Bibliosfer
0.0/10 0 kişi
2 Kitap
0 Okunma
0 Beğeni
0 Takipçi
Doğum tarihi 30-11-1835
Doğum yeri Florida
Ölüm tarihi 21-04-1910

Mark Twain, asıl adıyla Samuel Langhorne Clemens, 30 Kasım 1835’te Amerika Birleşik Devletleri’nin Missouri eyaletindeki Florida kasabasında doğdu. Ailesi birkaç yıl sonra Mississippi Nehri kıyısındaki Hannibal’a taşındı. Çocukluk döneminde tanıdığı nehir yaşamı, kasaba insanları, kölelik düzeni ve sözlü anlatı geleneği ilerleyen yıllarda edebiyatının temel kaynaklarını oluşturdu.

Babası 1847’de öldüğünde okuldan ayrılarak çalışmaya başladı. Bir matbaada çıraklık yaptı, dizgiciliği öğrendi ve ağabeyinin çıkardığı gazetede yazılar yayımladı. Matbaa ve gazetecilik deneyimi, dilin gündelik kullanımlarına ve farklı toplumsal kesimlerin konuşma biçimlerine duyduğu ilgiyi geliştirdi.

1850’li yıllarda çeşitli Amerikan şehirlerinde matbaacılık yaptı. Daha sonra Mississippi Nehri’nde buharlı gemi pilotluğu eğitimi aldı ve ticari gemilerde çalıştı. Nehrin değişken yatağını, akıntılarını ve kıyı yerleşimlerini öğrenmesi, hem yazar kimliğine hem de kullandığı Mark Twain takma adına kaynaklık etti.

Amerikan İç Savaşı’nın başlamasıyla nehir taşımacılığı kesintiye uğradı. Twain, Konfederasyon yanlısı yerel bir gönüllü birliğe kısa süre katıldı; birkaç hafta sonra birlikten ayrılarak ağabeyi Orion’la Nevada Bölgesi’ne gitti. Burada madencilik girişimlerinde bulundu, ancak başarı sağlayamayınca yeniden gazeteciliğe yöneldi.

Virginia City’de yayımlanan Territorial Enterprise gazetesinde muhabir olarak çalıştı. 3 Şubat 1863’te bir yazısında ilk kez “Mark Twain” imzasını kullandı. Nevada ve California’daki gazetecilik yıllarında yerel hikâyeleri, madencileri, siyasetçileri ve sınır bölgesinin renkli kişiliklerini mizahi yazılara dönüştürdü.

1865’te yayımlanan “Jim Smiley ve Sıçrayan Kurbağası” adıyla da bilinen öyküsü ülke çapında tanınmasını sağladı. Sakin ve ciddi bir anlatıcının son derece olağan dışı olayları sıradanmış gibi aktardığı bu metin, Twain’in sözlü anlatıdan, yerel lehçelerden ve abartılı halk hikâyelerinden yararlanan mizahının erken örneklerinden biri oldu.

1866’da Hawaii’ye gazeteci olarak gitti ve dönüşünde seyahat deneyimlerini konferanslarda anlattı. Güçlü sahne kişiliği, hazırladığı konuşmalar ve kendine özgü anlatımı sayesinde yazarlığının yanında dönemin en tanınmış konuşmacılarından biri hâline geldi.

1867’de Avrupa ve Orta Doğu’ya yapılan Quaker City yolculuğuna katıldı. Gezi sırasında kaleme aldığı yazıları 1869’da The Innocents Abroad adıyla kitaplaştırdı. Eserde Amerikalı turistlerin Avrupa ve kutsal kabul edilen coğrafyalar karşısındaki davranışlarını, kültürel önyargılarını ve beklentilerini hicvetti.

1870’te Olivia Langdon ile evlendi. Çift önce Buffalo’ya, ardından Hartford’a yerleşti. Twain, Hartford’da geçirdiği yıllarda edebiyatının en önemli eserlerini kaleme aldı. Olivia, Twain’in yazılarını okuyan, eleştiren ve çalışma hayatını yakından izleyen başlıca kişilerden biri oldu.

Roughing It 1872’de yayımlandı. Nevada, California ve Hawaii yıllarından hareket eden kitap; anı, gezi yazısı, mizah, abartı ve kurmacayı birleştirdi. Charles Dudley Warner ile yazdığı The Gilded Age 1873’te yayımlandı ve siyasal yolsuzluk, spekülasyon ve kolay zenginleşme arzusunu eleştirdi. Kitabın adı daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin gösterişli fakat eşitsizliklerle dolu bir dönemini tanımlamak için kullanılmaya başlandı.

Tom Sawyer’ın Maceraları 1876’da yayımlandı. Hannibal’dan izler taşıyan St. Petersburg adlı Mississippi kasabasında geçen roman; çocukluk, arkadaşlık, oyun, korku, suç ve yetişkin dünyasının ikiyüzlülüğü çevresinde gelişti. Tom Sawyer’ın kural tanımazlığı ve hayal gücü, toplumsal disiplinle bireysel özgürlük arasındaki çatışmayı görünür kıldı.

Prens ve Dilenci 1881’de yayımlandı. Aynı gün doğmuş ve birbirlerine benzeyen bir prens ile yoksul çocuğun yer değiştirmesini konu alan roman, sınıfsal eşitsizliği, adalet sistemini ve iktidarın sıradan insanların hayatından ne kadar uzaklaşabileceğini inceledi.

Mississippi’de Yaşam 1883’te yayımlandı. Twain bu eserinde nehir pilotluğu anılarını, Mississippi’nin ekonomik ve kültürel önemini ve İç Savaş sonrasında değişen nehir şehirlerini anlattı. Nehir, hem kişisel geçmişinin hem de Amerikan toplumunun dönüşümünün simgesine dönüştü.

Huckleberry Finn’in Maceraları önce 1884’te Birleşik Krallık’ta, ardından 1885’te Amerika Birleşik Devletleri’nde yayımlandı. Roman, şiddet uygulayan babasından kaçan Huck ile kölelikten kurtulmaya çalışan Jim’in Mississippi üzerindeki yolculuğunu anlatır.

Huck’ın gündelik konuşma diliyle kurulan anlatısı, standart edebî İngilizceden bilinçli biçimde ayrılır. Huck’ın öğrendiği toplumsal ve dinsel kurallarla Jim’e karşı geliştirdiği kişisel bağlılık arasındaki çatışma; kölelik, ırkçılık, vicdan ve bireysel karar sorunlarını romanın merkezine yerleştirir.

Kral Arthur’un Sarayında Connecticutlı Bir Yankee 1889’da yayımlandı. Modern teknoloji bilgisine sahip Amerikalı bir karakterin Orta Çağ İngiltere’sine gitmesini konu alan eser, feodal düzeni ve dinsel otoriteyi eleştirirken teknolojik ilerleme ile güç kullanımı arasındaki tehlikeli ilişkiyi de sorguladı.

Aptal Wilson 1894’te yayımlandı. Bebekken kimlikleri değiştirilen iki çocuğun hikâyesinden hareket eden roman; ırkın biyolojik bir gerçeklikten çok hukuk, soy kaydı ve toplumsal sınıflandırmalar tarafından oluşturulan bir kimlik olduğunu gösterdi. Parmak izi, kalıtım, suç ve toplumsal önyargı romanın başlıca unsurları arasında yer aldı.

Twain, kitap yayıncılığına ve yeni teknolojilere önemli miktarda para yatırdı. Özellikle Paige dizgi makinesine yaptığı başarısız yatırım ve yayınevinin mali sorunları sonucunda 1894’te iflas etti. Yasal olarak bütün borçlarını ödeme zorunluluğu bulunmamasına rağmen dünya çapında konferanslar vererek alacaklılarına ödeme yapmaya çalıştı.

1895-1896 yıllarındaki dünya gezisi sırasında Avustralya, Yeni Zelanda, Hindistan, Seylan ve Güney Afrika’da konferanslar verdi. Bu deneyimlerini Following the Equator adlı kitabında topladı. Eserde sömürgecilik, ırksal üstünlük iddiaları ve Avrupa devletlerinin başka toplumlar üzerindeki hâkimiyeti eleştirildi.

1890’lardan itibaren ailesinde yaşanan ölümler ve hastalıklar yazılarının tonunu kararttı. Kızı Susy’yi 1896’da, eşi Olivia’yı 1904’te ve kızı Jean’i 1909’da kaybetti. Geç dönem metinlerinde ölüm, insan bencilliği, dinî kurumlar, savaş ve uygarlık iddiaları daha sert bir hicivle işlendi.

Âdem’in Güncesinden Seçmeler ilk olarak 1893’te yayımlandı ve 1904’te resimli bir kitap hâline getirildi. Anlatıda Âdem, Havva’yı sürekli konuşan, her şeye ad veren ve huzurunu bozan yeni bir varlık olarak gözlemler. Başlangıçtaki şaşkınlık ve rahatsızlık, zamanla bağlılık ve sevgiye dönüşür.

Havva’nın Güncesi 1906’da yayımlandı. Havva dünyayı merakla inceleyen, hayvanlara ve bitkilere isimler veren, güzelliği fark eden ve Âdem’le iletişim kurmaya çalışan bir anlatıcıdır. Âdem’in pratik ve mesafeli bakışıyla Havva’nın meraklı ve duygusal yaklaşımı birbirini tamamlayan iki farklı günlük oluşturur.

Türkçede Âdem ile Havva’nın Güncesi adıyla bir araya getirilen bu metinler, yaratılış anlatısını gündelik hayatın küçük anlaşmazlıkları üzerinden yeniden kurar. İsim verme, dil, merak, kadın-erkek ilişkileri, ev hayatı, yalnızlık ve sevgi; kutsal anlatının görkeminden çıkarılarak ilk çiftin insani deneyimlerine dönüştürülür.

Twain, Âdem ile Havva’yı değişmeyen simgeler olarak değil, birbirlerini anlamayı zaman içinde öğrenen iki anlatı kişisi olarak ele alır. Metinlerin mizahı dönemin kadın ve erkek kalıplarından yararlanır; ancak son bölümde evlilik, ortak hayat ve kayıp çevresinde duygusal bir yoğunluğa ulaşır.

İnsan Nedir? adlı felsefi diyaloğu 1906’da özel olarak bastırdı. Metinde insan davranışlarının özgür iradeden mi, eğitimden mi, çevreden mi ve kişisel çıkarlardan mı kaynaklandığını tartıştı. Savaş Duası, Dünyadan Mektuplar ve Gizemli Yabancı çevresindeki metinleri din, savaş, insan doğası ve ahlaki ikiyüzlülük üzerine geliştirdiği karanlık hicvin örnekleri oldu.

İspanya-Amerika Savaşı ve Filipinler’in işgali döneminde Amerikan yayılmacılığına karşı çıktı. Amerikan Anti-Emperyalist Birliğine katıldı ve başka toplumların özgürleştirilme söylemiyle yönetim altına alınmasını eleştiren yazılar kaleme aldı.

1906’dan itibaren yaşamını doğrusal bir sıraya bağlı kalmadan anlattığı otobiyografik konuşmalarını yazdırdı. Hatıraları, geçmiş olayların yanında güncel düşünceler, kişisel hesaplaşmalar ve toplumsal yorumlarla iç içe geçti. Bu metinler ölümünden sonra farklı biçimlerde yayımlandı ve daha sonra bilimsel bir edisyon hâlinde düzenlendi.

Mark Twain, 21 Nisan 1910’da Connecticut eyaletinin Redding kasabasındaki Stormfield adlı evinde öldü. Yerel konuşma dilini edebî anlatının merkezine taşıması, Amerikan toplumunun ırk, sınıf, din, siyaset ve ilerleme hakkındaki çelişkilerini mizahla görünür kılması, onu Amerikan edebiyatının temel yazarlarından biri hâline getirdi.

#MarkTwain #AmerikanEdebiyatı #AdemİleHavvanınGüncesi #HuckleberryFinn #TomSawyer #Roman #Öykü #Mizah #Hiciv #GeziEdebiyatı #Mississippi #ToplumsalEleştiri