Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
1 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 26-03-1905
Doğum yeri Viyana
Ölüm tarihi 02-09-1997

Viktor Emil Frankl, 26 Mart 1905’te Viyana’da doğdu. Üç çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Annesi Elsa Lion Prag kökenliydi; babası Gabriel Frankl ise Güney Moravya’dan gelmiş ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında yöneticilik yapmıştı.

Frankl’ın çocukluk yıllarının bir bölümü Birinci Dünya Savaşı’nın yol açtığı ekonomik sıkıntılar içinde geçti. Ailenin yaşadığı yoksunluk, onun toplumsal eşitsizlik, insan onuru ve yaşamın zor koşullarda taşıdığı anlam gibi konulara erken yaşta yönelmesinde etkili oldu.

Lise yıllarında doğa felsefesi, psikoloji ve yaşamın anlamı üzerine düşünmeye başladı. Henüz on beş yaşındayken yaşamın anlamı konusunda ilk halka açık konuşmasını yaptı. Gençlik döneminde sosyal adalet düşüncesine yakınlık duyarak Sosyalist İşçi Gençliği içinde görev aldı.

Frankl lise öğrencisiyken Sigmund Freud ile yazışmaya başladı. Freud’a gönderdiği bir çalışma daha sonra Uluslararası Psikanaliz Dergisi’nde yayımlandı. Bununla birlikte Frankl’ın psikolojiye yaklaşımı zamanla Freud’un dürtü ve haz merkezli açıklamasından ayrılarak insanın anlam, değer ve sorumluluk arayışına yöneldi.

1924’te Viyana Üniversitesinde tıp öğrenimine başladı. Aynı dönemde Alfred Adler’in bireysel psikoloji çevresindeki toplantılara katıldı. Adler’in toplumsal bağlara ve bireyin yaşam amaçlarına verdiği önem Frankl üzerinde etkili olsa da iki düşünür arasındaki kuramsal ayrılıklar giderek belirginleşti.

Frankl’ın psikoterapi ile felsefe arasındaki ilişkiyi inceleyen ilk önemli yazılarından biri 1925’te yayımlandı. Bu çalışmada psikoterapinin insanın dünya görüşü, değerleri ve yaşamı anlamlandırma biçimiyle olan bağlantısını araştırdı.

1926’dan itibaren geliştirdiği anlam merkezli psikoterapi yaklaşımı için “logoterapi” terimini kullanmaya başladı. “Logos” sözcüğünü anlam karşılığında kullanan Frankl, insan davranışının yalnızca haz arayışı veya üstünlük isteğiyle açıklanamayacağını; anlam bulma ve gerçekleştirme isteğinin de temel bir insani yönelim olduğunu savundu.

Frankl, Adler’in bireysel psikoloji anlayışının bazı temel kabullerini eleştirmesi üzerine 1927’de Adler çevresinden çıkarıldı. Buna rağmen bireysel psikoloji hareketindeki bazı araştırmacılarla kişisel ve düşünsel ilişkilerini sürdürdü.

1928 ve 1929 yıllarında Viyana’da gençlere ücretsiz psikolojik destek sağlayan danışma merkezlerinin kurulmasına öncülük etti. Charlotte Bühler ve Erwin Wexberg gibi psikologların katkıda bulunduğu bu merkezler, özellikle gençlerin okul, aile ve ruhsal krizlerle ilgili sorunlarına yöneldi.

1930’da okul döneminin sonunda yaşanan öğrenci intiharlarını önlemeye yönelik özel bir danışmanlık programı düzenledi. Programın uygulandığı dönemde öğrenci intiharlarında belirgin bir düşüş görülmesi, Frankl’ın çalışmalarının Viyana dışında da tanınmasını sağladı.

Viyana Üniversitesindeki tıp eğitimini 1930’da tamamladı. Mezuniyetinin ardından nöroloji alanında çalışmaya başlayarak Maria Theresien Schlössl adlı nöroloji hastanesinde görev aldı.

1933-1937 yılları arasında Viyana’daki Steinhof Psikiyatri Hastanesinin intihar eğilimli kadın hastalara ayrılan bölümünde başhekimlik yaptı. Yılda binlerce hastayla çalışması, intihar düşüncesi, depresyon, umutsuzluk ve insanın gelecekle kurduğu bağ konusunda geniş bir klinik deneyim kazanmasını sağladı.

1937’de nöroloji ve psikiyatri uzmanı olarak özel muayenehane açtı. Ancak Nazi Almanyası’nın 1938’de Avusturya’yı ilhak etmesinden sonra Yahudi hekimlere getirilen kısıtlamalar nedeniyle çalışmalarını serbest biçimde sürdürmesi engellendi.

Frankl 1939’da yayımlanan bir çalışmasında “varoluş analizi” kavramını kullandı. Varoluş analizi, logoterapinin insan anlayışını ve felsefi temelini açıklarken logoterapi bu anlayışın psikoterapideki uygulama yönünü ifade etti.

1940’ta yalnızca Yahudi hastaların kabul edildiği Viyana Rothschild Hastanesinin nöroloji bölümünün yöneticiliğine getirildi. Nazi yönetiminin ruhsal ve nörolojik hastalara yönelik öldürme uygulamalarını engellemek amacıyla bazı hastalar hakkında gerçeğe aykırı teşhisler düzenleyerek onları korumaya çalıştı.

Aynı dönemde Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etmesine olanak sağlayacak bir vize aldı. Ancak yaşlı anne ve babasını Viyana’da bırakmak istemediği için vizeyi kullanmamaya karar verdi.

Frankl 1941’de logoterapi ve varoluş analizinin temel ilkelerini sistemleştirdiği Ärztliche Seelsorge adlı kitabının ilk taslağını hazırlamaya başladı. Türkçeye Tıbbi Ruhsal Bakım adıyla çevrilen bu çalışma, psikoterapinin insanın anlam, değer ve sorumluluk boyutlarını da dikkate alması gerektiği düşüncesine dayanıyordu.

Rothschild Hastanesinde hemşire olarak çalışan Tilly Grosser ile evlendi. Nazi yönetimi, çiftin beklediği çocuğun zorla aldırılmasına neden oldu. Frankl daha sonra kaybettiği çocuğunun hatırasını eserlerinde yaşattı.

Frankl, eşi ve anne babası Eylül 1942’de tutuklanarak Prag yakınlarındaki Theresienstadt gettosuna gönderildi. Burada yeni gelen mahkûmların yaşadığı şok, umutsuzluk ve intihar tehlikesiyle ilgilenen bir psikolojik destek ekibinde görev aldı.

Babası Theresienstadt’ta yorgunluk ve hastalık nedeniyle öldü. Frankl, kamp koşullarında doktorluk yapmaya ve diğer mahkûmların ruhsal krizleriyle ilgilenmeye devam etti.

Frankl ve eşi Tilly, 1944’te Auschwitz-Birkenau toplama kampına gönderildi. Kısa süre sonra annesi de aynı kampa getirildi ve gaz odasında öldürüldü. Tilly Bergen-Belsen’e, Frankl ise Dachau toplama kampına bağlı Kaufering ve Türkheim çalışma kamplarına sevk edildi.

Auschwitz’e giriş sırasında Frankl’ın paltosuna sakladığı yayımlanmamış Ärztliche Seelsorge el yazması elinden alındı. Kamp yaşamı boyunca kitabı yeniden yazma düşüncesi, onun gelecekle bağ kurmasını sağlayan kişisel amaçlardan biri oldu.

Türkheim kampında tifüse yakalandığında geceleri uyumamaya çalışarak kaybettiği kitabın bölümlerini küçük kâğıt parçaları üzerine yeniden kurdu. Bu zihinsel çalışma, yalnızca bir kitabı kurtarma girişimi değil, mesleki ve düşünsel yaşamını gelecekte sürdürebileceğine duyduğu bağlılığın da ifadesiydi.

Türkheim kampı 27 Nisan 1945’te Amerikan birlikleri tarafından özgürleştirildi. Frankl bir süre yerinden edilmiş kişiler için kurulan askerî hastanede başhekim olarak görev yaptıktan sonra Viyana’ya döndü.

Viyana’ya ulaştığında eşi Tilly’nin, annesinin ve kardeşi Walter’ın öldürüldüğünü öğrendi. Ailesinden yalnızca daha önce Avustralya’ya kaçmayı başaran kız kardeşi Stella hayatta kalmıştı.

Frankl, arkadaşlarının desteğiyle logoterapi üzerine kaybolan çalışmasını yeniden yazdı. Ärztliche Seelsorge 1946’da yayımlandı ve savaş sonrasındaki ilk baskısı kısa sürede tükendi.

Aynı yıl toplama kampı deneyimlerini anlattığı Ein Psycholog erlebt das Konzentrationslager adlı kitabı dokuz gün içinde dikte etti. Eser, sonraki Almanca baskılarda …trotzdem Ja zum Leben sagen başlığıyla, İngilizcede ise önce From Death-Camp to Existentialism, daha sonra Man’s Search for Meaning adıyla yayımlandı. Türkçede İnsanın Anlam Arayışı adıyla tanındı.

İnsanın Anlam Arayışı, toplama kampındaki yaşamı ayrıntılı bir tarihsel kronoloji biçiminde aktarmaktan çok mahkûmların geçirdiği ruhsal süreçleri inceler. Şok, duygusal donukluk, umutsuzluk, gelecek duygusunun kaybı ve özgürleşmenin ardından yaşanan ruhsal sorunlar eserin temel aşamalarını oluşturur.

Frankl, kitapta kendi deneyimlerini bütün mahkûmlar adına geçerli tek bir anlatı olarak sunmaz. Kamp yaşamındaki davranışların açlık, hastalık, şiddet, rastlantı, kişilik ve kişinin gelecekle kurduğu bağ gibi çok sayıda etkene bağlı olduğunu gösterir.

Eserin logoterapiyi özetleyen bölümünde insanın temel yönelimlerinden birinin “anlam istenci” olduğu savunulur. Frankl’a göre anlam, herkes için geçerli soyut bir formülle değil, belirli bir insanın belirli bir anda üstlendiği görev ve sorumluluklarla ortaya çıkar.

Frankl, anlamın üretmek ve bir eser ortaya koymak, bir insanı ya da değeri sevgiyle deneyimlemek ve değiştirilemeyen acı karşısında alınan tutum aracılığıyla bulunabileceğini ileri sürdü. Bununla birlikte acıyı kendiliğinden değerli görmedi; değiştirilebilir acının ortadan kaldırılması gerektiğini, tutumsal anlamın ancak kaçınılmaz acı karşısında söz konusu olabileceğini vurguladı.

1946’da verdiği halka açık konferanslar daha sonra Über den Sinn des Lebens adıyla yayımlandı. Bu konuşmalar, insanın yaşama ne sunacağını sormasından önce yaşamın kendisinden ne beklediğine cevap vermesi gerektiği düşüncesi çevresinde gelişti.

Frankl 1946’da Viyana Nöroloji Polikliniğinin yöneticiliğine getirildi ve bu görevini yaklaşık yirmi beş yıl sürdürdü. Klinik çalışmaları sırasında logoterapinin kuramsal ilkelerini geliştirirken farklı ruhsal sorunlara yönelik uygulamalarını da sistemleştirdi.

1947’de Eleonore Schwindt ile evlendi. Aynı yıl çiftin Gabriele adlı kızı dünyaya geldi. Eleonore Frankl, eşinin kitaplarının hazırlanması, yazışmalarının düzenlenmesi ve logoterapinin uluslararası alanda tanıtılması konusunda uzun yıllar birlikte çalıştı.

Frankl 1948’de Der unbewusste Gott başlıklı çalışmasıyla felsefe doktorasını tamamladı. Türkçede Psikoterapi ve Din başlığıyla da yayımlanan eser, insanın bilinç dışı dinsel ve manevi yönelimleriyle psikoterapi arasındaki ilişkiyi inceledi.

Aynı yıl Viyana Üniversitesi Tıp Fakültesinde nöroloji ve psikiyatri alanında doçent oldu. Logoterapi ve varoluş analizi, Sigmund Freud’un psikanalizi ve Alfred Adler’in bireysel psikolojisinin ardından “Üçüncü Viyana Psikoterapi Okulu” olarak adlandırılmaya başlandı.

Frankl 1955’te Viyana Üniversitesinde profesörlüğe yükseltildi. Harvard, Pittsburgh, Dallas ve San Diego’daki üniversitelerde konuk öğretim üyesi olarak dersler verdi. Farklı kıtalardaki 209 üniversitede konferanslar gerçekleştirdi.

The Will to Meaning, logoterapinin kuramsal ve uygulamalı yönlerini sistematik biçimde açıklayan başlıca eserlerinden biri oldu. Frankl bu kitapta anlam istenci, varoluşsal boşluk, sorumluluk, kendini aşma ve psikoterapide kullanılan anlam merkezli yöntemler üzerinde durdu.

The Unheard Cry for Meaning adlı çalışmasında modern insanın yaşadığı anlamsızlık, yabancılaşma ve değer kaybını inceledi. Psikoterapinin yalnızca belirtileri azaltmakla yetinmemesi, kişinin değerleri ve sorumluluklarıyla kurduğu ilişkiyi de dikkate alması gerektiğini savundu.

Frankl’ın geliştirdiği logoterapide paradoksal niyet, düşünce odağını değiştirme ve kendine mesafe alma gibi yöntemler öne çıktı. Paradoksal niyet, kişinin korktuğu belirtiyi mizah ve gönüllü yöneliş aracılığıyla istemesini sağlayarak korku döngüsünü kırmayı; düşünce odağını değiştirme ise aşırı öz gözlemden anlamlı bir etkinliğe yönelmeyi amaçladı.

Frankl’a göre insan biyolojik, psikolojik ve toplumsal koşulların etkisi altında yaşar; ancak bütünüyle bu koşullara indirgenemez. İnsanın özgürlüğü sınırsız bir bağımsızlık değil, kendisine verilen koşullar karşısında tutum belirleyebilme ve seçimlerinin sorumluluğunu üstlenebilme kapasitesidir.

Yaşamının son dönemine kadar yazmayı ve konferans vermeyi sürdürdü. Dağcılık ve uçuş da uzun yıllar devam ettirdiği uğraşları arasındaydı. Yetmişli yaşlarında tek başına uçuş sertifikası aldı.

Frankl, Avrupa, Amerika, Afrika ve Asya’daki üniversitelerden toplam yirmi dokuz fahri doktora aldı. Amerikan Psikiyatri Birliğinin Oskar Pfister Ödülü, Viyana Bilim Ödülü ve Avusturya’nın çeşitli devlet ve bilim nişanlarıyla onurlandırıldı.

Yaklaşık kırk kitabı elliden fazla dilde yayımlandı. İnsanın Anlam Arayışı, toplama kampı tanıklığı ile psikoterapi kuramını aynı metinde buluşturarak Frankl’ın en geniş okur kitlesine ulaşan eseri oldu.

Frankl 1995’te anılarını Was nicht in meinen Büchern steht adıyla yayımladı. İngilizcede Recollections: An Autobiography, Türkçede ise Yaşamı Karşılamak gibi başlıklarla yayımlanan bu eser, gençlik yıllarını, psikoterapi çevreleriyle ilişkilerini, kamp dönemini ve logoterapinin gelişimini kendi bakış açısından anlattı.

Son dönem çalışmalarından Man’s Search for Ultimate Meaning 1997’de yayımlandı. Kitap, insanın bilinç dışı anlam ve aşkınlık arayışını önceki eserlerinin devamı niteliğinde değerlendirdi.

Viktor E. Frankl, 2 Eylül 1997’de Viyana’da kalp yetmezliği nedeniyle öldü. Psikiyatri, psikoterapi, felsefe ve Holokost tanıklığını bir araya getiren çalışmaları; anlam, özgürlük, sorumluluk ve insan onuru tartışmalarındaki etkisini sürdürdü.

#ViktorEFrankl #İnsanınAnlamArayışı #Logoterapi #VaroluşAnalizi #Anlamİstenci #VaroluşsalBoşluk #Özgürlük #Sorumluluk #HolokostTanıklığı #Psikiyatri #Nöroloji #İnsanOnuru