Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
1 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 01-09-1974
Doğum yeri İstanbul

Murat Menteş, 11 Eylül 1974’te İstanbul’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul’da tamamladı.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde öğrenim gördü ancak üniversite eğitimini tamamlamadan ayrıldı.

Gençlik yıllarında bisiklet tamirciliği yaptı, sihirbazlık numaralarıyla ilgilendi ve amatör olarak boks çalıştı. Bu uğraşlar, daha sonra kendi biyografilerinde mizahi bir dille aktardığı yazarlık öncesi döneminin parçaları oldu.

Edebiyatla ilk olarak şiir aracılığıyla ilişki kurdu. Şiir ve yazıları Yedi İklim, Şehrengiz, Dergâh, Atlılar, Kökler ve Gerçek Hayat gibi dergilerde yayımlandı.

Sahaflık yaptı; kitap, dergi, gazete ve yayınevi çevrelerinde editörlük, yazarlık ve yöneticilik görevleri üstlendi.

Sahaflık dönemi, farklı dönemlere ve türlere ait kitaplarla doğrudan ilişki kurmasını sağladı. Klasik edebiyat, polisiye, macera romanı, popüler kültür, çizgi roman, felsefe, biyografi ve şiir gibi alanlardan beslenen geniş okuma birikimi, sonraki eserlerinin temel kaynaklarından biri oldu.

İlk şiir kitabı Kuzgunun Gölgesi 1997’de yayımlandı. Kitaptaki şiirlerde ölüm, yalnızlık, başkaldırı, inanç, şehir hayatı ve bireyin kendisiyle giriştiği mücadele öne çıktı.

Menteş’in ilk dönem şiirleri, geleneksel lirik söyleyişle modern şehir dilini bir araya getirdi. Ağır ve metafizik konular, konuşma diline yaklaşan canlı ve zaman zaman ironik ifadelerle işlendi.

Kaosa Mütevazı Bir Katkı 2001’de yayımlandı. Deneme türündeki kitapta medya, iletişim araçları, toplumsal algı ve modern insanın sürekli bilgi akışı içinde yaşadığı zihinsel dağınıklık ele alındı.

Menteş, medyanın yalnızca olayları aktaran tarafsız bir araç olmadığını; insanların gerçeklik, şiddet, başarı, ün ve gündelik hayat hakkındaki düşüncelerini biçimlendiren bir sistem hâline geldiğini savundu.

Aynalı Barikatlar 2003’te yayımlandı. Kitapta terör, siyasal şiddet, modern toplum, korku, güvenlik ve insanın gündelik hayatının sürekli tehdit duygusuyla kuşatılması üzerinde durdu.

Kitabın adındaki “ayna” insanın kendisine ve yaşadığı topluma bakışını; “barikat” ise hem fiziksel engeli hem de düşünsel kapanmayı temsil eder.

Menteş’in denemelerinde ilerleyen yıllardaki romanlarında da görülecek özellikler belirmeye başladı. Beklenmedik benzetmeler, kısa ve vurucu cümleler, kelime oyunları, abartı, ironi ve uzak kavramlar arasında kurulan bağlantılar anlatımının temel araçları hâline geldi.

Bir süre Gerçek Hayat dergisinin yazı işleri müdürlüğünü yürüttü. Dergi ve gazetelerde kültür, sanat, edebiyat, sinema, siyaset ve toplumsal hayat üzerine yazılar kaleme aldı.

Gazetecilik faaliyetleri sırasında yazarlar, sanatçılar ve düşünce insanlarıyla söyleşiler yaptı. Röportajı yalnızca bilgi alma yöntemi olarak değil, karşısındaki kişinin düşünme biçimini ve dilini görünür kılan edebî bir tür olarak kullandı.

İlk romanı Dublörün Dilemması 2005’te yayımlandı. Romanın merkezinde Nuh Tufan, onun yakın arkadaşı İbrahim Kurban ve bir cinayeti araştıran Habip Hobo bulunur.

Nuh Tufan, kendisine ait düzenli bir hayat kurmakta zorlanan, farklı kimlikler ve tehlikeli girişimler arasında savrulan bir karakterdir. İbrahim Kurban’ın geliştirdiği insan yüzüne uyumlu maskeler, başka kişilerin yerine geçme ve bir hayatı taklit etme imkânı sağlar.

Maske, romanda yalnızca suç işlemek veya bir başkasını aldatmak için kullanılan araç değildir. Kişinin gerçekten kim olduğu, kendisini nasıl gördüğü ve başkalarının ona hangi kimliği verdiği sorularını açar.

Nuh Tufan’ın bir başkasının yerine geçmesiyle başlayan olaylar aşk, şantaj, cinayet, gizli servis faaliyetleri ve suç örgütlerinin birbirine karıştığı hızlı bir maceraya dönüşür.

Roman, Nuh Tufan, İbrahim Kurban, Habip Hobo ve başka kişilerin bakış açıları arasında hareket eder. Aynı olayın farklı anlatıcılar tarafından aktarılması, gerçeğin tek bir kişinin elinde bulunmadığını gösterir.

Karakter adları romanın dil oyunlarının önemli bir parçasıdır. Nuh Tufan, İbrahim Kurban, Habip Hobo, Ferruh Ferman ve Dilara Dilemma gibi adlar kişilerin karakterlerini, kaderlerini veya olay içindeki görevlerini çağrıştırır.

Dublörlük kavramı romanda başkasının yerine tehlikeye girme anlamının ötesine geçer. Kişiler başka insanların hayatlarını, başarılarını, suçlarını ve duygularını üstlenmeye çalışırlar.

Dublörün Dilemması polisiye, kara mizah, macera, fantastik kurgu ve felsefi anlatıyı bir araya getirdi. Kısa bölümleri, anlatıcı değişimleri ve sürekli yön değiştiren olay örgüsüyle Menteş’in sonraki romanlarında geliştireceği kurgu anlayışının ilk kapsamlı örneği oldu.

Roman daha sonra tiyatroya uyarlandı. Atlas Tiyatro tarafından sahnelenen uyarlama, farklı tiyatro değerlendirmelerinde ve ödül programlarında dikkat çeken yapımlar arasında yer aldı.

İkinci romanı Korkma Ben Varım 2009’da yayımlandı. Romanın kişileri arasında Gönül İşleri Bakanlığında basın müşaviri olarak çalışan ve dövüş sanatlarıyla ilgilenen Fu, tarih öğretmeni Şebnem Şibumi ve Enver Paşa adını taşıyan bir satıcı bulunur.

Romanda aşk, dostluk, yalnızlık, intikam, şiddet, devlet kurumları ve kişisel sadakat ilişkileri iç içe geçer.

Menteş, gerçek hayatta bulunmayan kurumları ve meslekleri, okurun tanıdığı bürokratik ve toplumsal yapıların içine yerleştirir. Gönül İşleri Bakanlığı bu yöntemin en açık örneklerindendir.

Aşk ve duygusal ilişkiler, böylece yalnızca kişilerin özel hayatına ait meseleler olmaktan çıkar; bürokrasi, iktidar, koruma ve denetim kavramlarıyla birlikte ele alınır.

Romanın farklı karakterleri kendi bölümlerinde anlatıcı konumuna geçer. Her anlatıcı olayları kendi korkuları, arzuları ve eksik bilgisi doğrultusunda aktarır.

Korkma Ben Varım, 2009 Türkiye Yazarlar Birliği Yılın Romanı Ödülü’ne değer görüldü.

Menteş, 2009’da Alper Canıgüz, Murat Uyurkulak, Emrah Serbes, Onur Ünlü ve başka yazarların yer aldığı Afili Filintalar adlı internet merkezli edebiyat topluluğunun kurucuları ve yazarları arasında bulundu.

Afili Filintalar’da kısa hikâyeler, denemeler, mizahi metinler, edebiyat tartışmaları ve gündelik hayata ilişkin yazılar yayımlandı. Site, internet yayıncılığının basılı edebiyat dergilerine alternatif oluşturduğu dönemin dikkat çeken edebî girişimlerinden biri oldu.

Menteş’in burada yayımlanan metinlerinde yüksek ve gündelik kültür arasındaki sınırlar bilinçli biçimde kaldırıldı. Klasik edebiyatla sinema, felsefeyle sokak dili, şiirle reklam ve polisiye anlatıyla mizah yan yana geldi.

Garanti Karantina 2010’da yayımlandı. Kitap, Menteş’in farklı dönemlerde yazdığı şiirleri bir araya getirdi.

Şiirlerde aşk, ölüm, inanç, zaman, modern hayat, tüketim kültürü ve kişinin kendi varlığı karşısında duyduğu şaşkınlık ele alındı.

Garanti Karantina’daki şiirlerin önemli bir bölümü yüksek sesle okunmaya elverişli, hitabet yönü kuvvetli ve ritmik metinlerdir. Şiir, meddah anlatısı, sahne konuşması ve modern gösteri dili arasında hareket eder.

Şeyhim Beni Işınla ve Deplasmanda Plasebo adlı şiirleri Kaan Boşnak tarafından bestelendi.

Menteş, Samed Karagöz’le birlikte TVNET’te yayımlanan Klark adlı kültür-sanat programını hazırlayıp sundu.

2011’den itibaren yine Samed Karagöz’le Standart FM’de Nunchaku adlı radyo programını gerçekleştirdi. Programda edebiyat, sinema, müzik, popüler kültür ve güncel olaylar üzerine konuşuldu.

2012-2013 yılları arasında Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Temmuz 2013’te gazeteden ayrıldı.

2013’ten sonra hayatını ağırlıklı olarak serbest yazar, senarist ve edebiyat eğitmeni olarak sürdürdü.

Ruhi Mücerret 2013’te yayımlandı. Romanın başkahramanı, İstiklal Harbi’nin hayatta kalan son gazilerinden biri olan yaklaşık yüz yaşındaki Ruhi Mücerret’tir.

Ruhi Mücerret, hayatının son döneminde kendisini çağdaş tüketim kültürünün, reklamların, markaların ve teknolojik müdahalelerin ortasında bulur.

Beynine yerleştirilen teknolojik düzenek, onun düşüncelerinin reklam mesajları ve marka adlarıyla kuşatılmasına yol açar.

Roman, insan zihninin reklamcılık tarafından ele geçirilmesi fikrini doğrudan bedensel ve teknolojik bir müdahaleye dönüştürür.

Ruhi Mücerret’in Masum Cici adlı kişiyi öldürme görevi ile bir gözü mavi, diğeri kahverengi olan Civan Kazanova’nın hikâyesi birbirine bağlanır.

Yaşlı gaziyle genç ve savruk karakterin karşılaşması, farklı kuşakların kahramanlık, aşk, ahlak, ölüm ve başarı anlayışlarını karşı karşıya getirir.

Ruhi Mücerret’in geçmişi Millî Mücadele, fedakârlık ve toplumsal hafızayla; içinde bulunduğu çağ ise reklam, şöhret, teknoloji ve tüketimle ilişkilendirilir.

Roman, Cumhuriyet’in kuruluş dönemini yaşamış bir kişinin çağdaş şehir ve tüketim dünyasına yabancılaşmasını mizah, bilimkurgu ve polisiye aracılığıyla anlatır.

Menteş, yaşlılık ve ölüm gibi ağır meseleleri hızlı macera ve kelime oyunlarıyla işler. Ruhi Mücerret’in ölüme yaklaşması, romanı karamsar bir sona doğru sürüklemek yerine karakterin hayata son kez müdahale etme arzusunu güçlendirir.

Dehşet Bey, Menteş’in yazdığı ve M. K. Perker’in çizdiği bir çizgi roman olarak 2016’da yayımlandı.

Eserin başkahramanı, aşk ve evlilik gibi kişisel bağların yasaklandığı gizli bir fedai teşkilatına mensup Dehşet Engiz’dir.

Dehşet Engiz’in Doktor Abide’ye âşık olması, bağlı bulunduğu teşkilatın kurallarıyla kendi duyguları arasında çatışma yaratır.

Hikâye, görevine bağlı bir suikastçının ilk kez kendi hayatı hakkında karar vermeye çalışmasını aksiyon ve romantik anlatı içinde ele alır.

Dehşet Bey, Menteş’in sinema, çizgi roman ve roman anlatımı arasındaki ilişkiye duyduğu ilginin belirgin örneklerinden biri oldu.

Eser daha sonra Murat Menteş’in senaryosuyla sinemaya uyarlandı. Mehmet Ada Öztekin’in yönettiği uyarlama 2025’te çekildi.

Antika Titanik 2018’de yayımlandı. Roman, deniz yolculuğu, suç, aşk, ölüm ve kimlik değişimleri çevresinde gelişen çok katmanlı bir maceradır.

Titanik adı, yaklaşan felaketin bilindiği hâlde yolculuğun sürdürülmesi düşüncesini çağrıştırır. “Antika” sözcüğü ise geçmişten kalan eşyalar, hatıralar ve insanların eskimeyen tutkularıyla ilişki kurar.

Roman farklı anlatıcıları, birbirine açılan hikâyeleri ve beklenmedik olay değişimlerini bir araya getirir. Polisiye olay örgüsü, aşk romanı, kara mizah ve felaket anlatısı aynı yapı içinde kullanılır.

Menteş, 2019’da çizer Hakan Karataş’la birlikte Derde Deva Randevu dizisini hazırlamaya başladı.

Dizide vefat etmiş yazar, şair, filozof ve düşünce insanlarıyla hayalî söyleşiler yapılır. Soruları Menteş sorar; cevaplar ele alınan kişinin eserlerinden, mektuplarından veya düşüncelerinden seçilen alıntılarla oluşturulur.

Fârâbî, William Shakespeare, Fyodor Dostoyevski, Hacı Bektaş-ı Veli, Ömer Hayyam, Yunus Emre, Oğuz Atay, Tomris Uyar ve Isaac Asimov gibi farklı dönemlerden isimler aynı söyleşi düzeninde ele alınır.

Bu yöntem, metinleri yeni cümleler uydurarak tarihsel kişilerin ağzından konuşturmak yerine, onların mevcut eserlerinden alınan ifadeleri sorularla yeniden ilişkilendirir.

Hakan Karataş’ın hazırladığı çizgi öyküler, söyleşilerde ele alınan kişilerin yaşadığı çevreleri, biyografilerindeki önemli olayları ve eser dünyalarını görselleştirir.

Derde Deva Randevu bu nedenle söyleşi, alıntı seçkisi, biyografi, çizgi roman ve edebiyat antolojisi arasında duran melez bir yapı taşır.

Fink 2020’de yayımlandı. Eser, 2002’de katıldığı modellik yarışmasında dereceye giremeyen, daha sonra Hong Kong’a giderek Goku Sky adını kullanan Göksenin Yıldırım’ın yaşam öyküsünden hareketle yazıldı.

Göksenin Yıldırım’ın Hong Kong, Güney Kore, Çin, Danimarka ve Türkiye arasında geçen modellik ve seyahat hayatı romanın coğrafi çerçevesini oluşturur.

Fink, bütünüyle hayalî bir kahraman yerine yaşayan bir kişinin olağanüstü görünen gerçek deneyimlerinden beslenir.

Menteş, yaşam öyküsünü doğrudan belgesel biyografi biçiminde aktarmadı. Gerçek olayları seçti, sıraladı ve kendi anlatım ritmi içinde romanlaştırdı.

Kitabın belirgin biçimsel özelliği, cümlelerin büyük bölümünün seciye dayanan ses ve söz benzerlikleriyle kurulmasıdır.

Seci, cümle sonlarındaki ses yakınlıkları ve anlam ilişkileri aracılığıyla düzyazıya ritim kazandırır. Geleneksel nesir sanatlarından biri olan bu yöntem, çağdaş modellik, seyahat ve macera anlatısına uygulandı.

Afili Hafiye 2023’te yayımlandı. Romanın merkezinde Kayıp Şahıslar Bürosunda çalışan Komiser Alp Laçin O bulunur.

Alp Laçin O başkalarının kayboluşlarını araştırırken kendisinin de gerçeklik içindeki yerini kaybettiğini fark eder.

Karakterin yanlış bir evrende bulunması, başka bir polisin onun düşüncelerini okuyabilmesi ve peşine düştüğü kadının hiçbir kameraya yakalanmaması romanın polisiye yapısını fantastik ve bilimkurgusal bir alana taşır.

Okan Yunus adlı bir yazarın öldürülmesi ve bütün kanıtların Alp Laçin O’yu işaret etmesi, kayıp kişi soruşturmasını cinayet ve kimlik krizine dönüştürür.

Afili Hafiye’de polisiye romanın kayıp kişi, dedektif, kanıt ve şüpheli gibi temel unsurları korunur. Ancak kanıtların güvenilirliği, dünyanın gerçekliği ve dedektifin kendi kimliği sürekli kuşku altında tutulur.

Tabancalı Kız 2022’de Murat Menteş’in metni ve Hakan Karataş’ın çizimleriyle yayımlandı.

“Cinai melodram” olarak sunulan eser, Kader Kardinal adlı kadın kahramanın suç, aşk ve intikam çevresinde gelişen hikâyesini anlatır.

Kader Kardinal’in görsel tasarımında Türkan Şoray model alındı. Eser, 1960’lı ve 1970’li yılların Yeşilçam melodramlarıyla suç ve aksiyon sinemasının anlatım özelliklerini bir araya getirdi.

Duyguların güçlü karşıtlıklarla sunulması, tesadüfler, imkânsız aşk, kötücül kişiler ve silahlı çatışmalar melodram yapısının parçalarıdır.

Menteş’in kelime oyunlarıyla Hakan Karataş’ın dönem sinemasını çağrıştıran çizimleri, metin ile görüntünün birbirini tamamladığı bir anlatı oluşturdu.

Ucuz Romancılar 2024’te yayımlandı. Romanın karakterleri Murat Menteş, Alper Canıgüz, Emrah Serbes, Hakan Günday, Şule Gürbüz, Onur Ünlü, Murat Uyurkulak ve başka gerçek yazar ve sanatçıların adlarını taşır.

Ancak bu kişiler gerçek yaşamlarının aktarımı değildir. İsimleri ve meslekleri gerçek olan bütünüyle hayalî karakterlerdir.

Romanın başlangıcında Murat Menteş, Alper Canıgüz ve Emrah Serbes adlarını taşıyan üç romancı, yazar tıkanması yaşamaktadır.

Ünlü ve üretken yazar Hakan Günday’dan yardım istemeleri, edebiyat çevresini fantastik ve mizahi bir maceranın içine taşır.

Gerçek kişilerin adlarının kurmaca karakterlerde kullanılması, okurun biyografiyle hayal ürünü arasındaki sınırı sürekli sorgulamasına neden olur.

Menteş, Ucuz Romancılar’ı başlangıçta Afili Hafiye’deki kurmaca romancı Yahya Hayhay tarafından yazılmış bir kitap olarak tasarladı. Böylece bir roman karakterinin gerçek yazar adları taşıyan kişiler hakkında roman yazdığı çok katmanlı bir kurgu oluşturmayı amaçladı.

Tanpınar’a Huzur Yok, Ocak 2026’da yayımlandı. Roman daha önce Yeni Arayış’ta bölümler hâlinde tefrika edilmişti.

Menteş, tefrika devam ederken cinayetin işlenme biçimini ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın hikâyedeki temel görevini yeniden düşündüğünü açıkladı. Kitap baskısından önce önceki bölümlerin bir kısmını değiştirerek kurgu bütünlüğünü yeniden kurdu.

Roman 1959 yılında geçer ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ı kurmaca olayların merkezine yerleştirir.

Menteş’in Tanpınar’ı yalnız, hüzünlü ve sürekli iç dünyasına kapanan geleneksel imgenin ötesinde; vakur, mağrur, nüktedan ve olayların içinde hareket eden karizmatik bir kahraman olarak kurulur.

Profesör Tanpınar, gizemli bir koleksiyoncu olan Bahtiyar Kont’la dostluk geliştirir.

Bahtiyar Kont, onu Nermin Mermi adlı zarif bir kadınla tanıştırmayı vaat eder. Ancak Nermin Mermi randevuya gelmez ve Bahtiyar Kont öldürülür.

Tanpınar cinayetin baş şüphelisi hâline gelir. Polis müfettişi Fatin Fantom tarafından takip edilirken hem cinayeti çözmeye hem de kendisini daha büyük tehlikelerden korumaya çalışır.

Romanın polisiye omurgasına ruh çağırma seansları, rehine krizleri, kaçak radyo yayınları, Soğuk Savaş gerilimi ve kimlikleri değişen karakterler eklenir.

Tanpınar’ın zaman, rüya, musiki, bilinç, Doğu-Batı ilişkisi ve İstanbul üzerine kurduğu edebî dünyanın unsurları, Menteş’in hızlı polisiye ve kara mizah düzeni içine taşınır.

Kitabın adı Tanpınar’ın Huzur romanına doğrudan gönderme yapar. Ancak “huzur yokluğu” yalnızca Tanpınar’ın karşılaştığı cinayet ve kovalamacaları ifade etmez.

Tanpınar’ın eserlerinde kişilerin aradığı ruhsal ve kültürel bütünlüğün sürekli bozulmasını da çağrıştırır.

Bahtiyar Kont, Nermin Mermi ve Fatin Fantom gibi adlar Menteş’in önceki romanlarındaki ses, anlam ve kader ilişkisine dayanan karakter adlandırma yöntemini sürdürür.

Romanın dili, Tanpınar’ın kullandığı kelimelerden, imgelerden ve ifade biçimlerinden yoğun biçimde yararlanır. Bu nedenle yayınevi tanıtımında eser “Tanpınar Sözlüğü” niteliği taşıyan bir roman olarak tanımlandı.

Menteş, Tanpınar’ın cümlelerini doğrudan taklit etmek yerine onun kelime dünyasını kendi hızlı, ironik ve abartılı anlatımıyla karşılaştırır.

Ethem Onur Bilgiç’in kitap için hazırladığı çizgi öykü, romanın metinsel dünyasını görsel anlatıya taşır. Böylece Tanpınar’ın kurmaca macerası roman ve çizgi öykü olmak üzere iki farklı ifade biçimi içinde sunulur.

Tanpınar’a Huzur Yok tarihsel kişilikleri konu alan belgesel bir biyografi değildir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın hayatı, eserleri ve kişiliğinden hareketle oluşturulmuş alternatif tarih, edebî biyografi, polisiye ve fantastik roman bileşimidir.

Romanın tarihsel değeri, Tanpınar hakkında yeni bir belge yayımlamasında değil; yerleşmiş Tanpınar imgesini kurmaca aracılığıyla tartışmaya açmasında bulunur.

Murat Menteş’in romanları mizah, polisiye, macera, fantastik kurgu, bilimkurgu, felsefi soruşturma ve popüler kültür unsurlarını bir araya getirir.

Anlatımında teşbih, mübalağa, seci, ironi, aforizma, sıra dışı bağdaştırma ve ses benzerlikleri belirgin yer tutar.

Kişi adları çoğunlukla karakterlerin özelliklerini veya başlarına gelecek olayları önceden çağrıştırır. Adlandırma, yalnızca mizah üretmez; romanın bütününde işleyen kader ve kimlik düşüncesini destekler.

Menteş romanın dört temel katmanını dil ve anlatım, karakter, hikâye ve kurgu ile bilişsel ve düşünsel nitelikler olarak tanımlar.

Eserlerinde düşünsel konuları doğrudan savunulan tezler biçiminde sunmak yerine, kişilerin yaşadığı olağanüstü olayların içine yerleştirir.

Kimlik, ölüm, aşk, özgür irade, reklam, teknoloji, kahramanlık, sanat ve gerçeklik sorunları, hızlı olay örgüsünün altında işleyen temel düşünsel alanlardır.

Murat Menteş, İstanbul’da yaşamakta; roman, senaryo, çizgi roman ve yaratıcı yazarlık çalışmalarını sürdürmektedir.

#MuratMenteş #TanpınaraHuzurYok #AhmetHamdiTanpınar #DublörünDilemması #KorkmaBenVarım #RuhiMücerret #AfiliHafiye #UcuzRomancılar #GarantiKarantina #DerdeDevaRandevu #Metakurmaca #KaraMizah