Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
3 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 11-04-1920
Doğum yeri Frauenstein
Ölüm tarihi 21-03-1970

Marlen Haushofer, doğum adıyla Maria Helene Frauendorfer, 11 Nisan 1920’de Yukarı Avusturya’daki Frauenstein’da doğdu. Babası Heinrich Frauendorfer ormancı, annesi Maria Frauendorfer ise ev işleriyle ilgileniyordu.

Çocukluğunu Sengsengebirge eteklerindeki Effertsbachtal’da bulunan orman evinde geçirdi. Ormanlar, dağlar, hayvanlar ve kırsal yaşam, daha sonra hem yetişkinler hem de çocuklar için yazdığı eserlerin temel mekânları arasında yer aldı.

On yaşındayken Linz’deki Ursulineler yatılı okuluna gönderildi. Evdeki görece serbest doğa yaşamından katı okul düzenine geçişi sarsıcı bir deneyim olarak yaşadı; tüberküloz enfeksiyonu nedeniyle öğrenimine bir yıl ara vermek zorunda kaldı.

1939’da lise bitirme sınavını tamamladı. Ardından dönemin zorunlu çalışma uygulaması kapsamında Doğu Prusya’da Reichsarbeitsdienst hizmetinde bulundu.

1940’ta Viyana Üniversitesinde Alman dili ve edebiyatı ile sanat tarihi öğrenimine başladı. Daha sonra eğitimini Graz’da sürdürdü; ancak evlilik, çocukların bakımı ve aile yaşamı nedeniyle doktora çalışmasını ve üniversite öğrenimini tamamlayamadı.

1941’de tıp öğrencisi Manfred Haushofer ile evlendi. İlk oğlu önceki bir ilişkiden dünyaya geldi; çiftin ortak oğulları ise 1943’te doğdu ve savaş sonrasında iki çocuk aynı aile içinde büyütüldü.

Savaşın ardından öykülerini gazete ve dergilere göndermeye başladı. Bilinen ilk yayımlanmış metinlerinden Die blutigen Tränen, 1946’da Linzer Volksblatt’ta çıktı.

Aile 1947’de Manfred Haushofer’in diş hekimi olarak çalıştığı Steyr’a yerleşti. Haushofer, aile ve ev işleriyle yazarlığı aynı yaşam düzeni içinde sürdürdü; metinlerinin önemli bölümünü evde kendisine ayırabildiği sınırlı zamanlarda kaleme aldı.

Viyana’ya yaptığı düzenli yolculuklarda dönemin edebiyat çevrelerine katıldı. Önce Hermann Hakel’in Lynkeus dergisi çevresinde, ardından Hans Weigel’in Café Raimund’da bir araya gelen grubunda yer aldı.

Hans Weigel ve Hermann Hakel, ilk eserlerinin yayımlanması konusunda ona destek verdi. Haushofer’in ilk iki roman taslağı ise Weigel’in önerisi üzerine yayımlanmadı ve daha sonra kayboldu.

Manfred Haushofer’le 1950’de resmen boşandılar; ancak aynı evde yaşamayı ve dışarıya evli bir çift görünümü vermeyi sürdürdüler. Boşanmayı çevrelerinden ve bir süre çocuklarından da sakladılar; çift 1958’de yeniden evlendi.

Das fünfte Jahr 1952’de yayımlandı. Türkçede Beşinci Yaş adıyla bilinen novella, yaşamının beşinci yılındaki Marili’nin büyükannesi ve büyükbabasıyla yaşadığı dağ çiftliğini, çocuk zihninin merakı ve korkuları üzerinden anlattı.

Eser Haushofer’e 1953’te Avusturya devletinin edebiyat alanındaki teşvik ödüllerinden birini kazandırdı. Çocukluk, doğa, ölüm, din ve yetişkinlerin anlaşılmaz kuralları, sonraki eserlerinde de tekrar tekrar döndüğü konular hâline geldi.

İlk yayımlanan romanı Eine Handvoll Leben 1955’te çıktı. Roman, yıllar önce kendi ölümünü hazırlayarak ailesini terk eden bir kadının geçmiş yaşamına dönüp bakmasını ve toplumsal düzen içindeki bütün seçeneklerinin nasıl çıkmaza ulaştığını ele aldı.

Die Vergissmeinnichtquelle 1956’da, Die Tapetentür ise 1957’de yayımlandı. Die Tapetentür’de bağımsız yaşamını sürdüren bir kadının aşk, evlilik ve gebelikle birlikte giderek kendi karar alanını kaybetmesi anlatıldı.

Wir töten Stella 1958’de yayımlandı. Türkçedeki Stella’yı Öldürüyoruz, Anna adlı anlatıcının, evlerine gelen genç Stella’nın kocası Richard tarafından kullanılmasına sessiz kalışını ve Stella’nın ölümündeki kendi payıyla yüzleşmesini konu aldı.

Novella, aileyi güvenli ve ahlaklı bir kurum olarak sunan dış görünüşle evin içinde işleyen çıkar, suskunluk ve iktidar ilişkilerini karşı karşıya getirdi. Özel yaşamdaki sessiz ortaklık, savaş sonrası Avusturya toplumunun geçmişteki suçlarla kurduğu ilişkiyi düşündüren bir yapı kazandı.

Haushofer, roman ve öykülerin yanında radyo ve televizyon için de metinler yazdı. Das Kreuzworträtsel, Die Überlebenden, Ein Mitternachtsspiel, Der Wassermann ve Der Knabe im Dschungel bu alandaki çalışmaları arasında yer aldı.

1960’ta yazmaya başladığı Die Wand 1963’te yayımlandı. Roman, görünmez bir duvarla dünyanın geri kalanından ayrılan bir kadının köpek, inek ve kedilerle birlikte dağlık bölgede yaşamını yeniden kurmasını anlattı.

Die Wand, aynı yıl Arthur Schnitzler Ödülü’ne değer görüldü. Roman zamanla yalnızlık, hayatta kalma, insan merkezli dünya görüşü, kadın emeği, hayvanlarla dayanışma ve uygarlığın kırılganlığı üzerine modern bir klasik olarak kabul edildi.

Bartls Abenteuer ile başlayan çocuk kitaplarını Brav sein ist schwer, Müssen Tiere draußen bleiben?, Wohin mit dem Dackel? ve Schlimm sein ist auch kein Vergnügen izledi. Bu eserlerde çocukların ve hayvanların dünyasını mizah, merak ve yetişkin otoritesine mesafeli bir bakışla anlattı.

Himmel, der nirgendwo endet 1966’da yayımlandı. Meta adlı küçük kızın gözünden anlatılan roman; orman evini, aile ilişkilerini, yatılı okulu ve çocukluğun yetişkin dünyası karşısındaki savunmasızlığını yazarın yaşamından izlerle yeniden kurdu.

Schreckliche Treue 1968’de yayımlandı ve Haushofer’e ikinci kez Avusturya devletinin edebiyat teşvik ödülünü kazandırdı. Öykülerde evlilik, sadakat, suçluluk, yalnızlık ve gündelik hayatın altında saklanan duygusal şiddet kısa ve ölçülü bir dille işlendi.

1968’in sonunda ileri evrede kemik kanseri teşhisi aldı. Tedavi gördüğü sırada son romanı Die Mansarde üzerinde çalışmayı sürdürdü ve eseri yaklaşık dokuz ayda tamamladı.

Die Mansarde 1969’da yayımlandı. Çatı katını kendisine ait bir çalışma ve kaçış alanına dönüştüren kadın anlatıcı üzerinden evlilik, sanat, geçmişte yaşanan ihanet, sağırlık ve aile yaşamının korunan dış görünüşü sorgulandı.

Marlen Haushofer, 21 Mart 1970’te Viyana’da öldü ve Steyr’da toprağa verildi. Son çocuk kitabı Schlimm sein ist auch kein Vergnügen ölümünden sonra yayımlandı.

Eserleri ölümünden sonraki ilk yıllarda sınırlı bir okur çevresinde kaldı. 1980’lerden itibaren kadın hareketi ve feminist edebiyat araştırmaları, aile yaşamı ile toplumsal iktidar arasındaki bağlantıları açığa çıkaran metinlerini yeniden gündeme taşıdı.

Die Wand ile Wir töten Stella sinemaya uyarlandı; romanları ve öyküleri birçok dile çevrildi. 2023’te başlatılan toplu eser yayımı, roman ve öykülerini eleştirel sunuşlarla yeniden bir araya getirdi.

Türkçede Duvar, Çatı Katı ve Stella’yı Öldürüyoruz / Beşinci Yaş yayımlandı. Stella’yı Öldürüyoruz ile Beşinci Yaş, Serap Gülerçin Karluk’un Almancadan çevirisiyle 2026’da aynı ciltte okura sunuldu.

#MarlenHaushofer #StellayıÖldürüyoruz #BeşinciYaş #Duvar #ÇatıKatı #AvusturyaEdebiyatı #KadınEdebiyatı #SavaşSonrasıEdebiyat #Aile #ToplumsalŞiddet #Çocukluk #Doğa