Sennur Sezer, 12 Haziran 1943’te Eskişehir’de doğdu. Asıl adı Sennur Fatma Çelik’tir. Fatma Abla, Fatma Çelik ve Heval Evindar imzalarını da kullandı. Babası Devlet Demiryollarında teknisyen olarak çalışıyordu. Şiire ve müziğe ilgi duyan annesi, çocuklarına okuma ve yazmayı evde öğretti.
İlkokula Eskişehir’de ikinci sınıftan başladı. İlköğrenimini 1953 yılında Kasımpaşa Kadı Mehmet İlkokulu’nda, ortaöğrenimini 1956 yılında Kasımpaşa Ortaokulu’nda tamamladı. İstanbul Kız Lisesi’ne başladı, ancak lise ikinci sınıfta öğrenimini bırakarak çalışma yaşamına katıldı.
1959 ile 1964 yılları arasında Taşkızak Tersanesi’nde ikmal ve muhasebe memuru olarak çalıştı. Tersanedeki işçiler, çalışma koşulları, yoksulluk, emek ilişkileri ve gündelik hayat gözlemleri şiir dünyasının toplumsal zeminlerinden birini oluşturdu. İşçi yaşamı, ilerleyen dönemlerde şiirlerinde ve hazırladığı emek öyküleri seçkilerinde geniş yer tuttu.
1965 yılında Varlık Yayınevi’nde düzeltmen olarak çalışmaya başladı. Yayıncılık alanındaki çalışmalarını ansiklopedilerde, dergilerde, gazetelerde ve farklı yayınevlerinde sürdürdü. Arkın Yayınevi’nde ansiklopedi redaktörlüğü ve metin yazarlığı yaptı; Yapı Kredi Sanat Dünyası dergisi, Gelişim Ansiklopedisi, Asa Ajansı ve Görsel Yayınlar bünyesinde görev aldı.
1967 yılında öykücü Adnan Özyalçıner ile evlendi. Ayşe Bengi ve Ahmet Emre adlarında iki çocukları oldu. Sennur Sezer ile Adnan Özyalçıner, bireysel eserlerinin yanında İstanbul tarihi, halk kültürü, çocuk edebiyatı ve emek öyküleri alanlarında ortak kitaplar ve seçkiler hazırladı.
1969 ile 1975 yılları arasında Cumhuriyet ve Vatan gazetelerinde ressamlar, yazarlar, kitaplar ve kültür-sanat olayları üzerine yazılar yayımladı. TRT için radyo oyunları kaleme aldı. Gerçek adı ve farklı imzalarla sinema alanında senaryo çalışmalarında bulundu. Dergi ve gazetelerde şiir, eleştiri, deneme, kitap yazısı ve kültür araştırmaları yayımladı.
İlk şiiri Gece ve..., 1958 yılında Sanat Dünyası dergisinde yayımlandı. Sosyal Adalet dergisinde çıkan Soyut adlı şiiri, şiirde içerik ve biçim üzerine yürütülen tartışmalara konu oldu. İlk şiir kitabı Gecekondu, 1964 yılında yayımlandı.
Gecekondu, büyük şehre göç eden ve dar yaşam alanlarında ekonomik güçlüklerle mücadele eden insanların hayatlarına odaklanır. Aynı odada yaşayan aileler, işçiler, çocuklar, yoksulluk, barınma sorunu ve kent çevresindeki eşitsizlikler yalın ve gözleme dayalı bir şiir diliyle aktarılır. Kitap, toplumsal gerçekçi şiirin kent yoksulluğuna ve gecekondu yaşamına yönelen örnekleri arasında yer aldı.
Yasak, tersane ve çalışma yaşamından gelen gözlemlerin belirgin olduğu şiirlerden oluşur. İşçiler, marangozlar, emekçiler, gündelik kazanç mücadelesi ve çalışma koşulları kitabın temel insan ve olay çevresini oluşturur. Emek, şiirlerde yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, insan onuru ve toplumsal eşitlik meselesi olarak işlenir.
Direnç, çalışan kadınların, annelerin ve işçi ailelerinin yaşamlarına odaklanır. Ev içindeki görünmeyen emek, ücretli çalışma, çocuk yetiştirme, yoksulluk, toplumsal baskı ve dayanışma şiirlerin başlıca temalarıdır. Kadınların gündelik deneyimleri, bireysel bir duyarlılıkla toplumsal koşulların birleştiği bir anlatı alanı içinde yer alır.
Gerçeğin Masalı, çocuklar için yazılmış şiirlerden oluşur. Çocukların çevrelerinde gördükleri insanlar, hayvanlar, çalışma hayatı, doğa ve toplumsal ilişkiler açık ve ritmik bir şiir diliyle anlatılır. Masal unsurları ile gerçek yaşam gözlemleri birlikte kullanılır.
Sesimi Arıyorum, toplumsal gerçekçi çizgiyi kadın ve anne duyarlılığıyla genişletir. Şiirlerde bireysel ses arayışı, kadınların yaşamı, çocuklar, yoksulluk, toplumsal baskı ve dayanışma öne çıkar. Şairin kişisel deneyimi ile ortak toplumsal hafıza arasında bağ kurulur.
Kimlik Kartı, Gecekondu, Yasak ve Direnç kitaplarından seçilen şiirleri bir araya getirir. Kitap, şairin ilk döneminde kent yoksulluğu, emek, kadın, aile, çocuk ve toplumsal mücadele çevresinde geliştirdiği şiir çizgisinin toplu bir görünümünü sunar.
Bu Resimde Kimler Var, yakın çevreden kaybedilen kişiler, arkadaşlar, sanatçılar ve toplumsal mücadele içinde yaşamış insanların anısına yazılan şiirlerden oluşur. Ölüm, ayrılık, dostluk, hatırlama ve yas kitabın temel konularıdır. Kişisel kayıplar, ortak bir kuşağın ve toplumsal çevrenin belleği içinde ele alınır. Eser, 1987 yılında Halil Kocagöz Şiir Ödülü’ne değer görüldü.
Afiş, yaşanan dönemin toplumsal sorunlarını, baskıları ve özgürlük arayışını işleyen şiirlerden oluşur. Bireyin özgürlüğü ile toplumun özgürlüğü arasında bağlantı kurulur. Güncel olaylar, çalışma yaşamı, kadınların deneyimleri ve dayanışma düşüncesi şiirlerin toplumsal çerçevesini belirler.
Direnç Şiirleri, Sennur Sezer’in farklı dönemlerde yayımladığı şiirleri bir araya getiren toplu şiir kitabıdır. Gecekondu yaşamından işçi dünyasına, kadınların gündelik mücadelesinden çocuklara, toplumsal olaylardan halk kültürüne uzanan şiir birikimini ortak bir bütün içinde sunar.
Kirlenmiş Kâğıtlar’da yalnızlık, ayrılık, gurbet, kayıp ve özlem temaları belirginleşir. Toplumsal olaylar ile bireyin iç dünyasında oluşan duygusal izler aynı şiir yapısı içinde birleşir. Eser, 2000 yılında Yunus Nadi Şiir Ödülü’ne değer görüldü.
Dilsiz Dengbêj, halk söylenceleri, destan geleneği ve sözlü kültürden beslenen şiirlerden oluşur. Düzyazıya yaklaşan uzun soluklu anlatım ve öyküleme teknikleri kitapta geniş yer tutar. Susturulmuş, baskı altında kalmış ve yaşamı kuşaklar boyunca benzer güçlüklerle biçimlenmiş Anadolu kadınlarının sesi şiirlerin merkezinde bulunur.
Bir Annenin Notları, annelik, çocukluk, aile, kaygı, umut ve toplumsal sorumluluk temalarını içeren seçme şiirleri bir araya getirir. Anne figürü yalnızca aile içindeki konumuyla değil, bütün çocukların yaşamı ve geleceğiyle ilgilenen toplumsal bir bilinç olarak ele alınır.
Akşam Haberleri, farklı coğrafyalardan insanların yaşamlarına, savaşlara, göçlere, toplumsal çatışmalara ve kadınların deneyimlerine yönelir. Halk anlatıları, söylenceler ve yerel söyleyiş özellikleri çağdaş olaylarla bir araya gelir. Düzyazıya yaklaşan şiir yapısı ile anlatı ve şiir arasındaki sınırlar genişler.
İzi Kalsın, insanın yaşadığı çağ, tanık olduğu savaşlar, yoksulluk, baskı ve toplumsal sorumluluk üzerine kuruludur. Bireyin çağının olaylarından bağımsız olmadığı düşüncesi kitabın merkezinde yer alır. Barış, özgürlük, emek, dayanışma ve insan onuru şairin son dönemindeki temel şiir alanlarını oluşturur.
Şiir Gündemi, şiir, edebiyat, genç şairler, şiir dili ve edebiyat ortamı üzerine yazıları bir araya getirir. Genç şairlerle yapılan yazışmalar ve şiir değerlendirmeleri, edebî üretimin gelişim sürecine yönelik gözlemlerle birlikte aktarılır.
Perşembe Mektupları, Evrensel gazetesinde edebiyatçılara hitaben kaleme alınan mektuplardan oluşur. Şairler, yazarlar, kitaplar, edebiyat tarihi ve güncel kültür ortamı kişisel hitap biçimi içinde ele alınır. Mektup türü, edebî değerlendirme ile kültürel hafızayı aynı anlatı düzeninde birleştirir.
Türk Safosu Mihri Hatun, Divan edebiyatının kadın şairlerinden Mihri Hatun’un yaşamını, şiirlerini ve yaşadığı dönemi konu edinen belgesel anlatıdır. Kadın şairin edebiyat çevresindeki konumu, şiirlerinde kullandığı kişisel söyleyiş ve dönemin toplumsal yapısıyla ilişkisi ele alınır.
Osmanlı’da Fal ve Falnameler, Osmanlı kültüründeki fal geleneklerini, fal kitaplarını, sembolleri ve yorum biçimlerini inceler. Yazılı kaynaklar ile halk inanışları arasındaki ilişki üzerinden gündelik hayatın kültürel unsurları ele alınır.
Nâzım, Dünya ve Biz, Şükran Kurdakul ile birlikte hazırlanan ve Nâzım Hikmet’in şiirini, düşünce dünyasını ve edebî etkisini konu edinen bir incelemedir. Şairin Türk ve dünya edebiyatındaki yeri, toplumsal şiir anlayışı ve sonraki kuşaklarla kurduğu ilişki değerlendirilir.
68’in Edebiyatı Edebiyatın 68’i, 1968 hareketinin şiir, öykü, roman ve edebiyat ortamındaki karşılıklarını inceler. Dönemin toplumsal ve siyasal olayları ile edebî üretim arasındaki ilişkiler, metinler ve yazarlar üzerinden ele alınır.
İstanbul’un Taşı Toprağı Altın, Adnan Özyalçıner ile birlikte hazırlanmış İstanbul kültürü ve folkloru çalışmasıdır. Şehrin semtleri, esnafı, eğlenceleri, çalışma hayatı, gündelik gelenekleri, halk anlatıları ve değişen yaşam biçimleri incelenir. Eser daha sonra genişletilerek Bir Zamanların İstanbul’u adıyla yayımlandı.
Üç Dinin Buluştuğu Kent İstanbul, İstanbul’un farklı dinlere ait tarihî ve kültürel mirasını ele alır. Camiler, kiliseler, sinagoglar, semtler, bayramlar, törenler ve gündelik hayat gelenekleri şehir tarihi içinde değerlendirilir.
Kasımpaşa, İstanbul’un bu tarihî semtini denizcilik, tersane, işçi yaşamı, mahalle kültürü, gündelik hayat ve tarihî yapılar üzerinden anlatır. Semtin toplumsal hafızası ile yazarın yaşam deneyimleri aynı kültür tarihi çerçevesinde buluşur.
Gidelim Kâğıthane’ye, Kâğıthane’nin mesire kültürünü, eğlence yaşamını, tarihî yapılarını ve zaman içinde geçirdiği dönüşümü konu edinir. Halk şarkıları, anlatılar, eski eğlenceler ve şehir belleği yazılı ve sözlü kültür malzemeleriyle aktarılır.
Öyküleriyle İstanbul Anıtları, İstanbul’un tarihî yapılarını bu yapılar çevresinde oluşan hikâyeler, efsaneler ve insan yaşamlarıyla birlikte ele alır. Mimari eserler, yalnızca fiziksel yapılar olarak değil, şehir kültürünün ve ortak hafızanın taşıyıcıları olarak anlatılır.
Sennur Sezer ile Adnan Özyalçıner’in hazırladığı Emek Öyküleri dizisi Ekmek Kavgası, Grev Bildirisi, Motorize Köleler ve Dokumacının Ölümü başlıklı dört seçkiden oluşur. Türk edebiyatındaki işçi, emek, grev, çalışma koşulları, yoksulluk ve sınıfsal ilişkiler üzerine yazılmış öyküler ortak bir edebî ve toplumsal çerçevede bir araya getirilir.
Divan Şiirinden Seçmeler, Halk Şiirinden Seçmeler ve Kutadgu Bilig’den Seçmeler, Türk edebiyatının farklı dönem ve geleneklerine ait metinleri genç okurlarla buluşturan seçkilerdir. Metinlerin tarihsel ve edebî özellikleri açıklamalarla desteklenir.
Akdenizli Şiirler, Akdeniz coğrafyasındaki şairlerin barış, savaş, insan, deniz ve ortak kültür üzerine yazdığı şiirleri bir araya getirir. Farklı dillerden ve ülkelerden şiirler ortak bir coğrafya ve barış düşüncesi çevresinde buluşur.
Sümüklü Böceğin Masalı, Keloğlan ile Köse, Hasır Ören Padişah, Pencereden Bakan Çocuk, Masal Evi, Gece Uyumayı Sevmeyen Çiçek ve diğer çocuk kitapları, masal, şiir, bilmece, tekerleme ve halk anlatısı türlerine yayılır. Çocukların hayal gücü, doğa, çalışma, dayanışma, adalet, dostluk ve özgürlük bu eserlerin temel konularıdır.
Keloğlan ile Köse, halk masalı tiplerini mizah, zekâ ve toplumsal ilişkiler çevresinde yeniden işler. Eser, Adnan Özyalçıner ile birlikte hazırlandı ve Sıtkı Dost Çocuk Edebiyatı Birincilik Ödülü’ne değer görüldü.
Pencereden Bakan Çocuk, çocukların çevreye, aileye, sokağa ve dünyaya bakışını şiirler aracılığıyla anlatır. Çocuğun gözlem gücü, merakı ve yetişkin dünyasıyla kurduğu ilişki yalın bir söyleyişle işlenir. Kitap, çocuk şiiri alanında ödüle değer görüldü.
Şahmaran, Kerem ile Aslı ve Tahir ile Zühre gibi eserlerde halk hikâyeleri ve geleneksel anlatılar yeniden yazıldı. Aşk, sadakat, ayrılık, yolculuk, iyilik, kötülük ve adalet temaları çocuk ve genç okurlara yönelik açık bir anlatımla aktarıldı.
Sennur Sezer’in şiirlerinde emekçiler, kadınlar, anneler, çocuklar, yoksullar, göçmenler ve toplumsal baskılar altında yaşayan insanlar belirgin bir yer tutar. Bireysel duygu, içinde oluştuğu ekonomik ve toplumsal koşullardan ayrı ele alınmaz. Şiirin insan yaşamına, sokağa ve çalışma dünyasına açık olması temel özelliklerinden biridir.
Şiir dilinde yalın söyleyiş, gözlem, anlatı, konuşma dili, tekrar, türkü ritmi ve halk kültüründen gelen unsurlar birlikte kullanılır. Toplumsal sorunlar slogan düzeyinde bırakılmadan kişilerin gündelik hayatları, duyguları ve ilişkileri üzerinden işlenir. Kadın ve anne sesi, şiirlerinin belirgin anlatıcı konumlarından biridir.
Sennur Sezer; kadınlar hakkındaki şiir ve yazılarıyla 8 Mart Ödülü’ne, Bu Resimde Kimler Var ile Halil Kocagöz Şiir Ödülü’ne, Keloğlan ile Köse ile Sıtkı Dost Çocuk Edebiyatı Birincilik Ödülü’ne ve Kirlenmiş Kâğıtlar ile Yunus Nadi Şiir Ödülü’ne değer görüldü. Pir Sultan Abdal Dernekleri Edebiyat Ödülü, Truva Kültür Sanat Şiir Ödülü ve Ş. Avni Ölez Şiir Emek Ödülü’nü de aldı.
Türkiye Yazarlar Sendikasında görev üstlendi ve kısa bir süre genel sekreterlik yaptı. Kadın Yazarlar Derneği tarafından onur üyeliğine seçildi. Şiir, çocuk edebiyatı, araştırma, seçki ve kültür yazıları alanındaki çalışmalarını yaşamının son dönemine kadar sürdürdü.
Sennur Sezer, 7 Ekim 2015’te İstanbul’da öldü. Toplumcu gerçekçi şiirin 1960 kuşağı içindeki konumu; emek, kadın, çocuk, kent yoksulluğu, toplumsal mücadele ve halk kültürü çevresinde geliştirdiği çok yönlü edebî üretimle şekillendi.
#TürkŞair #ToplumcuGerçekçilik #Şiir #Emek #Kadın #ÇocukEdebiyatı #KentYoksulluğu #HalkKültürü #İstanbul #ToplumsalBellek #Barış #Dayanışma
Sennur Sezer, Bibliosfer’de toplumcu gerçekçi şiir, çağdaş Türk şiiri, kadın edebiyatı, emek edebiyatı, çocuk edebiyatı, deneme, araştırma, belgesel anlatı, mektup, seçki ve halk kültürü alanlarında yer alır. Edebî üretiminin merkezinde insan, emek, kadınların yaşamı, çocuklar, toplumsal eşitsizlik, dayanışma ve kültürel bellek bulunur.
Gecekondu, kent yoksulluğu, iç göç, barınma, aile, çocuk ve sınıfsal eşitsizlik alanlarını taşır. Büyük şehrin çevresinde kurulan dar yaşam alanları, burada yaşayan insanların gündelik deneyimleri üzerinden anlatılır. Gözleme dayalı şiir dili, toplumsal koşulları kişilerin yaşamlarıyla birlikte görünür kılar.
Yasak, emek, işçilik, tersane, çalışma koşulları ve insan onuru eksenlerinde yer alır. İşçi dünyası soyut bir toplumsal sınıf olarak değil, meslekleri, aileleri, günlük sorunları ve geçim mücadeleleri bulunan kişiler aracılığıyla işlenir.
Direnç, kadın emeği, annelik, işçilik, ev içi sorumluluk, yoksulluk ve toplumsal baskı alanlarını bir araya getirir. Kadının hem çalışma yaşamındaki hem aile içindeki konumu aynı şiirsel çerçevede bulunur. Bireysel deneyim ile ortak kadınlık durumu arasında bağlantı kurulur.
Gerçeğin Masalı ile çocuklar için yazdığı şiirler; çocuk şiiri, doğa, hayvanlar, emek, arkadaşlık ve toplumsal yaşam alanlarında yer alır. Masal ve oyun unsurları, gerçek hayata yönelik gözlemlerle birleşir. Açık söyleyiş ve ritim, çocuk edebiyatındaki anlatımın temel araçlarıdır.
Sesimi Arıyorum, kadın sesi, annelik, kimlik, toplumsal baskı, çocuk ve dayanışma alanlarını taşır. Bireysel ses arayışı, toplumsal çevrenin ve ortak deneyimlerin içinde biçimlenir. Kadın anlatıcı, şiirsel öznenin belirgin konumlarından biri hâline gelir.
Kimlik Kartı, ilk dönem şiirlerinin kent yoksulluğu, emek, kadın, aile ve toplumsal mücadele çevresindeki birikimini bir araya getirir. Seçki niteliği, farklı kitaplarda gelişen ortak temaların aynı şiir çizgisi içinde görülmesini sağlar.
Bu Resimde Kimler Var, ağıt, dostluk, ölüm, hatırlama, kuşak belleği ve toplumsal hafıza alanlarında yer alır. Kaybedilen kişilerin bireysel özellikleri, arkadaşlık ilişkileri ve yaşadıkları dönemin toplumsal ortamı şiirlerde birlikte işlenir. Yas, kişisel acının yanında ortak bir çevrenin hafızasını koruyan anlatım biçimine dönüşür.
Afiş, özgürlük, baskı, güncel toplum, dayanışma ve toplumsal mücadele eksenlerini taşır. Yaşanan dönemin olayları ile bireylerin özgürlük arayışı aynı şiirsel bağlam içinde ele alınır. Şiirin sokağa ve güncel hayata açılan yönü belirginleşir.
Kirlenmiş Kâğıtlar, yalnızlık, ayrılık, gurbet, özlem ve kayıp alanlarında yer alır. Bireysel duygular, toplumsal olayların ve yer değiştirmelerin oluşturduğu koşullarla ilişkilendirilir. Lirik söyleyiş ile toplumsal duyarlılık aynı şiir yapısı içinde bulunur.
Dilsiz Dengbêj, halk anlatısı, destan, söylence, kadın, Anadolu, sözlü kültür ve toplumsal baskı alanlarını kapsar. Düzyazıya yaklaşan anlatım, öyküleme ve uzun soluklu söyleyiş kitabın biçimsel özelliklerini oluşturur. Dengbêj geleneği, konuşamayan veya sesi bastırılan insanların yaşamlarının aktarılmasında kullanılır.
Bir Annenin Notları, annelik, aile, çocuklar, toplumsal kaygı ve gelecek alanlarında yer alır. Anne sesi, yalnızca kişisel aile ilişkilerini değil, savaş, yoksulluk ve baskı karşısındaki bütün çocukları kapsayan toplumsal bir duyarlılığı taşır.
Akşam Haberleri, savaş, göç, farklı coğrafyalar, kadınlar, halk kültürü ve çağdaş toplumsal olaylar eksenlerinde gelişir. Haberlerde görünen olaylar, istatistik ve siyasal açıklama düzeyinden çıkarılarak insanların gündelik hayatları ve duyguları üzerinden şiire taşınır.
İzi Kalsın, çağ tanıklığı, savaş, barış, baskı, insan hakları, emek ve sorumluluk alanlarını kapsar. Şiirsel özne, yaşadığı dönemin olayları karşısında edilgen bir gözlemci değildir. Tanıklık, ahlaki ve toplumsal bir sorumluluk biçimi olarak ele alınır.
Şiir Gündemi ve Perşembe Mektupları; şiir eleştirisi, edebiyat ortamı, genç şairler, yazar portreleri, mektup ve kültürel hafıza alanlarında yer alır. Şiir üretiminin teknik ve toplumsal yönleri ile edebiyatçılar arasındaki kuşak ilişkileri birlikte işlenir.
Türk Safosu Mihri Hatun, kadın şair, Divan edebiyatı, belgesel anlatı, biyografi ve edebiyat tarihi alanlarını taşır. Mihri Hatun’un şiiri ve yaşamı, kadınların tarihsel edebiyat ortamındaki konumuyla birlikte ele alınır.
Osmanlı’da Fal ve Falnameler; halk inanışları, Osmanlı kültürü, gündelik hayat, sembol ve yazılı kültür alanlarını kapsar. Fal geleneğinin biçimleri, falnameler ve yorumlama yöntemleri kültür tarihi içinde incelenir.
Nâzım, Dünya ve Biz; toplumcu şiir, Nâzım Hikmet, dünya edebiyatı, siyasal düşünce ve edebî etki alanlarında yer alır. Nâzım Hikmet’in şiirinin sonraki kuşaklarla ve farklı coğrafyalarla kurduğu ilişki incelemenin temel çerçevesini oluşturur.
68’in Edebiyatı Edebiyatın 68’i; 1968 kuşağı, toplumsal hareketler, şiir, öykü, roman ve edebiyat tarihi alanlarını bir araya getirir. Siyasal ve toplumsal dönüşümlerin yazarların konu, dil ve biçim tercihleri üzerindeki etkileri ele alınır.
İstanbul’un Taşı Toprağı Altın, Bir Zamanların İstanbul’u, Üç Dinin Buluştuğu Kent İstanbul, Kasımpaşa, Gidelim Kâğıthane’ye ve Öyküleriyle İstanbul Anıtları; şehir tarihi, İstanbul folkloru, semt kültürü, çalışma hayatı, dinî miras, gündelik yaşam ve toplumsal hafıza alanlarında birleşir.
Bu eserlerde İstanbul yalnızca tarihî yapılar ve tarihler üzerinden anlatılmaz. Esnaf, işçiler, çocuklar, mahalle sakinleri, eğlenceler, törenler, halk anlatıları ve çalışma yaşamı şehrin kültürel kimliğinin parçaları olarak kullanılır.
Emek Öyküleri dizisi; işçi edebiyatı, grev, çalışma koşulları, sınıfsal ilişkiler, yoksulluk ve öykü seçkisi alanlarını kapsar. Türk edebiyatının farklı dönemlerinde emek çevresinde yazılan öyküler, ortak bir tema ve edebiyat tarihi çerçevesinde sınıflandırılır.
Divan Şiirinden Seçmeler, Halk Şiirinden Seçmeler, Kutadgu Bilig’den Seçmeler ve Akdenizli Şiirler; seçki, edebiyat tarihi, şiir geleneği, barış ve kültürlerarası edebiyat alanlarında yer alır. Farklı dönem ve coğrafyalardaki metinler ortak temalar üzerinden bir araya getirilir.
Sümüklü Böceğin Masalı, Keloğlan ile Köse, Hasır Ören Padişah, Pencereden Bakan Çocuk, Masal Evi, Şahmaran, Kerem ile Aslı ve Tahir ile Zühre; çocuk şiiri, masal, halk hikâyesi, destan, tekerleme ve yeniden anlatım alanlarını kapsar.
Çocuk kitaplarında halk kültüründen gelen tipler ve olaylar çağdaş, anlaşılır bir dille yeniden kurulur. Mizah, tekrar, ritim ve oyunlu söyleyiş çocukların metinle ilişkisini destekleyen anlatım özellikleridir. Dayanışma, adalet, dostluk ve özgürlük çocuk edebiyatındaki temel değer alanlarıdır.
Sennur Sezer’in şiirinde toplumcu gerçekçilik, gündelik hayatın somut ayrıntıları üzerinden biçimlenir. Fabrika, tersane, gecekondu, sokak, ev, pazar ve mahalle, şiirin temel mekânları arasında yer alır. Toplumsal yapı, bu mekânlarda yaşayan kişilerin deneyimleriyle görünür hâle gelir.
Kadınlar ve anneler şiirlerde edilgen figürler olarak bulunmaz. Çalışan, çocuk yetiştiren, direnen, kayıp yaşayan, toplumsal olaylara tanıklık eden ve ortak belleği taşıyan kişiler olarak ele alınırlar. Kadın sesi, şiirin toplumsal ve lirik yönlerini bir araya getirir.
Halk kültürü, şiirlerinin ve araştırmalarının başlıca kaynaklarından biridir. Türküler, masallar, söylenceler, destanlar, bilmeceler, tekerlemeler ve halk hikâyeleri çağdaş olayların anlatımında kullanılır. Sözlü kültür ile güncel toplumsal gerçeklik arasında süreklilik kurulur.
Anlatımında yalın dil, konuşma söyleyişi, öyküleme, tekrar, ritim, türkü yapısı ve doğrudan gözlem öne çıkar. Şiir, soyut düşüncelerin açıklanmasından çok insanların yaşamlarının ve duygularının aktarılmasına dayanır. Toplumsal içerik ile lirik duyarlılık aynı anlatı düzleminde birleşir.
Sennur Sezer’in Bibliosfer profili; toplumcu gerçekçi şiir, emek edebiyatı, kadın edebiyatı, çocuk şiiri, çocuk edebiyatı, halk kültürü, İstanbul, kent yoksulluğu, toplumsal bellek, barış, dayanışma, araştırma, belgesel anlatı ve seçki başlıklarından oluşur. Edebî konumu, toplumsal olayları işçiler, kadınlar, anneler ve çocukların gündelik yaşamları üzerinden şiire taşımasıyla belirginleşir.