, Türk mitolojisi, Dede Korkut, ölüm ritüelleri, halk hekimliği, Hıdırellez, geleneksel meslekler ve kadınların somut olmayan kültürel mirasın aktarımındaki rolü çevresinde gelişmektedir. Çalışmalarında saha araştırması, sözlü kültür, ritüel incelemesi, karşılaştırmalı halk bilimi ve kültürel miras yaklaşımı bir arada bulunur.
#YağmurAlkır #BulgaristanTürklerininHalkİnanışları #TürkHalkBilimi #BulgaristanTürkleri #Halkİnanışları #SomutOlmayanKültürelMiras #BalkanTürkleri #HalkHekimliği #Ritüel #Hıdırellez #KültürelMiras #KentBelleği
Yağmur Alkır'ın Bibliosfer profili Türk halk bilimi, halk inanışları, Bulgaristan Türkleri, Balkan Türkleri, somut olmayan kültürel miras, ritüel, halk hekimliği, Türk mitolojisi, geçiş dönemleri, kadın ve kültürel aktarım, kent belleği ve sözlü tarih eksenlerinde şekillenir. Üretimi kurmaca edebiyattan çok akademik araştırma ve kültürel miras çalışmalarına dayanır.
Bulgaristan Türklerinin Halk İnanışları yazarın temel çalışma alanını en kapsamlı biçimde temsil eden eseridir. Kitap, Şumnu ve çevresindeki Bulgaristan Türklerinin inanışlarını doğrudan saha araştırmasından elde edilen malzemeyle inceleyen halk bilimi çalışmasıdır.
Bu nedenle eser din veya ilahiyat kitabı olarak sınıflandırılmamalıdır. Dinî unsurlar bulunmakla birlikte kitabın temel amacı belirli bir inanç öğretisini açıklamak veya savunmak değil, halk arasında yaşayan inanış ve uygulamaları kültürel bağlamları içinde araştırmaktır.
“Halk inanışı” kavramı burada önemlidir. Resmî dinî öğreti ile halkın gündelik yaşamında oluşan inanış, ritüel, korunma yöntemi, uğur-uğursuzluk düşüncesi ve kutsallık algısı birbirinden farklı araştırma düzeyleridir.
Alkır bu uygulamaları yalnızca “batıl inanç” başlığı altında değersizleştirmek yerine bunların hangi kültürel ihtiyaçlardan doğduğunu, nasıl aktarıldığını ve topluluk belleğinde ne işlev gördüğünü araştırır. Bu tutum çağdaş halk bilimi yaklaşımının önemli özelliklerinden biridir.
Şumnu ve çevresi kitabın coğrafi çekirdeğidir. Dolayısıyla başlıktaki “Bulgaristan Türkleri” geniş bir topluluğa gönderme yapsa da araştırmanın saha verisinin özellikle belirli bir bölgesel örnekleme dayandığı gözden kaçırılmamalıdır.
Bu ayrım genelleme açısından önemlidir. Şumnu çevresinde kaydedilen bir inanışın Bulgaristan'daki bütün Türk topluluklarında aynı biçimde uygulandığı otomatik olarak varsayılamaz.
Araştırmanın temel yöntemlerinden biri saha çalışmasıdır. Halk bilimi açısından saha, geleneğin yalnızca yazılı kaynaklardan değil onu yaşayan kişilerden, anlatılardan, hatırlamalardan ve uygulamalardan kaydedilmesini sağlar.
Bu nedenle kaynak kişiler çalışmanın merkezî unsurlarındandır. Halk inanışının nasıl aktarıldığını anlamak için yalnızca “neye inanıldığı” değil, kimin aktardığı, hangi durumda uygulandığı ve hangi kuşak tarafından sürdürüldüğü de önem kazanır.
Doğum, evlenme ve ölüm gibi geçiş dönemleri Alkır'ın araştırma çizgisinin temel alanlarıdır. İnsan hayatındaki statü değişiklikleri kültürel açıdan riskli ve kutsal kabul edilebildiği için bu dönemlerin çevresinde yoğun inanış ve ritüel kümeleri oluşur.
Ölüm üzerine çalışmaları bu yaklaşımı belirginleştirir. Ruh, cenazenin hazırlanması, defin, yas ve ölümden sonra yapılması veya yapılmaması gereken davranışlar, toplumun ölüm karşısındaki kültürel anlamlandırma biçimlerini gösterir.
Halk hekimliği araştırmaları da aynı inanç sistemiyle bağlantılıdır. Hastalık her zaman yalnızca biyolojik nedenlerle açıklanmamış; nazar, kutsal kişiler, tabiat unsurları, zaman, dua, büyüsel uygulamalar ve geleneksel ilaçlar halkın sağlık anlayışının parçaları olmuştur.
Alkır'ın Türk Halk Hekimliğinde Kültler çalışması bu nedenle tıp veya klinik sağlık kitabı değildir. Geleneksel sağaltmada kutsallaştırılan kişi, mekân ve tabiat unsurlarını halk bilimi açısından inceleyen kültür araştırmasıdır.
Türk Halk Hekimliğinde Zaman ise geleneksel tedavinin yalnızca “hangi yöntem” sorusuyla açıklanamayacağını gösteren başka bir hattır. Belirli gün, saat veya dönemlerin şifa uygulamalarında anlam kazanması, zamanın da kültürel olarak kodlanabildiğini ortaya koyar.
Mitoloji ve anlatı araştırmaları Alkır'ın ikinci önemli alanını oluşturur. Maaday Kara destanı ile İlahi Komedya'yı karşılaştırdığı çalışma, farklı kültürel çevrelerin ölüm sonrası dünya ve cehennem tasvirleri arasında motif düzeyinde ilişkiler kurar.
Dede Korkut üzerine ortak çalışmasında ise ölümsüzlük arayışı öne çıkar. Böylece ölüm yalnızca defin ve yas ritüellerinde değil, mitolojik ve anlatısal düşüncede de araştırılan sürekli bir tema hâline gelir.
Bu çalışmalar birbirinden kopuk değildir. Ölüm, ruh, öte dünya, kutsallık, hastalık ve korunma gibi başlıklar geleneksel dünya görüşünün farklı görünüşleridir.
Somut olmayan kültürel miras yaklaşımı Alkır'ın sonraki döneminde daha güçlü biçimde öne çıkar. Burada amaç yalnızca geçmişteki geleneğin belgelenmesi değil, geleneğin bugün kim tarafından yaşatıldığı, nasıl değiştiği ve gelecek kuşaklara nasıl aktarıldığı sorularıdır.
Kadınların rolüne yoğunlaşması bu bağlamda anlam kazanır. Doğum, evlilik, ölüm, yemek, sağlık, bayram ve aile çevresindeki çok sayıda geleneksel uygulamanın aktarımında kadınlar uygulayıcı ve bilgi taşıyıcısı olarak merkezi konumda bulunabilir.
Hıdırellez üzerine çalışması bu mekanizmayı görünür kılar. Ritüelin hazırlanması, uygulanması ve genç kuşaklara öğretilmesi kadınların kültürel aktarım içindeki etkinliğini incelemek için somut bir örnek oluşturur.
Bu yaklaşım Bulgaristan Türklerinin Halk İnanışları ile doktora çalışması arasında da düşünsel süreklilik kurar. İlk araştırmada halk inanışlarının yaşayan taşıyıcıları gözlemlenirken sonraki çalışmalarda bu aktarımın aktörlerinden biri olan kadın doğrudan araştırmanın merkezine alınır.
Alkır'ın kent belleği çalışmalarına yönelmesi halk biliminin yalnızca köy veya kırsal kültürle sınırlı olmadığını gösterir. Kemeraltı'nın geleneksel meslekleri gibi konular modern kent ortamında geleneksel bilginin nasıl yaşadığı ve dönüştüğü sorusunu ortaya çıkarır.
Müzecilik, arşiv ve sözlü tarih deneyimi de bu açıdan akademik üretimiyle uyumludur. Halk bilimi verisinin kaydedilmesi, korunması, kataloglanması ve kamuyla yeniden buluşturulması kültürel miras çalışmalarının uygulamalı tarafını oluşturur.
Bulgaristan Türkleri üzerine çalışmasının önemli bağlamlarından biri kültürel devamlılıktır. Göç, siyasal baskı ve asimilasyon deneyimleri yaşayan topluluklarda dil, ritüel, aile belleği ve halk inanışları kültürel aidiyetin sürdürülmesinde işlev görebilir.
Bununla birlikte halk inanışlarının varlığını yalnızca siyasal direnişle açıklamak da daraltıcı olur. Ritüeller aynı zamanda gündelik hayatı düzenleme, belirsizlikle baş etme, bereket isteme, hastalıktan korunma, ölümle uzlaşma ve topluluk bağını güçlendirme gibi çok katmanlı işlevlere sahiptir.
Alkır'ın çalışmalarının güçlü yönlerinden biri saha verisi ile daha geniş Türk halk kültürü literatürünü birlikte kullanmasıdır. Şumnu'da kaydedilen bir uygulama Anadolu, Balkanlar veya Türk dünyasındaki benzer örneklerle karşılaştırılarak kültürel süreklilik ve farklılaşma birlikte değerlendirilebilir.
Bu yöntemin sınırı da karşılaştırmanın dikkatli yapılmasını gerektirmesidir. Benzer görünen iki uygulamanın mutlaka aynı tarihsel kaynaktan geldiği sonucuna ulaşmak için motif benzerliğinden daha fazla tarihsel kanıt gerekebilir.
Yağmur Alkır'ın Bibliosfer'deki temel sınıflandırma alanları Türk halk bilimi, Balkan Türkleri ve Bulgaristan Türkleri, halk inanışları, somut olmayan kültürel miras, geçiş dönemleri, ritüel, halk hekimliği, mitoloji, sözlü kültür, kadın ve kültürel aktarım, kent belleği ve müzeciliktir. Çalışmalarını ayırt eden temel özellik, yaşayan gelenekleri saha verisiyle kaydetmesi ve inanışları yalnızca geçmişten kalmış unsurlar değil, kimlik, bellek ve kuşaklar arası kültürel aktarım içinde işleyen canlı kültür öğeleri olarak ele almasıdır.