#OsmanOkyar, 23 Aralık 1917’de İstanbul’un Kadıköy ilçesinde, anne tarafından büyükbabası İsmail Hakkı Bey’in köşkünde doğdu. Babası asker, diplomat ve devlet adamı Ali Fethi Okyar; annesi Fatma Galibe Hanım’dı. #FethiOkyar’ın Mustafa Kemal Atatürk’le yakın arkadaşlığı ve Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan siyasal görevleri, Osman Okyar’ın çocukluk ve gençlik çevresini doğrudan biçimlendirdi.
Çocukluk yıllarını İstanbul’da, siyaset, diplomasi ve kültür dünyasından kişilerin bulunduğu geniş bir aile çevresinde geçirdi. Ortaöğrenimini Galatasaray Lisesinde sürdürdü. Gençlik yıllarından itibaren düşünceli, ölçülü ve farklı kültürlerle ilişki kurabilen kişiliğiyle tanındı.
Babası Fethi Okyar’ın Londra büyükelçiliği sırasında İngiltere’ye gönderildi. Bir süre İngilizce ve Latince eğitimi aldıktan sonra 1937-1938 akademik yılında Cambridge Üniversitesine bağlı King’s College’a kabul edildi. Burada iktisat öğrenimi görerek Arthur Cecil Pigou, Dennis Robertson, Richard Kahn, Joan Robinson, Gerald Shove ve John Maynard Keynes’in temsil ettiği güçlü Cambridge iktisat geleneğiyle tanıştı.
Osman Okyar, Cambridge’deki son yılında Keynes’in savaşın finansmanı üzerine verdiği dersi de izledi. Haziran 1940’ta mezuniyet sınavlarında yaklaşık yüz öğrenci arasında en yüksek dereceye ulaşan iki öğrenciden biri olarak “First Class Honours” aldı. King’s College tarafından para ödülüyle onurlandırıldı; ödülü bildiren ve kendisini kutlayan mektubun Keynes tarafından imzalanması, genç iktisatçının eğitim hayatındaki önemli akademik tanınmalardan biri oldu.
1942’de Dışişleri Bakanlığında göreve başladı. Diplomasi alanındaki çalışmanın kendi bilimsel yönelimine uygun olmadığını düşünerek kısa süre sonra Türkiye’ye döndü. Askerlik hizmetini tamamlamasının ardından 1946’da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde akademik hayata katıldı.
Fakültede önce İtalyan iktisatçı Umberto Ricci’nin, daha sonra Fritz Neumark’ın yanında çalıştı. Doktora araştırmasında neoklasik iktisat teorisiyle Keynesyen teoriyi karşılaştırdı. Çalışmasının kitaplaştırılmış biçimi 1954’te Neoklasik Teoriden Keynes Teorisine adıyla yayımlandı ve #Keynesyeniktisatın Türkçe iktisat literatürüne aktarılmasına katkıda bulundu.
Okyar, Keynesyen yaklaşımı yalnızca gelişmiş ekonomilere uygulanabilecek bir kuram olarak değerlendirmedi. Yatırım, gelir, istihdam ve sanayileşme ilişkilerinin gelişmekte olan ülkelerde nasıl ele alınabileceğini araştırdı. Bununla birlikte Keynesyen politikaların farklı ekonomik yapılara aktarılırken ülkenin üretim kapasitesinin, sermaye birikiminin ve kurumsal şartlarının dikkate alınması gerektiğini savundu.
1951’de doçentliğe yükseldi ve 1957’ye kadar İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde çalıştı. Kenneth E. Boulding’in iktisadi analiz ve fiyat teorisi üzerine eserini Türkçeye çevirerek uluslararası #iktisatteorisi literatürünün Türkiye’de tanınmasına katkı sağladı. Derslerinde iktisat teorisini güncel ekonomik meselelerle ve tarihsel gelişmelerle birlikte ele aldı.
1957-1958 akademik yılında Beyrut Amerikan Üniversitesinde misafir öğretim üyesi olarak bulundu. Türkiye’ye döndükten sonra Cumhuriyet Halk Partisi Araştırma Bürosunun başkanlığını üstlendi. Bu görevi sırasında ekonomik ve toplumsal sorunların bilimsel araştırmalara dayanarak değerlendirilmesi için çalışmalar yürüttü.
1960’ların ilk yarısında akademik çalışmalarıyla kamu görevlerini birlikte sürdürdü. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Ekonomi Bölümünde ders verdi; Devlet Planlama Teşkilatında danışmanlık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında yönetim kurulu üyeliği ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde danışmanlık yaptı. Bu görevler, iktisat teorisiyle ekonomik planlama ve kamu politikası arasındaki ilişkiyi doğrudan gözlemlemesini sağladı.
1964’te profesörlüğe yükseldi ve aynı yıl Atatürk Üniversitesi rektörlüğüne atandı. 1967’ye kadar sürdürdüğü rektörlük görevi sırasında üniversitenin akademik ve kurumsal gelişimine katkıda bulundu. 1967’de Hacettepe Üniversitesi bünyesinde kurulan Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesinin kurucu dekanı ve İktisat Bölümünün kurucu başkanı olarak #üniversiteyönetimi alanında sorumluluk üstlendi.
Hacettepe Üniversitesindeki görevini 1985’te emekliye ayrılıncaya kadar sürdürdü. Akademik programların oluşturulması, öğretim kadrosunun geliştirilmesi ve iktisat eğitiminin uluslararası standartlarla ilişkilendirilmesi konularında görev aldı. 1972’de Columbia Üniversitesinde misafir profesör olarak bulunması, uluslararası akademik ilişkilerini sürdürmesine imkân verdi.
Okyar’ın araştırma alanı zamanla iktisat teorisinden #Türkiktisattarihine doğru genişledi. Devletçilik, ekonomik büyüme, sanayileşme, sermaye piyasaları ve devletin ekonomik hayattaki rolü üzerine makaleler yayımladı. #Osmanlıekonomisinin yalnızca durağanlık ve gerileme kavramlarıyla açıklanamayacağını; dönemlere, kurumlara, üretim ilişkilerine ve devlet politikalarına göre incelenmesi gerektiğini savundu.
Halil İnalcık’la birlikte Türkiye’nin sosyal ve ekonomik tarihine yönelik uluslararası çalışmaların gelişmesine katkıda bulundu. 1977’de düzenlenen Türkiye’nin sosyal ve ekonomik tarihi kongresinin hazırlanmasında görev aldı; bildiriler 1980’de Social and Economic History of Turkey (1071-1920) adıyla yayımlandı. Çalışma, Osmanlı ve Türkiye iktisat tarihini farklı ülkelerden tarihçilerin ve iktisatçıların araştırmalarıyla birlikte değerlendiren temel başvuru eserlerinden biri oldu.
Emekliliğinin ardından #Cumhuriyettarihine daha fazla yöneldi. Babası Fethi Okyar’ın İttihat ve Terakki içindeki konumu, Millî Mücadele yıllarındaki görevleri, Cumhuriyet’in kuruluşundaki rolü ve 1930’daki #SerbestCumhuriyetFırkası deneyimi üzerine çalıştı. İktisatçının neden-sonuç ilişkilerine dayanan çözümleme yöntemiyle aile arşivinden gelen kişisel tanıklıkları bir araya getirdi.
Fethi Okyar’ın Serbest Cumhuriyet Fırkası dönemine ilişkin bazı anıları daha önce gazete tefrikalarında ve 1987’de kız kardeşi Nermin Kırdar tarafından hazırlanan bir kitapta yayımlanmıştı. Osman Okyar, bu metinlerin olayın siyasal arka planını bütünüyle açıklamak için yeterli olmadığını düşündü. Mehmet Seyitdanlıoğlu’yla birlikte anıları, dönemin basınını, meclis kayıtlarını, aile belgelerini ve tarihsel değerlendirmeleri bir araya getiren kapsamlı bir #arşivçalışması hazırladı.
Atatürk, Okyar ve Çok Partili Türkiye – Fethi Okyar’ın Anıları 1997’de yayımlandı. Kitap, Atatürk ile Fethi Okyar arasındaki uzun süreli dostluğu, muhalefet partisinin kurulma gerekçelerini, Serbest Cumhuriyet Fırkasına gösterilen yoğun toplumsal ilgiyi ve partinin kısa süre içinde kapanmasına yol açan siyasal gerilimleri birinci elden tanıklıklarla ele aldı.
Osman Okyar, kitaptaki katkısını yalnızca aile belgelerini yayımlamakla sınırlamadı. Fethi Okyar’ın anlatısını dönemin siyasal şartları içine yerleştirdi; tek parti yönetimi, muhalefet ihtiyacı, parti-devlet ilişkileri ve #çokpartilihayatın oluşması üzerine değerlendirmeler yaptı. Böylece kişisel bir #siyasihatıratı erken Cumhuriyet döneminin demokratikleşme arayışlarını inceleyen tarihsel bir kaynağa dönüştürdü.
Milli Mücadele Dönemi Türk-Sovyet İlişkilerinde Mustafa Kemal (1920-1921) ve İstiklal Harbinde Mustafa Kemal’in Dış Politikası gibi çalışmalarında diplomasi, savaş ve ekonomik zorunluluklar arasındaki ilişkiyi ele aldı. Atatürk ve Cumhuriyet dönemi üzerine hazırladığı metinlerde yakın tarihin kişisel kahramanlık anlatılarıyla sınırlanmadan kurumlar, uluslararası ilişkiler ve siyasal tercihler üzerinden incelenmesini amaçladı.
Osman Okyar, 16 Nisan 2002’de hayatını kaybetti. Cenazesi 18 Nisan’da İstanbul’daki Teşvikiye Camii’nden kaldırıldı. İktisat teorisi, iktisat tarihi, kamu yönetimi ve yakın dönem siyasal tarihi arasında gelişen çalışmalarıyla Türkiye’nin akademik ve düşünsel hayatında çok yönlü bir miras bıraktı.
Osman Okyar’ın bilimsel çalışmalarını birleştiren temel özellik, kuramsal iktisat bilgisini tarihsel gerçeklikten ayırmamasıdır. Cambridge’de edindiği Keynesyen iktisat birikimini Türkiye’nin kalkınma, devletçilik ve sanayileşme meselelerine uygulamış; sonraki yıllarda aynı çözümleme disiplinini Osmanlı ekonomisine ve Cumhuriyet’in siyasal tarihine taşımıştır.
Osman Okyar’ın Bibliosfer profili Türk iktisat tarihi, Keynesyen iktisat, iktisat teorisi, Osmanlı ekonomisi, Cumhuriyet tarihi, Fethi Okyar, Serbest Cumhuriyet Fırkası, çok partili hayat, siyasi hatırat, arşiv çalışması ve üniversite yönetimi eksenlerinde şekillenir.
İKTİSAT VE TARİH ARASINDAKİ KONUMU
Osman Okyar, iktisat teorisiyle tarih araştırmasını aynı akademik çizgide birleştiren Türkiye’nin öncü bilim insanlarından biridir.
Cambridge’deki eğitimi ona dönemin en etkili iktisat tartışmalarını doğrudan izleme imkânı verdi. Türkiye’ye döndüğünde bu birikimi yalnızca yabancı kuramların aktarılması şeklinde kullanmadı; ülkenin kalkınma, istihdam, sermaye birikimi ve sanayileşme meselelerine uygulamaya çalıştı.
Akademik gelişiminin sonraki aşamasında iktisadi olayların yalnızca modellerle açıklanamayacağını, kurumların ve tarihsel şartların da incelenmesi gerektiğini öne çıkardı. Bu nedenle iktisat teorisinden Osmanlı-Türkiye iktisat tarihine yönelmesi bir konu değişikliğinden çok araştırma yönteminin genişlemesidir.
KEYNESYEN İKTİSAT
Osman Okyar’ın erken dönem bilimsel çalışmalarının merkezinde John Maynard Keynes’in iktisat teorisi bulunur.
Keynesyen yaklaşım, toplam talep, yatırım, gelir ve istihdam arasındaki ilişkinin piyasanın kendiliğinden dengelenmesi varsayımıyla açıklanamayacağını savunur. Okyar’ın doktora çalışması, bu yaklaşımı neoklasik teoriyle karşılaştırarak Türkçe iktisat literatürüne taşıdı.
Okyar, Keynesyen politikaları değişmez reçeteler olarak değerlendirmedi. Gelişmekte olan bir ülkede yatırım harcamalarının üretim kapasitesini yeterince artırmaması durumunda genişletici politikaların enflasyon veya dış denge sorunları yaratabileceğini dikkate aldı.
Bu yaklaşım, iktisat kuramının uygulanacağı ülkenin kurumsal ve yapısal şartlarının incelenmesi gerektiğini gösterir. Okyar’ın katkısı, Keynes’i yalnızca tanıtmak değil, teorinin Türkiye bağlamındaki imkân ve sınırlarını tartışmaktır.
CAMBRIDGE EĞİTİMİNİN ÖNEMİ
Okyar’ın Cambridge Üniversitesinde eğitim aldığı dönem, iktisat düşüncesinin hızlı biçimde değiştiği yıllara rastlar.
Pigou’nun refah iktisadı, Keynes’in toplam talep yaklaşımı, Kahn’ın çoğaltan çözümlemesi ve Joan Robinson’ın eksik rekabet çalışmaları Cambridge’de aynı entelektüel ortam içinde tartışılıyordu.
Okyar’ın 1940’ta First Class Honours derecesiyle mezun olması, bu yoğun akademik ortam içindeki başarısının göstergesidir. King’s College’ın verdiği para ödülü ve Keynes imzalı kutlama mektubu da başarısının kurumsal karşılığını oluşturur.
Bu tanınma bir edebiyat ödülü değildir; iktisat eğitimi ve akademik yetkinlik bakımından kariyerinin temel başarılarından biridir.
DEVLETÇİLİK
Osman Okyar’ın önemli araştırma konularından biri Türkiye’de devletçilik uygulamasıdır.
Devletçiliği yalnızca devletin işletme sahibi olmasıyla sınırlı görmez. Özel sektörün kapasitesi, sermaye birikiminin yetersizliği, dış ekonomik şartlar, altyapı yatırımları ve kalkınma hedefleriyle birlikte ele alır.
“The Concept of Etatism” başlıklı makalesi, devletçiliğin ideolojik bir slogan yerine belirli tarihsel ve ekonomik şartlarda gelişen politika bütünü olarak incelenmesine katkıda bulunmuştur.
Bu yaklaşım, Cumhuriyet’in erken dönem ekonomik politikalarının yalnızca devletçilik-serbest piyasa karşıtlığı üzerinden açıklanamayacağını gösterir.
OSMANLI İKTİSAT TARİHİ
Okyar, Osmanlı ekonomisini gerileme düşüncesinin değişmez bir örneği olarak ele almaz.
Devlet gelirleri, üretim, ticaret, teknoloji, yatırımlar ve kurumsal dönüşüm gibi göstergelerin farklı yüzyıllar için ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini savunur.
On altıncı yüzyıldaki ekonomik büyüme, on dokuzuncu yüzyılda devletin ekonomik rolü ve Tanzimat ekonomisine ilişkin değerlendirmeleri, Osmanlı tarihini iktisadi değişim süreçleri üzerinden açıklama girişimleridir.
Çalışmaları, tarihçilerin kullandığı belgelerle iktisatçıların büyüme, yatırım ve kurumsal yapı kavramları arasında ilişki kurulmasına katkıda bulunmuştur.
HALİL İNALCIK’LA ÇALIŞMALARI
Halil İnalcık, Osman Okyar’ın iktisat tarihine yönelmesinde etkili olan başlıca tarihçilerden biridir.
İnalcık’ın arşiv belgelerine ve Osmanlı kurumlarının işleyişine dayanan tarih anlayışı, Okyar’ın iktisadi çözümleme yöntemleriyle tamamlayıcı bir ilişki kurmuştur.
1977’de düzenlenen uluslararası kongre ve 1980’de yayımlanan Social and Economic History of Turkey, farklı disiplinlerden bilim insanlarını aynı araştırma alanında buluşturmuştur.
Bu çalışma, Türkiye’nin sosyal ve ekonomik tarihini yalnızca ulusal bir anlatı içinde değil, uluslararası tarihçilik ve iktisat tarihi tartışmaları içinde değerlendirmeyi amaçlamıştır.
KAMU GÖREVLERİ
Okyar’ın Devlet Planlama Teşkilatı, Merkez Bankası ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğindeki görevleri, akademik bilgiyle uygulama arasındaki ilişkiyi güçlendirmiştir.
Devlet Planlama Teşkilatındaki danışmanlığı sırasında ekonomik kalkınmanın hedef, kaynak ve sektörler arasında nasıl planlanabileceğini doğrudan gözlemlemiştir.
Merkez Bankası yönetim kurulu üyeliği, para politikası ve ekonomik istikrar meselelerini kurumsal düzeyde değerlendirmesini sağlamıştır.
Bu görevler, teorik çalışmalarının gerçek ekonomik karar süreçleriyle sınanmasına imkân vermiştir.
ÜNİVERSİTE YÖNETİMİ
Atatürk Üniversitesi rektörlüğü, Osman Okyar’ın akademik yaşamındaki en kapsamlı idari görevlerden biridir.
Rektörün sorumluluğu yalnızca mevcut öğretimi yönetmek değildir. Akademik kadroların kurulması, fakültelerin gelişmesi, bütçe ve altyapının düzenlenmesi ve üniversitenin bulunduğu bölgeyle ilişki kurması gibi alanları kapsar.
Hacettepe Üniversitesinde Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesinin kurucu dekanlığını ve İktisat Bölümünün kurucu başkanlığını üstlenmesi, yeni bir akademik kurumun programını ve çalışma kültürünü oluşturmasına imkân vermiştir.
Bu görevleri, Osman Okyar’ın bireysel araştırmalarının yanında Türkiye’de iktisat eğitiminin kurumsallaşmasına da katkıda bulunduğunu gösterir.
FETHİ OKYAR’LA TARİHSEL BAĞI
Osman Okyar’ın Cumhuriyet tarihi çalışmalarında babası Fethi Okyar özel bir konuma sahiptir.
Fethi Okyar; İttihat ve Terakki mensubu, diplomat, meclis başkanı, başbakan ve Serbest Cumhuriyet Fırkasının genel başkanı olarak Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişin merkezî aktörlerinden biridir.
Osman Okyar, bu aile bağının sağladığı tanıklık ve belgelere erişim imkânını tarih araştırmasına dönüştürmüştür. Bununla birlikte çalışmasının yalnızca babasının hatırasını savunmaya dönüşmemesi için olayları meclis tutanakları, basın ve diğer tarihsel kaynaklarla birlikte değerlendirmeye yönelmiştir.
Bu konum ona önemli bir kaynak yakınlığı sağlamış; aynı zamanda kişisel hafızayla tarihsel çözümleme arasında dikkatli bir denge kurma sorumluluğu yüklemiştir.
ATATÜRK, OKYAR VE ÇOK PARTİLİ TÜRKİYE
Atatürk, Okyar ve Çok Partili Türkiye – Fethi Okyar’ın Anıları, Osman Okyar’ın yakın dönem tarihçiliğindeki temel eseridir.
Kitabın merkezinde Fethi Okyar’ın 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkasını kurması ve partinin yaklaşık üç ay sonra kapanması bulunur. Ancak çalışma yalnızca partinin kronolojik hikâyesini anlatmaz.
Atatürk ile Fethi Okyar arasındaki dostluk, yeni bir muhalefet partisinin kurulmasına duyulan ihtiyaç, iktidar partisinin tepkileri, yerel yöneticilerin davranışları ve toplumun muhalefete gösterdiği yoğun ilgi birlikte ele alınır.
Eser bu yönüyle kontrollü biçimde başlatılan bir muhalefet girişiminin, gerçek bir toplumsal siyasal harekete dönüştüğünde nasıl yeni gerilimler ürettiğini gösteren birinci elden kaynaktır.
SERBEST CUMHURİYET FIRKASI
Serbest Cumhuriyet Fırkası, Cumhuriyet döneminin çok partili yönetime geçme yolundaki erken denemelerinden biridir.
Partinin kuruluşunda ekonomik sıkıntıların, hükümetin denetlenmesi ihtiyacının ve Cumhuriyet yönetiminin demokratik kurumlarla güçlendirilmesi düşüncesinin etkisi vardır.
Kısa sürede oluşan büyük toplumsal ilgi, muhalefet talebinin yalnızca sınırlı bir siyasal çevreye ait olmadığını göstermiştir. Bununla birlikte bu ilgi, iktidar ile muhalefet arasındaki ilişkinin önceden tasarlanan sınırların dışına çıkmasına yol açmıştır.
Osman Okyar’ın çalışması, partinin kapanmasını yalnızca tek bir kişinin kararıyla açıklamak yerine siyasal aktörler, yerel teşkilatlar, toplumsal beklentiler ve rejimin güvenlik kaygıları arasındaki ilişki içinde değerlendirmeye imkân verir.
ÇOK PARTİLİ HAYAT
Osman Okyar için çok partili hayat, yalnızca birden fazla partinin resmen kurulması değildir.
Muhalefetin hükümeti eleştirebilmesi, basının farklı görüşleri yayımlayabilmesi, seçimlerin güven içinde yapılması ve kamu görevlilerinin partiler karşısında tarafsız davranması gerekir.
Serbest Cumhuriyet Fırkası deneyimi, bu kurumların yalnızca hukuki düzenlemelerle kısa sürede yerleşemeyeceğini göstermiştir.
Kitap, demokratik hayatın siyasal kültür, kurumlar, alışkanlıklar ve iktidarın eleştiriye tahammülüyle birlikte geliştiğini düşündürür.
SİYASİ HATIRAT
Siyasi hatırat, olaylara doğrudan katılmış kişilerin deneyimlerini aktarması nedeniyle önemli bir tarih kaynağıdır.
Bununla birlikte hatırat yazarı olayları daha sonraki bilgileri, kişisel ilişkileri ve kendisini açıklama ihtiyacı içinden anlatır. Bu nedenle anılar hem bilgi verir hem de yazarın olayları nasıl hatırlamak istediğini gösterir.
Osman Okyar ve Mehmet Seyitdanlıoğlu, Fethi Okyar’ın anlatısını tarihsel bağlama yerleştirerek bu iki yönü birlikte görünür kılmıştır.
Eserin değeri, yalnızca bilinmeyen bilgiler sunmasında değil, Cumhuriyet’in kuruluş kuşağından bir devlet adamının siyasal olayları nasıl yorumladığını göstermesinde de bulunur.
ARŞİV VE YAYINA HAZIRLAMA YÖNTEMİ
Kitabın hazırlanmasında aile belgeleri, Fethi Okyar’ın anlatıları, gazete açıklamaları, meclis tutanakları ve döneme ilişkin tarihsel bilgiler bir araya getirilmiştir.
Osman Okyar, daha önce yayımlanmış anıları doğrudan tekrar etmekle yetinmemiş; eksik gördüğü tarihsel bağlantıları açıklamaya çalışmıştır.
“Sonuç ve Değerlendirme” bölümünde Serbest Cumhuriyet Fırkası deneyiminin genel siyasal tarih içindeki anlamını yorumlamıştır.
Bu yöntem, belge yayımlama, anı düzenleme ve tarihsel çözümlemeyi aynı eserde birleştirir.
ATATÜRK VE FETHİ OKYAR İLİŞKİSİ
Kitapta Atatürk ile Fethi Okyar arasındaki ilişki yalnızca cumhurbaşkanıyla muhalefet lideri arasındaki resmî ilişki değildir.
İki isim Osmanlı ordusundaki gençlik yıllarından Millî Mücadele’ye ve Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan uzun bir dostluğu paylaşmıştır.
Bu kişisel güven, Fethi Okyar’ın muhalefet partisini kurmakla görevlendirilmesini mümkün kılmıştır. Ancak siyasal partilerin oluşmasıyla birlikte kişisel dostluk, kurumsal ve toplumsal çatışmaları denetlemeye yeterli olmamıştır.
Eser, modern siyasetin kişisel güven kadar açık kurallara ve bağımsız kurumlara ihtiyaç duyduğunu gösteren tarihsel bir örnek sunar.
DIŞ POLİTİKA ÇALIŞMALARI
Osman Okyar’ın Millî Mücadele dönemi Türk-Sovyet ilişkileri ve Mustafa Kemal’in dış politikası üzerine eserleri, iktisatçı kimliğiyle tarihçiliği arasındaki bağı sürdürür.
Millî Mücadele diplomasisini yalnızca ideolojik yakınlıklar üzerinden açıklamaz. Silah, mali kaynak, uluslararası tanınma ve askerî zorunlulukları da dikkate alır.
Sovyet Rusya’yla kurulan ilişkiyi, Ankara hükûmetinin bağımsızlığını korurken ihtiyaç duyduğu dış desteği sağlama arayışı içinde değerlendirir.
Bu yaklaşım, dış politikanın askerî, ekonomik ve diplomatik şartların birlikte değerlendirilmesiyle anlaşılabileceğini gösterir.
DİL VE ANLATIM
Osman Okyar’ın yazı dili akademik açıklık ve ölçülülük taşır.
İktisat çalışmalarında kavramların sınırlarını belirler, farklı kuramları karşılaştırır ve sonuçlarını tarihsel şartlar içinde değerlendirir.
Yakın tarih çalışmalarında ise kişisel tanıklıklardan yararlanmakla birlikte anlatıyı duygusal bir aile hatırasına indirgemez.
Açıklayıcı ve analitik anlatımı, iktisat teorisiyle tarih yazımında kullandığı ortak bilimsel yöntemin dildeki karşılığıdır.
AKADEMİK VE DÜŞÜNSEL ETKİSİ
Osman Okyar’ın etkisi üç temel alanda belirginleşir.
İlk olarak Keynesyen iktisadın Türkiye’de tanınması ve neoklasik teoriyle karşılaştırmalı biçimde incelenmesine katkıda bulunmuştur.
İkinci olarak Osmanlı ve Türkiye iktisat tarihini uluslararası araştırmalarla ilişkilendirerek tarihçilerle iktisatçılar arasındaki disiplinler arası çalışmaları güçlendirmiştir.
Üçüncü olarak Fethi Okyar’ın anılarını tarihsel bağlam içinde yayımlayarak erken Cumhuriyet döneminin muhalefet ve demokratikleşme tartışmalarına önemli bir kaynak kazandırmıştır.
BİBLİOSFER SINIFLANDIRMASI
Osman Okyar için temel sınıflandırma alanları Türk iktisat tarihi, Keynesyen iktisat, iktisat teorisi, Osmanlı ekonomisi, Cumhuriyet tarihi, Fethi Okyar, Serbest Cumhuriyet Fırkası, çok partili hayat, siyasi hatırat, arşiv çalışması ve üniversite yönetimidir.
Osman Okyar’ın çalışmalarını birleştiren temel özellik, ekonomik ve siyasal olayları kuramsal açıklamalarla tarihsel belgeler arasında kurduğu ilişki üzerinden değerlendirmesidir.
Neoklasik Teoriden Keynes Teorisine’de modern iktisat düşüncesini; Osmanlı ekonomisine ilişkin çalışmalarında büyüme, devlet ve kurumları; Atatürk, Okyar ve Çok Partili Türkiye’de ise siyasal muhalefet, parti düzeni ve demokratikleşmeyi ele almıştır.
Atatürk, Okyar ve Çok Partili Türkiye – Fethi Okyar’ın Anıları, aile hafızasını akademik tarih araştırmasına dönüştüren bir eser olması bakımından külliyatının en ayırt edici çalışmalarından biridir. Fethi Okyar’ın tanıklığını korurken onu basın, meclis ve siyasal tarih verileriyle ilişkilendirerek çok partili hayatın kuruluş sorunlarını geniş bir çerçevede incelemiştir.