Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
1 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 14-08-1876
Doğum yeri Alessandria
Ölüm tarihi 13-01-1960

Sibilla Aleramo, asıl adıyla Marta Felicina Faccio, 14 Ağustos 1876’da İtalya’nın Alessandria kentinde doğdu. Ailesi ve yakın çevresi onu daha çok Rina adıyla tanıyordu. Babası Ambrogio Faccio mühendis ve öğretmen, annesi Ernesta Cottino ise duygusal ve ruhsal sorunlarla mücadele eden bir kadındı.

Ailenin ilk çocuğuydu; ardından Cora ve Jolanda adlı iki kız kardeşi ile Aldo adlı erkek kardeşi dünyaya geldi. Aile, babasının işleri nedeniyle önce Vercelli’ye, 1881’de Milano’ya, 1888’de ise Adriyatik kıyısındaki Porto Civitanova’ya taşındı.

Milano’da ilkokula devam etti ancak düzenli öğrenimi Porto Civitanova’ya taşınmalarıyla kesintiye uğradı. Babası burada bir sanayi kuruluşunun yönetimini üstlendi ve genç Rina’yı fabrikanın muhasebe bölümünde çalışmaya yöneltti. Henüz ergenlik çağında olmasına rağmen fabrikanın kayıtları, hesapları ve büro işleriyle ilgilenmeye başladı.

Çalıştığı fabrikada kendisinden yaşça büyük bir erkek çalışanın cinsel saldırısına uğradı. Dönemin toplumsal ve ailevi baskıları sonucunda saldırıyı gerçekleştiren Ulderico Pierangeli ile evlenmek zorunda bırakıldı. Bu evlilik, Aleramo’nun yaşamındaki baskı, şiddet, annelik ve özgürlük sorunlarının temel deneyimlerinden biri oldu.

1895’te oğlu Walter dünyaya geldi. Çocuğuna yoğun bir sevgiyle bağlanmasına rağmen evlilik yaşamında şiddet, kıskançlık, denetim ve yalnızlıkla karşılaştı. Bir dönem yaşamına son vermeye çalıştı; iyileşmesinin ardından okuma, yazma ve kadınların toplumsal durumunu sorgulama yönünde yeni bir bilinç geliştirmeye başladı.

Annesinin ruhsal hastalığı ve uzun süreli hastane yaşamı da Aleramo’nun kadınlık ve annelik anlayışında belirleyici oldu. Annesinin ekonomik, hukuki ve duygusal bağımlılığını kendi evliliğinde karşılaştığı koşullarla ilişkilendirdi. Daha sonra Bir Kadın’da anne ile kızın yaşamlarını birbirini tekrar eden baskı döngüleri içinde anlattı.

1890’ların sonlarında kadınlara yönelik gazete ve dergiler için yazılar yazmaya başladı. Kadınların eğitimi, çalışma hakkı, evlilik içindeki konumu, annelik, yoksulluk ve toplumsal sorumluluk gibi konuları ele aldı. Yazıları Vita moderna, Vita internazionale ve başka süreli yayınlarda yer aldı.

1899’da Milano’da yayımlanan Italia femminile dergisinin yönetimini üstlendi. Dergide kadınların eğitimi, emeği ve kamusal yaşama katılmasıyla ilgili yazılara yer verdi. Bu çalışma, onu İtalya’daki kadın hareketinin örgütlü çevreleriyle yakınlaştırdı.

1902’de kocasını ve yaşadığı evi terk ederek Roma’ya gitti. Oğlunu yanında götürme ve velayetini alma girişimleri sonuçsuz kaldı. Dönemin aile hukuku nedeniyle çocuğuyla düzenli ilişki kurması da giderek engellendi; annelik ile bireysel özgürlük arasındaki bu acı çatışma, edebiyatının merkezinde yer aldı.

Roma’da gazetecilik ve kültür çevrelerine katıldı. Nuova Antologia dergisinde çalışan şair ve yazar Giovanni Cena ile uzun süreli bir ilişki kurdu. Cena’yla birlikte yaşadığı yıllarda hem feminist harekette etkin oldu hem de Roma çevresindeki yoksul kırsal bölgelerde eğitim çalışmaları yürüttü.

Roma Unione Femminile şubesinin kuruluş çalışmalarına katıldı. Giovanni Cena, Alessandro Marcucci, Angelo ve Anna Celli ile birlikte Agro Romano bölgesindeki köylü çocukları ve yetişkinler için pazar okullarının açılmasına destek verdi. Okuma yazma, sağlık ve temel eğitim çalışmalarını kadınların özgürleşmesiyle toplumsal yoksulluğun azaltılması arasında kurduğu ilişkinin parçası olarak gördü.

İlk romanı Una donna, 3 Kasım 1906’da Torino’da yayımlandı. Kitapta kendi yaşamından yararlanmasına rağmen kişilerin adlarını değiştirdi ve anlatıyı edebî bir gelişim çizgisi içinde yeniden kurdu. Roman, çocukluğunda babasına hayranlık duyan genç bir kızın evlilik, cinsel şiddet, annelik ve toplumsal baskı deneyimleri sonucunda bağımsız bir kadın bilincine ulaşmasını anlatır.

Bir Kadın, evlilikten ayrılan bir annenin çocuğunu geride bırakmasını ahlaki bir kusur olarak değil, kadınların hiçbir özgür seçeneğe sahip olmadığı bir hukuk ve toplum düzeninin sonucu olarak ele aldı. Anlatıcı, iyi bir anne olabilmek için önce bağımsız bir insan olmanın gerekliliğini savundu. Bu yaklaşım, kitabın yayımlandığı dönemde yoğun tartışmalara yol açtı.

Roman kısa sürede farklı Avrupa dillerine çevrildi. İtalya dışındaki yayınları, Aleramo’nun kadınların toplumsal ve hukuki durumu üzerine yürütülen uluslararası tartışmalarda tanınmasını sağladı. Kitap zaman içinde İtalyan feminist edebiyatının kurucu metinlerinden biri olarak değerlendirildi.

“Sibilla” adı Giovanni Cena tarafından önerildi. “Aleramo” soyadı ise Giosuè Carducci’nin Piemonte şiirindeki tarihsel Aleramo göndermesinden esinlenerek seçildi. Başlangıçta kocasının hukuki müdahalelerinden korunmak amacı da taşıyan bu takma ad, zamanla yazarın asıl kamusal kimliği hâline geldi.

Aleramo ile Giovanni Cena’nın ilişkisi 1910 dolaylarında sona erdi. Ardından İtalya’nın farklı şehirlerinde yaşadı; sanatçılar, yazarlar ve siyasal düşünürlerden oluşan geniş bir çevreyle ilişki kurdu. Yaşamı ile yazısı arasındaki sınırın geçirgenliği, bundan sonraki eserlerinin temel özelliklerinden biri oldu.

1916’da şair Dino Campana ile yoğun ve çatışmalı bir ilişki yaşadı. İlişkileri kısa sürmesine rağmen aralarındaki mektuplar, yirminci yüzyıl İtalyan edebiyatının önemli edebî yazışmaları arasında yer aldı. Yazışmaların bir bölümü 1958’de kitaplaştırıldı; daha kapsamlı baskıları ölümünden sonra hazırlandı.

İkinci büyük düzyazı eseri Il passaggio 1919’da yayımlandı. Geleneksel olay örgüsüne dayanan bir romandan çok anı, itiraf, şiirsel düzyazı ve öz çözümleme arasında kurulan lirik bir otobiyografi niteliğindeydi. Aleramo burada Bir Kadın’daki daha toplumsal anlatımdan içsel, parçalı ve şiirsel bir dile yöneldi.

Momenti adlı ilk önemli şiir kitabı 1921’de yayımlandı. Aynı dönemde Andando e stando başlıklı deneme ve düzyazı parçalarını kitaplaştırdı. Bu eserlerde seyahat, sanat, aşk, doğa, kadınlık ve yazarlarla kurduğu ilişkiler kısa izlenimler ve lirik düşünceler biçiminde yer aldı.

Endimione adlı tiyatro eseri 1923’te yayımlandı ve sahnelendi. Mitolojik bir figürden hareket eden oyun, aşk, güzellik ve sanatçının yaşam karşısındaki konumunu işledi. Tiyatro üretimi roman ve şiirleri kadar geniş olmasa da Aleramo’nun lirik dilini sahne biçimine taşıma arayışını gösterdi.

1927’de yayımlanan Amo, dunque sono, mektup biçiminde kurulmuş bir romandır. Aleramo bu eseri kesintisiz bir yaratım sürecinden doğan çalışmalarından biri olarak tanımladı. Aşkı yalnızca özel bir ilişki değil, kadının kendi varlığını ve yaratıcı kimliğini kurma biçimi olarak ele aldı.

Poesie 1929’da yayımlandı. Gioie d’occasione 1930’da deneme, portre, anı ve lirik düzyazılarını bir araya getirdi. Il frustino 1932’de, Sì alla terra ise 1930’ların ortasında yayımlandı. Bu eserlerde bedensel aşk, doğa, yaşlanma, sanat ve yaşamın geçiciliği birbirine bağlandı.

Orsa minore 1938’de yayımlandı. Kitap, günlük, gezi yazısı, edebî portre ve öz yaşam anlatısı arasında hareket eden kısa düzyazılardan oluştu. Aleramo’nun eserlerinde kişisel karşılaşmalar, dönemin kültürel tarihini belgeleyen bir yazı biçimiyle birleşti.

Faşizm döneminde ekonomik ve siyasal bakımdan güçlükler yaşadı. Bir dönem Faşist Yazarlar ve Sanatçılar Birliğine katıldı ve rejim kurumlarıyla uzlaşma arayışına girdi; buna rağmen sonraki yıllarda sol siyasal harekete yaklaştı. Bu dönem, yaşamını sürdürme zorunluluğu, kamusal tanınma isteği ve siyasal tutumları arasındaki çelişkiler nedeniyle eleştirel değerlendirmelere konu oldu.

1940’larda kendisinden oldukça genç şair Franco Matacotta ile ilişki kurdu. Bu ilişki, yaşlanma, aşk, bedensel arzu, kıskançlık ve yaratıcı enerji hakkındaki günlüklerinde geniş yer tuttu. Aleramo’nun aşk ilişkilerini yazıya dönüştürme biçimi, özel yaşamını kamusal bir kadın öznesinin oluşum alanı olarak gördüğünü gösterdi.

Dal mio diario 1940-1944, 1945’te yayımlandı. Savaş yıllarındaki yoksulluk, bombardımanlar, kültürel yaşam, aşk ilişkileri ve siyasal gelişmeler günlük biçiminde kaydedildi. Günlükler, Aleramo’nun yaşam öyküsünü daha önce yayımladığı edebî eserlerden farklı açılardan değerlendirmeye imkân verdi.

Savaş sonrasında İtalyan Komünist Partisine katıldı. Parti etkinliklerine, barış hareketlerine ve kadın örgütlerinin toplantılarına katıldı; l’Unità gibi yayınlarda yazdı. Son dönem şiirleri bireysel aşk ve benlik arayışının yanında emek, barış, yoksulluk ve toplumsal dayanışma temalarına yöneldi.

Selva d’amore 1947’de yayımlandı ve önceki şiirlerinden kapsamlı bir seçki sundu. Il mondo è adolescente 1949’da, Aiutatemi a dire 1951’de, Russia alto paese 1953’te ve Luci della mia sera 1956’da yayımlandı. Bu eserlerde yaşlılık, tarih, sosyalizm, Sovyetler Birliği’ne ilişkin izlenimler ve yaşamın son dönemine ait düşünceler öne çıktı.

Gioie d’occasione e altre ancora 1954’te yayımlanarak önceki lirik düzyazılarının önemli bir bölümünü bir araya getirdi. Aleramo’nun şiir, günlük ve denemelerinde görülen öz yaşam anlatısı, belirli bir olay sırasından çok duygu, izlenim ve hatırlama hareketleriyle kuruldu.

Yaşamı boyunca geniş bir mektup ağı oluşturdu. Dino Campana, Vincenzo Cardarelli, Clemente Rebora, Giovanni Papini, Ada Negri, Grazia Deledda, Salvatore Quasimodo ve dönemin başka birçok edebiyatçı ve siyasetçisiyle yazıştı. Mektupları, yalnızca özel ilişkilerini değil, yirminci yüzyıl İtalyan kültür çevrelerini de belgeleyen geniş bir arşiv meydana getirdi.

7 Aralık 1959’da hazırladığı son vasiyetinde el yazmalarını, yayımlanmış eserlerinin taslaklarını, aldığı mektupları ve basın arşivini İtalyan Komünist Partisine bıraktı. Koleksiyon daha sonra Fondazione Gramsci bünyesinde düzenlendi. Arşivde binlerce mektup, günlük, müsvedde, fotoğraf ve yayın belgesi korunmaktadır.

Sibilla Aleramo, uzun süren hastalığının ardından 13 Ocak 1960’ta Roma’da öldü. Ölümünden sonra günlükleri, yayımlanmamış metinleri ve mektupları kitaplaştırılmaya devam etti. Diario di una donna, Un amore insolito ve Inediti 1945-1960 gibi yayınlar, yaşamının ve yazarlığının daha ayrıntılı biçimde incelenmesini sağladı.

Aleramo’nun edebî mirası yalnızca Bir Kadın’daki feminist başkaldırıyla sınırlı değildir. Roman, şiir, lirik düzyazı, günlük ve mektup türleri arasında yaşamını sürekli yeniden anlattı. Kadınların bedeni, anneliği, aşkı, emeği ve yaratıcı kimliği üzerine kurduğu öznel anlatı, modern İtalyan kadın yazınının gelişiminde belirleyici bir yer edindi.

#SibillaAleramo #BirKadın #UnaDonna #İtalyanEdebiyatı #FeministEdebiyat #KadınHareketi #OtobiyografikRoman #Kadınlık #Annelik #Özgürlük #Şiir #Günlük