Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
3 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 15-10-1926
Doğum yeri Poitiers
Ölüm tarihi 25-06-1984

Michel Foucault, tam adıyla Paul-Michel Foucault, 15 Ekim 1926'da Fransa'nın Poitiers kentinde doğdu. Babası cerrahtı ve ailesinde tıp mesleğinin güçlü bir geleneği bulunuyordu. Foucault ise ailesinin kendisi için düşündüğü tıp eğitiminden uzaklaşarak felsefe, psikoloji ve düşünce tarihine yöneldi.

Poitiers'deki öğreniminin ardından Paris'e gitti ve Lycée Henri-IV'te hazırlık eğitimi aldı. 1946'da École normale supérieure'e kabul edildi. Burada felsefe ve psikoloji eğitimi gördü; 1948'de felsefe, 1949'da psikoloji lisansını tamamladı.

1951'de felsefe alanındaki agrégation sınavını geçti. 1952'de Institut de psychologie'den diploma aldı. Felsefenin yanı sıra psikoloji, psikiyatri tarihi ve insan bilimleriyle ilgilenmesi, sonraki çalışmalarının temel doğrultularından birini oluşturdu.

1952'de Lille Edebiyat Fakültesinde psikoloji asistanı olarak çalışmaya başladı. 1950'lerin ortalarından itibaren akademik ve kültürel görevlerle Fransa dışında bulundu. Uppsala, Varşova ve Hamburg'daki görevleri sırasında araştırmalarını sürdürdü ve deliliğin Batı düşüncesindeki tarihine ilişkin doktora çalışmasını geliştirdi.

İlk kitabı Maladie mentale et personnalité 1954'te yayımlandı. Foucault bu erken çalışmasındaki bazı yaklaşımları daha sonra değiştirdi ve kitabı 1962'de Maladie mentale et psychologie adıyla yeniden düzenledi. Onun düşünsel gelişiminde kendi önceki kavramlarını terk etmek veya dönüştürmek sık görülen bir özellik oldu.

1961'de doktora çalışmasını tamamladı. Folie et déraison: Histoire de la folie à l'âge classique adıyla yayımlanan çalışma, Batı toplumlarının delilik ile akıl arasındaki sınırı tarih boyunca nasıl oluşturduğunu araştırdı. Türkçede Klasik Çağda Deliliğin Tarihi adıyla bilinen eser, psikiyatrinin yalnızca tıbbi gelişiminin değil deliliğin toplumsal, kurumsal ve düşünsel olarak nasıl tanımlandığının tarihini incelemeye yöneldi.

1960'ta Clermont-Ferrand Üniversitesinde göreve başlayan Foucault, 1962'den itibaren burada felsefe profesörü olarak çalıştı. Bu dönemde tıp, dil, edebiyat ve insan bilimlerinin tarihine ilişkin araştırmalarını yoğunlaştırdı.

Naissance de la clinique 1963'te yayımlandı. Türkçede Kliniğin Doğuşu adıyla bilinen eser, modern tıbbın ortaya çıkışını yalnızca yeni bilimsel keşiflerle açıklamak yerine doktorun hastaya, bedene ve hastalığa bakışını mümkün kılan bilgi düzenindeki değişim üzerinden inceledi. Foucault'nun daha sonra "arkeoloji" olarak adlandıracağı yöntemin önemli örneklerinden biri bu çalışmada görüldü.

Aynı yıl Raymond Roussel yayımlandı. Foucault burada Fransız yazar Raymond Roussel'in dil, tekrar ve sözcük oyunlarına dayalı yazı biçimini ele aldı. Edebiyat, onun erken dönem çalışmalarında yalnızca inceleme nesnesi değil dilin sınırlarını araştırabileceği düşünsel bir alan oldu.

Les Mots et les Choses 1966'da yayımlandı. Türkçede Kelimeler ve Şeyler adıyla bilinen eser, Rönesans'tan modern döneme kadar Batı bilgi sistemlerinde meydana gelen temel kırılmaları araştırdı. Foucault farklı dönemlerde neyin bilgi olarak düşünülebileceğini belirleyen tarihsel koşulları "episteme" kavramı çevresinde inceledi.

Kelimeler ve Şeyler'in yayımlanmasından birkaç ay sonra, Temmuz-Ekim 1966 arasında Le discours philosophique başlıklı kapsamlı bir taslak kaleme aldı. Foucault bu metni yaşamı sırasında yayımlamadı. Metinde felsefeyi değişmez bir özü bulunan etkinlik olarak değil, belirli tarihsel koşullar içinde başka söylemlerle ilişkili olarak ortaya çıkan bir söylem biçimi şeklinde araştırdı.

Le discours philosophique'te Descartes'tan Nietzsche'ye uzanan felsefe tarihini, felsefi söylemin meşrulaştırma, çözümleme, eleştiri ve yorum işlevleri açısından yeniden değerlendirdi. Nietzsche'nin ardından felsefenin görevlerinden birini kendi çağını teşhis etmek olarak ele aldı. Metin, sonraki arkeolojik yönteminin oluşumunu anlamaya yardımcı olan önemli bir ara çalışma niteliğindedir.

Bu çalışma ölümünden onlarca yıl sonra, Orazio Irrera ve Daniele Lorenzini tarafından François Ewald'ın sorumluluğunda hazırlanarak 2023'te Le discours philosophique adıyla yayımlandı. Türkçe çevirisi Ayşe Deniz Temiz tarafından Felsefi Beyan adıyla hazırlandı ve Yapı Kredi Yayınları tarafından 2026'da yayımlandı. Böylece 1966'da yazılmış ancak uzun süre yayımlanmamış bir Foucault metni Türkçe külliyata da katılmış oldu.

Foucault 1966-1968 döneminde Tunus'ta ders verdi. Ardından Paris'teki deneysel Vincennes Üniversitesinin kuruluş sürecinde yer aldı ve burada felsefe bölümünde görev yaptı. Akademik çalışmalarının yanında dönemin siyasal ve toplumsal tartışmalarıyla daha doğrudan ilişki kurmaya başladı.

L'Archéologie du savoir 1969'da yayımlandı. Bilginin Arkeolojisi adıyla Türkçeye çevrilen eser, önceki çalışmalarında kullandığı tarihsel çözümleme yöntemini daha sistematik biçimde açıklamaya çalıştı. Foucault düşünce tarihini yalnızca büyük düşünürlerin fikirlerinin birbirini izlemesi olarak değil, belirli dönemlerde hangi ifadelerin bilgi statüsü kazanabileceğini belirleyen söylemsel kurallar üzerinden incelemeyi önerdi.

1970'te Collège de France'a seçildi ve Histoire des systèmes de pensée, yani Düşünce Sistemleri Tarihi kürsüsünün profesörü oldu. Bu görevi ölümüne kadar sürdürdü. Collège de France dersleri, daha sonra kitaplaştırıldığında Foucault'nun yayımlanmış eserlerindeki kavramların gelişimini izlemek açısından külliyatının önemli bir bölümünü oluşturdu.

1971'deki açılış dersinin kitaplaştırılmış biçimi L'Ordre du discours adıyla yayımlandı. Söylemin yalnızca düşünceleri ifade eden tarafsız bir araç olmadığını; toplumlarda söyleme kimin katılabileceğinin, neyin söylenebileceğinin ve hangi ifadelerin geçerli kabul edileceğinin çeşitli dışlama ve denetim mekanizmalarıyla düzenlendiğini tartıştı.

1971'de Groupe d'information sur les prisons'ın kuruluşunda yer aldı. Mahpusların kendi koşulları hakkında konuşabilmelerini sağlamayı amaçlayan bu çalışmalar, Foucault'nun hapishane, gözetim ve disiplin üzerine araştırmalarıyla doğrudan ilişkilendi. Akademik araştırma ile güncel kurumsal pratik arasındaki bağlantı bu dönemde daha belirgin hâle geldi.

Ceci n'est pas une pipe 1973'te kitap olarak yayımlandı ve Türkçeye Bu Bir Pipo Değildir adıyla çevrildi. Foucault, René Magritte'in ünlü pipo imgelerinden hareket ederek resim ile sözcük, nesne ile temsil, benzerlik ile gösterme arasındaki ilişkiyi araştırdı. Bir pipo resmiyle "Bu bir pipo değildir" cümlesinin yan yana bulunması, görüntünün nesnenin kendisi olmadığı gerçeğini görünür hâle getiren düşünsel bir sorun olarak ele alındı.

Bu Bir Pipo Değildir, Foucault'nun hapishane veya cinsellik gibi daha çok bilinen konularından farklı görünse de dil ve temsil üzerine erken dönem çalışmalarının doğal devamıdır. Magritte'in resimleri aracılığıyla sözcüklerin nesneleri doğrudan temsil ettiği veya görüntünün gösterdiği şeyle özdeş olduğu varsayımını sorguladı.

Surveiller et punir: Naissance de la prison 1975'te yayımlandı. Modern ceza sisteminin bedene açıkça eziyet eden egemenlik biçimlerinden gözetim, disiplin ve normalleştirmeye dayalı kurumlara doğru geçişini araştırdı. Jeremy Bentham'ın Panoptikon tasarımı, sürekli gözlenme ihtimalinin bireyin davranışlarını kendi kendine düzenlemesini sağlayan disiplin mekanizmasının güçlü bir modeli hâline geldi.

Foucault bu çalışmada iktidarı yalnızca devletin veya yöneticilerin yukarıdan aşağıya uyguladığı baskı olarak ele almadı. Okul, kışla, hastane, fabrika ve hapishane gibi kurumlarda işleyen gündelik tekniklerin bedenleri sınıflandırdığını, karşılaştırdığını, eğittiğini ve normalleştirdiğini gösterdi. Bilgi ile iktidarın birbirinden bağımsız olmayan ilişkisine yönelik çalışmaları bu dönemde belirginleşti.

Histoire de la sexualité'nin ilk cildi La Volonté de savoir 1976'da yayımlandı. Foucault modern toplumların cinselliği yalnızca bastırdığı düşüncesini sorguladı; tersine cinsellik hakkında tıp, psikiyatri, eğitim, hukuk ve yönetim alanlarında giderek daha fazla konuşulduğunu gösterdi. Bu bağlamda biyopolitika ve biyoiktidar kavramları, modern iktidarın bireysel bedenlerin yanında nüfusların yaşam süreçlerini yönetme biçimlerini açıklamak için ortaya çıktı.

1970'lerin sonlarından itibaren araştırmaları yönetimsellik sorununa yöneldi. İktidarın yalnızca yasaklayan veya disipline eden yönünü değil, insanların davranışlarını ve kendi davranışlarını yönetme biçimlerini incelemeye başladı. Collège de France dersleri bu düşünsel dönüşümün ayrıntılı izlerini taşır.

1980'lerde Foucault'nun ilgisi giderek öznenin kendisiyle kurduğu ilişkiye ve antik dünyadaki etik pratiklere kaydı. Histoire de la sexualité'nin ikinci cildi L'Usage des plaisirs ve üçüncü cildi Le Souci de soi 1984'te yayımlandı. Bu eserlerde Antik Yunan ve Roma'da insanların davranışlarını nasıl ahlaki bir sorun hâline getirdiklerini ve kendileri üzerinde hangi pratikleri uyguladıklarını araştırdı.

Cinselliğin Tarihi'nin dördüncü cildi Les Aveux de la chair üzerinde de çalıştı ancak eserin kitap biçimindeki yayımını göremedi. Hristiyanlığın erken dönemindeki itiraf, arzu, bekâret ve özneleşme pratiklerini inceleyen metin, ölümünden uzun süre sonra 2018'de yayımlandı.

Michel Foucault 25 Haziran 1984'te Paris'te öldü. Ardında tamamlanmış kitapların yanı sıra çok sayıda makale, söyleşi, konferans ve ders bıraktı. Dits et écrits başlığıyla derlenen yazıları ve Collège de France derslerinin ölümünden sonra yayımlanması, düşünsel çalışmalarının kapsamını önemli ölçüde genişletti.

Foucault'nun çalışmaları felsefe, tarih, sosyoloji, siyaset teorisi, hukuk, kriminoloji, eğitim, kültürel çalışmalar ve eleştirel teori üzerinde geniş bir etki bıraktı. Eserlerinin ortak yönü, delilik, hastalık, suç, cinsellik veya insanın kendisi hakkında doğal ve değişmez kabul edilen kategorilerin hangi tarihsel bilgi ve iktidar ilişkileri içinde oluştuğunu araştırmasıdır.

#MichelFoucault #BuBirPipoDeğildir #FelsefiBeyan #KelimelerVeŞeyler #BilgininArkeolojisi #HapishaneninDoğuşu #CinselliğinTarihi #Söylem #İktidar #Arkeoloji #Soykütük #FransızFelsefesi