Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 1934
Doğum yeri Kahramanmaraş
Ölüm tarihi 18-10-2019

#NuriPakdil, nüfus kayıtlarındaki adıyla Nureddin Pakdil, 1934 yılında Kahramanmaraş’ın Yörükselim Mahallesi’nde doğdu. Annesi Hatice Vecihe Hanım, babası Mehmet Emin Ziyai Bey’di. Ailesi, Maraş’ta ticaretle uğraşan ve dinî eğitime önem veren köklü bir çevreye mensuptu. Çocukluk yıllarında ailesinden aldığı kültür, annesinden dinlediği Cezayir hikâyeleri ve Maraş’ın sözlü anlatı geleneği, ileride geliştireceği düşünce ve edebiyat dünyasının ilk kaynaklarını oluşturdu.

Ailesinin resmî eğitim sistemine yönelik çekinceleri nedeniyle okula yaşıtlarıyla aynı zamanda başlayamadı. İlk eğitimini özel olarak tutulan Ahmet Kuşçu’dan aldı; okuma yazmanın yanında Kur’an eğitimi gördü. İlkokulu dışarıdan sınavlara girerek tamamladı ve ortaokula üç yıl gecikmeli başladı. Bu yıllarda arkadaşlarıyla hikâyeler kurması, gece buluşmalarında anlatılar üretmesi ve kitaplara yönelmesi, yazarlık eğilimini erken yaşta ortaya çıkardı.

Ortaokuldan sonra Maraş Lisesine devam etti. Henüz lise öğrencisiyken 1954-1955 yıllarında iki arkadaşıyla birlikte Hamle adlı edebiyat dergisini çıkardı. Bir lise dergisi olarak başlayan Hamle, Maraş dışındaki edebiyat çevrelerinin de dikkatini çekti. Pakdil’in şiir ve #deneme türündeki ilk yazıları Kahramanmaraş’ta yayımlanan Demokrasiye Hizmet ve Gençlik gazetelerinde yer aldı.

Ortaokul yıllarında tanıştığı Büyük Doğu dergisi, onun edebî ve düşünsel gelişiminde önemli bir dönüm noktası oldu. Necip Fazıl Kısakürek’in düşünce ve sanat anlayışı, edebiyatı yalnızca estetik bir uğraş değil, insanı ve toplumu dönüştüren bir eylem olarak görmesine katkıda bulundu. Daha sonraki yıllarda Sezai Karakoç’un Diriliş çevresiyle de yakın ilişki kurarak #İslamidüşünce, medeniyet, yabancılaşma ve yerli düşünce meselelerine yöneldi.

1959 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine kaydoldu ve 1965’te mezun oldu. Üniversite yıllarında İstanbul’un edebiyat ve düşünce çevreleriyle ilişki kurdu; Necip Fazıl Kısakürek ve Sezai Karakoç başta olmak üzere dönemin önemli yazar ve düşünürleriyle tanıştı. Hukuk eğitimi, eserlerinde görülen adalet, sorumluluk, insan onuru, iktidar ve toplumsal düzen kavramlarının düşünsel arka planını güçlendirdi.

Üniversite eğitiminin ardından avukatlık stajına başladı ve bir süre mal müdürlüğünde maliyet memuru olarak çalıştı. Askerlik görevini İstanbul Tuzla ve Bitlis’te tamamladı. 1964’te Yeni İstiklâl gazetesinin sanat sayfalarını hazırladı; 1964-1967 yılları arasında bir bakanlıkta hukuk müşaviri, 1967-1973 yılları arasında ise Devlet Planlama Teşkilatında uzman olarak görev yaptı. Kamu kurumlarındaki deneyimleri, bürokrasi, devlet, kalkınma ve insan ilişkileri üzerine gözlemlerini geliştirdi.

Şubat 1969’da Mehmet Akif İnan, Erdem Bayazıt ve Rasim Özdenören’in de aralarında bulunduğu arkadaşlarıyla #Edebiyatdergisini yayımlamaya başladı. Pakdil’in “sabır üssü” olarak nitelendirdiği dergi, Aralık 1984’e kadar yayımlandı. Edebiyat, sanatla düşünceyi, yerel tecrübeyle evrensel meseleleri ve Türk edebiyatıyla İslam coğrafyasının kültürel birikimini buluşturan etkili bir yayın çevresi oluşturdu.

Pakdil, 1972’de Edebiyat Dergisi Yayınlarını kurdu. Yayınevinin ilk kitabı, Avrupa yolculukları sırasında tuttuğu gözlemlerden oluşan Batı Notları oldu. 1972-1984 yılları arasında yayınevinden on sekizi kendi imzasını taşıyan, yirmi yedisi arkadaşlarına ait toplam kırk beş kitap çıktı. #Yayıncılık, onun için yalnızca kitap basmak değil; yeni bir edebiyat dili, düşünce çevresi ve yazar kuşağı oluşturmak anlamına geliyordu.

Edebiyat dergisinde kendi adı dışında Ebubekir Sonumut, Emin Ziyaioğlu, Murtaza Tunçgök, Ali İmran ve Yahya Hurşit gibi çok sayıda müstear isim kullandı. Bu imzalar, dergideki farklı yazı türlerine ve anlatıcı konumlarına eşlik etti. Derginin dil, biçim ve yayın disiplini büyük ölçüde Pakdil’in kişiliğiyle özdeşleşti; çevresindeki genç yazarlara yalnızca metinleriyle değil, çalışma ahlakı ve yayıncılık anlayışıyla da yol gösterdi.

Biat, Bir Yazarın Notları, Edebiyat Kulesi, Derviş Hüneri, Arap Saati ve Kalem Kalesi gibi deneme kitaplarında edebiyat, medeniyet, sanat, devrim, yabancılaşma, emek ve insan sorumluluğu üzerinde durdu. Yazmayı insanın dünyaya karşı geliştirdiği ahlaki ve düşünsel bir tavır olarak değerlendirdi. Ona göre #edebiyatveeylem, insanı alışkanlıklarından uyandırmalı ve onu kendi kültürüyle yeniden ilişki kurmaya yöneltmeliydi.

Bağlanma’da güven, dostluk, ortak yöneliş ve eylem arasındaki ilişkiyi ele aldı. Fethi Gemuhluoğlu’nun anısına ithaf ettiği eserde bağlanmayı körü körüne bağlılık olarak değil; insanın inandığı değerlere, dostlarına ve ortak bir sorumluluğa bilinçli biçimde yönelmesi olarak değerlendirdi. Dostluğun ancak güvenle, ortak eylemin ise samimi bir bağlılıkla mümkün olabileceğini savundu.

Klas Duruş’ta düşünce ile davranışın, söz ile eylemin ve estetikle ahlakın birbirinden ayrılmaması gerektiği üzerinde durdu. “Klas duruş”, Pakdil’in metinlerinde gösterişli bir seçkinliği değil; insanın şartlar karşısında ilkelerini korumasını, kendisini sürekli denetlemesini ve değerlerinden ödün vermeden yaşamasını ifade eder. Bu yaklaşım, onun yazarlığı kadar gündelik yaşamına ve çalışma disiplinine de yön veren temel kavramlardan biri oldu.

Pakdil’in #şiirlerinde Kudüs, Mekke, Medine, İstanbul ve İslam coğrafyasının farklı şehirleri geniş bir manevi ve tarihsel coğrafyanın parçaları hâline geldi. Anneler ve Kudüsler, Sükût Sûretinde, Ahid Kulesi ve Osmanlı Simitçiler Kasidesi gibi eserlerinde şehir, inanç, anne, direniş, umut ve insanlık sorumluluğu arasında güçlü imgeler kurdu. #Kudüsedebiyatına kazandırdığı eserler nedeniyle “Kudüs Şairi” olarak anıldı.

Umut, Put Yapımevleri, Korku, Kalbimin Üstünde Bir Avuç Güneş ve Bakır Dönemi gibi #tiyatro eserlerinde insanın modern düzen karşısındaki sıkışmışlığını, iktidar ilişkilerini, yabancılaşmayı ve umut arayışını sahne diliyle ele aldı. Diyalog, tekrar, simge, yoğunlaştırılmış anlatım ve yer yer absürt tiyatroya yaklaşan sahneler aracılığıyla düşünsel meseleleri dramatik çatışmalara dönüştürdü.

Jacques Prévert’den Harikalar Tablosu ve Ay Operası’nı, Eugène Guillevic’den Kasırganın Çatırtıları’nı Türkçeye çevirdi; çağdaş Arap şiirinden hazırladığı seçkileri Arap Şiiri başlığı altında yayımladı. Bu çalışmalar, onun Fransız ve Arap edebiyatlarıyla kurduğu ilişkiyi gösterdi. Batı edebiyatını yakından izlerken İslam coğrafyasındaki çağdaş edebî üretimin Türkçe okurla buluşmasına da katkıda bulundu.

Edebiyat dergisinin Aralık 1984’te yayın hayatına ara vermesinden sonra uzun süre daha sessiz bir döneme girdi. 1988’de Devlet Planlama Teşkilatındaki görevine döndü ve 1999’da çalışma hayatını tamamladı. Edebiyat Dergisi Yayınları 1997’de yeniden kitap yayımlamaya başladı; Pakdil bu dönemde önceki eserlerini yeniden düzenledi ve yeni kitaplar kaleme aldı.

Uzun süre otellerde yaşayan Pakdil, bu yıllardaki gözlemlerini ve iç hesaplaşmalarını altı kitaptan oluşan Otel Gören Defterler dizisinde bir araya getirdi. Çarpışan Sesler, Yazının Epik Resmi Çekildiği Sırada, Büyük Sorgu, Simsiyah, Ateş Hattında Harf Müfrezeleri ve Yazmak Bir Mûcize adlı ciltlerde yazarlık, yalnızlık, şehir, zaman, sorumluluk ve insanın kendisiyle hesaplaşması üzerinde durdu.

Nuri Pakdil, 2014’te ilk kez verilen Necip Fazıl Saygı Ödülü’ne değer görüldü. Ödül gerekçesinde Edebiyat dergisi aracılığıyla #yerlidüşünceye dayalı yeni bir edebiyatın gelişmesine katkısı, yeni edebî oluşumlara kaynaklık etmesi, kuşakların düşünsel uyanışına öncülük etmesi ve duruşunu uzun yıllar koruması vurgulandı. Ölümünün ardından 2019 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nün edebiyat dalına layık görüldü; ödülde özgün eserleri ve Türk edebiyatına kazandırdığı estetik anlatım dili öne çıkarıldı.

Nuri Pakdil, üst solunum yolu enfeksiyonu nedeniyle tedavi gördüğü Ankara Şehir Hastanesinde 18 Ekim 2019’da hayatını kaybetti. Hacı Bayram Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından Taceddin Dergâhı haziresine defnedildi. 2022’de Ankara’da açılan Nuri Pakdil Edebiyat Müze Kütüphanesi, yazarın özel eşyalarını, kitaplarını ve edebî mirasını okurlarla buluşturan bir kültür mekânına dönüştürüldü.

Nuri Pakdil; #Türkedebiyatı içinde şiir, deneme, tiyatro, gezi yazısı ve çeviri alanlarında eser veren, edebiyatla düşünceyi ve düşünceyle eylemi birbirinden ayırmayan özgün bir yazardır. İslam medeniyeti, Kudüs, insan onuru, emek, devrim, dostluk ve sorumluluk kavramları çevresinde geliştirdiği eserlerinde #medeniyeteleştirisini kendine özgü sözcük seçimleri, yoğun çağrışımlar ve disiplinli bir anlatımla birleştirmiştir.