Şehval Görmez, 1997 yılında Mersin’de doğdu. Doğumunun gün ve ay bilgisi kamuya açık güvenilir kayıtlarda yer almamaktadır. Eğitim, sağlık, psikoloji ve yazarlık alanlarını bir araya getiren çalışmalar yürüttü.
Lisans eğitimini Haliç Üniversitesinde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon alanında tamamladı. Bu eğitim sürecinde insan bedeninin hareket sistemi, fiziksel işlevleri, ağrı, rehabilitasyon ve yaşam kalitesi üzerine çalıştı.
Fizik tedavi ve rehabilitasyon eğitiminin ardından psikoloji alanına yöneldi. Haliç Üniversitesi Genel Psikoloji Yüksek Lisans Programına devam ederek eğitimini 2025 yılında tamamladı.
Yüksek lisans çalışmasını Obezite Kliniğine Başvuran Bireylerde Beden Algısı ve Benlik Saygısının Değerlendirilmesi başlığıyla hazırladı. Bu çalışmada beden algısı, benlik saygısı ve obezite arasında kurulabilecek psikolojik ilişkiler üzerinde durdu.
Görmez, psikoloji alanındaki yüksek lisans derecesini mesleki psikolog unvanından ayırmaktadır. Kamuya açık özgeçmişinde kendisini psikolog olarak değil, psikoloji bilimi uzmanı olarak tanımlamakta ve yüksek lisans derecesinin akademik niteliğini özellikle belirtmektedir.
İlgi alanları arasında beden ile zihin arasındaki karşılıklı ilişki, psikosomatik ağrı ve bozukluklar, beden algısı, benlik saygısı ve obezitenin psikolojik boyutları bulunmaktadır. Fiziksel ve zihinsel süreçlerin birbirinden tamamen ayrı değerlendirilemeyeceğini savunan bütüncül bir yaklaşım benimsemektedir.
2024 yılında bilişsel davranışçı terapi ve şema terapi yaklaşımlarına yönelik eğitimlere katıldı. Ayrıca yaşam koçluğu ve nörolinguistik programlama uygulayıcılığı alanlarında sertifika çalışmaları yaptı.
Görmez, sunduğu bireysel koçluk hizmetini psikoterapi veya ruh sağlığı tedavisi olarak tanımlamamaktadır. Çalışmalarını sağlıklı yetişkinlerin farkındalık, kişisel gelişim ve yaşam hedefleriyle ilgili danışmanlık süreçleriyle sınırlandırdığını belirtmektedir.
2023 yılında kendi bireysel koçluk ve danışmanlık girişimini kurdu. İstanbul merkezli olarak çevrim içi ve yüz yüze çalışmalar yürütmeye başladı.
Yazarlık yaşamı kitaplarından önce sağlık içerikleriyle gelişti. Klinikler, hastaneler, sağlık kuruluşları, sağlık markaları ve dergiler için fiziksel ve zihinsel sağlık konularında yazılar hazırladı; sağlık editörlüğü ve içerik üreticiliği yaptı.
Kişisel internet sitesinde duygu, benlik, adalet, içsel çatışma, durmak, değişim ve kişinin kendi karanlık yönleriyle karşılaşması gibi konularda kısa yazılar yayımladı. Bu metinler, sonraki kitaplarında görülen psikolojik kavramlara dayalı anlatımın erken örneklerini oluşturdu.
İlk kitabı Nefes, Şubat 2025’te Destek Yayınları tarafından yayımlandı. Psikolojik aşk romanı olarak tanıtılan eser, romantik kurmacayı fantastik ve ruhsal unsurlarla birleştirdi.
Romanın merkezinde Nefes adlı genç kadın ile Kenan arasındaki ilişki bulunur. İki karakterin karşılaşması, yalnızca bir aşk hikâyesinin değil, Nefes’in geçmişinden ve ailesinden gelen bir görevin harekete geçmesine neden olur.
Nefes, kadınlar üzerinden kuşaktan kuşağa aktarılan ve “empatlık” olarak adlandırılan özel bir yeteneğe sahiptir. Bu yetenek, başka insanların duygusal yüklerini algılamasına ve onların üzerindeki ağırlığı kendi içinde taşımasına imkân verir.
Romanda empatlık yalnızca olağanüstü bir güç olarak sunulmaz. Başkalarının acısını üstlenmek, Nefes açısından fiziksel ve ruhsal bedeller doğuran ağır bir sorumluluğa dönüşür.
Nefes ile Kenan’ın aşkı, karakterin kişisel mutluluğu ile kendisine verildiğine inandığı görev arasındaki çatışmayı belirginleştirir. Aşk, kader, ruh eşliği, denge, fedakârlık, kayıp ve ölüm romanın başlıca temalarıdır.
Eserin adı hem başkişinin adı hem de yaşama, bedene ve ruhsal varlığa ilişkin temel bir imge olarak kullanılır. “Nefes” kavramı, insanın hayatta kalmasıyla duygusal bağlarının devamlılığı arasında bağlantı kurar.
Görmez’in ikinci kitabı Kendin Olma Cesareti, Temmuz 2026’da Destek Yayınları tarafından yayımlandı. Roman türündeki ilk kitabından farklı olarak bu eser psikoloji ve kişisel gelişim alanında hazırlanmış bir rehber niteliğindedir.
Kendin Olma Cesareti; insanın başkalarının beklentilerinden uzaklaşması, yaralarıyla barışması, sınırlarını yeniden belirlemesi ve kendisini koşulsuz biçimde kabul etmesi gibi konulara odaklanır. Acının yalnızca kaçınılması gereken bir deneyim değil, anlamlandırılarak dönüştürülebilecek bir süreç olduğunu savunur.
Nefes ile Kendin Olma Cesareti farklı türlerde yazılmış olmasına rağmen benlik, duygusal yük, içsel denge, acı, kabul ve insanın kendi yaşamını belirleme gücü gibi ortak konular taşır. İlk kitap bu temaları kurmaca kişiler ve olaylar üzerinden, ikinci kitap ise doğrudan okura seslenen açıklayıcı bir anlatımla ele alır.
Şehval Görmez’in doğrulanabilen güncel bibliyografisi Nefes ve Kendin Olma Cesareti adlı iki kitaptan oluşmaktadır. Yazarlığını sağlık, psikoloji, beden-zihin ilişkisi, romantik kurmaca ve kişisel gelişim alanlarında sürdürmektedir.
#ŞehvalGörmez #Nefes #KendinOlmaCesareti #TürkEdebiyatı #PsikolojikRoman #AşkRomanı #FantastikKurgu #KişiselGelişim #Psikoloji #BedenVeZihin
Şehval Görmez’in Bibliosfer profili romantik roman, psikolojik kurmaca, fantastik kurgu, kişisel gelişim, beden-zihin ilişkisi, empati, benlik, aşk, kader, acı, öz kabul ve içsel dönüşüm eksenlerinde şekillenir.
Yazarın güncel külliyatı iki eserden oluştuğu için edebî gelişimi hakkında kesin ve geniş kapsamlı hükümler vermek için erkendir. Bununla birlikte Nefes ile Kendin Olma Cesareti arasında görülen tematik süreklilik, yazarlığının yöneldiği temel alanları belirlemeye imkân verir.
Nefes, Görmez’in ilk romanı ve ilk kitap çalışmasıdır. Eser, merkezine romantik bir ilişkiyi almakla birlikte aşk hikâyesini olağanüstü bir yetenek, kadınlar arasında aktarılan miras ve kişisel görev düşüncesiyle genişletir.
Romanın başkişisinin adı olan Nefes, metnin temel simgesel alanını da oluşturur. Nefes almak yaşamın devamlılığına, bedensel varoluşa ve kişinin dünyayla kurduğu en temel ilişkiye işaret eder.
Başkişinin adıyla kitabın adının aynı olması, anlatının bütün duygusal ve düşünsel ağırlığını tek bir karakter üzerinde toplar. Romanın dünyası büyük ölçüde Nefes’in yeteneği, aşkı, korkuları ve sorumluluğu çevresinde biçimlenir.
Eserde kullanılan “empatlık” kavramı, gündelik anlamdaki empatiden farklı olarak fantastik bir yetenek biçiminde kurulmuştur. Nefes yalnızca başka insanların duygularını anlamaz; onların taşıdığı ağırlığı kendi üzerinde hisseder ve belirli ölçüde üstlenir.
Bu özellik empatinin olumlu ve rahatlatıcı yönünün yanında yıpratıcı tarafını da görünür kılar. Başkalarının acısına sürekli açık olmak, bireyin kendi duygusal sınırlarını kaybetmesine ve kendisine ait olmayan yüklerle yaşamasına neden olabilir.
Empatlığın yalnızca kadınlar üzerinden aktarılması, romanın fantastik unsurunu kadın soyu ve kuşaklar arası miras düşüncesiyle ilişkilendirir. Özel güç, bireysel bir rastlantı değil, aile geçmişinden gelen ve reddedilmesi kolay olmayan bir sorumluluktur.
Bu kadınlar arası aktarım, annelerden kızlara geçen bilginin, sezginin, travmanın veya bakım görevinin fantastik bir karşılığı olarak okunabilir. Kadınların başkalarının duygusal yükünü taşıması, gerçek toplumsal rollerle de dolaylı bir bağlantı kurar.
Romanın romantik yapısında ruh eşliği ve kader önemli yer tutar. Nefes ile Kenan’ın karşılaşması sıradan bir tanışma değil, önceden belirlenmiş daha geniş bir düzenin harekete geçmesi olarak sunulur.
Bu anlayış, aşkı iki insanın zaman içinde kurduğu ilişkiden çok birbirini kaçınılmaz biçimde bulan iki varlığın birleşmesi şeklinde değerlendirir. Romantik kurmacanın kader tarafından birbirine bağlanmış âşıklar geleneği böylece fantastik anlatıyla birleşir.
Aşk ile görev arasındaki çatışma romanın temel dramatik gerilimidir. Nefes kişisel mutluluğu seçtiğinde kendisine yüklenen sorumluluktan uzaklaşma, görevini seçtiğinde ise sevdiği kişiden vazgeçme ihtimaliyle karşılaşır.
Bu çatışma karakterin seçimini kolaylaştıran kesin bir iyi-kötü ayrımına dayanmaz. Hem aşk hem görev değerli ve vazgeçilmesi güç alanlar olarak kurulduğu için kararın her iki yönde de kayıp üretmesi beklenir.
“Denge” kavramı romanın tanıtımında ve yazarın genel söyleminde sık kullanılan düşüncelerden biridir. İki insanın, beden ile zihnin veya kişinin kendi arzularıyla sorumluluklarının dengelenmesi, anlatının dünyayı açıklayan temel ilkelerinden biri hâline gelir.
Denge düşüncesi, evrenin ve insan ilişkilerinin belirli bir düzen içinde bulunduğu varsayımına dayanır. Karakterlerin yaşadığı krizler bu düzenin bozulması, yeniden kurulması veya farklı bir bedel karşılığında korunması biçiminde yorumlanabilir.
Nefes’te psikolojik kavramlarla metafizik ve fantastik düşünceler yan yana bulunur. Empati, duygu, travma ve zihinsel yük gibi psikolojik çağrışımlı kavramlar; kader, ruh eşi, soyla aktarılan yetenek ve evrensel denge gibi ruhsal kavramlarla birleştirilir.
Bu birleşim, eseri akademik veya klinik psikoloji kitabı olmaktan kesin biçimde ayırır. Romandaki psikolojik kavramlar bilimsel tanı ve tedavi amacıyla değil, karakterlerin iç dünyasını ve fantastik düzeni kurmak için kullanılan edebî araçlardır.
Yazarın fizik tedavi ve rehabilitasyon ile psikoloji alanlarında eğitim almış olması, beden ve duygu arasındaki ilişkiye ilgisini açıklayan biyografik bir arka plan sunar. Ancak roman doğrudan yazarın akademik çalışmasının kurmaca biçimi olarak değerlendirilmemelidir.
Eserin belirgin güçlü yönü, empatiyi yalnızca ahlaki bir erdem olarak sunmamasıdır. Başkasını hissetmek ve onun acısını taşımak arasında ayrım kurması, duygusal sınırlar üzerine düşünmeye alan açar.
Kadınlar arasında aktarılan empatlık yeteneği de romana kendine özgü bir fantastik çerçeve kazandırır. Bu unsur daha kapsamlı işlendiğinde aile belleği, kadın dayanışması, kuşaklar arası travma ve bakım emeği gibi konuların geliştirilmesine elverişlidir.
Romanın romantik yönü duygusal yoğunluk, ayrılık korkusu, fedakârlık ve sevilen kişiyi kaybetme ihtimali üzerinden ilerler. Karakterlerin yaşadığı iç çatışmalar, dış olaylardan daha fazla önem kazanır.
Bu yaklaşım, olay merkezli fantastik romanlardan çok karakter ve duygu merkezli romantik kurguya yakındır. Fantastik unsur başlı başına ayrıntılı bir dünya kurmaktan ziyade aşk ilişkisinin duygusal riskini büyütmek için kullanılır.
Kader ve ruh eşi anlayışı romantik okur için güçlü bir duygusal çekim oluşturabilir. Buna karşılık ilişkinin önceden belirlenmiş olduğunu kabul eden yapı, karakterlerin özgür iradesini ve ilişkinin gündelik çabayla kurulma boyutunu geri plana itme riski taşır.
Empatlığın bilimsel psikoloji terimi değil, romanın fantastik dünyasına ait bir kavram olduğu özellikle korunmalıdır. Eser psikolojiyle ilişkili temalar taşısa da psikolojik bilgi veya ruh sağlığı rehberi olarak sınıflandırılmaz.
Kendin Olma Cesareti ile yazar kurmacadan doğrudan okura seslenen kişisel gelişim anlatısına geçer. Bu kitapta başkalarının beklentileri, duygusal yaralar, sınırlar, öz kabul ve bireysel kimlik gibi konular merkeze alınır.
İki kitap arasındaki en belirgin ortaklık, kişinin kendisine ait olanla başkalarından gelen yükü ayırt etme çabasıdır. Nefes’te bu sorun fantastik bir güç üzerinden, Kendin Olma Cesareti’nde ise farkındalık ve kişisel sınırlar üzerinden ele alınır.
Acının dönüştürülmesi de iki eseri birbirine bağlayan bir başka temadır. İlk kitapta acı, aşk ve görev çatışmasının dramatik sonucu olarak ortaya çıkarken ikinci kitapta kişinin kendisini tanıması için anlamlandırabileceği bir deneyim şeklinde işlenir.
Yazarın internet ortamında yayımladığı kısa metinler de duygu, benlik, karanlık yönler, denge ve içsel dönüşüm çevresinde gelişmektedir. Bu durum kitaplarıyla çevrim içi yazıları arasında tematik bir devamlılık bulunduğunu gösterir.
Görmez’in anlatı çizgisinin güçlü yönü, psikolojik kavramları geniş okur kitlesine ulaşabilecek duygusal ve doğrudan bir dille ele almasıdır. Roman ile kişisel gelişim arasında hareket etmesi, aynı temel sorunları farklı okuma beklentilerine sahip kitlelere taşımasına imkân verir.
Bu yöntemin sınırlılığı, psikoloji, spiritüel düşünce ve kişisel gelişim söylemlerinin sınırlarının bulanıklaşabilmesidir. Bilimsel kavramlarla metafizik kabullerin aynı düzlemde kullanıldığı yerlerde, kurmaca ile psikolojik bilgi arasındaki ayrımın korunması gerekir.
Yazarın edebî yönelimi hakkında daha kesin bir değerlendirme yapılabilmesi için yeni romanlarının, farklı karakter yapılarının ve daha geniş anlatı biçimlerinin görülmesi gerekmektedir. İki kitaplık bibliyografya, henüz başlangıç aşamasındaki bir yazarlık çizgisini göstermektedir.
Şehval Görmez’in Bibliosfer’deki temel sınıflandırma alanları romantik roman, psikolojik kurmaca, fantastik kurgu, kişisel gelişim, empati, kadınlar arası miras, aşk, kader, öz kabul, duygusal sınırlar ve beden-zihin ilişkisidir. Güncel üretimini ayırt eden temel özellik, insanın başkalarının duygusal yükleriyle kendi benliği arasındaki sınırı hem fantastik bir aşk anlatısı hem de doğrudan kişisel gelişim söylemi içinde araştırmasıdır.
Kendin Olma Cesareti