Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 14-03-1888
Doğum yeri İstanbul
Ölüm tarihi 18-07-1965

Refik Halit Karay, 1888 yılında İstanbul’un Beylerbeyi semtinde doğdu. Babası Maliye Nezareti görevlilerinden Mehmed Halit Bey, annesi Nefise Ruhsar Hanım’dı. Ailesi Karakayışoğulları adıyla bilindiği için bir süre Karakayış soyadını kullandı, daha sonra Karay soyadını benimsedi.

İlk öğrenimini Şemsülmaârif Mektebi ve Göztepe’deki Taşmektep’te gördü. Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi’nde öğrenim gördükten sonra Mekteb-i Hukuk’a kaydoldu. Öğrenciliği sırasında Maliye Nezareti’nde kâtip olarak çalışmaya başladı; II. Meşrutiyet’in ilanından sonra hukuk öğrenimini ve memuriyeti bırakarak gazeteciliğe yöneldi.

Servet-i Fünûn ve Tercümân-ı Hakîkat başta olmak üzere çeşitli gazete ve dergilerde çeviri, makale, hikâye ve mizah yazıları yayımladı. Fecr-i Âtî topluluğuna katıldı, ancak dil ve edebiyat anlayışındaki farklılıklar nedeniyle topluluktan ayrıldı. Kalem, Cem ve Şehrah gibi yayınlarda Kirpi takma adıyla kaleme aldığı siyasi hicivler genç yaşta tanınmasını sağladı. Bu yazılar daha sonra Kirpinin Dedikleri adlı kitapta toplandı.

Siyasi yazıları nedeniyle 1913’te Sinop’a sürgün edildi; sonraki yıllarda Çorum, Ankara ve Bilecik’te yaşadı. Anadolu’daki sürgün yıllarında kasaba ve köy yaşamını, memurları, esnafı ve farklı toplumsal çevreleri yakından gözlemledi. Bu gözlemlerinden doğan hikâyelerini 1919’da yayımlanan Memleket Hikâyeleri adlı kitabında bir araya getirdi.

1918’de İstanbul’a dönmesine izin verilmesinin ardından Robert Kolej’de Türkçe öğretmenliği yaptı; Vakit, Zaman ve Tasvîr-i Efkâr gazetelerinde yazdı. Mütareke döneminde Hürriyet ve İtilâf Fırkası’na katıldı ve iki ayrı dönemde Posta ve Telgraf Umum Müdürlüğü görevinde bulundu. Aydede adıyla siyasi mizah dergisi çıkardı.

İlk romanı İstanbul’un İçyüzü 1920’de yayımlandı. Roman, II. Meşrutiyet öncesinden Birinci Dünya Savaşı yıllarına uzanan İstanbul hayatını; bürokratlar, savaş zenginleri, konak çevreleri ve değişen aile ilişkileri üzerinden anlattı. Birbirine bağlanan kişi ve çevre portreleri aracılığıyla siyasal dönüşümün gündelik hayattaki karşılıklarını görünür kıldı.

Millî Mücadele dönemindeki siyasi tutumu nedeniyle Yüzellilikler listesine alınan Refik Halit, 1922’de Türkiye’den ayrılarak Beyrut ve Halep çevresinde yaşadı. Doğru Yol ve Vahdet gibi Türkçe gazetelerde çalıştı. Cumhuriyet reformlarını destekleyen yazıları ve Hatay’ın Türkiye’ye katılması yönündeki faaliyetlerinin ardından 1938’de çıkarılan af kanunuyla Türkiye’ye döndü.

Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’de geçirdiği yıllar, roman ve hikâyelerinin coğrafyasını genişletti. Halep’te ilk baskısı yapılan Yezidin Kızı, Ezidi topluluklarının yaşamını ve inançlarını bir aşk ve yolculuk anlatısıyla birleştirdi. Çete, Fransız işgali altındaki Hatay’da gelişen mücadeleyi; Sürgün ise ülkesinden ayrılmak zorunda kalan bir Osmanlı subayının Beyrut, Halep ve Şam’daki hayatını konu aldı.

1940’ta yayımlanan Gurbet Hikâyeleri, çoğunlukla Suriye ve çevresinde geçen hikâyelerden oluştu. Çöl, sınır, yolculuk ve yabancı bir ülkede yaşama deneyimi; memleket özlemi ve yalnızlık duygusuyla birlikte işlendi. Memleket Hikâyeleri ile Gurbet Hikâyeleri, yazarın iki ayrı sürgün döneminin edebî karşılıklarını oluşturdu.

Türkiye’ye dönüşünden sonra roman, hikâye, mizah, fıkra ve hatıra türlerinde yazmayı sürdürdü. Anahtar, Bu Bizim Hayatımız ve Bugünün Saraylısı değişen İstanbul toplumunu ve eski ailelerle yeni zengin çevreler arasındaki ilişkileri ele aldı. Nilgün Uzak Doğu coğrafyasında gelişen bir aşk ve macera anlatısı kurarken 2000 Yılın Sevgilisi ile İki Cisimli Kadın fantastik unsurlara yöneldi.

Siyasi ve toplumsal gözlemlerini Ago Paşa’nın Hatıratı, Sakın Aldanma İnanma Kanma ve Guguklu Saat gibi mizah kitaplarında işledi. Minelbab İlelmihrab adlı hatıratında Mütareke dönemini, İstanbul’un işgal yıllarını ve dönemin siyasi çevrelerini kendi gözlemleri üzerinden anlattı.

Refik Halit Karay, geçirdiği bir ameliyatın ardından 18 Temmuz 1965’te İstanbul’da öldü ve Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi. Anadolu ve sürgün coğrafyalarını gözleme dayalı hikâyelerle anlatması, İstanbul Türkçesini canlı bir anlatım dili hâline getirmesi ve mizah ile hicvi farklı edebî türlere taşımasıyla Türk edebiyatında kalıcı bir yer edindi.

#RefikHalitKaray #İstanbulunİçyüzü #YezidinKızı #MemleketHikâyeleri #GurbetHikâyeleri #TürkEdebiyatı #MillîEdebiyat #Hikâye #Roman #Mizah #SürgünEdebiyatı #İstanbulTürkçesi