#NilüferGöle, 1953 yılında Ankara’da doğdu. Ortaöğrenimini Ankara Kolejinde tamamladı. Gençlik yıllarında Türkiye’nin hızlı toplumsal ve siyasal dönüşümlerine tanıklık etmesi, modernleşme süreçleri, toplumsal hareketler, kültürel kimlikler ve farklı hayat biçimlerinin kamusal alandaki karşılaşmalarıyla ilgilenmesinde etkili oldu.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi #sosyoloji Bölümünden 1974’te mezun oldu. Aynı üniversitenin Ekonomi Bölümünde başladığı lisansüstü öğrenimini Fransa’da sürdürdü. Paris 1 Üniversitesinde yüksek lisans yaptıktan sonra École des Hautes Études en Sciences Sociales’de sosyoloji doktorasını tamamladı.
Doktora çalışmasını Fransız sosyolog Alain Touraine’in danışmanlığında hazırladı. Türkiye’deki mühendislerin mesleki kimlikleri, siyasal yönelimleri ve #modernleşme sürecindeki konumları üzerine yürüttüğü araştırma, daha sonra Mühendisler ve İdeoloji adıyla kitaplaştırıldı. Bu çalışmada teknik bilgiye sahip seçkinlerin toplumu dönüştürme düşüncesiyle siyasal ideolojiler arasındaki ilişkileri inceledi.
Akademik kariyerinin ilk döneminde Paris’teki Maison des Sciences de l’Homme ve École Supérieure de Commerce de Paris gibi kurumlarda çalıştı. Fransa’daki araştırmaları sırasında toplumsal hareketler sosyolojisi, kültürel değişim ve modern toplumların dönüşümü üzerine yürütülen tartışmalarla yakından ilgilendi.
1986’da Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde öğretim üyesi olarak göreve başladı. 2001’e kadar devam eden bu dönemde Türkiye’nin modernleşme deneyimi, İslami hareketler, kadınların kamusal alandaki görünürlüğü, #toplumsalcinsiyet, sekülerlik ve kültürel kimlikler üzerine araştırmalar yaptı. Yetiştirdiği öğrenciler ve yürüttüğü çalışmalarla Türkiye’de çağdaş sosyolojinin gelişimine katkıda bulundu.
1991’de yayımlanan #ModernMahrem: Medeniyet ve Örtünme, Nilüfer Göle’nin akademik çalışmalarında önemli bir dönüm noktası oldu. Eserde Türkiye’nin modernleşmesini yalnızca devlet kurumları, ekonomi, kentleşme ve siyasal yapı üzerinden değil; kadın bedeni, örtünme, mahremiyet, kadın-erkek ilişkileri ve gündelik hayat üzerinden değerlendirdi.
Modern Mahrem’in merkezinde eğitimli, kentli ve başörtülü kadınların #kamusalalan içinde görünür hâle gelmesi bulunur. Göle, bu kadınların deneyimini modernlikten uzaklaşma şeklinde açıklamak yerine eğitim, kentleşme ve siyasal katılım yoluyla modern kamusal alanın içinde yeni bir özneleşme biçimi olarak değerlendirdi.
Çalışma, modernlik ile gelenek, #sekülerlik ile dindarlık ve kamusal alan ile mahremiyet arasında değişmez sınırlar bulunmadığını gösterdi. Göle’ye göre bu alanlar toplumsal aktörlerin karşılaşmaları, gerilimleri, taklitleri ve karşılıklı etkilenmeleri sonucunda sürekli yeniden biçimlenmektedir.
Modern Mahrem, Musulmanes et modernes ve The Forbidden Modern: Civilization and Veiling adlarıyla farklı dillere çevrildi. Kitap; İslami örtünme, kadınların kamusal görünürlüğü, beden politikaları, seküler modernlik ve toplumsal cinsiyet üzerine yürütülen uluslararası araştırmaların temel başvuru kaynaklarından biri hâline geldi.
Melez Desenler ve İslamın Yeni Kamusal Yüzleri adlı eserlerinde modernleşmeyle #İslam kimliklerinin karşılaşmasından doğan yeni kültürel biçimlere yöneldi. Eğitim, kentleşme, tüketim, sanat, moda, siyasal katılım ve gündelik hayatın İslami kimlikleri nasıl dönüştürdüğünü araştırdı.
Göle, #Batıdışımodernlik ve #çoğulmodernlikler kavramlarıyla modernleşmenin bütün toplumlarda aynı modeli izlemediğini ortaya koydu. Türkiye ve Müslüman toplumların deneyimlerini Batı modernliğinin tamamlanmamış örnekleri olarak değil, kendi tarihsel ve kültürel dinamikleri içinde gelişen modernlik biçimleri olarak ele aldı.
2001’de Paris’teki École des Hautes Études en Sciences Sociales’de araştırma yöneticisi ve sosyoloji profesörü olarak göreve başladı. Araştırmalarını Türkiye’den Avrupa’ya genişleterek İslam’ın Avrupa kamusal alanındaki görünürlüğü, Müslüman vatandaşlık deneyimleri, camiler, başörtüsü, helal tüketim, sanat, dinî semboller ve kültürlerarası tartışmalar üzerinde yoğunlaştı.
2008’de Avrupa Araştırma Konseyi tarafından verilen ERC Advanced Grant desteğine değer görülen EuroPublicIslam projesini başlattı. 2009-2013 yılları arasında yürütülen çalışmada Avrupa’nın yirmi bir kentinde Müslümanlar ve Müslüman olmayan Avrupalılarla görüşmeler ve tartışma toplantıları gerçekleştirildi. Proje, İslam’ın Avrupa kamusal alanındaki görünürlüğünü yalnızca kurumlar üzerinden değil, gündelik karşılaşmalar ve kamusal tartışmalar üzerinden incelemeyi amaçladı.
Bu araştırmanın sonuçlarını Gündelik Yaşamda Avrupalı Müslümanlar adlı kitabında bir araya getirdi. Başörtüsü, cami inşası, helal kesim, sünnet ve kutsal değerlerin sanat yoluyla temsil edilmesi gibi tartışmalardan hareketle #AvrupalıMüslümanlar ile diğer Avrupalıların aynı kamusal alanı nasıl paylaştıklarını ve birlikte yaşama biçimlerini nasıl yeniden oluşturduklarını inceledi.
Gündelik Yaşamda Avrupalı Müslümanlar, 2017’de Avrupa Dayanışma Merkezi ile Jan Nowak-Jeziorański Doğu Avrupa Koleji tarafından verilen Yeni Avrupa Elçisi Büyük Ödülü’ne değer görüldü. Ödül, Avrupa’nın geleceğine ilişkin özgün bir yaklaşım ortaya koyan ve Lehçede yayımlanan bir kitaba verildi; Göle’nin eseri, yirmi bir Avrupa kentinde yürütülen saha araştırmasına dayanması ve Müslümanlarla Müslüman olmayanların ortak yaşamını karşılaşmalar üzerinden incelemesi nedeniyle seçildi.
İç İçe Girişler: İslam ve Avrupa ile Seküler ve Dinsel: Aşınan Sınırlar adlı eserlerinde İslam ile Avrupa’yı birbirinden bağımsız kültürel dünyalar olarak değerlendirmedi. Göç, vatandaşlık, sanat, hukuk, kamusal tartışmalar ve gündelik yaşam aracılığıyla bu dünyaların birbirini dönüştürdüğünü gösterdi. Sekülerlik ile dindarlık arasındaki ilişkinin kişisel hayat, devlet ve kamusal alan düzeylerinde farklı biçimlerde kurulduğunu inceledi.
Göle’nin sosyolojik yöntemi, genel kuramsal tartışmalarla gündelik hayatın küçük ayrıntılarını bir araya getirir. Görüşmelerden, gözlemlerden, tartışma gruplarından, şehir araştırmalarından ve görsel malzemelerden yararlanır. Beden, kıyafet, mekân, sanat, estetik ve mahremiyet gibi alanları siyasal ve kültürel değişimin anlaşılmasını sağlayan sosyolojik veriler olarak değerlendirir.
Araştırmalarının ilerleyen döneminde meydan hareketleri, kitlesel buluşmalar ve çağdaş kamusal alan biçimleri üzerinde durdu. Maidan, Tahrir, Gezi, Occupy ve benzeri hareketlerin insanların bireysel kimliklerini koruyarak ortak bir kamusal eylemin parçası olmalarına imkân sağlayan yeni siyasal biçimler ortaya çıkardığını savundu.
Public Space Democracy projesinde kamusal eylem, kamusal normlar, toplumsal hafıza, sanat ve vatandaşlık ilişkilerini inceledi. Projenin sonuçları 2022’de Public Space Democracy: Performative, Visual and Normative Dimensions of Politics in a Global Age adlı ortak kitapta yayımlandı. Aynı yıl Richard Rechtman, Yves Cohen ve Sandra Laugier ile birlikte hazırladığı Revendiquer l’espace public adlı çalışmada meydan hareketlerinin kamusal alanı ve siyasal katılım biçimlerini nasıl yenilediğini ele aldı.
2020-2025 yılları arasında yürüttüğü AgorAkademi projesinde sosyal bilimleri, beşerî bilimleri ve sanatı bir araya getirdi. Kamusal alanın yalnızca siyasal kurumlarla değil, insanların bir araya gelmeleri, görünürlük kazanmaları, sanat üretmeleri ve ortak deneyimler oluşturmaları yoluyla meydana geldiğini araştırdı.
Nilüfer Göle’nin akademik çalışmaları farklı ülkelerde çeşitli ödül ve unvanlarla karşılık buldu. EuroPublicIslam projesi 2008’de Avrupa Araştırma Konseyinin ileri araştırmalara verdiği ERC Advanced Grant desteğini aldı. 2012’de Almanya’daki Leuphana Üniversitesi tarafından sosyoloji ve kültürlerarası araştırmalara katkıları nedeniyle fahri doktora unvanıyla onurlandırıldı.
Fransa, modernlik, sekülerlik ve kültürlerarası ilişkiler üzerine yürüttüğü çalışmalar nedeniyle Göle’yi Légion d’honneur şövalyelik nişanına layık gördü. 2018’de farklı Akdeniz kültürleri arasındaki diyaloğu güçlendiren eserleri nedeniyle Akdeniz Kültürü Ödülü’nün Sivil Toplum bölümünü aldı. 2020’de ise Fransa’nın önemli devlet nişanlarından Ordre national du Mérite ile onurlandırıldı.
Nilüfer Göle, 2001-2022 yılları arasında EHESS’te sosyoloji profesörü olarak görev yaptı ve 2022’de emekliye ayrıldı. Emekliliğinin ardından CESPRA ile akademik bağını, seminerlere katılımını ve kamusal alan üzerine araştırmalarını sürdürdü. Modernleşme, İslam, sekülerlik, kadın, beden, mahremiyet ve #kültürlerarasıkarşılaşmalar arasındaki ilişkileri özgün kavramlarla inceleyen çalışmalarıyla çağdaş Türk sosyolojisinin uluslararası alanda tanınan isimlerinden biri oldu.
Nilüfer Göle’nin Bibliosfer profili sosyoloji, modernleşme, Modern Mahrem, kamusal alan, sekülerlik, İslam, toplumsal cinsiyet, Batı dışı modernlik, çoğul modernlikler, Avrupalı Müslümanlar ve kültürlerarası karşılaşmalar eksenlerinde şekillenir.
AKADEMİK VE DÜŞÜNSEL KONUMU
Nilüfer Göle, Türkiye’nin modernleşme deneyimini gündelik hayat, kadın bedeni, mahremiyet, din, giyim, sanat ve kamusal görünürlük üzerinden inceleyen çağdaş sosyologların başında gelir.
Çalışmaları Türkiye sosyolojisi içinde başlamış, daha sonra Avrupa’da İslam, sekülerlik, vatandaşlık ve kamusal alan üzerine yürütülen uluslararası tartışmalara açılmıştır.
Göle’nin sosyolojik yaklaşımının temelinde, modernliği yalnızca devlet kurumlarının veya ekonomik gelişmenin meydana getirdiği bir sistem olarak görmemek bulunur. İnsanların bedenlerini, kıyafetlerini, inançlarını ve gündelik davranışlarını modernliğin oluştuğu temel alanlar olarak ele alır.
MÜHENDİSLER VE MODERNLEŞTİRİCİ SEÇKİNLER
Mühendisler ve İdeoloji, Göle’nin modernleşme sorununa mesleki gruplar ve siyasal seçkinler üzerinden yaklaştığı ilk önemli çalışmasıdır.
Mühendisleri yalnızca teknik bilgi üreten bir meslek grubu olarak değerlendirmez. Onların toplumu planlama, kalkınmayı yönetme ve siyasal dönüşüme öncülük etme düşüncelerini sosyolojik olarak inceler.
Bu çalışma, Türkiye’de modernleşmenin teknik bilgi, devlet, siyasal ideolojiler ve seçkinler arasındaki ilişki içinde geliştiğini gösterir.
MODERN MAHREM
Modern Mahrem, Nilüfer Göle’nin sosyolojik düşüncesinin temel kavramlarını bir araya getiren eseridir. Kitabın özgünlüğü, Türkiye’nin modernleşme tarihini mahremiyet ve kadınların kamusal görünürlüğü üzerinden okumasında bulunur.
Göle, başörtüsünü yalnızca dinî bir simge veya geleneksel hayatın devamı olarak değerlendirmez. Başörtülü kadınların üniversitelere, mesleklere, şehir hayatına ve siyasal tartışmalara katılmalarının modern kamusal alanı değiştirdiğini gösterir.
Mahremiyet, kitapta yalnızca ev içi veya özel hayat anlamına gelmez. Bedenin, cinselliğin, kadın-erkek ilişkilerinin, giyim biçimlerinin ve dinî davranışların hangi koşullarda görünür veya görünmez hâle geldiğini açıklayan sosyolojik bir kavramdır.
Modern Mahrem, kadınların modernleşmenin yalnızca etkilenen tarafı olmadığını, modernliğin anlamını ve görünüşünü değiştiren toplumsal aktörler olduklarını ortaya koyar.
TOPLUMSAL CİNSİYET VE KADINLARIN KAMUSAL GÖRÜNÜRLÜĞÜ
Nilüfer Göle’nin çalışmalarında kadınların kamusal alandaki konumu temel bir araştırma alanıdır. Eğitimli ve kentli dindar kadınların görünürlük kazanmasını toplumsal cinsiyet, din, modernlik ve siyasal katılımın kesişiminde inceler.
Kadın bedeni, farklı modernlik anlayışlarının ve kültürel kimliklerin karşılaştığı bir alan hâline gelir. Örtünme, moda, davranış, konuşma ve kamusal mekân kullanımı toplumsal değişimin okunabileceği göstergelere dönüşür.
Göle, kadınların kendi inançlarını ve modern yaşam deneyimlerini bir araya getirerek yeni kimlik biçimleri oluşturduklarını gösterir. Bu yaklaşım, kadınları yalnızca gelenek ile modernlik arasında kalan kişiler olarak değerlendiren açıklamaların ötesine geçer.
BATI DIŞI MODERNLİK
Batı dışı modernlik, Nilüfer Göle’nin uluslararası sosyolojiye kazandırdığı temel düşünce alanlarından biridir. Modernliğin tek bir merkezden yayılan ve bütün toplumların aynı biçimde takip edeceği bir model olmadığını savunur.
Türkiye gibi toplumlarda modernlik; yerel kültür, din, devlet, gündelik hayat ve küresel etkilerin karşılaşmasıyla meydana gelir. Bu nedenle modernleşme, Batılı toplumların geçmişini tekrarlamak yerine özgün kültürel birleşimler ortaya çıkarabilir.
Göle’nin yaklaşımı, Batı dışındaki toplumları modernliğin eksik veya gecikmiş örnekleri olarak değerlendiren Avrupa merkezli tarih anlayışının aşılmasına katkı sağlar.
ÇOĞUL VE MELEZ MODERNLİKLER
Melez Desenler, modernlik ile gelenek arasındaki karşılaşmaların yeni ve karmaşık kültürel biçimler meydana getirdiğini gösterir.
Melezlik, iki ayrı dünyanın basitçe birleşmesi değildir. Toplumsal aktörlerin farklı değerleri, giyim biçimlerini, düşünceleri ve hayat tarzlarını bir araya getirerek yeni anlamlar üretmesidir.
Bu yaklaşım, modern ve geleneksel, seküler ve dinî, yerel ve küresel gibi karşıtlıkları daha hareketli ilişkiler içinde düşünmeyi sağlar.
İSLAMIN YENİ KAMUSAL YÜZLERİ
İslamın Yeni Kamusal Yüzleri, İslami kimliklerin kentleşme, eğitim, tüketim, sanat ve siyasal katılım yoluyla kazandığı yeni görünüşleri ele alır.
Göle, dinî kimliğin yalnızca ibadet ve özel hayat içinde yaşanmadığını; moda, medya, mimari, müzik, sanat ve gündelik davranışlar aracılığıyla kamusal biçimler kazandığını gösterir.
İslam’ın kamusal görünürlüğü, hem dindar insanların kendilerini ifade etme biçimlerini hem de seküler toplumların kendi değerlerini tanımlama süreçlerini dönüştürür.
SEKÜLERLİK VE DİNDARLIK
Nilüfer Göle, sekülerlik ile dindarlığı birbirinden tamamen ayrılmış iki alan olarak değerlendirmez. Bu alanların gündelik hayatta, hukukta, sanatta ve kamusal tartışmalarda sürekli karşılaştığını gösterir.
Seküler ve Dinsel: Aşınan Sınırlar, bu karşılaşmayı kişi, devlet ve kamusal alan düzeylerinde inceler. Sekülerlik yalnızca dinin gerilemesi değil, dinî davranışların kamusal hayatta hangi biçimlerde yer alacağının düzenlenmesidir.
Dindarlığın görünür hâle gelmesi de seküler alanın ortadan kalkması anlamına gelmez. Yeni sınırlar, uzlaşmalar ve kamusal davranış biçimleri ortaya çıkar.
AVRUPA KAMUSAL ALANINDA İSLAM
Göle’nin Avrupa araştırmaları, Müslümanların göçmen topluluklardan Avrupa’nın kalıcı vatandaşlarına dönüşme süreçlerine odaklanır.
Camiler, başörtüsü, helal gıda, sünnet ve dinî sembollerin sanatsal temsili gibi meseleler, Avrupa toplumlarının İslam’la karşılaştığı kamusal tartışma alanlarını oluşturur.
Göle bu tartışmaları yalnızca çatışma veya uyum kavramlarıyla açıklamaz. Tartışmaların Müslümanlarla diğer Avrupalıların birbirlerini tanıdığı ve ortak kamusal normları yeniden oluşturduğu karşılaşmalar olduğunu gösterir.
EUROPUBLICISLAM PROJESİ
EuroPublicIslam, Nilüfer Göle’nin Avrupa ölçeğindeki en kapsamlı saha araştırmalarından biridir. Avrupa Araştırma Konseyi tarafından desteklenen proje, yirmi bir Avrupa kentinde yürütülmüştür.
Araştırmada Müslümanlar ile kamusal tartışmalardan etkilenen Müslüman olmayan vatandaşlar aynı toplantılarda bir araya getirilmiştir. Böylece araştırmacı yalnızca insanların görüşlerini ayrı ayrı kaydetmemiş, farklı grupların birbirleriyle karşılaşma ve tartışma biçimlerini de gözlemlemiştir.
Bu yöntem, kamusal alanı önceden belirlenmiş kurallardan oluşan durağan bir yapı değil, insanların karşılaşmalarıyla meydana gelen canlı bir ilişki alanı olarak ele alır.
GÜNDELİK YAŞAMDA AVRUPALI MÜSLÜMANLAR
Gündelik Yaşamda Avrupalı Müslümanlar, EuroPublicIslam projesinin saha araştırmalarını geniş bir sosyolojik anlatıya dönüştürür.
Kitapta Avrupa’daki Müslümanların yalnızca dinî toplulukların üyeleri değil, çalıştıkları, eğitim gördükleri, sanat ürettikleri ve siyasal tartışmalara katıldıkları toplumların vatandaşları oldukları gösterilir.
Eserin 2017’de Yeni Avrupa Elçisi Büyük Ödülü’ne değer görülmesi, kitabın Avrupa’nın geleceğini farklı inanç gruplarının gündelik karşılaşmaları üzerinden düşünmesiyle ilişkilidir.
KAMUSAL ALAN VE MEYDAN HAREKETLERİ
Göle’nin sonraki dönem çalışmalarında kamusal alan yalnızca kurumların, medyanın ve örgütlerin bulunduğu bir tartışma ortamı değildir. İnsanların fiziksel olarak bir araya geldikleri meydanlar ve ortak eylemler kamusal hayatın merkezine yerleşir.
Maidan, Tahrir, Gezi ve Occupy gibi meydan hareketleri, bireysel farklılıkların ortak bir toplumsal eylem içinde ifade edilmesine imkân verir.
Bu hareketlerde beden, ses, sanat, mizah, duvar yazıları, ortak yemekler ve meydanın gündelik biçimde kullanılması siyasal katılımın araçlarına dönüşür.
PERFORMATİF VATANDAŞLIK
Göle’nin kamusal alan araştırmalarında vatandaşlık yalnızca yasal haklar ve seçimler üzerinden açıklanmaz. İnsanların kamusal alanda görünür hâle gelmeleri, birlikte hareket etmeleri ve ortak bir dil oluşturmaları da vatandaşlığın gerçekleşme biçimleridir.
Performans, sanat, beden ve mekân kullanımı; siyasal taleplerin ifade edilmesini ve bireyin topluluk içinde yeni bir kimlik kazanmasını sağlar.
Bu yaklaşım, çağdaş siyasal katılımın klasik parti ve temsil kurumlarının yanında yeni kamusal eylem biçimleriyle genişlediğini gösterir.
AGORAKADEMİ VE SANAT
AgorAkademi, Nilüfer Göle’nin sosyal bilimlerle sanatı bir araya getiren araştırma yaklaşımının ürünüdür.
Proje; araştırmacıları, sanatçıları, öğrencileri ve kamusal alan aktörlerini ortak düşünce ve üretim süreçlerinde buluşturur. Kamusal alanın yalnızca incelenen bir nesne değil, yaratıcı çalışmalar yoluyla yeniden kurulabilecek bir ortam olduğunu gösterir.
Sanat, Göle’nin çalışmalarında toplumsal çatışmaları yalnızca temsil eden değil, insanlar arasında yeni karşılaşmalar ve ifade biçimleri meydana getiren bir kamusal eylemdir.
ARAŞTIRMA YÖNTEMİ
Nilüfer Göle, büyük toplumsal dönüşümleri gündelik hayatın ayrıntıları üzerinden araştırır. Kıyafetler, bedenler, yemekler, ibadet mekânları, sanat eserleri ve şehir meydanları sosyolojik çözümlemenin temel malzemeleri hâline gelir.
Görüşme, gözlem, tartışma grubu ve karşılaştırmalı şehir araştırmalarını birlikte kullanır. Araştırmacının toplumsal aktörleri yalnızca uzaktan gözlemlemesi yerine onların birbirleriyle kurdukları ilişkileri takip etmesine önem verir.
Bu yöntem kişisel olanla siyasal olan, mahremiyetle kamusal alan ve gündelik hayatla büyük toplumsal dönüşümler arasındaki bağlantıları görünür kılar.
KAVRAM ÜRETİMİ
Nilüfer Göle’nin sosyolojiye yaptığı önemli katkılardan biri, farklı toplumların deneyimlerinden hareketle yeni kavramlar üretmesidir.
Mahrem, melez desenler, Batı dışı modernlik, kamusal İslam, iç içe girişler ve aşınan sınırlar gibi ifadeler, toplumsal hayatın hareketli ve karşılıklı etkileşimlere açık yapısını anlatır.
Bu kavramlar, Türkiye ve Avrupa’daki toplumsal gelişmelerin hazır Batılı sınıflandırmalarla sınırlanmadan incelenmesine imkân verir.
ÖDÜLLER VE ULUSLARARASI TANINIRLIK
Göle’nin aldığı ödül ve unvanlar, çalışmalarının farklı boyutlarını görünür kılar.
ERC Advanced Grant, EuroPublicIslam projesinin bilimsel özgünlüğünü ve Avrupa ölçeğindeki saha araştırması kapasitesini desteklemiştir. Leuphana Üniversitesinin fahri doktorası, sosyoloji ve kültürlerarası araştırmalara yaptığı akademik katkıyı onurlandırmıştır.
Yeni Avrupa Elçisi Büyük Ödülü, Gündelik Yaşamda Avrupalı Müslümanlar kitabının Avrupa’nın geleceğini birlikte yaşam ve kültürlerarası karşılaşmalar üzerinden ele almasını ödüllendirmiştir.
Akdeniz Kültürü Ödülü, farklı Akdeniz kültürleri arasındaki diyaloğu destekleyen çalışmalarına verilmiştir. Légion d’honneur ve Ordre national du Mérite nişanları ise Fransa’nın Göle’nin bilimsel ve kültürel katkılarını devlet düzeyinde tanıdığını göstermektedir.
BİBLİOSFER SINIFLANDIRMASI
Nilüfer Göle için temel sınıflandırma alanları sosyoloji, modernleşme, Modern Mahrem, kamusal alan, sekülerlik, İslam, toplumsal cinsiyet, Batı dışı modernlik, çoğul modernlikler, Avrupalı Müslümanlar ve kültürlerarası karşılaşmalardır.
Nilüfer Göle’nin çalışmalarını birleştiren temel özellik, toplumsal dönüşümleri gündelik hayat, beden, kadın, mekân ve kamusal görünürlük üzerinden incelemesidir.
Türkiye modernleşmesinden Avrupa’da İslam tartışmalarına, mahremiyetten meydan hareketlerine uzanan araştırmaları; bireysel deneyimlerle büyük tarihsel ve siyasal süreçler arasındaki ilişkileri görünür kılmıştır.
Ürettiği kavramlar, yürüttüğü uluslararası saha araştırmaları ve sosyal bilimlerle sanatı buluşturan projeleriyle çağdaş sosyolojide özgün ve uluslararası bir düşünce alanı oluşturmuştur.