Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
3 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 18-01-1966
Doğum yeri İstanbul

Müge İplikçi, 18 Ocak 1966'da İstanbul'da doğdu. Çocukluk yıllarını Kadıköy'ün Koşuyolu semtinde geçirdi; mahalle yaşamı, kadın-erkek ilişkileri ve farklı toplumsal çevrelerle erken yaşta kurduğu temas daha sonra edebî dünyasında karşılık buldu.

Kadıköy Anadolu Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu. Aynı üniversitede kadın çalışmaları alanında yüksek lisans yaptı.

Yüksek lisansını “Popüler Kültür ve Kadın: Müzik Kliplerinde Semiotik Yorum” başlıklı teziyle 1996'da tamamladı. Bu dönemde kadın çalışmaları, popüler kültür, sosyoloji, antropoloji ve kültürel incelemelerle ilgilendi.

Daha sonra Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti ve The Ohio State University'de ikinci yüksek lisans derecesini aldı. Burada Türkçe okutmanlığı da yaptı.

Türkiye'de Kadıköy Kız Lisesinde İngilizce öğretmenliği yaptı. Akademi ve öğretmenlikle ilişkisini sonraki yıllarda da sürdürerek İstanbul Bilgi Üniversitesinde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak ders verdi.

İplikçi edebiyat alanında ilk önemli ödülünü henüz kitabı yayımlanmadan aldı. 1996 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri'nde kısa öykü dalında birinciliğe, 1997 Haldun Taner Öykü Ödülü'nde üçüncülüğe değer görüldü.

İlk öykü kitabı Perende 1998'de yayımlandı. Kitapla birlikte özellikle kadınların aile, aşk, çalışma yaşamı, toplumsal baskı ve kendi kimliklerini kurma mücadelelerine yönelen öykücülüğü belirginleşti.

Columbus'un Kadınları 2000'de yayımlandı. Farklı coğrafyalarda yaşayan kadınların kimlik, yabancılık, kültürel uyumsuzluk, toplumsal cinsiyet ve aidiyet deneyimleri kitabın anlatı dünyasının önemli parçalarını oluşturdu.

Arkası Yarın 2001'de Can Yayınları tarafından yayımlandı. İplikçi bu kitapta gündelik hayatın çeşitli baskıları içinde kendilerini ve çevrelerindeki dünyayı anlamaya çalışan insanların hikâyelerine yöneldi.

Arkası Yarın'daki öykülerde kadın-erkek ilişkileri, kent yaşamı, toplumsal roller, zaman, yalnızlık ve bireyin kendisini tanımlama çabası iç içe geçer. Gerçekçi gündelik ayrıntılar zaman zaman düş, çağrışım ve zaman kırılmalarıyla birleşerek doğrusal olmayan bir anlatı oluşturur.

Transit Yolcular 2002'de yayımlandı. Birbirine temas eden karakterlerin ve hayatların yer aldığı kitapta yolculuk, geçicilik, göç, kadınlık, ötekilik ve bir yerden başka bir yere savrulma duygusu öne çıktı.

Aynı dönemde İplikçi yalnızca kurmaca yazmadı. Yıkık Kentli Kadınlar ve Ümran Kartal'la birlikte hazırladığı Cımbızın Çektikleri gibi inceleme kitaplarında kadınların kent, kültür ve gündelik yaşam içindeki konumlarına yöneldi.

İlk romanı Kül ve Yel 2003-2004 döneminde yayımlandı. Kaynaklarda ilk baskı yılı konusunda 2003 ve 2004 biçiminde iki farklı kayıt bulunmakla birlikte eser, İplikçi'nin öyküden romana geçtiği ilk uzun kurmaca çalışmasıdır.

Cemre 2006'da, Kafdağı 2008'de yayımlandı. Özellikle Kafdağı, Pakistan'dan Lübnan'a, Türkiye'den Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'ne uzanan geniş coğrafyasıyla savaş, siyaset, şiddet, Doğu-Batı ilişkileri ve küresel güç eşitsizliklerini kadınların ve sıradan insanların yaşamları üzerinden ele aldı.

Kısa Ömürlü Açelyalar 2009'da yayımlanarak İplikçi'nin öykücülüğünü sürdürdü. Yalnızlık, iletişimsizlik, yanlış anlamalar, geçmiş ve kırılgan insan ilişkileri kitabın öne çıkan temaları arasındaydı.

İplikçi 2010'da çocuk ve gençlik edebiyatında da daha belirgin bir üretim dönemine girdi. İlk gençlik romanı Yalancı Şahit aynı yıl yayımlandı ve Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği tarafından Yılın En İyi Gençlik Romanı Jüri Özel Ödülü'ne değer görüldü.

Yine 2010'da çocuk kitabı Uçan Salı ve çocukluk anılarını anlattığı Koşuyolu: Dünyalar Kadar yayımlandı. Böylece yetişkin edebiyatındaki kent ve hafıza ilgisi çocukluk deneyimleriyle doğrudan birleşti.

Acayip Bir Deniz Yolculuğu 2012'de, gençlik romanı Saklambaç 2013'te yayımlandı. Civan ve Tezcanlı Hayalet Avcıları da bu dönemde yazarın yetişkin edebiyatındaki üretimini sürdürdü.

Kömür Karası Çocuk 2014'te göçmenlik ve yerinden edilme meselesini çocukların bakış açısından ele aldı. İplikçi'nin yetişkin romanlarındaki göç, yabancılık ve aidiyet temaları böylece çocuk ve gençlik edebiyatında yaş grubuna uygun başka bir anlatı biçimi kazandı.

Babamın Ardından 2015'te yayımlandı. Savaşın, göçün ve geçmişten koparılmanın bireylerin ve ailelerin yaşamları üzerindeki izlerine yönelen roman, İplikçi'nin toplumsal tarih ile kişisel hafızayı birlikte kullanma eğilimini sürdürdü.

Dondurmam Tılsım 2016'da çocuk okurlarla buluştu. Çok Özel İsimler Sözlüğü ise 2017'de yayımlanarak yeniden yetişkin öykücülüğüne döndü; farklı yaş ve toplumsal çevrelerden sıradan insanların hayatları üzerinden 21. yüzyıl kent yaşamının çeşitli görünümlerini bir araya getirdi.

Sil Baştan 2019'da yayımlandı. İplikçi'nin romanlarında giderek belirginleşen kadınların kendi yaşamlarını yeniden değerlendirmeleri, geçmişleriyle hesaplaşmaları ve kendilerine başka bir yön açmaya çalışmaları bu eserde de sürdü.

2020'de Kalpten Seven İnsanlar yayımlandı. Birbirine bağlanan öykülerden oluşan ve kısa roman yapısına yaklaşan eser, Neyyir ile Korkut'un ilişkisini sevgi, kimlik, şiddet, ölüm ve zaman kavramları çevresinde kurdu.

Aynı yıl yayımlanan çocuk romanı Günaydın Bendi çevre kirliliğine ve insanın doğayla ilişkisine yöneldi. Böylece İplikçi'nin çocuk edebiyatındaki toplumsal duyarlılığı göçten çevre sorunlarına doğru genişledi.

Ah Be Melek 2023'te yayımlandı. Öykülerde kent yaşamının kenarında kalmış insanlar, yoksulluk, yalnızlık, kırılganlık, iyilik ve kötülük bir meleğin bakışıyla ve gerçekçi anlatıyla masalsı/fantastik çağrışımların iç içe geçtiği bir yapı içinde ele alındı.

2025'te dijital öykü kitabı Kavşakta Kalanlar yayımlandı. Farklı insanların karar, sıkışma, gündelik emek, yoksulluk ve hayatın yön değiştirdiği anlarda kaldıkları “kavşaklar” kitapta ortak bir metafor oluşturdu.

Kasım 2025'te Sahte Cennetten Kaçış yayımlandı. Romanın merkezindeki gazeteci Selin, araştırma amacıyla yaklaştığı bir tarikat yapılanmasının içinde kendisini zihinsel, duygusal ve fiziksel baskının ortasında bulur.

Tarikatın “Frekans Odası”nda Selin'in hafızasının, iradesinin ve kimliğinin dönüştürülmeye çalışılması, kadın bedeninin ideolojik denetim nesnesine dönüştürülmesini romanın temel meselelerinden biri hâline getirir. Selin'in arkadaşı Handan ise onu ararken bu kapalı yapının kadınları nasıl denetlediğini ve susturduğunu görür.

Sahte Cennetten Kaçış bu nedenle yalnızca bir tarikat romanı değildir. Kadın bedeni, erkek egemen güç yapıları, manipülasyon, aile, dinî otorite, itaat, kimlik kaybı, dostluk ve dayanışma romanın toplumsal ve psikolojik katmanlarını oluşturur.

İplikçi 2026'da çocuk romanı Çip, Çöp ve Mia'yı yayımladı. Uluslararası çöp ticareti, çevre kirliliği ve insanın tüketim alışkanlıkları çocukların anlayabileceği bir macera ve çevre anlatısı içinde ele alındı.

Edebiyat çalışmalarının yanında radyo, televizyon ve gazetecilik alanlarında da üretimde bulundu. TRT2'de Açık Kitap, Açık Radyo'da Sabun Köpüğü programlarını hazırlayıp sundu; Vatan gazetesinde köşe yazarlığı yaptı.

Türkiye PEN Kadın Yazarlar Komitesi başkanlığını farklı dönemlerde yürüttü. Medyascope'ta Zeytin Dalı ve Sabun Köpüğü programlarını hazırlayıp sundu; edebiyat, kadınlar, toplumsal meseleler ve kültürel yaşam üzerine söyleşiler gerçekleştirdi.

İplikçi'nin öykü ve romanları çeşitli dillere çevrildi. Yetişkin edebiyatından çocuk ve gençlik edebiyatına uzanan üretiminde kadınların toplumdaki konumu, kent, göç, savaş, şiddet, yalnızlık, kimlik, hafıza, çevre, dayanışma ve kişinin kendisine ait bir yaşam kurma mücadelesi tekrar eden başlıca meselelerdir.

#Mügeİplikçi #SahteCennettenKaçış #ArkasıYarın #Perende #TransitYolcular #Kafdağı #YalancıŞahit #AhBeMelek #Öykü #Roman #KadınEdebiyatı #ToplumsalRoman