Tuna Kiremitçi, 24 Şubat 1973’te Eskişehir’de doğdu. Filibe kökenli bir aileden gelen Kiremitçi, çocukluk yıllarını Eskişehir ve Ankara’da geçirdi. Aile geçmişi, göç, Balkanlar ve farklı şehirler arasındaki kültürel bağlar daha sonraki roman ve şarkılarında yer bulan temalar arasında oldu.
İlköğrenimini Yunus Emre İlkokulu ve Dumlupınar İlkokulunda tamamladı. Daha sonra Galatasaray Lisesinde öğrenim gördü. Lise ortamı, Fransızca ve dünya edebiyatıyla ilişki kurmasına, şiir ve müziği birlikte sürdürmesine imkân sağladı.
İlk edebiyat ürünleri 1991 yılında Varlık dergisinde yayımlandı. Şiirle başladığı yazın yaşamında aşk, gençlik, şehir, yalnızlık ve müzik gibi temaları ritim ve çağrışım ağırlıklı bir dille ele aldı.
İlk şiir kitabı Ayabakanlar 1994 yılında yayımlandı ve Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü’ne değer görüldü. 1997’de Erguvan Balkan Şiir Ödülü’nü Bosnalı şair İzzet Sarayliç’le paylaştı. İkinci şiir kitabı Akademi 1998 yılında yayımlandı.
Lise yıllarında arkadaşlarıyla Kumdan Kaleler adlı rock topluluğunu kurdu. Şarkı yazarı, solist ve gitarist olarak çalıştığı grubun Denize Doğru albümü 1996 yılında yayımlandı. Şiir ile şarkı sözü arasındaki yakınlık, edebî üretiminin kalıcı özelliklerinden biri oldu.
Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-Televizyon Bölümünde öğrenim gördü. Sinema eğitimi sırasında kurgu, dramatik yapı, görüntü, senaryo ve karakter oluşturma alanlarında çalıştı.
Kısa filmler çekti, senaryo ve yönetmenlik çalışmaları yaptı. Devridaim, Başyapıt, Buluşmalar ve Adını Sen Koy gibi yapımlarda farklı görevler üstlendi. Sinema deneyimi, romanlarındaki sahne kuruluşunu, diyalogları ve zaman geçişlerini destekledi.
İlk romanı Git Kendini Çok Sevdirmeden, Ekim 2002’de yayımlandı. Roman, şiir kitaplarıyla tanınan Kiremitçi’nin düzyazıya geçişini temsil etti ve geniş bir okur kitlesine ulaşmasını sağladı.
Eser, oğlunu bir trafik kazasında kaybettikten sonra annesinin Eskişehir’deki evine dönen Arda Akad’ın hikâyesini anlatır. Arda’nın gençlik yıllarında âşık olduğu Ertuğrul’la yirmi üç yıl sonra yeniden karşılaşması, geçmiş ile güncel zaman arasında ilerleyen anlatının merkezini oluşturur.
Git Kendini Çok Sevdirmeden’de aşk, ayrılık, annelik, yas, gençlik hatıraları ve yeniden başlama arzusu iç içe geçer. Farklı zaman katmanlarının birbirine açılması ve anlatıda bırakılan boşluklar, okurun karakterlerin geçmişleriyle bugünkü seçimleri arasında bağ kurmasını sağlar.
Bu İşte Bir Yalnızlık Var 2003 yılında yayımlandı. Roman, müzikle ilişkisi bulunan Memet’in aşk, evlilik, arkadaşlık ve yalnızlık karşısındaki iç çatışmalarına odaklandı. Aynı yıl şiir ve şarkı sözlerini bir araya getiren Bazı Şiirler Bazı Şarkılar yayımlandı.
Yolda Üç Kişi ile A.Ş.K. Neyin Kısaltması? 2005 yılında yayımlandı. İlk eserde yolculuk, geçmişle hesaplaşma ve insan ilişkileri; ikinci eserde aşk, cinsellik, bağlılık ve modern ilişkilerin değişken yapısı ele alındı.
Dualar Kalıcıdır 2007 yılında yayımlandı. Farklı kuşaklardan iki kadının bir Orta Avrupa kentinde başlayan konuşmaları aracılığıyla savaş, göç, aşk, hatırlama ve geçmişin aktarılması işlendi. Küçüğe Bir Dondurma ise 2009 yılında yayımlandı.
Hepimiz Birilerinin Eski Sevgilisiyiz ile Selanik’te Sonbahar 2011 yılında okurla buluştu. Bu eserlerde eski ilişkiler, müzik, Balkanlar, tarihsel hafıza ve insanların kendileri için kurdukları hayatlarla geçmişten taşıdıkları duygular arasındaki çatışma öne çıktı.
Gönül Meselesi ve Kar İzleri Örttü 2012’de, çocuk kitabı Güneş’i Kıskandıran Kız 2013’te yayımlandı. Sonun Geldi Sevgilim, Uçan Halıların Ayrodinamik Sorunları ve Kendi Seven Ağlamaz gibi kitaplarında romantik anlatının yanında mizah, macera ve fantastik unsurlara yöneldi.
Bu İşte Bir Yalnızlık Var, 2013 yılında sinemaya uyarlandı. Romanlarının tiyatro ve sinema uyarlamaları, Kiremitçi’nin anlatılarındaki görsel yapıyı, güçlü diyalogları ve müzikle ilişkili atmosferi farklı sanat alanlarına taşıdı.
Ulusal gazete ve dergilerde köşe yazıları yazdı. Yazılarında edebiyat, müzik, şehir hayatı, gündelik ilişkiler ve kültürel gelişmeler üzerinde durdu. Gazetecilik dili, romanlarındaki doğrudan ve akıcı anlatımla birleşti.
Kumdan Kaleler döneminden sonra müzik çalışmalarını solo olarak sürdürdü. Kendi Halinde albümü 2007 yılında yayımlandı. Şiirsel sözlerle kentli pop ve rock müziğini bir araya getiren şarkılar yazdı.
Tuna Kiremitçi ve Arkadaşları 2017’de, dizinin ikinci albümü 2019’da, üçüncü albümü ise 2023’te yayımlandı. Farklı kadın yorumcularla gerçekleştirdiği düetler aracılığıyla aşk, ayrılık, özlem ve yeniden karşılaşma temalarını çok sesli bir müzik yapısı içinde işledi.
On Numara Olaylar 2021 yılında yayımlandı. Besteleri ve sözleri farklı sanatçılar tarafından da seslendirildi. Edebiyat ile müzik arasındaki ilişkiyi albümler, şiir kitapları ve sahne çalışmaları aracılığıyla sürdürdü.
Mezun Cinayetleri 2021 yılında yayımlanarak Başkomiser Perihan Uygur polisiye dizisini başlattı. Diziyi Perinin Ölümü 2022’de, Tehlikeli Şarkılar 2023’te ve Kumarbaz 2025’te izledi.
Başkomiser Perihan Uygur dizisi, Kiremitçi’nin insan ilişkileri ve psikolojik çatışmalar üzerine kurulu anlatısını suç, soruşturma ve toplumsal gerilimle genişletti. Eğitim kurumları, medya, müzik çevreleri, siyaset, tarikatlar ve ekonomik güç ilişkileri polisiye olay örgüsünün toplumsal zeminini oluşturdu.
Romanları farklı dillere çevrildi ve çeşitli ülkelerde yayımlandı. Şiir, romantik roman, çocuk edebiyatı, fantastik anlatı ve polisiye arasında ilerleyen üretimi, tek bir türle sınırlanmayan bir yazarlık çizgisi oluşturdu.
Tuna Kiremitçi; edebiyat, müzik ve sinemayı birlikte sürdüren çağdaş Türk sanatçılarındandır. Edebî konumu, gündelik insan ilişkilerini şiirsel ritim, romantik ironi, dramatik kurgu ve farklı türlerin anlatım imkânlarıyla birleştirmesiyle belirginleşir.
#TürkYazar #ÇağdaşTürkEdebiyatı #Roman #Şiir #Polisiye #Müzik #Sinema #Aşk #Yalnızlık #Bellek #KentYaşamı #Romantikİroni
Tuna Kiremitçi, Bibliosfer’de çağdaş Türk romanı, şiir, polisiye, romantik anlatı, çocuk edebiyatı, müzik ve sinema alanlarında yer alır. Üretiminin merkezinde modern kent insanının aşk, ayrılık, yalnızlık, hatırlama ve yeni bir hayat kurma deneyimleri bulunur.
Şiir kökeni, romanlarının cümle ritminde ve imge kullanımında belirgindir. Şarkı sözüne yaklaşan kısa ifadeler, tekrarlar ve duygusal çağrışımlar düzyazının akıcılığını destekler.
İlk dönem romanları romantik ironiyle ilişkilidir. Karakterlerin aşkı büyük ve dönüştürücü bir deneyim olarak görmeleriyle hayatın gündelik, çelişkili ve kimi zaman gülünç gerçekliği aynı anlatıda buluşur.
Zaman ve bellek, romanlarının temel kurucu unsurlarındandır. Geçmiş yalnızca hatırlanan bir dönem değildir; karakterlerin güncel kararlarını, ilişkilerini ve kendileri hakkındaki düşüncelerini biçimlendirmeyi sürdürür.
Eskişehir, İstanbul, Selanik ve Orta Avrupa şehirleri anlatılarında güçlü bir mekânsal işlev taşır. Şehirler, karakterlerin geçmişlerini taşıyan ve farklı kültürlerle karşılaşmalarını sağlayan hafıza alanlarıdır.
Aşk, eserlerinde yalnızca birliktelik arzusu üzerinden ele alınmaz. Gitmek, terk edilmek, eski sevgililik, gecikme, yeniden karşılaşma ve birlikte yaşayamama ihtimali aşk anlatısının temel parçalarıdır.
Git Kendini Çok Sevdirmeden, geçmiş ve güncel zaman arasında kurduğu geçişlerle bellek romanı özelliği taşır. Arda’nın Eskişehir’e dönüşü, fiziksel bir eve dönüşün yanında gençliğine ve tamamlanmamış ilişkilerine yönelen içsel bir yolculuktur.
Romandaki çocuk kaybı, annelik ve yas, aşk hikâyesini daha geniş bir duygusal çerçeveye yerleştirir. Yeniden karşılaşma, geçmişte yarım kalan ilişkinin basitçe tamamlanmasından çok kayıplarla birlikte yaşama ve hayata yeniden bağlanma sorununu açar.
Kiremitçi’nin karakterleri çoğunlukla gündelik hayat içinde duygusal bir kırılma yaşayan insanlardır. Evlilikler, eski ilişkiler, aile sorumlulukları ve mesleki hayat, kişilerin kendileri için düşledikleri yaşamla çatışır.
Müzik, eserlerinde yalnızca karakterlerin dinlediği veya icra ettiği bir sanat değildir. Şarkılar, hatırlama biçimlerini, aşk ilişkilerini ve dönem atmosferini kuran anlatı unsurları hâline gelir.
Sinema eğitiminin etkisi, sahnelerin görsel biçimde kurulmasında, diyalogların yoğunluğunda ve farklı zamanların kurgu aracılığıyla birbirine bağlanmasında görülür. Roman kişileri çoğu zaman belirgin mekânlar ve dramatik karşılaşmalar içinde tanıtılır.
Fantastik, mizahi ve macera unsurlarına yöneldiği eserler, yazarlığının romantik romanla sınırlı olmadığını gösterir. Tür değişikliklerine rağmen ilişki çatışmaları, yalnızlık ve insanın kendisini yeniden kurma çabası süreklilik gösterir.
Başkomiser Perihan Uygur dizisi, anlatı dünyasını polisiye ve toplumsal gerilim alanına taşır. Cinayet soruşturmaları aracılığıyla seçkin eğitim çevreleri, medya, müzik sektörü, dinî yapılanmalar, siyaset ve ekonomik güç ilişkileri incelenir.
Dili doğrudan, ritmik ve geniş okur kitlesinin izleyebileceği açıklıktadır. Şiirsel ifadelerle gündelik konuşma dili arasında kurduğu denge, duygusal anlatının ağırlaşmasını engelleyen mizahi ve ironik bir katman oluşturur.
Tuna Kiremitçi’nin Bibliosfer profili; çağdaş roman, şiir, romantik ironi, aşk, ayrılık, bellek, şehir, müzik, sinema, fantastik anlatı, polisiye ve toplumsal gerilim başlıklarından oluşur. Edebî konumu, farklı sanat disiplinlerinin anlatım araçlarını insan ilişkileri merkezinde birleştirmesiyle belirginleşir.