Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 22-08-1942
Doğum yeri Kırşehir
Ölüm tarihi 24-01-1993

Uğur Mumcu, 22 Ağustos 1942’de Kırşehir’de doğdu. Tapu kadastro memuru Hakkı Şinasi Mumcu ile Nadire Mumcu’nun dört çocuğunun üçüncüsüydü. Babasının görevi nedeniyle çocukluk yıllarında farklı şehirlerde yaşadı; ailesi daha sonra Ankara’ya yerleşti.

İlköğrenimine Ankara Ulus’taki Devrim İlkokulunda başladı ve Bahçelievler’deki Ulubatlı Hasan İlkokulunda tamamladı. Cumhuriyet Ortaokulu ile Ankara Deneme Lisesinin ardından 1961 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi.

Üniversite öğrenciliği sırasında toplumsal ve siyasal konular üzerine yazmaya başladı. Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Türk Sosyalizmi” başlıklı yazısıyla 1962 Yunus Nadi Ödülü’nü kazandı.

1963 yılında Hukuk Fakültesi Öğrenci Derneği başkanlığına seçildi. Üniversite gençliğinin anayasa, demokrasi, bağımsızlık ve sosyal adalet tartışmalarında etkin rol aldı.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1965 yılında mezun oldu. Bir süre avukat Cemal Reşit Eyüboğlu’nun yanında çalıştı ve Ankara Barosuna kayıtlı olarak avukatlık yaptı.

Yön, Kim, Akşam, Türk Solu, Devrim, Ant, Ortam, Milliyet ve Cumhuriyet gibi dergi ve gazetelerde hukuk, anayasa, siyaset ve toplumsal gelişmeler üzerine yazılar yayımladı. 1968 yılında dil öğrenmek amacıyla İngiltere’ye gitti ve yazılarını Londra’dan sürdürdü.

1969 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Kürsüsünde Prof. Dr. Tahsin Bekir Balta’nın asistanı oldu. Üniversite görevine başladıktan sonra Ankara Barosundaki kaydını sildirerek avukatlıktan ayrıldı.

12 Mart 1971 askerî müdahalesinin ardından gözaltına alındı. Bir süre sonra serbest bırakılmasına karşın askerlik hazırlığı sırasında bir yazısında kullandığı ifadeler gerekçe gösterilerek yeniden tutuklandı.

Mamak Askerî Cezaevinde yaklaşık bir yıl kaldı ve yedi yıl hapis cezasına mahkûm edildi. Kararın Yargıtay tarafından bozulmasının ardından 10 Ekim 1972’de serbest bırakıldı ve hemen askere alındı.

Tuzla Piyade Okulundaki eğitiminin ardından “kötü hâl ve düşünce sahibi” olduğu ileri sürülerek yedek subaylık hakkı verilmedi. Piyade eri olarak Ağrı’nın Patnos ilçesine gönderildi ve askerlik hizmetini burada tamamladı.

Yedek subaylık hakkının elinden alınmasına karşı açtığı davayı kazandı. Askerlik döneminde yaşadığı hukuksuzlukları, bürokratik baskıları ve siyasal ayrımcılığı daha sonra mizahi bir anlatımla kitaplaştırdı.

Askerliğinin ardından üniversitedeki görevine dönmedi ve profesyonel gazeteciliğe yöneldi. 1974 yılında Yeni Ortam gazetesinde köşe yazarlığına başladı; aynı dönemde Anka Haber Ajansında çalıştı.

1975 yılında Cumhuriyet gazetesinin “Gözlem” başlıklı köşesinde düzenli olarak yazmaya başladı. 1977’de Anka Ajansından ayrılarak Cumhuriyet’in kadrolu yazarı oldu ve siyasal yaşamın temel sorunları üzerine araştırmalar yürüttü.

1976 yılında Şükran Güldal Homan’la evlendi. Çiftin Özgür ve Özge adlarında iki çocuğu oldu. Ailesi, ölümünün ardından eserlerinin korunması ve araştırmacı gazetecilik anlayışının sürdürülmesi amacıyla Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfını kurdu.

Suçlular ve Güçlüler ile Altan Öymen’le birlikte hazırladığı Mobilya Dosyası 1975 yılında yayımlandı. Mobilya Dosyası, Yahya Demirel’in mobilya ihracatı işlemlerini ve kamu kaynaklarıyla ticari ilişkiler arasındaki bağlantıları inceleyerek “hayalî ihracat” kavramının kamuoyunda tartışılmasına katkı sağladı.

Sakıncalı Piyade 1977 yılında yayımlandı. Eserde 12 Mart dönemindeki tutukluluğunu, sıkıyönetim mahkemelerini, askerî cezaevi koşullarını, yedek subaylık hakkının elinden alınmasını ve Patnos’taki askerlik yaşamını kişisel tanıklığa dayanan mizahi bir dille anlattı.

Mumcu, Sakıncalı Piyade’yi Rutkay Aziz’le birlikte tiyatroya uyarladı. Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından ilk kez 1978’de sahnelenen oyun, Ankara’nın yanı sıra Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaklaşık yedi yüz kez oynandı.

Bir Pulsuz Dilekçe, Büyüklerimiz, Çıkmaz Sokak ve Tüfek İcat Oldu gibi kitaplarında siyasal baskıları, bürokrasiyi, politikacıları, gençlik hareketlerini ve şiddete dayalı siyaset anlayışını ele aldı. Eleştirel araştırmayı mizah, taşlama ve söyleşi teknikleriyle birleştirdi.

Silah Kaçakçılığı ve Terör ile Ağca Dosyası’nda siyasal şiddetin finansmanını, silah ticaretini, kaçakçılık ağlarını ve Mehmet Ali Ağca çevresindeki ilişkileri araştırdı. Papa-Mafya-Ağca’da bu incelemeyi uluslararası suç örgütleri, kaçakçılık ve Papa II. Jean Paul’e yönelik suikast girişimi bağlamında genişletti.

Rabıta 1987 yılında yayımlandı. Kitap, merkezi Suudi Arabistan’da bulunan Râbıtatü’l-Âlemi’l-İslâmî adlı kuruluşun Türkiye’de ve Avrupa’daki dinî örgütlenmelerle kurduğu bağlantıları, mali kaynakları ve yürüttüğü faaliyetleri konu aldı.

Araştırmada yurt dışındaki bazı din görevlilerinin ücretlerinin Rabıta kaynaklarından karşılanması, Avrupa’daki cami ve dernek yapılanmaları, Millî Görüş çevreleri, Süleymancı gruplar ve kamu kurumlarının bu ilişkiler karşısındaki tutumları incelendi. Mumcu, iddialarını resmî yazışmalar, açıklamalar, örgüt belgeleri ve dönemin gazete kayıtlarıyla destekledi.

İnkılap Mektupları, 12 Eylül Adaleti, Bir Uzun Yürüyüş ve Tarikat-Siyaset-Ticaret gibi kitaplarında askerî müdahaleleri, yargı düzenini, siyasal partileri, tarikatları ve ekonomik çıkar ilişkilerini ele aldı. Röportaj, arşiv belgesi ve siyasal çözümleme yöntemlerini birlikte kullandı.

Kırklı yıllardaki siyasal yargılamaları 40’ların Cadı Kazanı’nda; Kâzım Karabekir’in anılarını ve değerlendirmelerini Kâzım Karabekir Anlatıyor’da; Şeyh Said Ayaklanması çevresindeki tarihsel gelişmeleri Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925’te inceledi.

Gazi Paşa’ya Suikast 1992 yılında yayımlandı. İzmir Suikastı davasını, dönemin siyasal çatışmalarını, yargılama sürecini ve Cumhuriyet’in kuruluş kadroları arasındaki ayrışmaları belge ve tanıklıklar üzerinden ele aldı.

Gazetecilik yaşamında Türk Hukuk Kurumu Yılın Hukukçusu Ödülü’ne, Çağdaş Gazeteciler Derneği ile İstanbul Gazeteciler Cemiyetinin inceleme, röportaj ve köşe yazısı ödüllerine değer görüldü. Araştırmalarında haber, belge, arşiv, tanıklık ve hukuki değerlendirme arasında sistemli bağ kurdu.

Cumhuriyet gazetesinden 1991 yılında bir grup çalışanla birlikte ayrıldı ve bir süre Milliyet’te yazdı. Cumhuriyet’in yönetim yapısının değişmesinin ardından 1992’de yeniden gazeteye döndü.

Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te Ankara’daki evinin önünde otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldürüldü. Cinayetin bütün bağlantıları ve sorumluluk zinciri kesin biçimde aydınlatılamadı.

Ölümünden sonra yarım kalan araştırmaları, köşe yazıları, söyleşileri, notları ve farklı dönemlerde yayımlanmış kitapları yeniden basıldı. Kürt Dosyası başta olmak üzere çeşitli çalışmalar arşivinden yararlanılarak yayıma hazırlandı.

Uğur Mumcu’nun gazetecilik içindeki konumu, siyasal görüşlerini açıkça ortaya koyarken haber ile yorumu belge temeli üzerinde kurmasına dayanır. Hukukçu kimliği, araştırmacı yöntemi, mizahi dili ve güç odakları karşısındaki eleştirel tutumu Türkiye’de belgeye dayalı gazeteciliğin kalıcı örneklerinden birini oluşturdu.

#TürkGazeteci #AraştırmacıGazetecilik #Hukuk #BasınÖzgürlüğü #Laiklik #SiyasalŞiddet #Yolsuzluk #SilahKaçakçılığı #DinVeSiyaset #BelgeYayını #SakıncalıPiyade #Rabıta