Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
1 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 29-09-1760
Doğum yeri Londra
Ölüm tarihi 02-05-1844

William Thomas Beckford, 29 Eylül 1760’ta doğdu. Doğum yeri çoğu biyografik kayıtta ailesinin Londra’daki Soho Square evi olarak gösterilir; bazı kurumsal kaynaklar ise Wiltshire’daki Fonthill Splendens malikânesini olası doğum yeri olarak belirtir.

Babası William Beckford, Jamaika doğumlu bir plantasyon sahibi, milletvekili ve iki kez Londra belediye başkanlığı yapmış güçlü bir siyasetçiydi. Annesi Maria Hamilton, Abercorn kontlarıyla bağlantılı aristokrat Hamilton ailesinden geliyordu. William, çiftin hayatta kalan tek meşru çocuğuydu.

Babası 1770’te öldüğünde Beckford henüz dokuz yaşındaydı. Fonthill arazisinin, büyük miktarda nakit servetin ve Jamaika’da köleleştirilmiş Afrikalıların zorla çalıştırıldığı şeker plantasyonlarının önemli bölümünü miras aldı.

Bu miras onu döneminin en varlıklı İngilizlerinden biri hâline getirdi. Yazarlık, seyahat, sanat koleksiyonculuğu ve mimari projelerle şekillenen yaşamının maddi zemini, doğrudan Atlantik köle ticareti ve plantasyon ekonomisinden elde edilen gelirlerdi.

Beckford hiçbir zaman Jamaika’ya gitmedi. Plantasyonlarını uzaktan yönetti ve köleliğin kaldırılmasına karşı çıktı. Britanya İmparatorluğu’nda köleliğin kaldırılmasının ardından, köleleştirilmiş kişilerin değil plantasyon sahiplerinin uğradığı kabul edilen mülkiyet kaybı için devlet tarafından verilen tazminattan yararlandı.

Çocukluk ve gençlik yıllarında üniversiteye gönderilmek yerine özel öğretmenlerle kapsamlı bir eğitim gördü. Dil, edebiyat, müzik, resim, mimarlık ve koleksiyonculuk alanlarında yetiştirildi. Bir dönem Wolfgang Amadeus Mozart’tan müzik, Sir William Chambers’tan mimari çizim ve Alexander Cozens’tan resim dersleri aldığı aktarılır.

1777’de öğretmeni ve din adamı John Lettice ile birlikte eğitimini sürdürmek üzere Cenevre’ye gitti. Burada amcası Edward Hamilton’ın yanında yaşadı; Fransızcasını geliştirdi ve Avrupa edebiyatı, müziği ve düşüncesiyle daha doğrudan ilişki kurdu.

Gençlik döneminde Almanca, Fransızca ve İtalyanca eserler okudu. Johann Wolfgang von Goethe’nin Genç Werther’in Acıları gibi yoğun duygu, yasak aşk ve bireysel tutku üzerine kurulu metinleri onun hayal dünyasını etkiledi.

1780’den itibaren Avrupa’daki Büyük Tur geleneğine katılarak Fransa, İsviçre, İtalya ve Aşağı Ülkeler’i gezdi. Özellikle Venedik, Roma ve Napoli’de gördüğü sanat eserleri, kiliseler, saraylar, bahçeler ve törenler; ileride hem yazılarında hem de mimari projelerinde kullanacağı görsel dağarcığı genişletti.

İlk kitabı Biographical Memoirs of Extraordinary Painters 1780’de yayımlandı. Gerçek bir sanat tarihi çalışması görünümü taşıyan eser, bütünüyle hayalî ressamların yaşam öykülerini anlatan bir edebî şaka ve biyografi hicviydi.

Kitapta sanatçı biyografilerinin kalıplaşmış dili, uzmanlık iddiaları ve büyük ustalar çevresinde kurulan hayranlık kültürü taklit edildi. Beckford böylece koleksiyonculuk bilgisini, parodiyi ve kurmaca biyografi yöntemini erken yaşta bir araya getirdi.

Avrupa seyahatleri sırasında kaleme aldığı mektupların bir bölümü Dreams, Waking Thoughts and Incidents adıyla 1783’te basıldı. Kitapta manzaralar, sanat eserleri, müzik, mimari, kişisel duygular ve karşılaştığı kişiler, düşle uyanıklık arasında ilerleyen yoğun ve şiirsel bir dille anlatıldı.

Eserin basılan nüshalarının büyük bölümü, özel hayata ilişkin açık ifadeler içerdiği gerekçesiyle aile hukukçularının önerisi üzerine dolaşımdan kaldırıldı. Beckford, bu gezi yazılarının önemli bir bölümünü yıllar sonra değiştirerek yeniden yayımladı.

Beckford’ın en bilinen eseri Vathek, yaklaşık 1782’de Fransızca olarak yazıldı. Yazar, romanı birkaç gün ve gece süren kesintisiz bir çalışma sırasında tamamladığını daha sonra ileri sürdü; bu anlatı eserin olağanüstü ve taşkın yaratımına ilişkin kişisel mitolojinin bir parçası hâline geldi.

Vathek’in İngilizce çevirisini din adamı ve akademisyen Samuel Henley hazırladı. Henley’nin açıklamalı çevirisi, Beckford’ın planladığı ek bölümler tamamlanmadan An Arabian Tale başlığıyla 1786’da isimsiz olarak yayımlandı.

Eserin Fransızca metni 1787’de önce Lozan’da, ardından Paris’te Vathek, conte arabe başlığıyla basıldı. Böylece Fransızca yazılmış bir İngiliz yazar eseri, özgün dilindeki baskısından önce İngilizce çevirisiyle okura ulaşmış oldu.

Romanın başkarakteri, Abbâsî halifesi Mutasım’ın oğlu olarak sunulan Vathek’tir. Tarihsel bir hükümdarın adından yararlanılmasına rağmen eserdeki olaylar, karakterler ve doğaüstü düzen büyük ölçüde Beckford’ın kurmaca hayalinin ürünüdür.

Vathek sınırsız bilgiye, güce, zevke ve doğaüstü sırlara ulaşmak isteyen bir hükümdardır. Büyük saraylar ve kuleler yaptırır; duyusal hazlara, ziyafetlere, bilimsel meraka ve gizli bilgilere karşı ölçüsüz bir iştah taşır.

Gâvur adı verilen esrarengiz yabancının sunduğu olağanüstü nesneler ve vaatler, Vathek’i yeraltındaki güçlü varlıkların hazinelerini aramaya yöneltir. Halife, bu yolculuk sırasında iktidarını, inancını ve çevresindeki insanların yaşamlarını kendi arzusuna tabi kılar.

Vathek’in annesi Carathis, büyü, deney, zehir ve karanlık bilgiyle ilgilenen güçlü bir karakterdir. Oğlunun ihtirasını dizginlemek yerine onu daha ileriye taşır ve romanın grotesk, karanlık ve mizahi bölümlerinin çoğunda belirleyici rol oynar.

Vathek’in Emir Fakreddin’in kızı Nouronihar’la karşılaşması, siyasal ve metafizik ihtirası erotik arzu ile birleştirir. Nouronihar da kendisine sunulan güç ve ayrıcalık ihtimaline yönelerek Vathek’in yolculuğuna katılır.

Yolculuğun sonunda Vathek ve Nouronihar, İblis’in yeraltındaki sarayına ulaşır. Aradıkları sınırsız bilgi ve servet kendilerine gösterilir; ancak sahip olmayı istedikleri şeyler, içlerinden hiç sönmeyen bir ateşle cezalandırıldıkları sonsuz bir yalıtılmışlığa dönüşür.

Vathek, Doğu masalı, Gotik kurgu, ahlaki fabl, felsefi anlatı, grotesk komedi ve korku öğelerini kısa fakat yoğun bir yapı içinde birleştirdi. Lüks tasvirleri, hızlı olay örgüsü, kara mizahı ve görkemli cehennem sahneleriyle 18. yüzyılın en özgün fantastik anlatılarından biri oldu.

Beckford 1783’te Lady Margaret Gordon ile evlendi. Çiftin Margaret ve Susan adlı iki kızı oldu. Margaret Gordon Beckford, ikinci kızının doğumundan kısa süre sonra 1786’da lohusalık humması nedeniyle öldü.

Beckford’ın William Courtenay ile ilişkisine ilişkin haberler 1784’te İngiliz toplumunda büyük bir skandala dönüştü. İlişkinin açığa çıkması, eşcinsel ilişkilerin ağır biçimde cezalandırıldığı dönemin hukuk ve toplumsal düzeni içinde Beckford’ın uzun süre Avrupa’da yaşamasına yol açtı.

İlişkinin başlangıcındaki belirgin yaş ve güç farkı, Beckford’ın serveti ve Courtenay’nin çocuk yaşta olması nedeniyle güncel müze yorumlarında istismar bağlamında değerlendirilmektedir. O dönemde kamuoyunun başlıca tepkisi ise ilişkinin iki erkek arasında olmasına yönelmişti.

Eşinin ölümünden sonra Beckford, Fransa, İsviçre, İtalya, İspanya ve Portekiz’de uzun süre kaldı. Güney Avrupa’nın Katolik törenleri, Barok yapıları, manastırları, bahçeleri ve saray kültürü onun estetik anlayışını derinden etkiledi.

1787-1788 yıllarında Portekiz ve İspanya’da tuttuğu günlüklerde Lizbon, Sintra, Alcobaça, Batalha, Madrid ve çevresindeki saray hayatını, dinî törenleri, müziği, doğayı ve toplumsal ilişkileri ayrıntılı biçimde kaydetti.

Lizbon’da tanıştığı müzisyen ve tasarımcı Gregorio Franchi, uzun yıllar Beckford’ın yakın arkadaşı, temsilcisi ve tasarım danışmanı oldu. Franchi, Beckford’ın koleksiyonları ile iç mekân projelerinin geliştirilmesinde de görev aldı.

Beckford 1784’te Wells milletvekili seçildi. Daha sonra Hindon’u temsil etti ve kesintilerle 1820’ye kadar Avam Kamarası üyeliğini sürdürdü. Bununla birlikte siyasal etkinliği, edebiyat, koleksiyonculuk ve mimariye duyduğu ilginin gerisinde kaldı.

1790’ların ortasında İngiltere’ye daha kalıcı biçimde döndü. Fonthill’deki arazisini yüksek bir duvarla çevirdi ve 1796’da mimar James Wyatt’a Fonthill Abbey adıyla tanınacak büyük Gotik malikâneyi tasarlattı.

Fonthill Abbey, Orta Çağ manastır mimarisini çağrıştıran sivri kemerleri, vitrayları, yüksek salonları ve devasa kulesiyle Beckford’ın edebî hayalinin mimari karşılığına dönüştü. Yapı bir ibadet mekânı değil, özel konut, koleksiyon alanı ve sahibinin inziva dünyasıydı.

İnşaatın büyük hızla yürütülmesi yapısal sorunlara neden oldu. Merkez kule inşaat sırasında birkaç kez çöktü ve yeniden yapıldı. Beckford 1807 dolaylarında malikâneye yerleşti; yapı ve içindeki koleksiyonlar İngiliz Gotik canlanmasının en dikkat çekici örneklerinden biri olarak ün kazandı.

Beckford, Avrupa ve Asya kökenli mobilyalar, resimler, porselenler, gümüş eşyalar, lake nesneler, el yazmaları ve nadir kitaplardan oluşan geniş bir koleksiyon kurdu. Nesnelerin sergilenme biçimiyle yakından ilgilendi ve bazı eserler için yeni çerçeveler, kaideler ve metal süslemeler tasarlattı.

Modern Novel Writing, or, The Elegant Enthusiast 1796’da yayımlandı. Eser, dönemin duygusal romanlarını, edebî modalarını ve abartılı anlatım kalıplarını taklit eden bir hicivdi; aynı zamanda siyaset, yoksulluk ve kamusal ahlak üzerine göndermeler içeriyordu.

Azemia: A Descriptive and Sentimental Novel 1797’de hayalî kadın yazar Jacquetta Agneta Mariana Jenks adıyla yayımlandı. Beckford bu kitapta Minerva Press çevresinde gelişen duygusal, egzotik ve melodramatik romanların dilini parodi konusu yaptı.

Plantasyon gelirlerindeki düşüş, hukuki anlaşmazlıklar, inşaat giderleri ve sürekli büyüyen koleksiyon harcamaları servetini önemli ölçüde azalttı. Beckford 1822’de Fonthill Abbey’i ve koleksiyonunun bir bölümünü John Farquhar’a sattı.

Fonthill’in büyük kulesi 1825’te son kez çöktü ve yapının önemli bölümünü tahrip etti. Malikânenin geri kalan kısımlarının çoğu ilerleyen yıllarda yıkıldı; yapıdan yalnızca sınırlı bölümler günümüze ulaştı.

Beckford 1822’de Bath’a yerleşti. Lansdown Crescent’te evler satın aldı ve mimar Henry Edmund Goodridge’e Lansdown Tepesi’nin üzerinde yeni bir kule yaptırdı.

1826-1827 yıllarında inşa edilen ve günümüzde Beckford’s Tower adıyla bilinen yapı; kütüphane, dinlenme alanı, seyir kulesi ve koleksiyon mekânı olarak kullanıldı. Beckford’ın evinden kuleye uzanan bahçe yolu, peyzaj ve mimarinin birlikte tasarlandığı özel bir inziva alanı oluşturdu.

Italy, with Sketches of Spain and Portugal 1834’te yayımlandı. Kitap, 1780 ve 1782’de İtalya’dan yazdığı mektuplarla 1787-1788 İberya yolculuğuna ait metinleri gözden geçirilmiş biçimde bir araya getirdi.

Recollections of an Excursion to the Monasteries of Alcobaça and Batalha 1835’te yayımlandı. Eser, Portekiz’deki iki büyük manastıra yaptığı yolculuğu mimari, tarih, atmosfer ve kişisel izlenimler üzerinden anlattı.

Bu geç dönem gezi eserlerinde Beckford, manzara ve yapıları yalnızca belgelemekle kalmadı. Işık, ses, renk, hava, müzik ve hayal gücünü kullanarak gerçek mekânları düşsel sahnelere dönüştürdü.

Vathek için tasarladığı ek anlatıların bir bölümü yaşamı sırasında yayımlanmadı. Farklı günah, ihtiras ve cezalandırılma öykülerini içeren bu bölümler daha sonra Episodes of Vathek başlığı altında basılarak eserin yeraltı dünyasını genişletti.

William Beckford, 2 Mayıs 1844’te Bath’taki evinde öldü. Koleksiyonunun büyük bölümü hayatta kalan kızı Susan’a, Hamilton düşesine geçti. Mezarı daha sonra Beckford’s Tower’ın yakınındaki Lansdown Mezarlığı’na taşındı.

Beckford’ın edebî üretimi Gotik roman, Doğu anlatısı, gezi yazısı, hiciv, kurmaca biyografi ve anı alanlarını kapsar. Mimari ve koleksiyonculuk çalışmaları da kitaplarında görülen lüks, yalnızlık, yapay cennet, kule, saray ve kapalı dünya imgeleriyle sürekli ilişki içindedir.

Vathek, İngiliz ve Fransız edebiyatları arasında yer alan çok dilli yapısı, kara mizahı, duyusal yoğunluğu ve iktidar ile sınırsız arzuya yönelttiği sorgulamayla etkisini sürdürdü. Beckford’ın yaşamı ve eserleri günümüzde, sanatsal yaratıcılığı kadar bu yaratıcılığı mümkün kılan kölelik temelli servetle birlikte değerlendirilmektedir.

#WilliamBeckford #Vathek #İngilizEdebiyatı #GotikEdebiyat #DoğuAnlatısı #FantastikEdebiyat #GeziYazısı #KaraMizah #FonthillAbbey #SanatKoleksiyonculuğu #İktidar #SınırsızArzu