Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
2 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 11-06-1923
Doğum yeri Ankara
Ölüm tarihi 28-01-1981

#ÖzdemirAsaf, gerçek adıyla Halit Özdemir Arun, 11 Haziran 1923’te Ankara’da doğdu. Annesi Hamdiye Hanım, babası Şûra-yı Devlet üyelerinden Mehmet Asaf Bey’di. İkiz kız kardeşi Nesire’yle birlikte çocukluk yıllarının ilk bölümünü Ankara’nın Hacıbayram çevresindeki aile evinde geçirdi.

Babası 1930’da hayatını kaybedince ailesiyle İstanbul’a taşındı. Önce Fransız Erkek Lisesine kaydoldu; okulun kapanmasının ardından Galatasaray Lisesinin ilk kısmına yatılı öğrenci olarak geçti. İlk ve ortaöğreniminin büyük bölümünü burada sürdürdü.

1934’te Soyadı Kanunu’nun kabul edilmesiyle aile Arun soyadını aldı. Özdemir Asaf’ın nüfus kayıtlarındaki tam adı Halit Özdemir Arun olmakla birlikte okul kayıtlarında bulunan “Özdemir Asaf” biçimini zamanla edebî adı olarak benimsedi. İlk yazı ve çevirilerinde Özdemir Arun, Özdemir Özdem ve Özdemir Yasaman gibi farklı imzalar da kullandı.

Çocukluk döneminde geçirdiği bir sağlık sorununun yeniden ortaya çıkması nedeniyle eğitimine bir süre ara vermek zorunda kaldı. Lise son sınıfta Galatasaray Lisesinden ayrılarak Kabataş Erkek Lisesine geçti ve 1942’de mezun oldu.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde başladığı yükseköğrenimini iki yıl sürdürdü. Daha sonra İktisat Fakültesine geçti ve üçüncü sınıfa kadar burada okudu. Ardından Gazetecilik Enstitüsüne devam etti; ancak başladığı yükseköğrenim programlarının hiçbirinden diploma almadı.

Yazı hayatı öğrencilik yıllarında başladı. İmzasının görüldüğü erken metinlerden biri, Gustave Flaubert’den çevirdiği “Bir Çiftliği Ziyaret” adlı anlatıydı ve 1939’da Servetifünun-Uyanış dergisinde yayımlandı. Böylece edebiyat dünyasına ilk olarak çeviri ve kısa yazılar aracılığıyla girdi.

Şiirlerini, yazılarını ve çevirilerini Servetifünun-Uyanış, Büyük Doğu, Varlık, Kaynak, Yeditepe, Yenilik, Türk Dili, Dost, Şadırvan, Seçilmiş Hikâyeler, Edebiyat Dünyası ve Küçük Dergi gibi dönemin önemli yayınlarında yayımladı. Vatan gazetesinin sanat sayfalarına katkıda bulundu; Zaman ve Tanin gazetelerinde çalıştı.

Gazetecilik ve çevirmenliğin yanında bir süre sigorta prodüktörlüğü yaptı. Bu işi dolayısıyla Afyon, Çankırı ve Burdur gibi Anadolu şehirlerini dolaştı. Farklı toplumsal çevrelerle kurduğu temas, şiirlerinde görülen insan gözlemini ve gündelik hayat ayrıntılarını besleyen deneyimlerden biri oldu.

Askerliğini Erzurum’da yedek subay olarak tamamladı. İstanbul’a döndükten sonra edebiyatla basım ve #Yayıncılık faaliyetini bir araya getiren bağımsız bir çalışma düzeni kurdu. Yazdığı şiirin yalnızca üretimiyle değil, basımı, tasarımı ve okura ulaştırılmasıyla da doğrudan ilgilendi.

1946’da üniversite yıllarında tanıştığı Sabahat Selma Tezakın’la evlendi. Çiftin Seda adında bir kızı dünyaya geldi. Evlilikleri 1961’de sona erdi. Özdemir Asaf’ın 1944-1959 yılları arasında Sabahat Selma Tezakın’a yazdığı mektuplar, ölümünden yıllar sonra Sana Mektuplar adıyla yayımlandı.

1950’de Cağaloğlu’nda Sanat Basımevini kurarak matbaacılığa başladı. Basımevinde ticari baskı işlerinin yanında edebî yayınlar hazırladı. Kâğıt, harf, dizgi, sayfa düzeni ve kitap biçimiyle doğrudan ilgilenmesi, şiirlerinin görsel kuruluşuna gösterdiği özenle bütünleşti.

1955’te #YuvarlakMasaYayınlarını kurdu. Kitaplarının önemli bir bölümünü bu yayınevi aracılığıyla yayımladı. Bağımsız yayıncılık faaliyeti, kendi şiirlerinin biçimine ve kitaplaşma sürecine müdahale edebilmesini sağlarken dönemin edebiyat ortamında yazar, matbaacı ve yayımcı kimliklerini bir araya getiren özgün bir konum oluşturdu.

İlk şiir kitabı Dünya Kaçtı Gözüme 1955’te yayımlandı. Kitabın adı, alışılmış söz dizimini tersine çevirerek şairin şiir anlayışındaki şaşırtma, paradoks ve dil oyunu eğilimini daha başlangıçta görünür kılıyordu. Eserde aşk, insan ilişkileri, gündelik hayat ve bireyin dünyayla karşılaşması kısa ve yoğun şiirlerle işlendi.

Sen Sen Sen 1956’da yayımlandı. Kitapta şiirsel ilişkinin temel tarafları olan “ben” ile “sen” öne çıktı. Sevme, anlaşılma, yakınlaşma, uzaklaşma, beklenti ve hayal kırıklığı; bir ilişki içinde kişinin hem kendisini hem de karşısındakini tanıma çabasıyla birlikte ele alındı.

Bir Kapı Önünde 1957’de okurla buluştu. Kapı, eşik, içerisi ve dışarısı gibi mekânsal durumlar; buluşma, bekleme, ayrılma ve karar verme deneyimleriyle ilişkilendirildi. Özdemir Asaf, somut ve gündelik bir görüntüden insan ilişkilerinin düşünsel ve duygusal boyutlarına ulaşmayı sürdürdü.

1950’li yıllarda yaygınlaşan edebiyat matinelerinin en çok ilgi gören şairlerinden biri oldu. Şiirlerini kendine özgü vurgu, duraklama ve konuşma ritmiyle seslendirmesi, yazılı metinlerindeki kısa dizelerin sözlü etkisini güçlendirdi. Şiirin sayfa üzerindeki biçimiyle dinleyici karşısındaki söylenişi arasında doğrudan ilişki kurdu.

1954’te Atlantik’i ve Amerika Birleşik Devletleri’nin doğu kıyısındaki şehirleri kapsayan bir yolculuğa çıktı. 1959’da Laponya’dan başlayarak Avrupa’nın farklı bölgelerini dolaştı. 1966’da Makedonya Yazarlar Birliğinin davetiyle Yugoslavya’da düzenlenen şiir kongresine katıldı.

Yuvarlağın Köşeleri 1961’de yayımlandı. Özdemir Asaf’ın “etika” olarak adlandırdığı kısa düzyazıları, düşünce parçalarını ve özdeyiş niteliğindeki metinleri bir araya getiren kitap, onun yoğunlaştırma yöntemini şiirin dışına taşıdı. Başlıktaki geometrik çelişki, kesin kabul edilen kavramları farklı yönden düşünme eğiliminin örneklerinden biri oldu.

Yumuşaklıklar Değil 1962’de yayımlandı. Kitap, şairin insan ilişkilerindeki kırılganlık, sertlik, savunma, incinme ve direnme durumlarını kısa şiirlerin yanı sıra daha geniş yapıdaki metinlerle ele alabildiğini gösterdi.

Özdemir Asaf, 1962’de Türkiye’de akademik fotoğraf eğitimi alan ilk kadın sanatçılardan Yıldız Moran’la evlendi. Bu evlilikten Gün, Olgun ve Etkin adlarında üç oğlu oldu. Şiir, fotoğraf, yayıncılık ve görsel düzen konusundaki ortak ilgileri, aile yaşamlarının kültür ve sanatla iç içe gelişmesini sağladı.

To Go To 1964’te yayımlandı. Başlığındaki hareket ve yönelme düşüncesi, şairin gitmek, kalmak, uzaklaşmak ve dönmek gibi eylemlere yüklediği anlamlarla ilişkilendi. Özdemir Asaf, Türkçenin yanı sıra başka dillerin sözcük ve ses olanaklarıyla da ilgilenerek şiirinin sınırlarını genişletti.

Özdemir Asaf’ın #ÖzlüŞiir anlayışının temel özelliklerinden biri, az sayıda kelimeyle geniş bir düşünce ve duygu alanı kurabilmesidir. Kısa şiirleri ilk bakışta kolay ve doğrudan görünse de sözcüklerin dizilişi, karşıtlıklar, eksiltiler ve anlam dönüşleri okurun cümleye yeniden bakmasını gerektirir.

Şiirlerinde duygu ile düşünce birbirinden ayrılmaz. Aşk, özlem veya yalnızlık yalnızca içten gelen duygular olarak anlatılmaz; kişinin kendisi, karşısındaki insan ve ilişkinin niteliği üzerine düşünmesine yol açan deneyimler hâline gelir. Şair, duyguyu yoğunlaştırırken ona #ŞiirselDüşünce niteliği kazandırır.

#İroniVeParadoks, şiir dilinin temel araçları arasındadır. Özdemir Asaf, bir düşünceyi doğrudan açıklamak yerine onu tersine çevirir, alışılmış bir sözü beklenmedik biçimde tamamlar veya birbirine aykırı görünen iki durumu aynı şiirde buluşturur. Böylece kısa şiir, okurun zihninde genişleyen bir anlam yapısına dönüşür.

#Lavinia, Özdemir Asaf’ın en çok bilinen #AşkŞiiri örneklerinden biri oldu. Şiirde konuşan kişi, sevdiği insanın özgürlüğüne müdahale etmeme isteğiyle onun gitmemesini dileme arasında kalır. Söylenenlerle bastırılanlar arasındaki gerilim, karşılıksız veya açıklanamayan aşkın inceliğini birkaç kısa bölüm içinde yoğunlaştırır.

Şiirdeki “Lavinia” adı, sevilen kişinin kimliğini açıklamayan edebî bir örtü işlevi görür. Metnin temel gücü, belirli bir biyografik kişiyi tanıtmaktan çok söylemekle susmak, çağırmakla serbest bırakmak ve yakınlıkla uzaklık arasındaki çelişkiyi görünür kılmasından kaynaklanır.

Özdemir Asaf’ın aşk şiirlerinde sevgi, ideal ve değişmez bir mutluluk hâli değildir. Sevilen kişiye yaklaşma arzusu, yanlış anlaşılma korkusu, sahiplenme eğilimi, ayrılık ihtimali ve insanın kendi benliğiyle karşılaşması aynı duygusal alan içinde yer alır.

Nasılsın 1970’te yayımlandı. Gündelik hayatta sıradan bir karşılaşma cümlesi olan “Nasılsın?”, şiirsel bağlamda insanın karşısındakini gerçekten tanıyıp tanımadığı sorusuna açıldı. Şair, basit bir hitabın içindeki ilgiyi, alışkanlığı, mesafeyi ve cevapsızlığı araştırdı.

1970’lerin başında Bebek’te Şimdi adını verdiği biblio-bar ve restoranı açtı. Kitapların, söyleşilerin, gündelik karşılaşmaların ve sanatçı dostluklarının bir araya geldiği mekân, Özdemir Asaf’ın şiirindeki insan ilişkilerini gerçek yaşamda sürdüren bir buluşma alanına dönüştü.

Çiçekleri Yemeyin 1975’te yayımlandı. Kitapta yaşam, doğa, insan zaafları, toplumsal ilişkiler ve ölüm düşüncesi daha geniş bir bütün içinde yer aldı. “Poetika” adlı şiirinde yazmayı düşünce ve emek gerektiren bir “hüner işi” olarak değerlendiren şair, şiirin kendiliğinden ortaya çıkan bir duygu boşalması değil, işlenmiş ve yoğunlaştırılmış bir yapı olduğunu gösterdi.

#YalnızlıkPaylaşılmaz 1978’de yayımlandı ve şairin sağlığında çıkan son şiir kitabı oldu. Kitabın başlığı, #Yalnızlık deneyiminin temel çelişkisini kısa bir önerme hâlinde kurar: Yalnızlık başka biriyle paylaşıldığında artık başlangıçtaki anlamıyla yalnızlık değildir.

Kitaptaki yalnızlık, yalnızca insanlardan fiziksel olarak uzak bulunmak anlamına gelmez. Anlaşılmamak, sevilen kişiye ulaşamamak, kendi benliğiyle baş başa kalmak, geçmişin geri dönmemesi ve hayatın geçiciliğini fark etmek gibi farklı durumları kapsar.

Özdemir Asaf’ın şiirlerinde yalnızlıkla ilişki birbirinin karşıtı değildir. İnsan, başkalarıyla kurduğu bağlar içinde kendi yalnızlığını fark eder; yakınlık arttıkça iki kişi arasındaki aşılması güç mesafe de belirginleşebilir. Bu nedenle yalnızlık, ilişkilerin yokluğundan çok onların sınırlarını gösteren bir deneyimdir.

Ölüm, zaman ve yaşlanma şiirlerinin diğer temel alanlarıdır. Yaşama bağlılığını korurken hayatın sonluluğunu unutmaz. Ölüm düşüncesi, gündelik mutlulukların değerini azaltmak yerine onları daha yoğun ve anlamlı hâle getirir.

Şiirlerinde insanın yanında evler, odalar, sokaklar, bahçeler, deniz, bitkiler ve özellikle kediler gibi hayvanlar da yer alır. Bu unsurlar süsleyici bir arka plan olmaktan çıkarak yalnızlık, bekleyiş, aidiyet ve birlikte yaşama konularının taşıyıcılarına dönüşür.

Özdemir Asaf şiirin yanında hikâye, deneme, mektup, çeviri ve kısa düşünce yazıları da kaleme aldı. Oscar Wilde’ın Reading Zindanı Baladı’nı Türkçeye çevirdi; farklı dönemlerde Fransızca ve İngilizceden çeviriler yaptı. Çeviri çalışması, başka dillerin söyleyiş biçimlerini Türkçenin ritmiyle karşılaştırmasına imkân verdi.

Sağlığının bozulması üzerine hastanede tedavi gördü. Akciğer rahatsızlığına ek olarak beyninde bir tümör bulunduğu belirlendi. 28 Ocak 1981’de İstanbul’un Bebek semtindeki evinde hayatını kaybetti. Cenazesi Aşiyan Mezarlığı’na defnedildi.

Ölümünden sonra yayımlanan Benden Sonra Mutluluk, kitaplaşmamış şiirlerini bir araya getirdi. Yuvarlağın Köşeleri II’de kısa düşünce metinleri; Dün Yağmur Yağacak’ta 1940-1980 arasında yazdığı hikâyeler; ’ça’da hatıra, deneme ve kendi yazarlığı üzerine metinler toplandı.

Şiirlerinin büyük bölümü daha sonra Çiçek Senfonisi ve Benden Sonra Mutluluk kitaplarında; düzyazıları, hikâyeleri ve etikaları ise Kırılmadık Bir Şey Kalmadı’da kapsamlı biçimde bir araya getirildi. Yalnızlık Paylaşılmaz yeni baskılarla yaşamayı sürdürürken aşk şiirlerinden yapılan seçki Lavinia – Aşk Şiirleri adıyla yayımlandı.

Özdemir Asaf, belirli bir şiir akımının programına bütünüyle bağlanmadan kendine özgü bir söyleyiş geliştirdi. Kısa dizeleri, paradoksları, sözcük oyunları, konuşma diline yakınlığı ve düşünce yoğunluğuyla #ModernTürkŞiiri içinde kolayca tanınabilen bağımsız bir ses oluşturdu.

Lavinia ile Yalnızlık Paylaşılmaz, onun #TürkŞiiri içindeki dünyasının iki tamamlayıcı yönünü temsil eder. Lavinia, aşkın söylemekle susmak arasındaki kırılganlığını; Yalnızlık Paylaşılmaz ise insanın başkalarına yönelirken ortadan kaldıramadığı içsel mesafeyi yoğun ve akılda kalıcı bir şiir diliyle ortaya koyar.