#ÖzcanYeniçeri, 1 Ocak 1954’te Gümüşhane’nin Şiran ilçesinde doğdu. Babası Enver, annesi Mahi Yeniçeri’dir. İlk ve ortaöğrenimini Gümüşhane’de tamamladı; yükseköğrenim için Ankara’ya gitti.
Ankara Ticaret ve Turizm Yüksek Öğretmen Okulunun İşletme-Muhasebe Bölümünden mezun oldu. Aldığı eğitim, işletme bilimiyle öğretmenlik formasyonunu bir araya getiriyordu. Mezuniyetinin ardından bir süre ilk ve ortaöğretim kurumlarında öğretmenlik ve yöneticilik yaptı.
Eğitim kurumlarındaki görevleri, örgütlerin yalnızca resmî kurallardan oluşmadığını; yöneticiler, çalışanlar, öğrenciler ve kurum kültürü arasındaki ilişkilerle şekillendiğini gözlemlemesini sağladı. Daha sonra akademik çalışmalarında yoğunlaşacağı yönetim, örgütsel çatışma, katılım ve yabancılaşma meseleleri bu mesleki deneyimlerle birleşti.
Lisansüstü öğrenimini işletme ve yönetim bilimleri alanında sürdürdü. Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde yüksek lisansını 1987’de tamamladı. Çalışmalarında yönetim süreçleri, çalışanların kuruma katılımı ve örgütsel davranış konularına yöneldi.
Doktora öğrenimini Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde, #YönetimVeOrganizasyon alanında tamamladı. “Örgütlerde Çatışma ve Yabancılaşmanın Önlenmesinde Yönetime Katılmanın Rolü” başlıklı tezinin kabul edilmesiyle 1991’de doktor unvanını aldı.
Doktora çalışmasında çalışanların karar süreçlerinden uzak tutulmasıyla #ÖrgütselYabancılaşma arasındaki ilişkiyi inceledi. Yönetime katılımı yalnızca çalışanların görüşlerinin sorulması olarak değil, kurumsal sorumluluğun paylaşılması, iletişimin güçlendirilmesi ve çatışmaların yapıcı biçimde yönetilmesi bakımından ele aldı.
1990’da Selçuk Üniversitesine bağlı Niğde İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde öğretim görevlisi olarak akademik hayata başladı. Niğde’deki görevleri sırasında işletme, kamu yönetimi, yönetim ve organizasyon, örgütsel davranış ve yönetim yaklaşımları üzerine dersler verdi.
Niğde Meslek Yüksekokulu Müdürlüğü, Kamu Yönetimi Bölüm Başkanlığı ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü gibi idari görevler üstlendi. Bu görevler, akademik programların yürütülmesi, lisansüstü araştırmaların desteklenmesi ve üniversitenin kurumsal yapısının geliştirilmesi sorumluluklarını içeriyordu.
1998’de doçent, 2004’te yönetim ve organizasyon alanında profesör oldu. Akademik çalışmalarında örgütsel değişme, bilgi yönetimi, girişimcilik, çatışma, yabancılaşma, liderlik, katılımcı yönetim ve kurumsal kültür gibi konulara yoğunlaştı.
Örgütsel Değişmenin Yönetimi, Yönetimde Yeni Yaklaşımlar, Bilgi Yönetim Stratejileri ve Girişimcilik ile Örgütlerde Çatışma ve Yabancılaşma Yönetimi gibi çalışmaları, yönetim bilimi alanındaki araştırmalarının kitaplaşmış örnekleri arasında yer aldı. Bu eserlerde kurumların değişen çevre koşullarına uyumu, çalışanların bilgi üretimine katılması ve yöneticilerin çatışmaları yönetme sorumluluğu ele alındı.
1999’da Kazakistan’daki Ahmet Yesevi Üniversitesinde görev aldı. Üniversitenin Uluslararası İlişkiler Bölümünün kuruluşuna öncülük etti ve bir süre bölüm başkanlığını yürüttü. Bu görev, yönetim bilimi çalışmalarını uluslararası ilişkiler, #TürkDünyası ve bölgesel strateji meseleleriyle buluşturdu.
2004’te Ahmet Yesevi Stratejik Araştırmalar Merkezi başkanlığına getirildi. Merkezde Türkiye ile Orta Asya Türk cumhuriyetleri arasındaki ilişkiler, Türk dünyasının siyasal ve ekonomik geleceği, bölgesel güvenlik, kimlik ve küreselleşme gibi konular üzerinde çalıştı.
Bugünden Yarına Türk Dünyasına Stratejik Bakış, Küresel Kıskaç ve Türkçülük, Küreselleşme Karşısında Milliyetçilik ve Kimlik ile Yeniden Türkleşmek gibi eserlerinde millî kimlik, küreselleşme, kültürel süreklilik ve Türk dünyasının ortak meselelerini değerlendirdi.
Yeniçeri’nin #TürkMilliyetçiliği yaklaşımında kültür, tarih, dil, ortak hafıza ve toplumsal dayanışma belirleyici unsurlar olarak öne çıkar. Millî kimliği yalnızca geçmişten devralınan değişmez bir miras şeklinde değil, tarihsel tecrübelerle sürekli yeniden yorumlanan toplumsal bir bilinç alanı olarak ele aldı.
Akademik kitaplarının yanında siyaset, demokrasi, milliyetçilik, toplumsal değişme ve güncel gelişmeler üzerine gazete ve dergi yazıları kaleme aldı. Ortadoğu, Ayyıldız, Millet, Hergün, Siyaset Ekseni ve Yeniçağ gibi yayın organlarında farklı dönemlerde köşe yazarlığı yaptı; televizyon programlarına yorumcu ve konuşmacı olarak katıldı.
Araştırma ve inceleme kitaplarının yanında edebî anlatıya da yöneldi. Ölüler Nefes Almaz adlı romanında siyasal kimlikleri, çatışmaları ve insan ilişkilerini kurmaca aracılığıyla ele aldı. Böylece akademik çözümlemelerinde üzerinde durduğu aidiyet, yabancılaşma ve ideolojik kutuplaşma konularını karakterler ve olaylar üzerinden işledi.
2003’te Prof. Dr. Osman Turan Kültür Araştırmaları Ödülü’ne değer görüldü. Tarihçi Osman Turan’ın adını taşıyan bu ödül, Türk tarihi, kültürü ve #TürkDüşünceHayatı üzerine yapılan çalışmaları görünür kılmayı amaçlayan bir kültür araştırmaları ödülüdür.
12 Haziran 2011 genel seçimlerinde Milliyetçi Hareket Partisinden Ankara milletvekili seçildi. Türkiye Büyük Millet Meclisinin 24. Döneminde görev yaptı. Akademik birikimini parlamentodaki konuşmalarına, soru önergelerine ve araştırma girişimlerine taşıdı.
Milletvekilliği sırasında eğitim, kültür, gençlik, spor, iç güvenlik, terör, dış politika, Türk dünyası, millî egemenlik ve #SiyasetVeDemokrasi üzerine çalışmalara katıldı. Parlamento konuşmalarında devletin egemenliği, kurumların hesap verebilirliği, güvenlik politikaları ve millî kimlik konularını öne çıkardı.
Yeniçeri’nin parlamento dönemi 7 Haziran 2015 genel seçimleriyle sona erdi. Milletvekilliğinden sonra akademik ve düşünsel çalışmalarını, makalelerini, konferanslarını ve kitaplarını sürdürdü. Milliyetçilik, demokrasi, bürokrasi, egemenlik ve Türkiye’nin bölgesel meseleleri üzerine değerlendirmeler yayımladı.
#TürkKimliğiVeTravma, 2014’te yayımlandı. “Türklerin 3 Büyük Suçu, 3 Büyük Bozgun” alt başlığını taşıyan kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa’dan çekilişi, savaşlar, yenilgiler, zorunlu göçler ve siyasal çözülmelerin Türk toplumunun ortak hafızasında bıraktığı izleri incelemeye yöneldi.
Kitapta #TürkKimliği, yalnızca zaferler ve güçlü dönemler üzerinden açıklanmaz. Yenilgiler, göçler, kayıplar, aşağılanma duygusu, yeni bir coğrafyada tutunma mücadelesi ve tarihsel kırılmaların da toplumsal bilincin oluşumuna katıldığı savunulur.
Yeniçeri, #ToplumsalTravma kavramını uzun süreli siyasal ve toplumsal olayların ortak hafıza üzerindeki etkisini açıklamak amacıyla kullanır. Geçmişteki kayıpların güncel siyasal davranışları, güvenlik algısını, dış dünyaya bakışı ve millî kimlik söylemlerini nasıl etkileyebileceğini tartışır.
#KulaKullukSorunu, 2018’de “Bilimden ve Ahlaktan Koparılan Toplumlar” alt başlığıyla yayımlandı. Kitap; bireyin iradesini bir lidere, gruba veya kapalı örgütlenmeye teslim etmesiyle ortaya çıkan bağımlılık ilişkilerini din, siyaset, toplum ve örgüt psikolojisi bağlamında ele aldı.
Eserde “kula kulluk”, dinî anlamının yanında siyasal ve sosyolojik bir kavram olarak kullanılır. Kişinin sorgulama yeteneğini terk etmesi, otoriteyi mutlaklaştırması, sorumluluğunu başkasına devretmesi ve örgütsel aidiyeti ahlaki muhakemenin önüne geçirmesi bu kavram çerçevesinde incelenir.
Kula Kulluk Sorunu’nda aileden eğitime, tüketim kültüründen liderliğe, yabancılaşmadan örgütlü şiddete uzanan geniş bir konu alanı bulunur. Yeniçeri, bilimsel düşünceden, eleştirel akıldan ve bireysel vicdandan uzaklaşan yapıların insanları bağımlı hâle getirebileceğini savunur.
Kitap, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından kapalı örgütlenmelerin, mutlak itaatin ve kişi merkezli otoritenin sonuçları üzerine gelişen tartışmalara da katılır. Yeniçeri, sorunu tek bir yapı veya dönemle sınırlandırmadan toplumsal kültürde otoriteye teslimiyet üreten alışkanlıklar üzerinden değerlendirmeye çalışır.
Türk Kimliği ve Travma ile Kula Kulluk Sorunu, yazarın akademik çalışmalarındaki iki temel yönelimi bir araya getirir. Birincisi toplumların tarihsel hafıza ve kimlik aracılığıyla nasıl biçimlendiğini; ikincisi bireylerin örgüt, liderlik ve otorite ilişkileri içinde nasıl bağımlı veya yabancılaşmış hâle gelebildiğini araştırır.
Özcan Yeniçeri’nin #Araştırmaİnceleme dünyası; yönetim bilimi, örgütsel davranış, Türk milliyetçiliği, Türk dünyası, siyasal tarih, kimlik, demokrasi ve toplumsal eleştiri arasında şekillendi. Akademik kavramları güncel siyasal meselelerle ilişkilendiren çalışmalarıyla Türk düşünce hayatında kendine özgü bir alan oluşturdu.
Özcan Yeniçeri’nin Bibliosfer profili Türk düşünce hayatı, yönetim ve organizasyon, örgütsel yabancılaşma, Türk milliyetçiliği, Türk kimliği, toplumsal travma, Türk dünyası, siyaset ve demokrasi, Kula Kulluk Sorunu, Türk Kimliği ve Travma ile araştırma-inceleme eksenlerinde şekillenir.
DÜŞÜNSEL VE AKADEMİK KONUMU
Özcan Yeniçeri, yönetim ve organizasyon alanındaki akademik çalışmalarını millî kimlik, siyasal kültür, Türk dünyası, demokrasi ve güncel toplum meseleleriyle birleştiren araştırmacı yazarlardandır.
Yazı dünyasında işletme ve örgüt biliminin kavramlarıyla siyaset, tarih ve kimlik meseleleri arasında ilişki kurar. Bireyin kurum içindeki konumuyla toplumun devlet, lider ve tarih karşısındaki davranışlarını benzer kavramlar üzerinden değerlendirebilir.
Bu yaklaşım, eserlerinin tek bir akademik disiplinle sınırlandırılmasını güçleştirir. Yönetim bilimi, siyaset sosyolojisi, milliyetçilik araştırmaları, düşünce yazısı ve güncel siyasal yorum aynı külliyat içinde yer alır.
YÖNETİM VE ORGANİZASYON
Yeniçeri’nin akademik formasyonunun merkezinde yönetim ve organizasyon bulunur.
Kurumların hedeflerine ulaşması için yalnızca emir-komuta düzeninin yeterli olmadığını; bilgi, katılım, sorumluluk, iletişim ve ortak kurum kültürünün de gerekli olduğunu savunur.
Yönetici, onun yaklaşımında yalnızca karar veren kişi değildir. Çalışanların kuruma katılımını sağlayan, çatışmaları yöneten, değişimi anlamlandıran ve kurumsal değerleri davranışlarıyla temsil eden kişidir.
Bu anlayış, yönetimin teknik olduğu kadar ahlaki ve kültürel bir sorumluluk taşıdığı düşüncesine dayanır.
ÖRGÜTSEL ÇATIŞMA
Çatışma, Yeniçeri’nin çalışmalarında bütünüyle ortadan kaldırılması gereken bir bozukluk olarak ele alınmaz.
Farklı çıkarların, beklentilerin ve bakış açılarının bulunduğu her örgütte çatışma ortaya çıkabilir. Belirleyici olan, bu çatışmanın nasıl yönetildiğidir.
Bastırılan çatışmalar çalışanların kuruma güvenini zayıflatabilir; açık iletişim ve katılım aracılığıyla yönetilen görüş ayrılıkları ise yeni fikirlerin geliştirilmesine katkıda bulunabilir.
Bu nedenle çatışma yönetimi, otorite kullanımı kadar uzlaşma, müzakere ve karşılıklı sorumluluk gerektirir.
ÖRGÜTSEL YABANCILAŞMA
Örgütsel yabancılaşma, kişinin yaptığı işte kendisini etkisiz, anlamsız veya kurumdan kopuk hissetmesiyle ilişkilidir.
Kararların bütünüyle yukarıdan verilmesi, çalışanın yalnızca uygulayıcıya indirgenmesi ve kurumun amaçlarıyla kişisel değerleri arasında bağ kurulamaması yabancılaşmayı artırabilir.
Yeniçeri’nin doktora çalışması, yönetime katılımın bu kopuşu azaltmadaki rolünü araştırır.
Katılım, çalışanların her isteğinin kabul edilmesi anlamına gelmez. Kararların gerekçesini bilmek, görüş bildirebilmek ve kurumsal sonuçlar için sorumluluk üstlenmek anlamına gelir.
YÖNETİME KATILIM
Yönetime katılım, Yeniçeri’nin akademik çalışmalarını siyasal düşüncesine bağlayan temel kavramlardan biridir.
Bir işletmede çalışanların karar süreçlerinden dışlanmasıyla bir toplumda vatandaşların siyasal kararlar üzerinde etkisiz kalması arasında yapısal bir benzerlik kurar.
Her iki durumda da katılım eksikliği, yabancılaşma, güvensizlik ve kurumla birey arasındaki bağın zayıflamasına yol açabilir.
Bu nedenle katılım, yalnızca verimlilik sağlayan bir yönetim tekniği değil, insanın irade ve sorumluluğuna değer veren bir ilke olarak değerlendirilir.
DEĞİŞİM YÖNETİMİ
Yeniçeri, kurumların teknolojik, ekonomik ve toplumsal değişikliklere uyum sağlamak zorunda olduğunu vurgular.
Değişim yalnızca yeni araçların veya yönetmeliklerin uygulanmasıyla gerçekleşmez. Kurum çalışanlarının yeni hedefleri anlaması ve değişime katılması gerekir.
Zorlayıcı ve tek yönlü dönüşümler direnç oluşturabilir. Bilgilendirme, eğitim, ortak amaç ve güven ise değişimin benimsenmesini kolaylaştırır.
Örgütsel Değişmenin Yönetimi gibi eserlerinde değişimi teknik, insani ve kültürel boyutlarıyla birlikte ele alır.
BİLGİ YÖNETİMİ VE GİRİŞİMCİLİK
Bilgi, çağdaş örgütlerin temel kaynaklarından biridir. Ancak bilginin bulunması tek başına kurumsal başarı sağlamaz.
Bilginin toplanması, paylaşılması, korunması ve yeni kararlara dönüştürülmesi gerekir. Çalışanların sahip oldukları deneyimi paylaşabilecekleri güvenli bir kurum kültürü oluşturulmalıdır.
Yeniçeri, girişimciliği de yalnızca şirket kurmakla sınırlamaz. Yenilik geliştirme, risk alma, fırsatları değerlendirme ve sorunlara farklı çözümler üretme yeteneği olarak ele alır.
TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ
Türk milliyetçiliği, Yeniçeri’nin akademik çalışmalarından siyasal yazılarına uzanan temel düşünsel alanlardan biridir.
Milliyetçiliği yalnızca siyasal sloganlar veya etnik köken üzerinden tanımlamaz. Dil, tarih, ortak kültür, dayanışma, bağımsızlık ve geleceğe ilişkin ortak irade üzerinde durur.
Millî kimliğin modern dünyada kendiliğinden korunamayacağını; eğitim, kültür üretimi, tarih bilinci ve toplumsal sorumluluk aracılığıyla canlı tutulması gerektiğini savunur.
Milliyetçiliğin, toplumun sorunlarını yalnızca dış etkenlerle açıklayan edilgen bir tutuma değil; bilgi, çalışma, üretim ve kurumsal yeterlilik anlayışına dayanması gerektiğini vurgular.
KÜRESELLEŞME VE KİMLİK
Yeniçeri, küreselleşmeyi ekonomik sınırların aşılmasıyla sınırlı görmez.
İletişim araçları, uluslararası şirketler, kültür endüstrileri, siyasal kurumlar ve tüketim alışkanlıkları toplumların kimliklerini etkileyebilir.
Bu süreç yerel ve millî kültürler için yalnızca tehdit oluşturmaz; karşılıklı etkileşim ve yeni imkânlar da doğurabilir. Ancak kendisine ilişkin bilinci zayıf toplumların kültürel bağımlılığa açık hâle gelebileceğini savunur.
Küreselleşme karşısında kapanmayı değil, güçlü bir kültürel kimlikle dünyaya katılmayı öne çıkarır.
TÜRK DÜNYASI
Ahmet Yesevi Üniversitesindeki görevleri, Yeniçeri’nin Türk dünyasına ilişkin çalışmalarında önemli bir dönüm noktasıdır.
Orta Asya Türk cumhuriyetlerini yalnızca tarihsel ve duygusal yakınlık üzerinden değerlendirmez. Eğitim, ekonomi, iletişim, enerji, güvenlik ve bölgesel iş birliği alanlarındaki somut ilişkilerin geliştirilmesine yönelir.
Ortak dil ve kültür, iş birliği için önemli bir temel oluşturur; ancak kalıcı ilişkiler kurumlar, üniversiteler, ticaret ağları ve stratejik planlama aracılığıyla kurulmalıdır.
Bu yaklaşım, Türk dünyası fikrini romantik bir geçmiş anlatısından geleceğe yönelik kurumsal bir projeye dönüştürme arayışı taşır.
TÜRK KİMLİĞİ
Yeniçeri’nin kimlik yaklaşımında tarihsel süreklilik belirleyici bir yere sahiptir.
Kimlik, bireyin veya toplumun kendisi hakkında anlattığı hikâyeler, ortak simgeler, dil, kültür, zaferler ve kayıplar aracılığıyla oluşur.
Toplumlar yalnızca gurur duydukları dönemleri değil, yenilgileri ve travmatik olayları da kolektif hafızalarında taşırlar.
Türk kimliğini anlamak için Osmanlı’nın son yüzyıllarındaki savaşların, toprak kayıplarının, göçlerin ve Cumhuriyet’in kuruluş mücadelesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savunur.
TOPLUMSAL TRAVMA
Toplumsal travma, büyük tarihsel kırılmaların bir toplumun ortak hafızasında bıraktığı uzun süreli etkileri ifade eder.
Savaşlar, kitlesel göçler, devletlerin dağılması, şiddet ve toprak kayıpları yalnızca olayın yaşandığı kuşağı etkilemez. Aile anlatıları, eğitim, siyasal söylem ve toplumsal korkular aracılığıyla sonraki kuşaklara aktarılabilir.
Yeniçeri, Türk toplumundaki güvenlik hassasiyetlerinin, kuşatılmışlık duygusunun ve devletin devamlılığına verilen önemin bu tarihsel deneyimlerden bağımsız düşünülemeyeceğini ileri sürer.
Bu yaklaşım, güncel siyasal davranışlarla tarihsel hafıza arasında bağ kurmayı amaçlar.
TÜRK KİMLİĞİ VE TRAVMA
Türk Kimliği ve Travma, yazarın tarih, kimlik ve kolektif psikolojiye ilişkin görüşlerini bir araya getiren temel eseridir.
Kitap, Osmanlı’nın Avrupa’dan çekilmesiyle başlayan uzun yenilgi ve göç döneminin toplumsal hafıza üzerindeki etkisini inceler.
Zafer merkezli tarih anlatısının yanında kayıpların, mağduriyetlerin ve yeniden tutunma mücadelelerinin de kimlik oluşumuna katıldığını savunur.
Eserin temel amacı, Türk kimliğini yalnızca idealize edilen geçmiş üzerinden değil, tarihsel acılarla başa çıkma biçimleri üzerinden de açıklamaktır.
TARİHSEL HAFIZA
Yeniçeri’nin düşüncesinde tarih, geçmiş olayların sıralanmasından ibaret değildir.
Toplumların bugünkü tutumlarını, korkularını ve gelecek beklentilerini etkileyen canlı bir hafıza alanıdır.
Tarihsel olayların güncel siyaseti açıklamak için gelişigüzel kullanılmasına karşı metodolojik değerlendirme gereğini vurgular. Olayların kendi dönemi, şartları ve aktörleri içinde incelenmesi gerektiğini savunur.
Böylece tarih bilinciyle tarihin siyasal amaçlarla araçsallaştırılması arasında ayrım kurmaya çalışır.
KULA KULLUK SORUNU
Kula Kulluk Sorunu, Yeniçeri’nin otorite, liderlik, örgütlenme ve ahlaki sorumluluk üzerine düşüncelerini toplumsal bir inceleme biçiminde bir araya getirir.
Kitabın merkezinde, bireyin kendi iradesini başka bir insana veya örgütsel otoriteye bütünüyle teslim etmesi bulunur.
Bu teslimiyet yalnızca baskıyla oluşmayabilir. Aidiyet ihtiyacı, korku, çıkar, sorgulamadan edinilen inançlar ve güçlü bir lidere duyulan güven de bağımlılık üretebilir.
Yeniçeri, kişinin sorumluluğunu lidere devretmesinin yaptığı eylemlerin ahlaki sonucundan kurtulmasını sağlamadığını savunur.
İTAAT VE OTORİTE
İtaat, toplum ve kurumların işleyebilmesi için belirli ölçülerde gerekli olabilir. Yeniçeri’nin eleştirdiği durum, itaatin sınırsız ve sorgulanamaz hâle gelmesidir.
Hukuka, kuruma veya ortak kurala bağlılıkla belirli bir kişiye koşulsuz bağlılık arasında ayrım yapar.
Kişi merkezli otorite, kurumların zayıflamasına ve kararların eleştiriden uzaklaşmasına yol açabilir.
Kula kulluk kavramı bu nedenle yalnızca dinî değil; siyasal, örgütsel ve kültürel bir bağımlılık biçimini tanımlar.
BİLİM, AKIL VE AHLAK
Kula Kulluk Sorunu’nun alt başlığı, bilimle ahlakın birlikte düşünülmesi gerektiğine işaret eder.
Bilimsel bilgi, olayların nedenlerini anlamak ve yanlış inanışları sınamak için gereklidir. Ahlak ise bilginin hangi amaçla kullanılacağına ilişkin sorumluluk alanını oluşturur.
Bilgiden kopuk ahlaki söylem dogmatikleşebilir; ahlaki sorumluluktan kopuk bilgi ise gücün ve baskının aracına dönüşebilir.
Yeniçeri, sağlıklı toplumun eleştirel aklı, vicdanı ve sorumluluk bilincini birlikte geliştirmesi gerektiğini savunur.
LİDERLİK
Liderlik, Yeniçeri’nin yönetim bilimiyle siyasal düşüncesini bir araya getiren kavramlardan biridir.
Lider, insanları kendisine bağımlı hâle getiren değil, onların yeteneklerini ve sorumluluk duygusunu geliştiren kişi olmalıdır.
Kişi kültüne dayanan liderlik, eleştiriyi sadakatsizlik olarak görebilir ve kurumların işlevini zayıflatabilir.
Katılımcı liderlik ise farklı görüşleri karar sürecine katar, sorumluluğu paylaşır ve liderin kişiliğinden daha kalıcı kurumlar oluşturur.
YABANCILAŞMA VE KİMLİK KAYBI
Yeniçeri, yabancılaşma kavramını hem örgütsel hem de toplumsal düzeyde kullanır.
Çalışanın yaptığı işe yabancılaşmasıyla toplumun kendi tarihine, diline ve kültürüne yabancılaşması arasında karşılaştırma kurar.
Her iki durumda da birey veya toplum, kendisini oluşturan süreçlere etkide bulunamadığını düşünür ve dışarıdan sunulan kimliklere bağımlı hâle gelebilir.
Bu nedenle katılım, tarih bilinci, üretim ve kültürel özgüven yabancılaşmaya karşı temel unsurlar olarak değerlendirilir.
SİYASET VE DEMOKRASİ
Yeniçeri’nin siyasal yazılarında millî egemenlik, devlet kurumları, demokrasi, bürokrasi ve siyasal sorumluluk öne çıkar.
Demokrasiyi yalnızca seçimlerden oluşan bir yönetim biçimi olarak değerlendirmez. Hukukun üstünlüğü, denetim, ifade imkânı, kurumsal sorumluluk ve vatandaş katılımı da demokratik düzenin parçalarıdır.
Bürokrasinin siyasal iktidardan bağımsız bir güç odağına dönüşmesine de bütünüyle parti denetimine girmesine de eleştirel yaklaşır.
Millî egemenliğin kurumlar ve hukuk aracılığıyla vatandaş iradesine dayanması gerektiğini savunur.
PARLAMENTO DENEYİMİ
2011-2015 yıllarındaki milletvekilliği, Yeniçeri’nin akademik ve düşünsel görüşlerini doğrudan siyasal kurum içinde ifade ettiği dönemdir.
Soru önergeleri, araştırma önerileri, komisyon çalışmaları ve Genel Kurul konuşmaları aracılığıyla yürütmenin denetlenmesine katıldı.
Eğitim, güvenlik, dış politika, terör, Türk dünyası ve millî egemenlik meselelerini parlamentoya taşıdı.
Bu dönem, yönetim ve katılım üzerine geliştirdiği akademik kavramların yasama, denetim ve siyasal temsil alanındaki uygulamasını gözlemlemesine imkân verdi.
ARAŞTIRMA VE İNCELEME YAZARLIĞI
Yeniçeri’nin kitaplarında akademik kavramlarla güncel siyasal dil birlikte kullanılır.
Eserler belirli bir düşünsel tezi savunur; tarihsel örnekler, örgüt teorileri, siyasal olaylar ve kültürel gözlemler bu tez çevresinde bir araya getirilir.
Yazılarında soru, karşılaştırma, eleştiri ve kavramsal karşıtlıklardan yararlanır. Bağımsızlık-bağımlılık, katılım-itaat, kimlik-yabancılaşma ve kurum-kişi karşıtlıkları sıkça kullanılır.
Bu yöntem, akademik meselelerin genel okur tarafından izlenebilmesini sağlayan açıklayıcı ve tartışmacı bir anlatı oluşturur.
ROMAN VE KURMACA
Ölüler Nefes Almaz, Yeniçeri’nin düşünsel meselelerini kurmaca biçiminde ele aldığı eseridir.
Roman, siyasal görüşleri farklı karakterlerin ilişkileri üzerinden ideoloji, aidiyet, aşk, çatışma ve toplumsal kutuplaşma konularına yönelir.
Kurmacaya başvurması, akademik metinlerde kavram olarak ele aldığı yabancılaşma ve kimlik sorunlarını karakterlerin kişisel deneyimleri içinde göstermesine imkân verir.
Böylece külliyatı yalnızca araştırma ve siyasal denemelerden oluşmaz; düşünsel temaların insan hikâyeleri üzerinden sınandığı edebî bir alan da içerir.
OSMAN TURAN KÜLTÜR ARAŞTIRMALARI ÖDÜLÜ
Yeniçeri, 2003’te Prof. Dr. Osman Turan Kültür Araştırmaları Ödülü’nü aldı.
Ödül, onun Türk tarihi, kültürü, kimliği ve Türk dünyası üzerine yürüttüğü araştırmaların kurumsal düzeyde tanınmasını ifade eder.
Osman Turan’ın tarih anlayışında Türk tarihinin siyasal olaylarla birlikte kültür ve medeniyet boyutuyla ele alınması önem taşır. Yeniçeri’nin kimlik ve Türk dünyası çalışmalarının bu çerçeveyle ilişkilendirilmesi ödülün düşünsel bağlamını oluşturur.
BİBLİOSFER SINIFLANDIRMASI
Özcan Yeniçeri için temel sınıflandırma alanları Türk düşünce hayatı, yönetim ve organizasyon, örgütsel yabancılaşma, Türk milliyetçiliği, Türk kimliği, toplumsal travma, Türk dünyası, siyaset ve demokrasi, Kula Kulluk Sorunu, Türk Kimliği ve Travma ile araştırma-incelemedir.
Yeniçeri’nin külliyatını birleştiren temel özellik, bireyin örgüt içindeki davranışıyla toplumun tarih, kimlik, devlet ve otorite karşısındaki tutumu arasında ilişki kurmasıdır.
Örgütlerde Çatışma ve Yabancılaşma Yönetimi’nde çalışma hayatını, Küreselleşme Karşısında Milliyetçilik ve Kimlik’te kültürel sürekliliği, Türk Kimliği ve Travma’da ortak tarihsel hafızayı, Kula Kulluk Sorunu’nda ise iradenin otoriteye teslim edilmesini inceler.
Türk Kimliği ve Travma, toplumların yalnızca başarılarla değil kayıplarla da biçimlendiğini; Kula Kulluk Sorunu ise bireyin ahlaki sorumluluğunu hiçbir lidere veya örgüte bütünüyle devredemeyeceğini savunan iki tamamlayıcı düşünce kitabı olarak öne çıkar.
Yönetim bilimi, strateji araştırmaları, siyasal tecrübe ve millî kimlik tartışmalarını aynı yazı dünyasında bir araya getirerek Türkiye’nin kurumsal ve toplumsal meselelerini geniş bir düşünsel çerçevede ele almıştır.