Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
2 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 26-06-1943
Doğum yeri New York

Warren Thomas Farrell, 26 Haziran 1943’te New York’ta doğdu. Babası Thomas Edward Farrell muhasebeci, annesi Muriel Lee Farrell ise kütüphaneciydi. Kitaplarla ilişkili bir aile ortamında büyümesi, eğitim ve yazarlık yaşamının ilk kültürel zeminini oluşturdu.

Lisans öğrenimini Montclair State College’da sosyal bilimler alanında tamamladı ve 1965’te mezun oldu. Ardından Kaliforniya Üniversitesinin Los Angeles kampüsünde siyaset bilimi yüksek lisansı yaptı. Yüksek lisans derecesini 1966’da aldı.

Doktora öğrenimini New York Üniversitesinde siyaset bilimi alanında sürdürdü. Eğitim, siyasal kurumlar, toplumsal roller ve cinsiyet ilişkileri gibi konulara yöneldi. Doktora derecesini 1974’te tamamladı.

Farrell’ın kamusal çalışmalarının başlangıcı, 1960’ların sonlarında yükselen ikinci dalga kadın hareketiyle ilişkiliydi. Kadınların eğitim, çalışma hayatı ve aile içindeki seçeneklerinin genişletilmesini destekledi; geleneksel cinsiyet rollerinin kadınların yanı sıra erkeklerin yaşamını da sınırlandırdığını savundu.

National Organization for Women’ın New York City çevresindeki yönetim kuruluna üç kez seçildi. Örgütün çalışmalarına katılan az sayıdaki erkekten biri olarak kadın hareketi içinde erkeklerin rolü, aile yaşamı ve toplumsal cinsiyet beklentileri üzerine konuşmalar yaptı.

Bu dönemde erkeklerin kendi deneyimlerini tartışabilecekleri bilinç yükseltme ve iletişim grupları oluşturdu. Gruplarda iş yaşamı, babalık, duyguları ifade etme, eş ilişkileri, başarı baskısı ve geleneksel erkeklik beklentileri ele alındı.

İlk kitabı The Liberated Man: Beyond Masculinity 1974’te yayımlandı. Kitap, kadın özgürleşmesinin erkeklerin kendi toplumsal rollerini sorgulamaları için de bir imkân oluşturabileceğini savundu.

The Liberated Man’da erkekliğin başarı, rekabet, gelir sağlama, duygusal denetim ve fiziksel dayanıklılık gibi dar beklentilerle özdeşleştirilmesini ele aldı. Erkeklerin yalnızca ayrıcalıklarla değil, yerine getirmeleri beklenen katı görevlerle de biçimlendirildiğini ileri sürdü.

Farrell’ın düşünsel yönelimi zaman içinde erkeklerin deneyimlerine daha belirgin biçimde yoğunlaştı. Kadınların geleneksel rollerden uzaklaşabilmeleri için yeni seçenekler oluşturulurken erkeklerin geçim sağlayıcı ve koruyucu rollerinin aynı hızla esnemediğini savunmaya başladı.

Why Men Are the Way They Are 1986’da yayımlandı. Eser, erkeklerin aşk, cinsellik, bağlılık, arkadaşlık, meslek ve duygularını ifade etme biçimlerini toplumsal yetiştirilme süreçleriyle ilişkilendirdi.

Kitapta kadınlarla erkeklerin birbirlerine ilişkin beklentileri, çiftlerin iletişim sorunları ve erkeklerin duygusal deneyimlerini açıklamakta yaşadıkları güçlükler üzerinde durdu. Eser, geniş bir okur kitlesine ulaşarak Farrell’ın en çok tanınan çalışmalarından biri oldu.

Farrell, erkeklerin duygularını ifade etmekte zorlanmasını doğuştan gelen değişmez bir özellik olarak değerlendirmedi. Başarı, dayanıklılık ve korunma beklentilerinin erkekleri kırılganlıklarını gizlemeye yöneltebildiğini savundu.

The Myth of Male Power: Why Men Are the Disposable Sex 1993’te yayımlandı. Kitap, toplumsal güç kavramının yalnızca gelir, makam ve siyasal temsil üzerinden ölçülmesine karşı çıktı.

Farrell’a göre yüksek statülü erkeklerin görünürlüğü, bütün erkeklerin yaşamı üzerinde eşit ölçüde denetim sahibi olduğu anlamına gelmez. Savaş, tehlikeli meslekler, iş kazaları, evsizlik, hapis, intihar ve daha kısa yaşam süresi gibi alanlarda erkeklerin taşıdığı riskleri gündeme getirdi.

The Myth of Male Power’da “güç” ile “kendi yaşamını denetleyebilme” arasında ayrım yaptı. Bir erkeğin yüksek gelir elde etmesinin, işini özgürce seçtiği veya zamanını kendi değerlerine göre kullandığı anlamına gelmeyebileceğini savundu.

Kitap, Farrell’ın kadın hareketindeki erken döneminden erkek sorunlarına yoğunlaşan sonraki dönemine geçişini en açık biçimde yansıtan eser oldu. Bununla birlikte kadınlarla erkekleri karşıt hareketler içinde tutmak yerine iki cinsiyetin de katı rollerden kurtulmasını amaçlayan bir “toplumsal cinsiyet özgürleşmesi” yaklaşımını savundu.

Women Can’t Hear What Men Don’t Say 1999’da yayımlandı. Eser, çift ilişkilerinde erkeklerin söylemedikleri duygulara, eleştiri karşısındaki savunmacı tepkilere ve tarafların birbirlerinin deneyimini duymakta yaşadığı güçlüklere odaklandı.

Farrell bu kitapta sağlıklı ilişkinin yalnızca konuşmakla değil, kişinin eleştirildiği sırada karşısındaki insanın deneyimini anlamaya çalışmasıyla kurulabileceğini savundu. Eser, çift iletişimi alanındaki seminer ve grup çalışmalarından da yararlandı.

Father and Child Reunion 2001’de yayımlandı. Kitap, babaların çocukların yaşamındaki rolünü, boşanma sonrasındaki ebeveynlik düzenlerini ve ortak ebeveynliği araştırma verileriyle tartıştı.

Farrell, çocukların anne ve babalarıyla düzenli ve güvenli ilişki kurabilmelerinin önemini vurguladı. Boşanma sonrasında ebeveynlerin birbirlerini çocuk karşısında değersizleştirmemesi, coğrafi yakınlık ve çocukla geçirilen zamanın paylaşılması üzerinde durdu.

Babalığı yalnızca maddi destek sağlamakla sınırlı bir görev olarak ele almadı. Oyun, sınır koyma, risk değerlendirmesi, sorumluluk kazandırma ve duygusal bağlılık gibi alanlarda babaların çocuk gelişimine farklı katkılarda bulunabileceğini savundu.

Why Men Earn More 2005’te yayımlandı. Kitapta kadınlarla erkekler arasındaki ortalama gelir farkını meslek seçimi, çalışma süresi, tehlikeli işlerde çalışma, seyahat, taşınma, iş sürekliliği ve aile sorumluluklarının paylaşımı gibi değişkenler üzerinden değerlendirdi.

Farrell, ücret farkının yalnızca tek bir toplumsal etkene indirgenemeyeceğini savundu. Daha yüksek ücretin kimi zaman daha uzun çalışma saatleri, daha fazla iş riski ve aile yaşamına daha az zaman ayırma pahasına elde edildiğini ileri sürdü.

Does Feminism Discriminate Against Men?: A Debate 2008’de Oxford University Press tarafından yayımlandı. Farrell’ın Steven Svoboda’nın katkısıyla sunduğu görüşlerle filozof James P. Sterba’nın feminist yaklaşımı karşı karşıya getirildi.

Tartışma kitabı; eğitim, sağlık, askerlik, ücret, aile hukuku, velayet, şiddet, medya temsili ve ceza adaleti gibi alanlarda farklı toplumsal cinsiyet yaklaşımlarını aynı yapı içinde sundu. Böylece Farrell’ın görüşleri doğrudan karşı savlarla birlikte yayımlandı.

The Boy Crisis: Why Our Boys Are Struggling and What We Can Do About It, John Gray ile ortaklaşa hazırlanarak 2018’de yayımlandı. Eser, erkek çocukların eğitim, ruh sağlığı, fiziksel sağlık, aile ilişkileri ve yaşam amacı alanlarında karşılaştıkları sorunları bir araya getirdi.

Kitabın temel başlıklarından biri baba yoksunluğudur. Farrell ve Gray, babayla düzenli ilişkinin bulunmaması ile okul başarısızlığı, yalnızlık, davranış sorunları, bağımlılık ve ruhsal güçlükler arasındaki ilişkileri incelemeye yöneldi.

Yazarlar, baba varlığını yalnızca aynı evde yaşayan erkek yetişkin biçiminde tanımlamadı. Çocukla zaman geçiren, sınır ve sorumluluk oluşturan, oyun oynayan, dinleyen ve diğer ebeveynle iş birliği kuran etkin babalık üzerinde durdu.

Eğitim alanında erkek çocukların okuma ve yazmada yaşadığı güçlükler, okul ortamındaki hareket ihtiyacı, mesleki eğitimin azalması ve erkek öğretmen modellerinin sınırlı olması gibi konular ele alındı.

Kitabın bir diğer temel kavramı “amaç boşluğu”dur. Geleneksel erkeklik erkeklere savaşçı, koruyucu ve ailenin tek geçim sağlayıcısı olma gibi roller sunarken bu rollerin değişmesi sonrasında yeni ve sağlıklı amaçların yeterince geliştirilmediği savunuldu.

The Boy Crisis yalnızca sorunları sıralayan bir çalışma olarak kurulmadı. Ebeveynler, öğretmenler ve kamu yöneticileri için aile yemekleri, sorumluluk kazandırma, teknoloji kullanımını düzenleme, ortak ebeveynlik ve çocuğun kişisel bir amaç geliştirmesine destek olma gibi öneriler sundu.

Eser, Özcan Bayrak’ın çevirisiyle 2025’te Doludizgin Yayınları tarafından Erkeklik Krizi adıyla Türkçede yayımlandı. Türkçe baskı 344 sayfa olarak hazırlandı.

Özgün başlıktaki “boy”, çalışmanın başlangıçta erkek çocuklar ve genç erkekler üzerinde yoğunlaştığını gösterir. Türkçe Erkeklik Krizi başlığı ise kitabın çocukluktan yetişkin erkekliğine uzanan daha geniş toplumsal rol tartışmasını öne çıkarır.

Farrell çift ilişkileri üzerine yürüttüğü seminerleri sonraki yıllarda da sürdürdü. Eleştiri karşısında savunmaya geçmeden dinleme, şikâyetleri ilişkiyi geliştirecek bilgiye dönüştürme ve çiftler arasında düzenli iletişim uygulamaları geliştirme üzerinde çalıştı.

Role Mate to Soul Mate: The Seven Secrets to Lifelong Love 2024’te yayımlandı. Kitap, uzun süreli ilişkilerde sevginin korunması, eleştirinin yönetilmesi, duygusal yakınlık ve tarafların geleneksel rollerin ötesinde ilişki kurabilmeleri üzerine geliştirildi.

Farrell’ın yazarlığı toplumsal cinsiyet incelemesi, erkeklik çalışmaları, aile politikası, babalık, çift ilişkileri, eğitim, çalışma hayatı ve kişisel gelişim alanlarını kapsar. Eserlerinin ortak yönü, kadınlarla erkeklerin birbirlerine karşı suçlayıcı hareketler içinde kalması yerine karşılıklı deneyimlerini duyabilecekleri bir toplumsal cinsiyet diyaloğu kurulması gerektiğini savunmasıdır.

#WarrenFarrell #ErkeklikKrizi #TheBoyCrisis #ErkeklikÇalışmaları #ToplumsalCinsiyet #Babalık #ErkekÇocuklar #Aile #Eğitim #Çiftİletişimi #OrtakEbeveynlik #KurguDışı