Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
2 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 23-12-1917
Doğum yeri İstanbul
Ölüm tarihi 16-04-2002

#OsmanOkyar, 23 Aralık 1917’de İstanbul’un Kadıköy ilçesinde, anne tarafından büyükbabası İsmail Hakkı Bey’in köşkünde doğdu. Babası asker, diplomat ve devlet adamı Ali Fethi Okyar; annesi Fatma Galibe Hanım’dı. #FethiOkyar’ın Mustafa Kemal Atatürk’le yakın arkadaşlığı ve Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan siyasal görevleri, Osman Okyar’ın çocukluk ve gençlik çevresini doğrudan biçimlendirdi.

Çocukluk yıllarını İstanbul’da, siyaset, diplomasi ve kültür dünyasından kişilerin bulunduğu geniş bir aile çevresinde geçirdi. Ortaöğrenimini Galatasaray Lisesinde sürdürdü. Gençlik yıllarından itibaren düşünceli, ölçülü ve farklı kültürlerle ilişki kurabilen kişiliğiyle tanındı.

Babası Fethi Okyar’ın Londra büyükelçiliği sırasında İngiltere’ye gönderildi. Bir süre İngilizce ve Latince eğitimi aldıktan sonra 1937-1938 akademik yılında Cambridge Üniversitesine bağlı King’s College’a kabul edildi. Burada iktisat öğrenimi görerek Arthur Cecil Pigou, Dennis Robertson, Richard Kahn, Joan Robinson, Gerald Shove ve John Maynard Keynes’in temsil ettiği güçlü Cambridge iktisat geleneğiyle tanıştı.

Osman Okyar, Cambridge’deki son yılında Keynes’in savaşın finansmanı üzerine verdiği dersi de izledi. Haziran 1940’ta mezuniyet sınavlarında yaklaşık yüz öğrenci arasında en yüksek dereceye ulaşan iki öğrenciden biri olarak “First Class Honours” aldı. King’s College tarafından para ödülüyle onurlandırıldı; ödülü bildiren ve kendisini kutlayan mektubun Keynes tarafından imzalanması, genç iktisatçının eğitim hayatındaki önemli akademik tanınmalardan biri oldu.

1942’de Dışişleri Bakanlığında göreve başladı. Diplomasi alanındaki çalışmanın kendi bilimsel yönelimine uygun olmadığını düşünerek kısa süre sonra Türkiye’ye döndü. Askerlik hizmetini tamamlamasının ardından 1946’da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde akademik hayata katıldı.

Fakültede önce İtalyan iktisatçı Umberto Ricci’nin, daha sonra Fritz Neumark’ın yanında çalıştı. Doktora araştırmasında neoklasik iktisat teorisiyle Keynesyen teoriyi karşılaştırdı. Çalışmasının kitaplaştırılmış biçimi 1954’te Neoklasik Teoriden Keynes Teorisine adıyla yayımlandı ve #Keynesyeniktisatın Türkçe iktisat literatürüne aktarılmasına katkıda bulundu.

Okyar, Keynesyen yaklaşımı yalnızca gelişmiş ekonomilere uygulanabilecek bir kuram olarak değerlendirmedi. Yatırım, gelir, istihdam ve sanayileşme ilişkilerinin gelişmekte olan ülkelerde nasıl ele alınabileceğini araştırdı. Bununla birlikte Keynesyen politikaların farklı ekonomik yapılara aktarılırken ülkenin üretim kapasitesinin, sermaye birikiminin ve kurumsal şartlarının dikkate alınması gerektiğini savundu.

1951’de doçentliğe yükseldi ve 1957’ye kadar İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde çalıştı. Kenneth E. Boulding’in iktisadi analiz ve fiyat teorisi üzerine eserini Türkçeye çevirerek uluslararası #iktisatteorisi literatürünün Türkiye’de tanınmasına katkı sağladı. Derslerinde iktisat teorisini güncel ekonomik meselelerle ve tarihsel gelişmelerle birlikte ele aldı.

1957-1958 akademik yılında Beyrut Amerikan Üniversitesinde misafir öğretim üyesi olarak bulundu. Türkiye’ye döndükten sonra Cumhuriyet Halk Partisi Araştırma Bürosunun başkanlığını üstlendi. Bu görevi sırasında ekonomik ve toplumsal sorunların bilimsel araştırmalara dayanarak değerlendirilmesi için çalışmalar yürüttü.

1960’ların ilk yarısında akademik çalışmalarıyla kamu görevlerini birlikte sürdürdü. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Ekonomi Bölümünde ders verdi; Devlet Planlama Teşkilatında danışmanlık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasında yönetim kurulu üyeliği ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde danışmanlık yaptı. Bu görevler, iktisat teorisiyle ekonomik planlama ve kamu politikası arasındaki ilişkiyi doğrudan gözlemlemesini sağladı.

1964’te profesörlüğe yükseldi ve aynı yıl Atatürk Üniversitesi rektörlüğüne atandı. 1967’ye kadar sürdürdüğü rektörlük görevi sırasında üniversitenin akademik ve kurumsal gelişimine katkıda bulundu. 1967’de Hacettepe Üniversitesi bünyesinde kurulan Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesinin kurucu dekanı ve İktisat Bölümünün kurucu başkanı olarak #üniversiteyönetimi alanında sorumluluk üstlendi.

Hacettepe Üniversitesindeki görevini 1985’te emekliye ayrılıncaya kadar sürdürdü. Akademik programların oluşturulması, öğretim kadrosunun geliştirilmesi ve iktisat eğitiminin uluslararası standartlarla ilişkilendirilmesi konularında görev aldı. 1972’de Columbia Üniversitesinde misafir profesör olarak bulunması, uluslararası akademik ilişkilerini sürdürmesine imkân verdi.

Okyar’ın araştırma alanı zamanla iktisat teorisinden #Türkiktisattarihine doğru genişledi. Devletçilik, ekonomik büyüme, sanayileşme, sermaye piyasaları ve devletin ekonomik hayattaki rolü üzerine makaleler yayımladı. #Osmanlıekonomisinin yalnızca durağanlık ve gerileme kavramlarıyla açıklanamayacağını; dönemlere, kurumlara, üretim ilişkilerine ve devlet politikalarına göre incelenmesi gerektiğini savundu.

Halil İnalcık’la birlikte Türkiye’nin sosyal ve ekonomik tarihine yönelik uluslararası çalışmaların gelişmesine katkıda bulundu. 1977’de düzenlenen Türkiye’nin sosyal ve ekonomik tarihi kongresinin hazırlanmasında görev aldı; bildiriler 1980’de Social and Economic History of Turkey (1071-1920) adıyla yayımlandı. Çalışma, Osmanlı ve Türkiye iktisat tarihini farklı ülkelerden tarihçilerin ve iktisatçıların araştırmalarıyla birlikte değerlendiren temel başvuru eserlerinden biri oldu.

Emekliliğinin ardından #Cumhuriyettarihine daha fazla yöneldi. Babası Fethi Okyar’ın İttihat ve Terakki içindeki konumu, Millî Mücadele yıllarındaki görevleri, Cumhuriyet’in kuruluşundaki rolü ve 1930’daki #SerbestCumhuriyetFırkası deneyimi üzerine çalıştı. İktisatçının neden-sonuç ilişkilerine dayanan çözümleme yöntemiyle aile arşivinden gelen kişisel tanıklıkları bir araya getirdi.

Fethi Okyar’ın Serbest Cumhuriyet Fırkası dönemine ilişkin bazı anıları daha önce gazete tefrikalarında ve 1987’de kız kardeşi Nermin Kırdar tarafından hazırlanan bir kitapta yayımlanmıştı. Osman Okyar, bu metinlerin olayın siyasal arka planını bütünüyle açıklamak için yeterli olmadığını düşündü. Mehmet Seyitdanlıoğlu’yla birlikte anıları, dönemin basınını, meclis kayıtlarını, aile belgelerini ve tarihsel değerlendirmeleri bir araya getiren kapsamlı bir #arşivçalışması hazırladı.

Atatürk, Okyar ve Çok Partili Türkiye – Fethi Okyar’ın Anıları 1997’de yayımlandı. Kitap, Atatürk ile Fethi Okyar arasındaki uzun süreli dostluğu, muhalefet partisinin kurulma gerekçelerini, Serbest Cumhuriyet Fırkasına gösterilen yoğun toplumsal ilgiyi ve partinin kısa süre içinde kapanmasına yol açan siyasal gerilimleri birinci elden tanıklıklarla ele aldı.

Osman Okyar, kitaptaki katkısını yalnızca aile belgelerini yayımlamakla sınırlamadı. Fethi Okyar’ın anlatısını dönemin siyasal şartları içine yerleştirdi; tek parti yönetimi, muhalefet ihtiyacı, parti-devlet ilişkileri ve #çokpartilihayatın oluşması üzerine değerlendirmeler yaptı. Böylece kişisel bir #siyasihatıratı erken Cumhuriyet döneminin demokratikleşme arayışlarını inceleyen tarihsel bir kaynağa dönüştürdü.

Milli Mücadele Dönemi Türk-Sovyet İlişkilerinde Mustafa Kemal (1920-1921) ve İstiklal Harbinde Mustafa Kemal’in Dış Politikası gibi çalışmalarında diplomasi, savaş ve ekonomik zorunluluklar arasındaki ilişkiyi ele aldı. Atatürk ve Cumhuriyet dönemi üzerine hazırladığı metinlerde yakın tarihin kişisel kahramanlık anlatılarıyla sınırlanmadan kurumlar, uluslararası ilişkiler ve siyasal tercihler üzerinden incelenmesini amaçladı.

Osman Okyar, 16 Nisan 2002’de hayatını kaybetti. Cenazesi 18 Nisan’da İstanbul’daki Teşvikiye Camii’nden kaldırıldı. İktisat teorisi, iktisat tarihi, kamu yönetimi ve yakın dönem siyasal tarihi arasında gelişen çalışmalarıyla Türkiye’nin akademik ve düşünsel hayatında çok yönlü bir miras bıraktı.

Osman Okyar’ın bilimsel çalışmalarını birleştiren temel özellik, kuramsal iktisat bilgisini tarihsel gerçeklikten ayırmamasıdır. Cambridge’de edindiği Keynesyen iktisat birikimini Türkiye’nin kalkınma, devletçilik ve sanayileşme meselelerine uygulamış; sonraki yıllarda aynı çözümleme disiplinini Osmanlı ekonomisine ve Cumhuriyet’in siyasal tarihine taşımıştır.