William Shakespeare, 1564 yılında İngiltere’nin Warwickshire bölgesindeki Stratford-upon-Avon’da doğdu. Kesin doğum günü bilinmemekle birlikte geleneksel olarak 23 Nisan kabul edilir. Holy Trinity Kilisesinin kayıtlarına göre 26 Nisan 1564’te vaftiz edildi.
Babası John Shakespeare eldiven yapımı, deri ve yün ticaretiyle uğraşan, Stratford’un yerel yönetiminde çeşitli görevler üstlenen bir esnaftı. Annesi Mary Arden, Warwickshire’da toprak sahibi bir aileden geliyordu. William, çiftin çocukluk dönemini tamamlayan sekiz çocuğundan biriydi.
Shakespeare’in okul hayatına ilişkin doğrudan bir kayıt bulunmamaktadır. Bununla birlikte babasının yerel yönetimdeki konumu nedeniyle Stratford’daki King’s New School’da öğrenim gördüğü genel olarak kabul edilir. Burada Latince dil bilgisi, hitabet, mantık ve Ovidius, Vergilius, Seneca, Plautus ile Terentius gibi klasik yazarların eserleriyle karşılaşmış olması muhtemeldir.
Shakespeare, 1582’de Stratford yakınlarındaki Shottery’den Anne Hathaway ile evlendi. İlk çocukları Susanna 1583’te, ikizleri Hamnet ile Judith ise 1585’te vaftiz edildi. Tek oğulları Hamnet, 1596’da on bir yaşında öldü.
İkizlerin doğumuyla Shakespeare’in Londra tiyatro dünyasında görünür hâle geldiği 1592 yılı arasındaki dönem hakkında kesin bilgi bulunmamaktadır. Bu yıllar Shakespeare biyografilerinde sıklıkla “kayıp yıllar” olarak adlandırılır.
Shakespeare’in Londra’da oyuncu ve oyun yazarı olarak yerleştiğini gösteren ilk kesin belgelerden biri 1592 tarihlidir. Oyun yazarı Robert Greene, ölümünden sonra yayımlanan bir kitapçıkta Shakespeare’i küçümseyici biçimde eleştirmiş; bu eleştiri onun o tarihte tiyatro çevresinde dikkat çeken bir yazar ve oyuncu olduğunu göstermiştir.
Londra tiyatrolarının veba salgını nedeniyle kapatıldığı 1593 ve 1594 yıllarında Shakespeare şiire yöneldi. Venus and Adonis 1593’te, The Rape of Lucrece ise 1594’te yayımlandı. İki anlatı şiirini de genç aristokrat Henry Wriothesley’ye, Southampton kontuna adadı.
Venus and Adonis, karşılıksız arzu ve ölüm; The Rape of Lucrece ise cinsel şiddet, siyasal iktidar, onur ve suçluluk konularını klasik anlatılar üzerinden ele aldı. Bu eserler Shakespeare’in kendi döneminde yalnızca oyun yazarı değil, şair olarak da tanınmasını sağladı.
Shakespeare 1594’te Lord Chamberlain’s Men adlı tiyatro topluluğunun kurucu ortaklarından biri oldu. Toplulukta oyun yazarı ve oyuncu olarak çalışmasının yanında şirket hissesi taşıması, tiyatro gelirlerinden pay almasını sağladı.
Richard Burbage topluluğun başlıca trajedi oyuncusuydu; Will Kemp ve daha sonra Robert Armin komedi rolleriyle öne çıktı. Shakespeare oyunlarını belirli oyuncuların yeteneklerini, dönemin sahne koşullarını ve seyircinin tepkisini dikkate alarak yazdı.
İlk dönem eserleri arasında Henry VI oyunları, Richard III, Titus Andronicus, The Comedy of Errors, The Two Gentlemen of Verona, The Taming of the Shrew ve Love’s Labour’s Lost yer aldı. Bu oyunlarda tarih, savaş, iktidar, dil oyunları, yanlış kimlik ve aşk çatışmaları farklı türler içinde işlendi.
Romeo and Juliet, 1590’ların ortalarında yayılan aşk ve aile çatışması anlatısını trajedi biçiminde yeniden kurdu. A Midsummer Night’s Dream ise Atina, orman, peri dünyası ve amatör oyuncuları bir araya getirerek aşkın değişkenliğini, tiyatroyu ve hayal gücünü komedi içinde inceledi.
Shakespeare’in tarih oyunları İngiliz krallarının yaşamlarını yalnızca kronolojik biçimde anlatmadı. Richard II, Henry IV oyunları ve Henry V; hükümdarlığın meşruiyeti, isyan, savaş, ulusal kimlik ve özel insanla kamusal görev arasındaki gerilime odaklandı.
Henry IV oyunlarında yer alan Falstaff, şövalyelik, savaş onuru ve erkeklik ideallerini mizah yoluyla sorgulayan en etkili karakterlerinden biri oldu. Prens Hal’ın geleceğin kralı Henry V’e dönüşmesi ise arkadaşlık ile siyasal rol arasındaki ayrılığı görünür kıldı.
Shakespeare’in babası John Shakespeare’e 1596’da aile arması kullanma hakkı verildi. William Shakespeare, tiyatro çalışmalarından elde ettiği gelirle 1597’de Stratford’un büyük evlerinden New Place’i satın aldı ve arazi yatırımları yaptı.
Lord Chamberlain’s Men, 1599’da Thames Nehri’nin güney kıyısında Globe Theatre’ı kurdu. Shakespeare şirket ortağı olarak tiyatrodan gelir elde etti; olgunluk dönemindeki oyunlarının önemli bir bölümü bu sahne için yazıldı.
The Merchant of Venice, Much Ado About Nothing, As You Like It ve Twelfth Night gibi komediler aşk, evlilik, kimlik değiştirme, toplumsal rol, dostluk ve bağışlama konularına yöneldi. Kadın kılığına giren erkek oyuncuların kadın karakterleri, ardından erkek kılığına giren kadın karakterleri canlandırması, toplumsal cinsiyet ile sahne kimliği arasında çok katmanlı bir yapı oluşturdu.
Julius Caesar, Roma Cumhuriyeti’nin siyasal krizini Brutus, Cassius, Caesar ve Antonius çevresinde ele aldı. Oyun, tiranlık korkusu, siyasal cinayet, retorik, halkın yönlendirilmesi ve iyi niyetli bir eylemin öngörülemeyen sonuçları üzerinde yoğunlaştı.
Hamlet’in yaklaşık 1599-1601 yılları arasında yazıldığı düşünülmektedir. Oyun, öldürülen Danimarka kralının hayaletinin oğlu Hamlet’ten cinayetin intikamını istemesiyle başlar. Hamlet’in amcası Claudius’un suçunu doğrulama çabası, saray içindeki gözetim, iktidar ve aile ilişkileriyle birleşir.
Hamlet, intikam trajedisi geleneğinden yararlanmakla birlikte yalnızca bir suçun cezalandırılması üzerine kurulmaz. Eyleme geçme, kuşku, ölüm, yas, hafıza, delilik, oyunculuk ve insanın kendi düşüncesiyle kurduğu ilişki oyunun temel konularıdır.
Oyunun metin tarihi üç önemli erken baskıya dayanır. 1603 tarihli Birinci Quarto, sonraki metinlerden belirgin biçimde daha kısa ve farklıdır. 1604 veya 1605 tarihli İkinci Quarto daha geniş bir metin sunar; 1623 tarihli First Folio’daki Hamlet ise İkinci Quarto’da bulunmayan bazı bölümleri içerirken bazı bölümleri dışarıda bırakır.
Günümüzde Hamlet’in birçok basımı İkinci Quarto ile First Folio metinlerini birlikte değerlendirir. Bu farklı sürümler, Shakespeare oyunlarının sabit bir yazar el yazmasından değil, sahneleme, çoğaltma ve erken modern matbaacılık süreçlerinden günümüze ulaştığını gösterir.
Kraliçe I. Elizabeth’in 1603’te ölümünden ve I. James’in tahta çıkmasından sonra Lord Chamberlain’s Men kraliyet himayesine alındı ve King’s Men adını aldı. Shakespeare böylece dönemin en önde gelen ve kurumsal bakımdan en güçlü tiyatro topluluklarından birinin ortağı olarak çalışmalarını sürdürdü.
Othello, King Lear ve Macbeth, Hamlet ile birlikte Shakespeare’in büyük trajedileri arasında yer aldı. Bu oyunlarda kıskançlık, iktidar tutkusu, aile içi ihanet, yaşlılık, kehanet, suç, vicdan ve kişinin kendi yargısına duyduğu aşırı güven ele alındı.
Antony and Cleopatra ile Coriolanus, Roma tarihini siyasal görevle kişisel arzu arasındaki çatışma üzerinden yorumladı. Troilus and Cressida, All’s Well That Ends Well ve Measure for Measure ise komedi ile trajedinin sınırlarında ilerleyen ahlaki ve türsel belirsizlikleri nedeniyle daha sonra “sorun oyunları” olarak sınıflandırıldı.
King’s Men, 1608’den itibaren kapalı Blackfriars Theatre’ı da kullanmaya başladı. Daha küçük ve ücretleri daha yüksek olan bu iç mekân, müzik, sahne etkileri ve daha farklı bir seyirci yapısı için yeni olanaklar sağladı.
Shakespeare’in geç döneminde Pericles, Cymbeline, The Winter’s Tale ve The Tempest gibi ayrılık, kayıp, zaman, yeniden karşılaşma ve bağışlama konularını işleyen oyunlar öne çıktı. Bu eserler trajik olaylardan geçmelerine rağmen uzlaşma ve yeniden kuruluşla sonuçlandıkları için sıklıkla romans olarak sınıflandırılır.
The Tempest’te sürgündeki Milano dükü Prospero’nun ada üzerindeki iktidarı, büyüsü, kızı Miranda’yla ilişkisi ve düşmanlarıyla yüzleşmesi anlatılır. Oyun; sanat, yönetim, özgürlük, sömürgeleştirme, intikamdan vazgeçme ve tiyatronun geçiciliği üzerine farklı yorumlara açıldı.
Shakespeare kariyerinin son döneminde başka oyun yazarlarıyla da çalıştı. Henry VIII ve The Two Noble Kinsmen büyük ölçüde John Fletcher ile ortaklaşa yazıldı. Fletcher, King’s Men içinde Shakespeare’den sonraki başlıca oyun yazarlarından biri oldu.
Shakespeare’in 154 sonesi 1609’da toplu hâlde yayımlandı. Sonelerde zaman, güzellik, arzu, kıskançlık, sadakat, ihanet, yaşlanma, ölüm ve şiirin kişiyi unutulmaktan koruma gücü işlendi.
Sonelerde konuşan şiirsel sesle tarihsel Shakespeare’in yaşamı arasında doğrudan ve kesin bir özdeşlik kurulamaz. Şiirlerde hitap edilen genç adamın, rakip şairin ve koyu tenli kadının kimlikleri hakkında çok sayıda görüş ortaya atılmış olsa da bu kişilerin kim oldukları kesin olarak bilinmemektedir.
Shakespeare oyunculuk yaşamında da King’s Men kadrosunda yer aldı ve First Folio’daki oyuncular listesine dâhil edildi. Hangi rolleri oynadığı kesin biçimde belgelenmemiştir; tiyatro yaşamındaki asıl kalıcı etkisi oyun yazarlığı ve şirket ortaklığı üzerinden gelişti.
1610 ile 1613 arasındaki yıllarda Stratford’a daha fazla zaman ayırmaya başladığı düşünülmektedir. Londra’yla bağını bütünüyle ne zaman kestiği kesin değildir; bu dönemde hem Stratford’daki mülkleriyle ilgilendi hem de tiyatro topluluğuyla ilişkisini sürdürdü.
Globe Theatre, 1613’te Henry VIII’in bir gösterimi sırasında kullanılan sahne topunun çatıyı tutuşturmasıyla yandı. Tiyatro kısa süre içinde yeniden inşa edildi; ancak Shakespeare’in yoğun oyun yazarlığı bu yıllarda sona yaklaşıyordu.
Shakespeare Mart 1616’da vasiyetini hazırladı. 23 Nisan 1616’da Stratford-upon-Avon’da öldü ve 25 Nisan’da Holy Trinity Kilisesine gömüldü. Eşi Anne Hathaway 1623’e kadar yaşadı.
Shakespeare’in ölümünden yedi yıl sonra oyuncu arkadaşları John Heminges ile Henry Condell, oyunlarını Mr. William Shakespeare’s Comedies, Histories, & Tragedies başlığıyla yayımladı. First Folio olarak bilinen 1623 tarihli bu kitap otuz altı oyun içeriyordu.
First Folio’daki on sekiz oyun daha önce basılmamıştı. Macbeth, Julius Caesar, Twelfth Night, The Tempest, Antony and Cleopatra ve As You Like It gibi eserlerin günümüze ulaşmasında bu yayın belirleyici oldu.
Shakespeare’in eserleri trajedi, komedi ve tarih oyunlarının yanında romans, şiir, ortak yazarlık ve türler arası metinleri kapsar. Oyunlarının sahnelenmeye açık yapısı, karakterlerinin değişkenliği ve dilinin çok katmanlı oluşu, eserlerin farklı dönemlerde yeni siyasal, psikolojik ve toplumsal yorumlarla yeniden kurulmasını sağladı.
#WilliamShakespeare #Hamlet #İngilizEdebiyatı #ElizabethDönemi #JacobeanTiyatrosu #Trajedi #Komedi #TarihOyunları #Sone #GlobeTheatre #FirstFolio #Dramaturji
William Shakespeare’in Bibliosfer profili Elizabeth ve erken Jacobean dönemi tiyatrosu, trajedi, komedi, tarih oyunu, romans, şiir, siyasal drama, psikolojik çatışma, toplumsal cinsiyet, iktidar, dil ve sahne sanatı eksenlerinde şekillenir.
Shakespeare öncelikle sahne için yazan bir tiyatro sanatçısıdır. Oyunları yalnızca okunacak edebî metinler olarak değil; oyuncuların sesi, bedeni, sahnedeki hareketi ve seyirciyle kurulan doğrudan ilişki içinde tamamlanan yapılar olarak kurulur.
Dönemin halka açık tiyatrolarında ayrıntılı dekor olanakları sınırlıydı. Shakespeare mekânı çoğu zaman sözcükler, sesler ve oyuncuların sahnedeki konumu aracılığıyla oluşturdu. Bir savaş alanı, saray, orman, mezarlık veya fırtınalı ada, karakterlerin konuşmalarıyla seyircinin zihninde kuruldu.
Oyunlarının türleri kesin sınırlarla birbirinden ayrılmaz. Komedilerinde ölüm, dışlanma ve zor kullanma tehdidi; trajedilerinde ise mizah, kelime oyunları ve gündelik hayat bölümleri bulunur. Geç dönem eserlerinde trajik kayıp ile komik uzlaşma aynı anlatıda birleşir.
Shakespeare’in dili ölçülü şiir, kafiyeli dizeler ve düzyazı arasında hareket eder. Özellikle uyaksız beşli ölçü olarak tanımlanan blank verse, karakterlerin hem resmî konuşmalarını hem de iç dünyalarını aktarmada temel araçlardan biri olur.
Düzyazı kullanımı yalnızca düşük toplumsal konumdaki karakterlerle sınırlı değildir. Hamlet gibi soylu karakterler de ruh hâline, konuştuğu kişiye veya uyguladığı stratejiye göre şiirle düzyazı arasında geçiş yapabilir.
Kelime oyunları, çift anlamlar, ses benzerlikleri ve retorik karşıtlıklar Shakespeare’in anlatımının merkezindedir. Dil, karakterlerin düşüncelerini ifade ettiği tarafsız bir araç değil; başka insanları ikna etmek, yanıltmak, baştan çıkarmak veya yaralamak için kullanılan etkin bir güçtür.
Karakterler çoğu zaman söyledikleri sözler aracılığıyla kendilerini tanırlar. Konuşma ilerledikçe başlangıçta savundukları düşüncenin çelişkilerini fark edebilir veya kullandıkları dilin içine daha fazla kapanabilirler.
Shakespeare hikâyelerinin çoğunu bütünüyle kendisi üretmedi. Tarih kitapları, klasik anlatılar, İtalyan novella geleneği, eski oyunlar, kronikler ve sözlü hikâyelerden yararlandı. Özgünlüğü, kaynaklarını karakter, dil, sahne ritmi ve düşünsel çatışma bakımından yeniden biçimlendirmesinde ortaya çıkar.
Tarih oyunları, geçmişi değişmez bir ulusal anlatı hâline getirmez. Meşru hükümdarlık, isyan, savaş, propaganda ve halkın siyasal olaylara katılımı farklı karakterlerin çıkarları üzerinden tartışılır.
Richard II’de krallığın kutsal olduğu düşüncesiyle hükümdarın yönetme yeterliliği arasındaki çatışma öne çıkar. Henry IV oyunlarında iktidarı ele geçiren bir kralın güvensizliği ile Prens Hal’ın gelecekteki hükümdarlık kimliğini bilinçli olarak kurması birlikte ilerler.
Falstaff, tarih anlatısının kahramanlık diline karşı bedeni, korkuyu ve hayatta kalma isteğini temsil eder. Savaş onurunu sorgulaması, resmî tarih söylemiyle sıradan insanın yaşama arzusunu karşı karşıya getirir.
Komedilerde yanlış kimlik, kılık değiştirme, ikizler, kayıp kardeşler ve yanlış anlaşılmalar temel olay örgüsü araçlarıdır. Bu araçlar, kişinin toplum tarafından hangi ad, kıyafet, cinsiyet ve aile bağı üzerinden tanındığını araştırır.
As You Like It ile Twelfth Night’ta kadın karakterlerin erkek kılığına girmesi onlara hareket, konuşma ve seçim özgürlüğü sağlar. Bununla birlikte oyunların sonunda evlilik düzeninin yeniden kurulması, geçici özgürlükle toplumsal düzen arasındaki gerilimi tamamen ortadan kaldırmaz.
A Midsummer Night’s Dream’de aşkın sabit ve bütünüyle akılcı bir duygu olmadığı gösterilir. Büyü, tiyatro ve yanlış görme, kişilerin arzularının dış etkilerle ne kadar kolay değişebildiğini görünür kılar.
Much Ado About Nothing’de konuşma, söylenti ve yanlış tanıklık aşk ilişkilerini hem kurar hem yıkar. Beatrice ile Benedick’in sözel çatışması karşılıklı tanımanın aracı olurken Hero’ya yöneltilen suçlama, erkek egemen onur düzeninin kadın üzerinde kurduğu denetimi gösterir.
Measure for Measure, Troilus and Cressida ve All’s Well That Ends Well gibi eserler, komedinin geleneksel uzlaşma yapısını ahlaki rahatsızlıkla birleştirir. Evlilik veya siyasal düzen yeniden kurulsa bile karakterlerin maruz kaldığı baskılar bütünüyle çözüme ulaşmaz.
Shakespeare trajedilerinde başkarakterin düşüşü yalnızca tek bir kişisel kusurla açıklanmaz. Karakterin arzuları, siyasal kurumlar, aile bağları, yanlış bilgi ve başka kişilerin müdahaleleri birlikte sonuç üretir.
Hamlet, intikam trajedisinin cinayet ve karşılık verme düzenini düşüncenin yapısına açar. Hamlet’in sorunu yalnızca cesaretsizlik değildir; hayaletin güvenilirliğini, Claudius’un suçunu, kendi görevinin ahlaki niteliğini ve eylemin sonuçlarını doğrulamak ister.
Hayalet, oyunun temel belirsizliklerinden biridir. Öldürülen babanın ruhu, adalet isteyen bir tanık veya Hamlet’i günaha yönlendirebilecek aldatıcı bir varlık olarak yorumlanabilir. Oyun bu ihtimallerden birini başlangıçta kesinleştirmez.
Hamlet’in gecikmesi tek bir psikolojik nedene bağlanmaz. Yas, öfke, ahlaki kuşku, ölüm korkusu, eylemin geri döndürülemezliği ve düşüncenin sürekli yeni ihtimaller üretmesi gecikmenin farklı katmanlarını oluşturur.
Oyundaki iç konuşmalar, karakterin tamamlanmış düşüncelerini seyirciye aktarmaktan çok düşüncenin oluşma sürecini sahneler. Hamlet bir düşünceye başlar, ona karşı çıkar, başka bir ihtimali değerlendirir ve kesin bir sonuca ulaşmadan yön değiştirebilir.
“Olmak ya da olmamak” konuşması yalnızca Hamlet’in kişisel durumuna ilişkin değildir. Acı karşısında yaşamı sürdürme, ölümün bilinmezliği ve insanın eyleme geçmesini engelleyen düşünsel korku üzerine genel bir sorgulama kurar.
Hamlet’in düzenlediği tiyatro gösterisi, sahnenin gerçeği ortaya çıkarma gücünü sınar. Oyuncuların canlandırdığı cinayet doğrudan hukuki delil değildir; ancak Claudius’un tepkisi Hamlet için suçun doğrulanmasına dönüşür.
Bu yapı, Shakespeare’in tiyatroyu yalnızca eğlence olarak görmediğini gösterir. Kurmaca, kişinin doğrudan söyleyemediği veya kabul edemediği bir gerçeği görünür hâle getirebilir.
Hamlet’in deliliği de tek anlamlı değildir. Başlangıçta bilinçli bir davranış stratejisi olarak kurulsa da yas, yalnızlık ve şiddet baskısı altında gerçek ruhsal çözülmeyle arasındaki sınır giderek belirsizleşir.
Ophelia’nın deliliği, Hamlet’inkinden farklı biçimde sahnelenir. Babasının ölümü, Hamlet’in uzaklaşması ve saray içindeki denetim, onun parçalanmış şarkılar ve dolaylı sözlerle konuşmasına yol açar.
Gertrude, Claudius ve Polonius çevresindeki aile ilişkileri özel alanla siyasal alanı birbirine bağlar. Evlilik, ebeveynlik ve çocukların davranışları saray yönetiminin ve hanedan devamlılığının parçası hâline gelir.
Danimarka sarayı sürekli gözetim altında bulunan bir mekândır. Polonius çocuklarını, Claudius Hamlet’i, Hamlet Claudius’u izler; Rosencrantz ile Guildenstern dostluk görüntüsü altında bilgi toplamaya çalışır.
Bu gözetim düzeni, insanların birbirleriyle doğrudan ilişki kurmasını zorlaştırır. Her konuşma başka bir amaca hizmet edebilir ve her dinleyici potansiyel bir muhbir hâline gelebilir.
Hamlet’in üç temel erken metninin bulunması, eseri tek ve değişmez bir metin olarak değerlendirmeyi zorlaştırır. Birinci Quarto, İkinci Quarto ve First Folio arasındaki farklar sahneleme süresini, karakterlerin ağırlığını ve bazı konuşmaların anlamını değiştirir.
Modern baskılarda metinlerin birleştirilmesi okura kapsamlı bir Hamlet sunsa da Shakespeare döneminde aynı bütünleşik metnin sahnelenmiş olduğu kesin değildir. Metinsel çeşitlilik, oyunun sahne ve yayın tarihiyle birlikte değerlendirilmesini gerektirir.
Othello’da kıskançlık, yalnızca Othello’nun içinden kendiliğinden yükselen bir duygu değildir. Iago sözcükleri, suskunlukları ve görünüşte önemsiz kanıtları kullanarak Othello’nun dünyayı yorumlama biçimini değiştirir.
King Lear’da siyasal iktidarın aile sevgisiyle ölçülmeye çalışılması hem krallığı hem aileyi parçalar. Lear’ın kendisine söylenen sözleri gerçek sevginin kesin kanıtı sayması, dil ile hakikat arasındaki ayrımı oyunun merkezine taşır.
Macbeth’te kehanet, insanı zorunlu biçimde belirleyen bir kader olarak değil, karakterin zaten taşıdığı ihtirası harekete geçiren yorum alanı olarak işlev görür. Macbeth, cadıların sözlerini kendi arzusuna uygun biçimde tamamlar.
Lady Macbeth ile Macbeth arasındaki ilişki, suç öncesindeki ortak kararlılıktan suç sonrasındaki yalnızlığa doğru ilerler. İktidara birlikte yönelen çift, vicdan ve korku karşısında birbirinden kopar.
Antony and Cleopatra, özel aşk ile imparatorluk görevi arasındaki çatışmayı iki farklı siyasal ve kültürel dünyanın karşılaşması içinde kurar. Coriolanus ise askerî başarı, halk egemenliği, sınıf ve kişinin uzlaşmayı reddeden kimliği üzerine yoğunlaşır.
Geç dönem romanslarında zaman, trajedilerin geri döndürülemez yapısından farklı işler. The Winter’s Tale ve Pericles’ta yıllar boyunca kayıp sanılan çocukların bulunması, ailelerin yeniden birleşmesine ve geçmişle başka biçimde ilişki kurulmasına olanak verir.
Bağışlama bu oyunlarda yaşananların unutulması anlamına gelmez. Karakterlerin kayıp, suç ve ayrılıkla yaşamayı kabul ederek farklı bir toplumsal ilişki kurmasını sağlar.
The Tempest’te Prospero’nun sanatı hem yaratıcı hem denetleyici bir güçtür. Adayı, Ariel’i, Caliban’ı ve diğer karakterlerin algısını yönetir; oyunun sonunda bu denetimden vazgeçmesi gerekir.
Shakespeare’in soneleri oyunlardan farklı olarak yoğun ve kısa bir şiirsel yapı kullanır. On dört dizelik biçim içinde düşünce çoğunlukla karşıtlıklar, dönüşler ve son beyitte yeniden değerlendirme yoluyla ilerler.
Sonelerde zaman, güzelliği ve bedeni aşındıran güç olarak görünür. Şiir ise sevilen kişinin adını ve görüntüsünü gelecek okurlara taşıyarak zamana karşı sınırlı bir direnç oluşturur.
Arzu sonelerde uyumlu ve saf bir duygu değildir. Sevgi, kıskançlık, bağımlılık, bedensel çekim, öfke ve kendini küçümseme aynı şiirsel ilişki içinde bulunabilir.
Shakespeare’in eserleri tek başına çalışan modern yazar modeliyle sınırlı değildir. Oyuncular, şirket ortakları, kâtipler, matbaacılar ve ortak yazarlar metinlerin oluşumu ve aktarımında rol oynadı.
John Fletcher ile yürüttüğü ortak yazarlık, erken modern tiyatroda iş birliğinin olağan bir uygulama olduğunu gösterir. Bazı oyunların metinlerinde Thomas Middleton ve başka yazarların katkıları veya sonraki düzenlemeleri üzerine de bilimsel çalışmalar bulunmaktadır.
First Folio, Shakespeare’in eserlerinin korunmasında temel kaynak olmakla birlikte bütün metinsel sorunları çözmez. Oyunların daha önceki quarto baskılarıyla Folio arasında kelime, sahne ve konuşma farklılıkları bulunur.
Shakespeare’in dünya edebiyatındaki etkisi, eserlerinin tek bir doğru yoruma kapanmamasından kaynaklanır. Aynı oyun monarşi, sömürgecilik, toplumsal cinsiyet, sınıf, psikoloji veya aile ilişkileri açısından farklı dönemlerde yeniden sahnelenebilir.
Oyunların kültürler arası dolaşımı yalnızca çeviriye dayanmaz. Yönetmenler, oyuncular ve uyarlamacılar olayları farklı zamanlara, coğrafyalara ve siyasal koşullara taşıyarak metinlerle yeni ilişkiler kurar.
William Shakespeare’in Bibliosfer’deki temel sınıflandırma alanları Elizabeth dönemi tiyatrosu, Jacobean tiyatrosu, trajedi, komedi, tarih oyunu, romans, şiir, sone, siyasal drama, psikolojik çatışma, toplumsal cinsiyet, iktidar, retorik ve dramaturjidir. Eserlerini ayırt eden temel özellik, insan davranışını kesin açıklamalara indirgemeden dil, sahne ve çok katmanlı karakter çatışmaları içinde sürekli yeniden yorumlanabilir hâle getirmesidir.
Romeo ve Juliet
Othello
Hamlet
Macbeth
Soneler
Julius Caesar