Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
1 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 1854
Doğum yeri Dağıstan
Ölüm tarihi 15-04-1917

Mizancı Murad, asıl adıyla Mehmed Murad, 1854 yılında Rus İmparatorluğu sınırları içindeki Dağıstan’ın Dargi bölgesine bağlı Huraki kasabasında doğdu. Babası kadılık ve müftülük yapan Hacı Mustafa Efendi’ydi.

Küçük yaşlarda dinî eğitim aldı ve Arapça öğrendi. Timurhan Şûrâ Rüşdiyesinde ve İstavropol Gimnazyumunda öğrenim gördü; ardından Moskova Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi.

Kafkasya’daki Rus yönetiminin baskılarından etkilenen Murad, Osmanlı halifesine ve İslam dünyasına hizmet etme düşüncesiyle 1873 yılında İstanbul’a geldi.

İstanbul’da Matbûât-ı Dâhiliyye Kaleminde çalışmaya başladı. Kafkasya kökenli Şirvânîzâde Mehmed Rüşdü Paşa’nın himayesini gördü, onun konağına yerleşti ve bir süre mühürdarlığını yaptı.

Bu çevrede Nâmık Kemal, Ziyâ Paşa, Ebüzziyâ Tevfik ve Osman Hamdi Bey gibi dönemin edebiyat ve düşünce insanlarıyla tanıştı. Osmanlı Devleti’nin yönetim, eğitim ve toplumsal yapısındaki sorunlarla yakından ilgilenmeye başladı.

1876-1877 yıllarında Vakit ve İttihad gazetelerinde dış politika yazıları yayımladı. Gazeteciliği, ilerleyen yıllarda siyasal düşüncelerini ve reform görüşlerini topluma ulaştırdığı temel faaliyetlerinden biri oldu.

Açılan bir sınavı kazanarak Mekteb-i Mülkiyyede tarih öğretmenliğine başladı. Mekteb-i Hukukta ders verdi; Dârülmuallimîn-i Âliyede öğretmenlik ve müdürlük yaptı.

Mekteb-i Mülkiyyedeki uzun öğretmenlik dönemi boyunca tarih bilgisini yalnızca geçmiş olayların aktarılması olarak görmedi. Tarihi, genç kuşaklarda vatan, sorumluluk, devlet bilinci ve siyasal düşünce oluşturacak bir eğitim alanı olarak kullandı.

Târîh-i Umûmî ile Muhtasar Târîh-i Umûmî adlı çalışmalarını öğretim hayatının ihtiyaçları doğrultusunda hazırladı. Muhtasar Târîh-i İslâm’da İslam tarihini, Târîh-i Ebü’l-Fârûk’ta ise dünya ve Osmanlı tarihini kendi siyasal ve ahlaki değerlendirmeleriyle birlikte ele aldı.

21 Ağustos 1886’da Mîzan gazetesini çıkarmaya başladı. Gazetenin adı zamanla onun “Mizancı” lakabıyla tanınmasına yol açtı.

Mîzan, günlük haberleri aktaran sıradan bir gazete olmaktan çok siyasal ve toplumsal düşünce platformu niteliği taşıdı. Devlet yönetimi, meşrutiyet, eğitim, iktisat, maliye, sanayi, yoksulluk ve toplumsal ahlak gibi konularda yazılar yayımladı.

Gazetenin yönetim ve bürokrasiye yönelttiği eleştiriler giderek sertleşti. Mîzan sansür tarafından birçok kez kapatıldı; Murad’ın II. Abdülhamid yönetimiyle ilişkisi zamanla bozuldu.

1891’de Düyûn-ı Umûmiyye komiserliğine getirildi. Bu görevde Osmanlı mali çıkarlarını korumaya çalışan tavrıyla tanındı; 1893’te Mecîdî nişanı ve altın liyakat madalyası aldı.

Devletin siyasal, ekonomik ve toplumsal sorunlarına ilişkin hazırladığı reform tasarısının kabul edilmemesi üzerine yönetimle arasındaki ayrılık derinleşti. Düşüncelerini daha serbest biçimde açıklayabilmek amacıyla 1895’te Osmanlı ülkesinden ayrıldı.

Dağıstan ve Avrupa üzerinden Paris’e geçti. Ahmed Rızâ ve diğer Jön Türklerle görüştü; Osmanlı Devleti’nin yönetim sorunları, Ermeni meselesi, Şark meselesi ve meşrutiyetin yeniden kurulması üzerine temaslarda bulundu.

1896’da Mısır’a giderek Mîzan’ı Kahire’de yayımlamaya başladı. Buradaki yazılarında II. Abdülhamid yönetimini açık biçimde eleştirdi ve padişahı meşrutiyeti yeniden yürürlüğe koymaya çağırdı.

Bu faaliyetleri nedeniyle gıyabında idama mahkûm edildi. Aynı yıl Avrupa’ya dönerek Ahmed Rızâ’ya muhalif Jön Türklerin desteğiyle Osmanlı İttihat ve Terakkî Cemiyetinin yönetimini üstlendi.

Cemiyetin merkezini Cenevre’ye taşıdı ve Mîzan’ı burada örgütün yayın organı olarak çıkardı. Bununla birlikte Jön Türkler arasındaki düşünce ve yöntem farklılıklarını ortadan kaldıramadı.

Mizancı Murad, meşrutiyet isteğine rağmen devrimci ve cumhuriyetçi bir siyasal çizgiyi benimsemedi. Osmanlı hanedanının devamını, danışmaya dayalı yönetimi, Osmanlı birliğini ve İslam dünyasının dayanışmasını birlikte savundu.

1897’de ilan edilen genel affın ve kendisine verilen bazı vaatlerin ardından İstanbul’a döndü. Ancak verilen vaatler yerine getirilmedi ve uzun süre göz hapsinde tutuldu.

1899’da Şûrâ-yı Devlet Maliye Dairesi üyeliğine getirildi. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra 1908’de görevinden ayrılarak Mîzan gazetesini yeniden yayımlamaya başladı.

Bu defa İttihat ve Terakkî yönetimine karşı sert bir muhalefet yürüttü. Gazetesi kapatıldı; 31 Mart Olayı’nı kışkırttığı iddiasıyla yargılandı ve müebbet kalebentlik cezasına çarptırıldı.

1909’da Rodos’a sürüldü, daha sonra Midilli’ye gönderildi. Sürgün yıllarında tarih çalışmalarını ve anılarını kaleme almaya devam etti.

1913’te çıkarılan afla İstanbul’a döndü. Hayatının son yıllarını büyük ölçüde yalnızlık ve ekonomik sıkıntı içinde geçirdi.

15 Nisan 1917’de İstanbul Anadoluhisarı’ndaki yalısında hayatını kaybetti. Anadoluhisarı Mezarlığı’na defnedildi.

Mizancı Murad, edebiyatı yalnızca estetik bir faaliyet olarak görmedi. Edebiyatın toplumun ahlakını geliştirmesi, millî bilinci güçlendirmesi ve okuyucuya örnek kişiler sunması gerektiğini savundu.

Mîzan’da Nâmık Kemal’in Vatan yahut Silistre, Recâizâde Mahmud Ekrem’in Vuslat ve Sâmipaşazâde Sezâi’nin Sergüzeşt adlı eserleri üzerine yayımladığı eleştiriler, Tanzimat dönemi uygulamalı edebiyat eleştirisinin erken örnekleri arasında yer aldı.

Tek romanı Turfanda mı Yoksa Turfa mı? 1891’de “millî roman” alt başlığıyla yayımlandı. Romanda Cezayir’de büyüyüp Fransa’da tıp öğrenimi gören Mansur’un Osmanlı Devleti’ne hizmet etmek amacıyla İstanbul’a gelişi anlatıldı.

Mansur’un karşılaştığı rüşvet, kayırmacılık, tembellik, liyakatsizlik, eğitim eksikliği ve ahlaki çözülme, dönemin bürokratik ve toplumsal yapısına yönelik kapsamlı bir eleştiriye dönüştü.

Mizancı Murad, romanın olay örgüsünü eğitim, tarım, sanayi, kadınların öğrenimi ve ahlaki yenilenme hakkındaki düşüncelerini somutlaştırmak amacıyla kullandı. Mansur’u bilgili, çalışkan, dürüst ve vatansever ideal aydın tipi olarak oluşturdu.

Tencere Yuvarlandı Kapağını Buldu adlı oyununda evlilik, aile ve ahlak sorunlarına yöneldi. Aleksandr Griboyedov’un Akıldan Belâ adlı oyununu Rusçadan çevirdi.

Mücâhede-i Milliyye, Hürriyet Vâdisinde Bir Pençe-i İstibdâd, Enkāz-ı İstibdâd İçinde Züğürdün Tesellisi, Taharrî-i İstikbâl ve Tatlı Emeller Acı Hakikatler gibi çalışmalarında siyasal mücadelesini, Jön Türk hareketini, II. Meşrutiyet dönemini ve yaşadığı çatışmaları kendi bakış açısından anlattı.

Gazeteciliği, öğretmenliği, siyasal muhalefeti ve eserleriyle geç Osmanlı düşünce hayatının etkili isimlerinden biri olan Mizancı Murad; eğitim merkezli kalkınma anlayışı, ahlaki edebiyat düşüncesi ve idealist aydın modeliyle Türk siyasal ve edebî tarihinde kalıcı bir yer edindi.

#MizancıMurad #TurfandaMıYoksaTurfaMı #TanzimatEdebiyatı #TürkRomanı #TezliRoman #SiyasalRoman #JönTürkler #MizanGazetesi #OsmanlıDüşünceTarihi #Eğitim #Meşrutiyet #Gazetecilik