Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 15-01-1925
Doğum yeri İstanbul
Ölüm tarihi 21-02-2005

Nermi Uygur, 15 Ocak 1925’te İstanbul’da, İbrahim Etem ve Mediha Uygur çiftinin ilk çocuğu olarak doğdu. İlk öğrenimine Pendik’te başladı ve 1936’da Büyükada İlkokulunu bitirdi. Çocukluk yıllarından itibaren kitaplara, dillere ve insanın dünyayı anlamlandırma biçimlerine ilgi duydu.

1936’da parasız yatılı olarak girdiği Galatasaray Lisesinin Latince Bölümünden 1944’te mezun oldu. Latince eğitimi, klasik metinlerle ve Avrupa düşünce geleneğiyle erken yaşta tanışmasını sağladı. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünde öğrenime başladı ve 1948’de bölümünü tamamladı.

Askerlik hizmetinin ardından 1950’de İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünde asistan olarak akademik kariyerine başladı. Kültür bilimlerinin varlık yapısı ve yöntemi üzerine hazırladığı çalışmayla 1952’de felsefe doktoru oldu. Türkiye’de felsefe alanında doktora yapan ilk akademisyenlerden biri olarak Türk felsefesinin üniversite düzeyindeki gelişimine katkıda bulundu.

İstanbul Üniversitesi tarafından 1952-1954 yılları arasında Avrupa’ya gönderildi. Almanya, Fransa ve Belçika’daki üniversite ve araştırma merkezlerinde fenomenoloji üzerine çalıştı. Edmund Husserl’in felsefesi, bilinç, başkası, benlik ve insanlar arası ilişkiler hakkındaki araştırmalarının önemli kaynaklarından biri oldu.

Türkiye’ye döndükten sonra Edmund Husserl’de Başkasının Ben’i Sorunu başlıklı çalışmasıyla doçent oldu. Almanya’daki incelemelerini 1960 ve 1966 yıllarında Alexander von Humboldt burslarıyla sürdürdü. 1963’ten itibaren İstanbul Üniversitesinde profesör olarak görev yaptı ve Türkiye’de çağdaş felsefenin akademik gelişiminde etkin bir rol üstlendi.

1970’te Fransa ve İngiltere’de bilimsel araştırmalar yürüttü. 1979-1981 yılları arasında Almanya’daki Wuppertal Üniversitesinde konuk profesör olarak mantık, dil felsefesi, sanat felsefesi ve kültür felsefesi ağırlıklı dersler verdi. Brüksel, Venedik, Viyana ve Düsseldorf’ta düzenlenen uluslararası felsefe kongreleriyle Würzburg’daki çokkültürlülük konferansına katıldı.

İstanbul Üniversitesinde Antik ve Çağdaş Felsefe Tarihi, Dil ve Kültür Felsefesi, Bilim Felsefesi, Felsefe Metinleri ve Analitik Felsefe alanlarında dersler verdi. 1981-1990 yılları arasında Felsefe Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanlığını yürüttü. 1992’de emekliye ayrıldıktan sonra Marmara Üniversitesinde düşünce ve sanat ilişkileri üzerine lisansüstü dersler ve seminerler vermeyi sürdürdü.

Uygur’un düşünce dünyasında dil merkezi bir yere sahiptir. Dili yalnızca insanların düşüncelerini başkalarına aktarmasını sağlayan bir araç olarak görmedi; insanın dünyayla karşılaşmasının, çevresini anlamlandırmasının ve kendisini oluşturmasının temel koşullarından biri olarak değerlendirdi. Dilin Gücü ve Türk Dilinin Felsefesi çevresindeki çalışmalarında düşünceyle dilin birbirinden koparılamayacağını vurguladı.

Felsefenin Çağrısı, Dünya Görüşü, Kuram-Eylem Bağlamı, Türk Felsefesinin Boyutları ve Yaşama Felsefesi gibi eserlerinde felsefenin yalnızca uzmanlara ait teknik bir alan olmadığını gösterdi. Felsefeyi insanın yaşadığı dünyaya, gündelik deneyimlerine, eylemlerine ve karşılaştığı sorunlara yönelen sürekli bir düşünme etkinliği olarak ele aldı.

İnsan Açısından Edebiyat’ta edebiyatı insanın dünyayı dil aracılığıyla yorumlamasının özgün bir biçimi olarak inceledi. Edebî yapıtı yalnızca estetik bir nesne olarak değil; insan, dil, yaşam, yorum, sanat ve kültürün kesiştiği geniş bir anlam alanı içinde değerlendirdi. Edebiyat felsefesiyle yapıt eleştirisi, sanat felsefesi ve yorum kuramı arasında bağlantılar kurdu.

Kültür Kuramı’nda kültürün dil, eğitim, ahlak, tarih, bilim, sanat ve gündelik yaşamla ilişkisini araştırdı. Kültürü insanın ortaya koyduğu ve içinde var olduğu bütün bir gerçeklik olarak tanımladı. İnsanların düşünme, duyma, üretme, değer verme ve birlikte yaşama biçimlerini kültürün parçaları olarak ele aldı.

Başka-Sevgisi, Bunalımdan Yaşama Kültürü, Çağdaş Ortamda Teknik ve İçi Dışıyla Batı’nın Kültür Dünyası gibi eserlerinde insan ilişkileri, teknik, uygarlık, eğitim ve kültürel çoğulluk üzerinde durdu. İnsan varoluşunu başkalarıyla kurulan bağlardan ayrı düşünmedi; saygı, sevgi, karşılıklı anlama ve birlikte yaşama düşüncelerine önem verdi.

Nermi Uygur akademik incelemeyle felsefi deneme türünü özgün biçimde birleştirdi. Kavramları sistemli biçimde çözümlerken kişisel gözlemlerden, yolculuklardan, okuma deneyimlerinden ve gündelik hayatın ayrıntılarından yararlandı. Güneşle, Tadı Damağımda, Salkımlar, Dipten Gelen, Denemeli Denemesiz, İçimin Sesi ve Eşekler, İkindiler, Yetişimler gibi kitaplarında felsefi düşünceyi yaşamın içinden gelen sahnelerle buluşturdu.

Türkçenin felsefe dili olarak gelişmesine büyük önem verdi. Kavramları başka dillerden olduğu gibi aktarmak yerine Türkçenin anlatım olanaklarını araştırdı; açık, özenli ve yaşayan bir Türkçe felsefe dili kurmaya çalıştı. Felsefi düşünceyle edebî anlatımı bir araya getiren bu yaklaşımı nedeniyle Türkiye’de denemeci felsefenin öncü temsilcilerinden biri kabul edildi.

PEN Dünya Yazarlar Birliği, Türk Dil Kurumu ve Türk Fizik Derneğinde üyeliklerde bulundu. Türkiye’de felsefenin kurumlaşmasına ve Türkçenin felsefe dili olarak gelişmesine yaptığı katkılar nedeniyle 2000 yılında Türkiye Bilimler Akademisi Hizmet Ödülü’ne değer görüldü.

Nermi Uygur, 21 Şubat 2005’te İstanbul’da hayatını kaybetti. Felsefe, deneme, dil, kültür, insan, edebiyat, sanat, eğitim ve teknik üzerine yayılan eserleriyle Cumhuriyet dönemi Türk düşünce hayatında kalıcı bir yer edindi. Akademik titizliği günlük yaşamın diliyle birleştiren yaşama felsefesi, düşünmeyi insanın kendisiyle, başkalarıyla ve kültür dünyasıyla kurduğu canlı bir ilişki hâline getirdi.