Miyase Sertbarut, resmî kayıtlara göre 1 Ocak 1962’de Adana’nın Ceyhan ilçesinde doğdu. Ailesinin verdiği bilgiye ve yayınevi biyografilerine göre doğum yılı 1963’tür. Çiftçilikle geçinen bir ailenin beş çocuğundan biri olarak köy ortamında büyüdü.
İlkokulu köyünde, ortaokulu Ceyhan’da tamamladı. Ailesinin yönlendirmesiyle Kayseri Sağlık Meslek Lisesinde yatılı öğrenim gördü ve 1980 yılında mezun oldu.
Mezuniyetinin ardından Ankara’da hemşire olarak çalışmaya başladı. Yaklaşık bir yıl sonra edebiyata duyduğu ilginin meslek tercihinde daha belirleyici olduğunu görerek sağlık alanından ayrıldı.
Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğrenim gördü. Mezuniyetinden sonra farklı okullarda Türkçe ile Türk dili ve edebiyatı öğretmenliği yaptı.
Meslek yaşamının bir döneminde Kırgızistan’da Türkiye Türkçesinin öğretimiyle ilgili görev üstlendi. Türkiye’ye döndükten sonra öğretmenliğini sürdürdü ve 2005 yılında emekliye ayrıldı.
Yazarlığa 1990 yılında radyo oyunları kaleme alarak başladı. Hazırladığı oyunların bir bölümü TRT radyolarında seslendirildi. Radyo tiyatrosu, diyalog kurma, sahne oluşturma ve olayları ses üzerinden geliştirme becerisini besledi.
Fasulyem Bulutlara Çıkamaz adlı dosyasıyla 1996’da Çankaya Belediyesi ve Damar Edebiyat Dergisinin düzenlediği yarışmada çocuk öyküsü dalında birincilik kazandı. Aynı adla yayımlanan eser, ilk kitabı oldu ve çocuk edebiyatına yönelmesinde belirleyici rol oynadı.
İlk döneminde Ayakkabı Götüren Köpek, Salih Dede’nin Sihirli Piposu, Sınıfta Kalanlar Okul Açtılar, Annemin Kokusu ve Tuna’nın Büyülü Gemisi gibi öykü, masal ve romanlar kaleme aldı. Bu eserlerde çocukların aile, okul, mahalle, hayvanlar ve gündelik hayatla kurdukları ilişkileri işledi.
Gerçekle Büyümek Düşlerle Yürümek adlı gençlik romanında eğitimde fırsat eşitsizliği, üniversite sınavı baskısı, erken yaşta çalışma hayatına katılma ve gençlerin kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olma çabaları üzerinde durdu.
Sisin Sakladıkları, doğaya ve canlıların genetik yapısına müdahale edilmesini konu alan bilimkurgu ve gerilim özellikli bir roman olarak yayımlandı. Eser, 2004 Tudem Edebiyat Ödülleri’nde ikinciliğe değer görüldü; daha sonra Ortak Ruh adlı devam kitabıyla genişleyen bir anlatı evrenine dönüştü.
Kapiland’ın Kobayları ile başlayan Kapiland dizisinde sağlık endüstrisi, tüketim kültürü, reklam, medya yönlendirmesi, biyoteknoloji ve küresel güç ilişkilerini ele aldı. Kapiland’ın Kobayları, 2006 Tudem Edebiyat Ödülleri Roman Yarışması’nda birincilik kazandı.
Dizi; Kapiland’ın Karanlık Yüzü, Kapiland’ın Kıyameti ve Kapiland’ın Dönüşü ile devam etti. Sertbarut, bilimkurgu ve distopyadan yararlanarak insan sağlığının ticari çıkarlara bağlanmasını ve toplumların korku yoluyla yönlendirilmesini sorguladı.
Çöp Plaza’da kent yoksulluğu, atık toplayıcıları, gelir dağılımındaki adaletsizlik, geri dönüşüm ve görünmez emek konularını işledi. Hayaller Hawaii adlı devam kitabında sokaklarda çalışan çocukların ve yetişkinlerin yaşam mücadelelerini sürdürdü.
Ara Âlem üçlemesinin ilk kitabı Tarlakoz’un Tuzağı 2015’te yayımlandı. Seri, ölmüş ancak “tam ölüm”e geçememiş genç ruhların canlılar dünyasıyla sürdürdükleri bağ çevresinde gelişen fantastik ve gerilimli bir anlatı kurdu.
Üçlemenin ikinci kitabı Yasak Oyun, bilgisayar oyunlarıyla gerçek hayat arasındaki ahlaki ayrımı ele aldı. Sanal dünyadaki öldürme ve kazanma hedeflerinin karşısına yaşatma, yardımlaşma, dayanışma ve özveri gibi değerleri yerleştirdi.
Yasak Oyun’da karakterler yalnızca doğaüstü tehlikelerle değil, kendi kararlarının sonuçlarıyla da karşılaşır. Akılla kalbin, merakla sorumluluğun ve oyunla gerçek hayatın sınırları anlatının temel çatışmalarını oluşturur.
Ara Âlem üçlemesi Yeniden Doğuş ile tamamlandı. Son kitapta farklı dönemlerden gelen ruhların varoluş mücadelesi, sanat, bellek, fedakârlık ve yeniden hayata dönme arzusu çevresinde işlendi.
Buz Bebekler, Kimsin Sen?, Yılankale, Sarı Maymun, Kaçak Köpek Biber, Tuhaf Bir Otel, Ünsüz Youtuber’ın Günlüğü, Bir Gün Herkes... ve İki Robot – Fabrika Hatası gibi eserlerinde zorbalık, kimlik, savaş, göç, yoksulluk, teknoloji, ayrımcılık ve çevre sorunlarına yöneldi.
Yuan Huan’ın Kulübesi’nde okumaya mesafeli çocukları hikâyelerin dönüştürücü gücüyle buluşturdu. Beş ayrı hikâyeyi bir üst kurgu içinde birleştiren eser, geleneksel anlatıcılıkla dijital çağın okuma alışkanlıkları arasında ilişki kurdu.
Yuan Huan’ın Kulübesi, İtalya’da 2024 yılının çocuk romanı seçilerek Rodari Ödülü’nü kazandı. Eser ayrıca Padova Üniversitesi öğrencilerinin verdiği mansiyonla onurlandırıldı ve çok sayıda dile çevrildi.
Yuan Huan anlatısı, 2025’te yayımlanan Kütüphanedeki Kamera ile devam etti. Bu kitapta kütüphane, okuma isteği, farklı bakış açıları ve önyargılardan kurtulma temaları fantastik bir macera içinde işlendi.
Sertbarut’un Sınavsız Hava Sahası adlı tiyatro oyunu çok sayıda okulda sahnelendi. Öykü, roman, masal ve tiyatronun yanı sıra ilk okuma kitapları da yazarak farklı yaş gruplarına seslendi.
Eserlerinde çocukları korunması gereken edilgen kişiler olarak değil, dünyadaki eşitsizlikleri ve yanlışlıkları fark edebilen özne karakterler olarak kurdu. Fantastik olayları ve gerilimi, güncel toplumsal sorunların tartışılmasına imkân veren anlatı araçlarına dönüştürdü.
Miyase Sertbarut, çocuk ve gençlik edebiyatında zor konuları okurun yaş düzeyini küçümsemeden ele alan; merak, mizah, gizem ve toplumsal eleştiriyi birleştiren üretken yazarlardan biri oldu.
#MiyaseSertbarut #AraÂlem #YasakOyun #ÇocukEdebiyatı #GençlikEdebiyatı #FantastikRoman #Bilimkurgu #Kapiland #ÇöpPlaza #SisinSakladıkları #YuanHuan #ToplumsalEleştiri
Miyase Sertbarut’un Bibliosfer profili çocuk edebiyatı, gençlik edebiyatı, fantastik roman, bilimkurgu, distopya, gerilim, gizem, öykü, masal, tiyatro ve toplumsal eleştiri eksenlerinde şekillenir.
Eserlerinin merkezinde çocukların ve gençlerin yaşadıkları dünyayı anlamlandırma çabası bulunur. Kahramanları çoğu zaman yetişkinler tarafından kurulmuş adaletsiz, baskıcı veya tutarsız düzenlerin sonuçlarıyla karşılaşır.
Sertbarut zor konuları çocuk okurdan uzak tutmaz. Ölüm, yoksulluk, savaş, genetik deneyler, tüketim, ayrımcılık, eğitim baskısı ve çevre sorunları, yaş grubuna uygun fakat sorunların ağırlığını hafife almayan anlatılar içinde ele alınır.
Ara Âlem üçlemesi, ölümle yaşam arasındaki sınırdan hareket eden fantastik bir anlatıdır. “Tam ölüm”e geçememiş genç ruhlar ne bütünüyle canlıların dünyasına ne de ölülerin alanına aittir.
Bu ara konum, karakterlerin kimlik ve aidiyet sorunlarını görünür kılar. Onlar yalnızca bedensiz varlıklar değil; yarım kalmış ilişkileri, suçlulukları, özlemleri ve tamamlanmamış görevleri bulunan gençlerdir.
Tarlakoz’un Tuzağı, okuru Ara Âlem’in kurallarıyla tanıştırır. Ruhların iz bırakmadan var olma zorunluluğu, onları hem canlıların dünyasından hem de kendilerini yok edebilecek güçlerden saklanmaya iter.
Üçlemenin ikinci kitabı Yasak Oyun, fantastik gerilimi dijital oyun kültürüyle birleştirir. Oyun dünyasında sıradanlaşan öldürme, yok etme ve puan kazanma hedefleri, gerçek hayattaki ahlaki sorumluluklarla karşılaştırılır.
Kitap bilgisayar oyunlarının tamamını değersiz veya zararlı ilan etmez. Sorguladığı temel sorun, oyuncunun neden yaptığını düşünmeden verilen hedeflere uyması ve şiddetin sonuçsuz bir eğlenceye dönüşmesidir.
Yasak Oyun’daki temel karşıtlık, sanal oyunun yok etmeye dayalı hedefleriyle gerçek hayattaki yaşatma ve dayanışma değerleri arasında kurulur. Karakterlerin başarısı yalnızca zekâlarına değil, seçimlerinin başka varlıklar üzerindeki sonuçlarını fark etmelerine bağlıdır.
Oyun labirenti, gençlerin dijital ortamda karşılaştıkları yönlendirme ve bağımlılık biçimlerinin simgesidir. Sürekli ilerleme ve kazanma arzusu, kişinin kendi iradesiyle hareket edip etmediği sorusunu doğurur.
Yeniden Doğuş, üçlemenin ölüm ve yaşam tartışmasını sanat, bellek ve fedakârlık üzerinden tamamlar. Farklı dönemlere ait ruhların hikâyeleri, insanın geride bıraktığı izlerin bedensel yaşamdan daha uzun sürebileceğini gösterir.
Ara Âlem serisinde doğaüstü unsurlar yalnızca korku yaratmak için kullanılmaz. Yaşama isteği, sorumluluk, kayıp, vicdan ve insanın başkaları için ne yapabileceği üzerine düşünme alanı oluşturur.
Kapiland dizisi, Sertbarut’un bilimkurgu ve distopya aracılığıyla küresel ekonomik düzeni eleştirdiği eser grubudur. Sağlık, beslenme ve beden, şirketlerin denetleyebileceği ticari alanlara dönüşür.
Kapiland’ın Kobayları’nda insanları daha sağlıklı veya başarılı yapacağı iddia edilen ürünler, beden üzerinde yürütülen büyük bir deneyin parçasıdır. Reklam ve bilimsel otorite görüntüsü, toplumun sorgulama yeteneğini zayıflatmak için kullanılır.
Dizide çocuk kahramanlar, kendilerine sunulan bilgileri doğrudan kabul etmez. Kanıt arar, yetişkinlerin ve kurumların açıklamalarını karşılaştırır ve görünürde yararlı olan uygulamaların arkasındaki çıkarları açığa çıkarmaya çalışırlar.
Sisin Sakladıkları’nda bilimsel gelişmeyle etik sorumluluk arasındaki gerilim öne çıkar. Genetik müdahalenin mümkün olması, onun insanlar ve doğa üzerinde uygulanmasını kendiliğinden doğru hâle getirmez.
Sertbarut bilim karşıtı bir anlatı kurmaz. Bilginin kim tarafından, hangi amaçla ve hangi canlılar üzerinde kullanıldığını sorgulayarak bilimsel ilerlemenin ahlaki denetimden bağımsız düşünülemeyeceğini gösterir.
Çöp Plaza, fantastik ve bilimkurgu unsurlarını azaltarak doğrudan kent yoksulluğuna yönelir. Atık toplayıcılarının emeği, tüketim toplumunun görmezden geldiği ekonomik ve toplumsal ilişkileri açığa çıkarır.
Romanın mekânsal yapısı, kentin sınıflara göre bölünmesini görünür kılar. Plaza ile çöp alanı, zenginlikle yoksulluğun ve tüketimle atık üretiminin birbirinden ayrı görünmesine rağmen aynı sistemin parçalarıdır.
Hayaller Hawaii, bu eşitsizlik anlatısını sürdürür. Başlıktaki uzak ve parlak tatil hayaliyle sokakta çalışan insanların gündelik gerçekliği arasındaki karşıtlık, tüketim kültürünün yarattığı beklentileri gösterir.
Gerçekle Büyümek Düşlerle Yürümek, gençlerin kendi istekleriyle aile ve eğitim sisteminin beklentileri arasındaki çatışmaya odaklanır. Üniversite sınavı, yalnızca akademik başarı ölçütü değil, gençlerin gelecekleri üzerinde kurulan toplumsal baskının aracıdır.
Bir Gün Herkes..., normallik ve farklılık kavramlarını sorgular. Dezavantajlı veya toplumun alışılmış ölçülerine uymayan kişilerin görünmezleştirilmesini, yalnızca bireysel önyargı değil toplumsal bir mesele olarak ele alır.
İki Robot – Fabrika Hatası, robot karakterlerden yararlanarak savaş, zorunlu göç ve itaat sorunlarına yönelir. İnsan olmayan kahramanlar, insanların kurduğu sınırların ve savaş düzeninin mantıksızlığını dışarıdan gözlemleme imkânı sağlar.
Yuan Huan’ın Kulübesi, okuma ve yazma kültürünü doğrudan konu edinir. Hikâye anlatmak, yalnızca eğlence değil, insanın başka yaşamları anlamasını ve kendi deneyimini yeniden değerlendirmesini sağlayan dönüştürücü bir etkinliktir.
Eserdeki üst kurgu, farklı hikâyeleri ortak bir anlatı içinde birleştirir. Okur, yalnızca hikâyelerin sonucunu izlemekle kalmaz; bir anlatının nasıl oluşturulduğu ve başka bir kişiyi nasıl değiştirebildiği üzerine düşünür.
Kütüphanedeki Kamera, okuma kültürü temasını bakmak ile görmek arasındaki ayrımla genişletir. Aynı metni okuyan kişilerin farklı ayrıntılar fark etmesi, okumanın tek ve değişmez bir anlamı tekrarlamak olmadığını gösterir.
Sertbarut’un anlatılarında merak ve gerilim güçlüdür. Gizemli olaylar, beklenmedik bağlantılar ve şaşırtıcı sonuçlar okuru metinde tutarken toplumsal ve ahlaki sorular olay örgüsünün doğal parçası hâline gelir.
Öğretici içerik doğrudan ders cümleleri biçiminde verilmez. Değerler, karakterlerin seçimleri ve bu seçimlerin sonuçları üzerinden görünürlük kazanır.
Çocuk karakterler yetişkinlerin eksiklerini tamamlayan küçük kahramanlar olarak idealize edilmez. Hata yapar, korkar, kıskanır ve yanlış kararlar verirler; ancak deneyimleri üzerinde düşünerek değişme imkânına sahiptirler.
Miyase Sertbarut’un Bibliosfer’deki temel sınıflandırma alanları çocuk romanı, gençlik romanı, fantastik kurgu, bilimkurgu, distopya, doğaüstü gerilim, gizem, sosyal gerçekçilik, yoksulluk, sınıfsal eşitsizlik, eğitim baskısı, teknoloji, dijital oyunlar, tüketim kültürü, genetik etik, çevre, savaş, göç, ayrımcılık, okuma kültürü ve eleştirel düşünmedir. Eserlerini ayırt eden temel özellik, sürükleyici ve şaşırtıcı kurguları çocukların toplumsal gerçekliği sorgulamasını sağlayan eleştirel anlatılara dönüştürmesidir.
Yasak Oyun / Ara Alem 2