Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
0 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 29-10-1933
Doğum yeri Adana
Ölüm tarihi 26-08-2017

Muzaffer İzgü, 29 Ekim 1933’te Adana’da doğdu. Babası Ahmet İzgü lokantalarda garsonluk yapıyor, annesi Havva Hanım ailenin geçimine ve çocukların yetişmesine katkıda bulunuyordu. Yoksulluk içinde geçen çocukluk yılları, ileride kaleme alacağı öykülerin, romanların ve çocuk kitaplarının temel kaynaklarından biri oldu.

İlköğrenimine Adana İnönü İlkokulunda başladı. Gazipaşa ve İstiklal ilkokullarında devam ettiği eğitimini tamamladıktan sonra Tepebağ Ortaokuluna gitti. Ailesinin ekonomik durumu nedeniyle küçük yaşlardan itibaren çalışmak zorunda kaldı.

Lokantalarda bulaşıkçılık ve garsonluk yaptı; sinemalarda gazoz sattı, seyyar satıcılık yaptı ve farklı işlerde çalıştı. Bir dönem köyleri dolaşan gezici sinemacılara yardımcı oldu. Çalışma hayatında karşılaştığı yoksullar, işçiler, esnaf, küçük memurlar ve geçinmeye çalışan aileler daha sonra eserlerindeki kişi kadrosunun temelini oluşturdu.

Babası akşamları ailesine kitap okuyor ve zaman zaman şiir yazıyordu. İzgü, çocukluk yıllarında Adana Halkevi kitaplığından yararlanarak düzenli okuma alışkanlığı edindi. Kitaplığın kendisini yetiştiren en önemli kurumlardan biri olduğunu farklı söyleşilerinde belirtti.

Yatılı olarak öğrenim gördüğü Diyarbakır Öğretmen Okulundan 1952’de mezun oldu. Aynı okulda tanıştığı Günsel Hanım’la 1953’te evlendi. Çiftin Sevin ve Nevin adlı iki kızı ile Ahmet Şahin adlı bir oğlu oldu.

Askerlik hizmetinin ardından Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde öğretmenlik yaptı. Daha sonra Aydın’ın Akçaova ve Cincin köylerinde, Aydın Yetiştirme Yurdunda ve Güzelhisar İlkokulunda görev aldı.

İlkokul öğretmenliği sırasında eğitim enstitüsü sınavlarını dışarıdan vererek Türkçe öğretmeni oldu. Aydın Gazipaşa Ortaokulunda öğretmenlik yaptı. Öğrencilerle kurduğu yakın ilişki, çocukların konuşma biçimlerini, hayal dünyalarını, korkularını ve mizah anlayışlarını tanımasını sağladı.

İzgü, yazarlık hayatına 1959’da Aydın’da yayımlanan Hüraydın gazetesinde başladı. Köylerde yaptığı gözlemleri, röportajları ve kısa yazıları yerel basında yayımladı.

Yazıları daha sonra Demokrat İzmir ve Akşam gazetelerinde yer aldı. Demokrat İzmir’de köşe yazıları yazdı ve pazar günleri gülmece öyküleri yayımladı.

1962’den itibaren dönemin önemli mizah dergilerinden Akbaba’da öyküleri çıkmaya başladı. Yazılarını uzun süre dergiye gönderdiği hâlde yayımlatamayınca Yusuf Ziya Ortaç’a çektiği dikkat çekici telgraf, mizah çevrelerine katılma konusundaki kararlılığını gösteren yazarlık anılarından biri oldu.

Akbaba’nın ardından Milliyet’in pazar eklerinde, Dönemeç, Milliyet Sanat, Yansıma ve Çivi gibi dergilerde; Yeni Asır, Milliyet ve Cumhuriyet gibi gazetelerin mizah sayfalarında öyküler yayımladı.

İlk kitabı Gecekondu, daha önce Akbaba’da tefrika edilen yazılarından oluştu. Kitap, hızlı kentleşme, barınma sorunu, yoksulluk ve büyük şehrin kıyılarında yaşamaya çalışan insanların dünyasını mizahla anlattı.

İlyas Efendi, Halo Dayı ve İki Öküz, Kasabanın Yarısı, Üç Halka Yirmi Beş, Devletin Malı Deniz, Siz Bilirsiniz Paşam, Dilber ve Azrail Nasıl Rüşvet Yedi gibi romanlarında sıradan insanların ekonomik, toplumsal ve bürokratik sorunlarına yöneldi.

İlyas Efendi’de küçük memurun ailesini geçindirme ve onurunu koruma mücadelesi; Halo Dayı ve İki Öküz’de köy insanının şehirle karşılaşması; Kasabanın Yarısı’nda ise küçük yerleşimlerdeki çıkar ilişkileri ve yerel iktidar düzeni öne çıktı.

İzgü’nün romanlarında yoksulluk yalnızca gelir azlığı değildir. İnsanların eğitim, barınma, sağlık ve adalet gibi temel imkânlardan mahrum bırakılması; bürokrasi karşısında güçsüzleşmesi ve geçinebilmek için kişiliğinden ödün vermeye zorlanması da yoksulluğun parçalarıdır.

Bando Takımı, Donumdaki Para, Deliye Her Gün Bayram, Çanak Çömlek Patladı, Orta Direği Yıkan Ayı, İşte Mühür İşte Sen, Sen Kim Hovardalık Kim, Yıl Sıfır Darbe Hazır, Her Eve Bir Karakol, Bir Mayıs Polis Bayramı ve Dandini Vatandaş Dandini gibi kitaplarında toplumsal ve siyasal mizahı kısa öyküler aracılığıyla sürdürdü.

Öykülerinin kişileri memurlar, işçiler, emekliler, polisler, öğretmenler, esnaf, işsizler, ev kadınları, siyasetçiler ve günlük hayatın içindeki sıradan insanlardır. Büyük kahramanlardan çok, kararların sonuçlarını yaşayan kişilere yöneldi.

Seçim dönemlerinde verilen sözler, rüşvet, torpil, bürokratik işlemler, geçim sıkıntısı, eğitim sistemindeki aksaklıklar, gelir eşitsizliği, plansız kentleşme ve insanların kısa yoldan zengin olma isteği mizahının başlıca konuları arasındadır.

İzgü’ye göre gülmecenin görevi yalnızca insanları güldürmek değildi. Mizahı, toplumdaki yanlışlıkları görünür kılmak ve okurun üzerinde düşünmesini sağlamak için kullanılan bir araç olarak değerlendirdi.

Umutsuzlukla sona eren mizahı kara mizah, acının yanında bir değişme ve iyileşme ihtimali bırakan yaklaşımı ise acı mizah olarak tanımladı. Kendi eserlerinde çoğunlukla yoksulluğun ve haksızlığın içinden umut çıkarmaya çalışan acı mizaha yöneldi.

Çocuklar için yazmaya öğretmenlik deneyiminin etkisiyle başladı. Çocuk okurun yetişkin okurdan daha az önemli olmadığını, çocuklukta kitapla bağ kuramayan kişinin ileride düzenli okur olmasının zorlaşacağını savundu.

Ökkeş dizisinde Anadolu’dan gelen, saf, meraklı ve hareketli bir çocuğun farklı iş ve şehir ortamlarında yaşadığı serüvenleri anlattı. Ökkeş Balık Avında, Ökkeş Bahçıvan, Ökkeş Kapıcı, Ökkeş Lunaparkta, Ökkeş Otoparkta, Ökkeş Maçta, Ökkeş İşportacı, Ökkeş Dolmuşçu ve Ökkeş Denizde dizinin kitapları arasında yer aldı.

Anneanne kitaplarında çocuklarla yaşlılar arasındaki ilişkiyi mizahla işledi. Anneannemin Gramofonu, Anneannemin Apartman Kuzusu, Anneannemin Erikli Bahçesi, Anneannemin Cep Telefonu, Anneannem Sihirbaz, Anneannem Bulutları Boyuyor ve Anneanneme Bilgisayar Öğretiyorum gibi kitaplarda kuşaklar arasındaki farklılıkları çatışmadan çok karşılıklı öğrenme imkânına dönüştürdü.

Uçtu Uçtu Ali Uçtu, Bülbül Düdük, Ekmek Parası, Dayak Birincisi, Makasçının Oğlu, Pazar Kuşları, Güldüren Uçurtma, Uçan Eşek, Bulutlara Simit Satan Çocuk, Uzay Karpuzu, Okula Giden Robot, Konuşan Kedi, Kahraman Panter ve Çizmeli Osman çocuklar için yazdığı çok sayıdaki eser arasındadır.

Çocuk kitaplarında yoksulluk, çalışma hayatı, okul, aile, arkadaşlık, hayvan sevgisi, dayanışma ve hayal gücü öne çıkar. Çocuk kişileri kusursuz örnekler olarak değil, hata yapan, korkan, merak eden ve çevresini sorgulayan bireyler olarak kurdu.

Yazarın çocuk eserlerinde eğitsel iletiler bulunmakla birlikte mizahı ve olay örgüsünü bütünüyle ders vermenin aracı hâline getirmemeye çalıştı. Çocuğun eğlenme, hayal kurma ve bağımsız düşünme ihtiyacını gözetti.

Çocukluğunu ve ailesinin yoksulluk içindeki yaşamını otobiyografik anlatılarında kurmacayla birleştirdi. Çocukluk hatıralarını aktarırken yalnızca kendi hayatını değil, 1930’lu ve 1940’lı yıllarda Adana’daki yoksul mahalleleri, çalışma hayatını ve eğitim imkânlarını da anlattı.

İzgü, roman ve öykünün yanında tiyatro oyunları yazdı. İlk oyunlarından İnsaniyettin’i Nejat Uygur için hazırladı. Kara Düzen, Yeniden Doğarız Ölümlerde, Sınır ve Reçetesi Peçete gibi oyunlarında savaş, cezaevi, yoksulluk, yalnızlık ve toplumsal adaletsizlik konularına yöneldi.

Tiyatro metinlerinde de mizahın altında ciddi bir toplumsal çatışma yer aldı. Birbirine komşu ülkelerin askerleri, duvar ören işçiler veya yalnızlıkla mücadele eden yaşlı kişiler aracılığıyla savaşın ve otoritenin insan hayatındaki etkilerini ele aldı.

TRT radyolarında yüzü aşkın radyofonik öyküsü ve skeci yayımlandı. Halo Dayı ve İki Öküzü ile Mahmut Mangal televizyon dizilerinin senaryolarını yazdı.

Öğretmen, Üç Halka Yirmi Beş ve Zıkkımın Kökü gibi eserleri sinemaya uyarlandı. Uyarlamalar, onun gündelik hayatı görsel sahnelere ve canlı diyaloglara elverişli biçimde kuran anlatımının farklı mecralarda karşılık bulmasını sağladı.

Zıkkımın Kökü’nden uyarlanan film, yurt içi ve yurt dışındaki festivallerde çeşitli ödüllere değer görüldü. Filmde yoksul bir çocuğun çalışma, okuma ve hayatta kalma mücadelesi merkeze alındı.

İzgü, 1978’de kendi isteğiyle öğretmenlikten emekliye ayrılarak İzmir’e yerleşti. Yazarlığını, okul ve kitap fuarı söyleşilerini ve çocuklarla buluşmalarını burada sürdürdü.

Hıdır Baba öyküsüyle 1977 Ulusal Gülmece Öyküsü Yarışması’nda üçüncülük, Anayasa Hangi Yasa ile Milliyet Sanat Gülmece Öyküsü Yarışması’nda ikincilik kazandı.

Donumdaki Para, Türk Dil Kurumu Öykü Ödülü’ne değer görüldü. Dayak Birincisi ile Bulgaristan Altın Kirpi ve Sviştov ödüllerini aldı; aynı eser Nasreddin Hoca Gülmece Öyküsü Yarışması’nda birincilik kazandı.

Uçtu Uçtu Ali Uçtu, İstanbul Çocuk Kitapları Fuarı Masal Birincilik Ödülü’nü aldı. 1997’de bütün yapıtlarıyla İzmir Ödülü’ne değer görüldü. 2009 Adana Kitap Fuarı’nın onur konuğu oldu.

Türkiye Yazarlar Sendikası, PEN Yazarlar Derneği ve Tiyatro Yazarları Derneği üyeliklerinde bulundu.

Muzaffer İzgü, 26 Ağustos 2017’de İzmir’in Karabağlar ilçesindeki evinde hayatını kaybetti. Doğançay Mezarlığı’nda, kendisinden önce vefat eden eşi Günsel İzgü’nün yanına defnedildi.

Muzaffer İzgü; mizah, toplumsal gerçekçilik, çocuk edebiyatı, roman, öykü, tiyatro, radyo ve senaryoyu bir araya getiren üretken bir yazardı.

Eserlerinde çocukluğundan, öğretmenlik yıllarından ve günlük hayatta gözlemlediği insanlardan yararlandı. Yalın dili, yerel söyleyişleri, canlı diyalogları ve acıyla gülmeyi birleştiren yaklaşımıyla Türk mizah ve çocuk edebiyatında kalıcı bir yer edindi.

#Muzafferİzgü #TürkMizahı #ÇocukEdebiyatı #ToplumcuGerçekçilik #GülmeceÖyküsü #Roman #Tiyatro #ÖğretmenYazar #Yoksulluk #Kentleşme #Bürokrasi #ToplumsalEleştiri