Süreyya Berfe, 27 Ocak 1943’te İstanbul’da doğdu. Asıl adı Hikmet Süreyya Kanıpak’tır. Fransızca öğretmeni Metin Kanıpak ile Nermin Hanım’ın oğlu olarak dünyaya geldi ve 1965’e kadar şiirlerinde Süreyya Kanıpak ile H. Süreyya Kanıpak imzalarını kullandı.
Babasının öğretmenlik görevi nedeniyle çocukluk ve gençlik yıllarında Erzurum, Sinop, Afyonkarahisar, Turgutlu ve Çanakkale gibi farklı şehirlerde yaşadı. Anadolu’nun çeşitli bölgelerini erken yaşta tanıması, kırsal hayat, taşra, doğa ve insan ilişkilerinin şiirindeki kalıcı yerini hazırladı.
1960 yılında Çanakkale Lisesinden mezun oldu. Ailesinin yönlendirmesiyle İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine başladı; iki yıl sonra edebiyat ve düşünceye duyduğu ilgi nedeniyle hukuk öğrenimini bırakarak İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümüne geçti.
Felsefe Bölümünde Macit Gökberk, Nermi Uygur, Teo Grünberg ve İsmail Tunalı gibi akademisyenlerin derslerini izledi. Özellikle dil, anlam, sanat ve insan deneyimi üzerine yapılan çalışmalar, sözcükleri gündelik anlamlarından bütünüyle koparmadan şiir kurma anlayışını etkiledi.
Şiirle lise yıllarında ilgilenmeye başladı. İlk şiiri 1962 yılında Yön dergisinde yayımlandı; Düzlem, Zeren, Yelken, Şiir Sanatı, Türk Dili ve Somut gibi dergilerde Süreyya Kanıpak imzasıyla şiirler yazdı. Bir dönem Cemal Süreya ile Tomris Uyar’ın çıkardığı Papirüs dergisinin çalışmalarına gönüllü olarak katıldı.
1965’te yazdığı “Kasaba” şiiri, 1966 Türkiye Millî Talebe Federasyonu Kültür Yarışması’nda birincilik kazandı. Anadolu kasabasının toplumsal yapısını, yoksulluğunu ve gündelik hayatını işleyen şiir, Berfe’nin soyut ve imgeci başlangıcından toplumcu gerçekçi şiire yönelişini görünür kıldı. Aynı yıllarda Berfe soyadını kullanmaya başladı.
Askerliğini 1969 yılında Kayseri’de yedek subay öğretmen olarak yaptı. Köy hayatıyla doğrudan kurduğu ilişki, Anadolu insanını dışarıdan gözlenen bir toplumsal figür olmaktan çıkararak gündelik dili, çalışması, yoksunlukları ve doğayla ilişkisi içinde ele almasını sağladı.
Askerlik dönüşünde Arkın Yayınevinde çalıştı; Meydan Larousse, Cumhuriyet Ansiklopedisi ve Yirminci Yüzyıl Tarihi gibi ansiklopedik yayınların hazırlanmasına katkıda bulundu. Ali Özgentürk ile 1972’de iki sayı yayımlanan Asyalı dergisini çıkardı. 1976’da Can Yayınlarının çocuk kitapları bölümünde çalıştı ve daha sonra reklam şirketlerinde metin yazarlığı yaptı.
Şiirleri ve yazıları Papirüs, Yeni Dergi, Ant, Yeni Edebiyat, Yeni a, Birikim, Milliyet Sanat, Defter, kitap-lık ve Gösteri gibi dergilerle Yeni Gazete ve Ulus gazetelerinde yayımlandı. Farklı şiir çevreleriyle ilişki kursa da kalıcı biçimde tek bir edebî topluluğa veya şiir anlayışına bağlanmadı.
İlk şiir kitabı Gün Ola 1969 yılında yayımlandı. Kitapta Anadolu kırsalının dili, köylülerin çalışma koşulları, yoksulluk, toplumsal eşitsizlik ve dayanışma; halk şiiri, türküler, ağıtlar ve toplumcu şiirin olanaklarıyla işlendi.
Savrulan 1971 yılında yayımlandı. Berfe’nin toplumcu gerçekçi dönemini sürdüren kitapta ekonomik ve siyasal çatışmalar, kentle kır arasındaki karşıtlık, yoksulluk, emek, baskı ve toplumsal değişim öne çıktı. Doğrudan söyleyiş, halk dilinden gelen ses özellikleri ve kişisel gözlemler, dönemin ortak şiirsel yönelimleri içinde kendine özgü bir yapı oluşturdu.
Berfe, 1969’da İsmet Özel, Ataol Behramoğlu, Özkan Mert ve Refik Durbaş gibi şairlerle birlikte Ant dergisindeki şiir tartışmalarına katıldı. İkinci Yeni’nin kapalı ve bireyci görülen şiirine karşı toplumsal gerçekliği, halkın dilini ve güncel mücadeleleri öne çıkaran görüşlerin savunucuları arasında yer aldı.
Hayat ile Şiir 1980 yılında yayımlandı. Kitap, toplumcu gerçekçi dönemin siyasal ve epik söyleyişinden bireysel yaşantıya, doğaya, gündelik ayrıntılara ve şiir yazma deneyimine yönelişte belirgin bir geçiş oluşturdu.
Hayat ile Şiir’den itibaren Berfe’nin şiiri tek bir ideolojik veya estetik programa bağlı kalmadan genişledi. İnsan, tabiat, kentleşme, yalnızlık, zaman, sanat ve gündelik yaşam, kişisel tanıklıkların belirlediği daha esnek bir şiir yapısı içinde ele alındı.
Ufkun Dışında 1985 yılında yayımlandı ve önceki şiirlerle yeni çalışmalarını bir araya getirdi. Kitabın içinde yer alan Sen, Basmasın bölümünde kısa şiir, konuşma dili, ironi ve gündelik gözlem öne çıktı; şairane süslemelerden uzaklaşan yalın söyleyiş güçlendi.
Şiir Çalışmaları 1992 yılında yayımlandı ve Cemal Süreya Şiir Ödülü’nü kazandı. Kitabın adı, şiiri tamamlanmış ve değişmez bir ürün yerine sürekli gözlem, düşünme, deneme ve dil işçiliği gerektiren bir çalışma alanı olarak gördüğünü yansıttı.
Ruhumun 1998’de yayımlandı. Bireysel duyarlık, ölüm, aşk, yalnızlık ve tabiatı bir araya getiren kitap, Berfe’nin geç dönem şiirinin temel yönelimlerini belirginleştirdi. Şiirlerinin önemli bölümü 1999’da Kalfa başlığı altında toplandı; eser sonraki yıllarda yeni şiirlerle genişletildi.
Nâbiga 2001 yılında yayımlandı ve Behçet Necatigil Şiir Ödülü’ne değer görüldü. Aynı dönemin ürünlerinden Seni Seviyorum, 2002 Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü’nü kazandı. Bu kitaplarda doğa, mevsimler, sevgi, yaşlanma ve gündelik karşılaşmalar kısa şiirlerle ve düzyazı şiir biçimleriyle ele alındı.
Berfe, yetişkinlere yönelik şiirlerinin yanında çocuklar için de yazdı. İlkokullar İçin Matematik, matematik bilgisini çocukların gündelik dünyasıyla ilişkilendirdi. Çocukça ile Eksik Alfabe’de oyun, ses, hayvanlar, doğa, harfler ve çocukların düşünme biçimleri şiirsel bir anlatımla işlendi.
Emekliliğinin ardından İstanbul’dan ayrılarak önce Foça’ya, daha sonra Urla-İskele’ye yerleşti. Deniz, kıyı, kuşlar, bitkiler ve hayvanlar bu dönemde şiirinin temel gözlem alanları oldu. Foklar Söyledi Ben Yazdım’da nesli tehlike altındaki Akdeniz foklarının yaşamını onların bakışına yaklaşan çevreci bir şiir diliyle anlattı.
Çıkrık 2008 yılında yayımlandı ve 2009 Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü’nü kazandı. Seferis ile Üvez ise 2010’da yayımlandı ve 2011 Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü’ne değer görüldü. Bu kitapta Ege, mübadele, Yorgo Seferis, kıyı hayatı, tarihsel hafıza ve kişisel yaşantı aynı şiirsel coğrafyada buluştu.
Her Gölge Titrer 2015 yılında yayımlandı. Kitapta doğadaki küçük değişimler, bitkiler, hayvanlar, ışık, gölge, yaşlılık ve ölüm düşüncesi yalın ve yoğun gözlemlerle ele alındı. Aynı yıl TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı’nın onur yazarı oldu.
2019 yılında PEN Türkiye Şiir Ödülü’ne değer görüldü. Son şiir kitabı Yavaş Yavaş Bilemiyorum, 2023 yılında yayımlandı ve aynı yıl Attilâ İlhan Şiir Ödülü ile Yunus Nadi Şiir Ödülü’nü kazandı. Kitapta yaşlılık, belirsizlik, ölüm, doğa ve insanın kendisini anlamlandırma çabası sakin ve arınmış bir dille işlendi.
Şiirleri on sekiz dile çevrilen Berfe, altmış yılı aşan şiir yaşamı boyunca toplumcu gerçekçilik, halk şiiri, bireysel deneyim, doğa şiiri, çevreci duyarlık ve çocuk şiiri arasında değişen bir üretim gerçekleştirdi. Şiirinin dönemleri farklılaşsa da yalın dil, doğrudan gözlem ve kentleşmenin insanla doğa üzerindeki etkilerine yönelik eleştirel tutumu süreklilik gösterdi.
Süreyya Berfe, 9 Ocak 2024’te İzmir’de hayatını kaybetti. Çağdaş Türk şiirindeki konumu; şiir anlayışını yaşam deneyimiyle birlikte sürekli yenilemesi, sözcüklerin temel anlamlarına yaslanan açık bir dil kurması ve doğayı insan merkezli olmayan bir dikkatle şiire taşımasıyla belirginleşir.
#TürkŞair #ÇağdaşTürkŞiiri #1960Kuşağı #ToplumcuGerçekçilik #DoğaŞiiri #HalkŞiiri #YalınDil #ÇocukŞiiri #ÇevreciŞiir #Anadolu #KentEleştirisi #Şiir
Süreyya Berfe, Bibliosfer’de çağdaş Türk şiiri, 1960 kuşağı, toplumcu gerçekçi şiir, doğa şiiri, halk şiiri, çocuk şiiri ve çevreci edebiyat alanlarında yer alır. Şiirsel gelişimi, dönemsel eğilimleri izlemekle birlikte tek bir poetik anlayışa bağlı kalmayan sürekli bir yenilenme çizgisi taşır.
İlk şiirlerinde İkinci Yeni’nin imgeci ve soyutlamacı söyleyişinden izler bulunur. Bu dönem, şairin dilin çağrışım gücünü araştırdığı fakat daha sonra kitaplarına almak istemediği şiirsel arayışlardan oluşur.
“Kasaba” şiiriyle belirginleşen dönüşüm, şiiri Anadolu’nun toplumsal gerçekliğine yöneltir. Köy ve kasaba insanı, idealize edilmiş bir halk figürü değil; çalışma koşulları, yoksulluğu, dili ve gündelik ilişkileri içinde ele alınır.
Gün Ola ve Savrulan, Berfe’nin toplumcu gerçekçi dönemini oluşturur. Bu kitaplarda sınıfsal eşitsizlik, emek, kent-kır karşıtlığı, siyasal baskı ve toplumsal değişim öne çıkarken halk şiirinin sesinden ve doğrudan anlatımdan yararlanılır.
Savrulan, dönemin toplumcu şiir ilkeleriyle ilişki kurmasına rağmen kişisel gözlem ve dil özellikleriyle bağımsız bir söyleyiş taşır. Şiirler, siyasal düşünceyi slogan biçiminde aktarmaktan çok gündelik hayatın görüntüleri ve insanların yaşadığı somut güçlükler üzerinden kurar.
Hayat ile Şiir, Berfe’nin poetikasındaki temel dönüşüm noktalarından biridir. Toplumcu söyleyiş bütünüyle ortadan kalkmaz; ancak bireysel yaşantı, doğa, zaman, şiir yazma deneyimi ve insanın dünyayı anlamlandırma çabası daha belirleyici hâle gelir.
Berfe’nin olgunluk dönemi şiiri, sözcükleri temel anlamlarından uzaklaştırmayan yalın bir dile dayanır. Nesneler ve canlılar, karmaşık simgesel karşılıklara dönüştürülmeden kendi varlıklarıyla şiire girer.
Bu yalınlık, şiirsel yoğunluğun azalması anlamına gelmez. Kısa cümleler, sessizlikler, tekrarlar, konuşma ritmi ve dikkatli sözcük seçimi, gündelik bir gözlemi varoluşsal veya toplumsal bir düşünceye dönüştürür.
Doğa, geç dönem şiirinin başlıca kurucu unsurudur. Deniz, kıyı, ağaç, kuş, üvez, gölge, mevsim ve hayvanlar, insan duygularının dekoru olmak yerine bağımsız varlıklar olarak gözlemlenir.
Kent ve kentleşme, Berfe’nin farklı dönemlerini birbirine bağlayan eleştirel alanlardandır. Şehirleşmenin insanı doğadan, üretimden ve doğrudan ilişkilerden uzaklaştırması; çevre tahribatı ve tüketim kültürüyle birlikte ele alınır.
Halk şiiriyle ilişkisi biçimsel taklit üzerine kurulmaz. Türküler, ağıtlar ve halk söyleyişleri; ritim, yalınlık, ortak hafıza ve doğrudan seslenme bakımından şiirini besleyen kaynaklardır.
Berfe, kısa şiir, uzun şiir, düzyazı şiir ve birbirine bağlı küçük bölümlerden oluşan kitap bütünleri üzerinde çalıştı. Biçim, önceden belirlenmiş bir kalıptan çok şiirin konusu ve gözlem biçimi tarafından oluşturulur.
Savaş ve militarizm, şiirlerinde siyasal olayların ötesinde insani sonuçlarıyla yer alır. Ölüm, açlık, yoksulluk, sürgün ve çocukların zarar görmesi, savaşın ideolojik anlatılardan dışlanan gerçek yüzünü oluşturur.
Foklar Söyledi Ben Yazdım ile Seferis ile Üvez, doğa ve tarihsel hafıza duyarlılığının farklı görünümleridir. İlkinde insan dışındaki canlıların yaşam hakkı, ikincisinde Ege coğrafyası, mübadele ve iki kıyı arasındaki kültürel yakınlık öne çıkar.
Çocuk şiirlerinde öğretici içeriği oyun, ritim ve merakla birleştirir. Harfler, sayılar, sözcükler, hayvanlar ve gündelik nesneler çocukların dünyayı keşfetme biçimlerine uygun bir şiir diliyle sunulur.
Süreyya Berfe’nin Bibliosfer profili; toplumcu gerçekçilik, Anadolu, halk şiiri, doğa, çevre, kentleşme eleştirisi, savaş karşıtlığı, çocuk şiiri, yalın dil, gündelik gözlem, Ege ve şiirsel yenilenme başlıklarından oluşur. Edebî konumu, hayatındaki değişimlere göre şiirini dönüştürürken açık dil ve dikkatli gözlemden vazgeçmemesiyle belirginleşir.