Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
1 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum yeri Amasya

Mehmet Öztürk, Amasya’nın Merzifon ilçesinde doğdu. Doğum tarihi ve doğum yılı güvenilir kurumsal kaynaklarda açıklanmamıştır. Eğitimcilik, şiir ve arkeoloji alanlarını bir araya getiren çalışmalarıyla tanındı.

Gazi Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesinden mezun oldu. Meslek hayatını sınıf öğretmeni olarak sürdürdü ve uzun yıllar Çorum’daki eğitim kurumlarında görev yaptı.

Öğretmenliğinin yanında sendikal çalışmalarda bulundu. Eğitim Sen Çorum Şubesinin başkanlığını yürüttü; eğitim, kültür, emek ve toplumsal sorunlarla ilgili etkinliklere katıldı.

Şiirle uzun yıllar boyunca ilgilendi. Şiirleri Üç Nokta, Akatalpa, Deliler Teknesi, Yazılıkaya, Bağlaç, Tersakan ve Yoğunluk gibi edebiyat dergileriyle çeşitli gazete ve kültür yayınlarında yayımlandı.

İlk şiir kitabı Aslında Bendim Öteki, 2016 yılında Kanguru Yayınları tarafından yayımlandı. Seksen sayfalık kitap, yazarın yirmi yılı aşkın bir dönemde kaleme aldığı elli sekiz şiiri bir araya getirdi.

Aslında Bendim Öteki’de kayıp, ölüm, toplumsal şiddet, özlem, yalnızlık ve insanın kendisiyle karşılaşması gibi temalar öne çıktı. Kitap, erken yaşta veya beklenmedik biçimde yaşamını kaybeden insanlara adandı.

Eserin bazı şiirlerinde bireysel acı ile toplumsal yas birbirine bağlandı. Ankara’daki şiddet olayları, kaybedilen insanlar ve geride kalanların taşıdığı özlem, doğrudan ve yoğun bir şiir diliyle işlendi.

İkinci şiir kitabı Cemre, 2023 yılında yayımlandı. Kitapta aşk, ayrılık, özlem, tabiat ve insanın iç dünyasında başlayan değişim, lirik bir anlatımla ele alındı.

Cemre’de çiğdem, kelebek, ay, gazel, güz ve ney gibi doğa ve musiki imgeleri kullanıldı. Mevsimsel dönüşüm ile insanın duygusal yenilenmesi ve kayıp deneyimi arasında bağlantılar kuruldu.

Mehmet Öztürk, öğretmenlik hayatını sürdürürken Hititlerin başkenti Hattuşa’nın bulunduğu Çorum’da eskiçağ tarihine ve arkeolojiye yöneldi. Çalıştığı okulda karşılaştığı bir tanıtım broşürü, Hitit uygarlığı üzerine geliştireceği uzun süreli araştırmanın başlangıç noktalarından biri oldu.

İlk yükseköğrenimini tamamlamasından yaklaşık otuz yıl sonra yeniden üniversite öğrencisi oldu. Hitit Üniversitesi Arkeoloji Bölümünü bitirdi ve aynı üniversitede arkeoloji alanındaki lisansüstü çalışmalarını sürdürdü.

Arkeoloji eğitiminin yanında Hitit tarihi, Anadolu uygarlıkları, mitoloji, çivi yazılı belgeler ve eskiçağ toplumları üzerine araştırmalar yaptı. Çeşitli bilimsel toplantılara ve uluslararası kongrelere bildirilerle katıldı.

2014 yılında Çorum’da gerçekleştirilen Uluslararası Hititoloji Kongresi’nde “Hitit Mektuplarının Dünya Uygarlık Tarihine Yaptığı Katkılar” başlıklı bildirisini sundu. Böylece şiir çalışmalarının yanında Hitit yazılı belgeleri ve haberleşme kültürü üzerine akademik üretimde bulundu.

Hitit tarihini destansı şiir biçiminde anlatma düşüncesi, yaklaşık on yıl süren kapsamlı bir çalışmaya dönüştü. Tarih, arkeoloji, Hititoloji, Mezopotamya, Mısır, Suriye ve eskiçağ kültürleri üzerine yayımlanmış bilimsel eserlerden yararlandı.

Bu çalışmanın sonucunda Fırtına Tanrısı’nın Çocukları – Hitit Destanı, 2025 yılında Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlandı. Epik şiir türündeki eser, Hitit Devleti’nin yaklaşık dört yüz elli yıllık tarihsel serüvenini edebî bir bütün içinde anlatır.

Kitabın tarihsel ve arkeolojik içeriği, İstanbul Üniversitesi Hititoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi ve Hattuşa kazıları başkan yardımcısı Doç. Dr. Metin Alparslan tarafından uzun süre incelendi. Alparslan aynı zamanda eserin danışmanlığını üstlendi ve önsözünü kaleme aldı.

Eserin hazırlık sürecinde farklı üniversitelerde çalışan Hititolog ve arkeologların görüşlerine başvuruldu. Bilimsel kaynaklarla edebî anlatım arasındaki dengenin korunması için metin tarihsel ayrıntılar bakımından yeniden değerlendirildi.

Fırtına Tanrısı’nın Çocukları’nın merkezinde Anadolu’da siyasi birlik kuran Hititlerin kralları, kraliçeleri, savaşları, antlaşmaları, dinî törenleri ve gündelik yaşamı bulunur. Anlatının temel coğrafyasını Hattuşa ve Hitit hâkimiyetindeki Anadolu oluşturur.

Eserde tarihsel olayların yanında Hitit mitolojisinden, tanrılar dünyasından ve özgün çivi yazılı belgelerden yararlanıldı. Zaman zaman Hititçe metinlerin sesine yer verilerek antik kaynaklarla çağdaş şiir arasında doğrudan ilişki kuruldu.

Fırtına Tanrısı, Hitit toplumunun inanç dünyasını ve devlet düzenini birbirine bağlayan temel simgelerden biri olarak kullanıldı. Yağmur, bereket, savaş, krallık ve doğa üzerindeki güç, destanın mitolojik yapısında birleşti.

Mehmet Öztürk, Hititleri yalnızca geçmişte yaşamış ve ortadan kalkmış bir toplum olarak anlatmadı. Hititlerin bazı gelenekleri, toplumsal davranışları ve Anadolu’yla kurdukları ilişkinin çağdaş kültürel bellekte izlerini sürdürdüğü düşüncesini işledi.

Fırtına Tanrısı’nın Çocukları, Homeros’un İlyada ve Odysseia ile temsil edilen Anadolu destan geleneğiyle ilişki kurar. Bununla birlikte anlatının merkezine Akhalar veya Troialılar yerine Anadolu’da büyük bir siyasi örgütlenme kuran Hititleri yerleştirir.

Mehmet Öztürk’ün şiir çizgisi, Aslında Bendim Öteki ve Cemre’deki bireysel ve toplumsal lirizmden Fırtına Tanrısı’nın Çocukları’ndaki geniş tarihsel anlatıya uzanır. Kayıp, bellek ve aidiyet gibi ilk kitaplarında görülen temalar, Hitit Destanı’nda Anadolu’nun ortak geçmişi üzerinden yeniden biçimlenir.

Öztürk, öğretmenlik, şiir ve arkeoloji çalışmalarını birlikte sürdürdü. Eğitimci kimliğini tarihsel bilgiyi genç kuşaklara ulaştırmak, şair kimliğini ise bilimsel verileri ritmik ve imgeli bir anlatıya dönüştürmek için kullandı.

#MehmetÖztürk #FırtınaTanrısınınÇocukları #HititDestanı #TürkŞiiri #EpikŞiir #Hititler #AnadoluUygarlıkları #Arkeoloji #Hattuşa #AslındaBendimÖteki #Cemre #TarihselŞiir