Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 10-06-1914
Doğum yeri Trabzon
Ölüm tarihi 18-04-1988

#OktayRıfat, 10 Haziran 1914’te, babasının vali olarak görev yaptığı Trabzon’da doğdu. Babası şair, dilci ve Türk Dil Kurumunun ilk başkanı Samih Rıfat; annesi Münevver Hanım’dı. Edebiyat, müzik, resim ve dil çalışmalarının önemsendiği bir aile ortamında yetişmesi, sanatla erken yaşta ilişki kurmasını sağladı.

Çocukluğunun önemli bir bölümünü Ankara’da geçirdi. İlkokul yıllarında tanıştığı Orhan Veli Kanık’la arkadaşlığı Ankara Erkek Lisesinde devam etti; burada Melih Cevdet Anday’la da tanıştı. Üç arkadaş okulun Sesimiz dergisinde şiir ve yazılar yayımlayarak daha sonra Türk şiirinde gerçekleştirecekleri yeniliğin ilk ortak ortamını oluşturdular.

Oktay Rıfat’ın ilk şiirlerinde hece ölçüsünün, Beş Hececilerin ve dönemin sembolist şiir anlayışının etkileri görülüyordu. “Mermer Merdivenler”, “Yollar” ve “Hasret” gibi erken dönem şiirlerinde geleneksel biçimlerle şiirsel görüntülerden yararlandı. Orhan Veli ve Melih Cevdet’le sürdürdüğü ortak çalışmalar, zamanla onu şiirin yerleşmiş kurallarını sorgulamaya yöneltti.

Ankara Erkek Lisesinden 1934’te mezun oldu ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. Hukuk öğrenimini 1937’de tamamladı. Maliye Bakanlığı tarafından hukuk doktorası yapmak üzere Paris’e gönderildi; ancak İkinci Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine doktora çalışmasını tamamlayamadan 1940’ta Türkiye’ye döndü.

Paris yıllarında Fransız edebiyatını, modern Avrupa şiirini ve Batı sanatındaki yeni yönelimleri yakından tanıdı. Fransızcası, sonraki yıllarda Molière, Balzac, Turgenyev, Alfred de Musset, François Mauriac ve Georges Simenon gibi yazarlardan #çeviriler yapmasına imkân verdi. Klasik Yunan ve Latin şiirine ilgisi de şiirindeki mitolojik ve kültürel katmanların gelişmesine katkıda bulundu.

Türkiye’ye döndükten ve askerlik görevini tamamladıktan sonra Maliye Bakanlığı ile Basın Yayın Genel Müdürlüğünde çalıştı. Ankara Radyosunda yöneticilik yaptı; daha sonra Ankara ve İstanbul’da serbest avukatlık görevini sürdürdü. Çalışma hayatının son döneminde Devlet Demiryollarında hukuk müşaviri olarak görev yaptı ve 1970’li yılların başında emekliye ayrıldı.

Oktay Rıfat, Orhan Veli ve Melih Cevdet Anday’la birlikte 1941’de #Gariphareketinin ortak kitabı olan Garip’i yayımladı. Kitabın ön sözünde şiirin ölçü, uyak, söz sanatı ve seçkin konulara bağlı olması gerektiği düşüncesine karşı çıkıldı. Gündelik konuşma dili, sıradan insanlar, küçük olaylar ve mizah şiirin temel malzemeleri arasına alındı.

Garip hareketi, şiirin yalnızca belirli bir eğitim ve kültür çevresine seslenen sanat olmaktan çıkarılmasını amaçlıyordu. Oktay Rıfat bu dönemde aşkı, avareliği, sokaktaki insanı, yoksulluğu ve gündelik hayatın şaşırtıcı ayrıntılarını yalın bir söyleyişle anlattı. Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler ile Güzelleme, Garip şiirinin konuşmaya dayalı diliyle halk şiirinden gelen ses ve söyleyişleri buluşturdu.

Aşağı Yukarı ve Karga ile Tilki kitaplarında toplumsal konulara daha belirgin biçimde yöneldi. Emek, yoksulluk, eşitsizlik, savaş, özgürlük ve sıradan insanların hayat mücadelesi #toplumcuşiir anlayışı içinde geniş yer buldu. Karga ile Tilki, şiir dilindeki yeniliği toplumcu duyarlılıkla birleştirmesi nedeniyle 1955 Yeditepe Şiir Ödülü’ne değer görüldü.

1956’da yayımlanan #PerçemliSokak, Oktay Rıfat’ın şiir serüvenindeki en önemli dönüşümlerden birini temsil etti. Şair bu kitapta Garip döneminin doğrudan, açıklayıcı ve gündelik söyleyişinden uzaklaşarak imgeyi, sözcükler arasındaki beklenmedik ilişkileri ve görünen gerçekliğin dönüştürülmesini öne çıkardı. Kitabın ön sözü, anlamın yalnızca nesnelerin alışılmış düzeninden değil, şiirin kurduğu yeni görüntülerden doğabileceğini savunan erken poetik metinlerden biri oldu.

Perçemli Sokak, ortaya çıktığı dönemde #İkinciYeni şiiriyle aynı yenilikçi ortam içinde değerlendirildi. Oktay Rıfat’ın amacı belirli bir edebî akıma bütünüyle bağlanmaktan çok, şiirin ifade imkânlarını yeniden araştırmaktı. Âşık Merdiveni’nde de sürdürdüğü bu yönelim, halk şiirinden gelen sesle modern #imgecişiiri ve soyutlamayı bir araya getirdi.

#ElleriVarÖzgürlüğün, 1966’da yayımlandı ve şairin toplumcu duyarlılıkla imgeci şiir anlayışını yeni bir düzeyde birleştirdiği eserlerden biri oldu. Kitap özgürlük, emek, baskı, insanlık durumu ve etik sorumluluk gibi konuları tarihsel ve mitolojik göndermelerle işledi. Agamemnon çevresinde gelişen şiirlerde antik Yunan destanı ve tragedyası güncel insanlık sorunlarıyla ilişkilendirildi.

Şiirler ve Yeni Şiirler kitaplarında nesne, görüntü, düşünce ve ses arasındaki ilişkileri daha yoğun biçimde araştırdı. Günlük hayatın küçük ayrıntıları, tarih, aşk, ölüm ve insanın dünyadaki konumu özgün bir biçim düzeni içinde birleşti. Şiirler, şairin olgunluk dönemindeki biçim ve dil arayışının önemli bir örneği olarak 1970 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü’ne değer görüldü.

1970’lerin ortalarından itibaren yılın bir bölümünü Ayvalık’ın Altınova çevresinde geçirmesi, şiirinde doğa ve kırsal yaşamın daha belirgin hâle gelmesini sağladı. Çobanıl Şiirler, Bir Cıgara İçimi, Elifli, Denize Doğru Konuşma, Dilsiz ve Çıplak ile Koca Bir Yaz’da deniz, tarla, bitkiler, hayvanlar, mevsimler ve gündelik emek #doğaşiiri içinde işlendi. Doğa, yalnızca seyredilen bir manzara değil, insanla sürekli ilişki içinde bulunan canlı bir varlık alanına dönüştü.

Oktay Rıfat, şiirin yanında #tiyatro, #roman ve deneme alanlarında da eser verdi. Birtakım İnsanlar, Kadınlar Arasında, Atlarla Filler, Çil Horoz ve Yağmur Sıkıntısı oyunlarında bireyin toplumsal düzenle, ekonomik değişimlerle ve kendi çevresiyle yaşadığı çatışmaları sahneye taşıdı. Bir Kadının Penceresinden, Danaburnu ve Bay Lear romanlarında toplumsal gerçekçilikten modernist ve deneysel anlatı biçimlerine uzanan farklı yöntemler kullandı.

Yağmur Sıkıntısı, bireysel çatışmayla toplumsal koşulları sahne dili içinde birleştirmesi nedeniyle Ankara Sanatseverler Derneğinin Yılın En İyi Oyunu Ödülü’nü ve TRT Sahne Eserleri Yarışması Başarı Ödülü’nü aldı. Bir Cıgara İçimi 1980 Sedat Simavi Vakfı Ödülü’ne, Danaburnu 1981 Madaralı Roman Ödülü’ne, Dilsiz ve Çıplak ise 1984 Behçet Necatigil Şiir Ödülü’ne değer görüldü. Bu ödüller, onun şiir, tiyatro ve roman alanlarındaki çok yönlü üretiminin farklı dönemlerde karşılık bulduğunu gösterdi.

Oktay Rıfat, son şiir kitabı Koca Bir Yaz’ı 1987’de yayımladı. Kitapta yaşlanma, ölüm, doğa, zaman ve yaşamın geçiciliği sade fakat yoğun bir şiir diliyle ele alındı. Şair, 18 Nisan 1988’de İstanbul’da geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybetti ve Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.

Oktay Rıfat, yaklaşık elli yıllık edebiyat hayatı boyunca aynı şiir anlayışını tekrar etmek yerine her dönemde dilini ve biçimini yeniledi. Garip hareketinin gündelik ve yalın şiirinden Perçemli Sokak’ın imgeci dünyasına, Elleri Var Özgürlüğün’ün toplumcu ve etik sorgulamalarından son döneminin doğa şiirlerine uzanan çok katmanlı bir külliyat oluşturdu. Şiir, tiyatro, roman, deneme ve çeviri alanındaki eserleriyle #Türkşiirinin kurucu ve dönüştürücü isimlerinden biri oldu.